Yerel Ve Dünyaca Tanınmış Markaların Korunması

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini, başka işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan işarettir. Markalar, mal ve hizmeti işletmeye özgüleyerek, başka ürünlerle karıştırılmamasını sağlar. Kimi markalar hitap ettiği çevre, tanıtım politikası, geniş ürün yelpazesi gibi çeşitli sebeplerle tanınırlığını artırarak ekonomik değerini yükseltir. Bu durum, üçüncü kişiler tarafından suiistimal edilmeye oldukça açıktır. Başka markaların tanınmışlığından, başarısından faydalanarak haksız kazanç sağlamaya çalışılması oldukça sık rastlanılan bir durumdur. Mevzuatımızda ve uluslararası düzenlemelerde, bu durumu engellemek amacıyla çeşitli önlemler alınmıştır. Bu makalede tanınmış markalar kavramı ve tanınmış markaların korunma yöntemlerinden bahsedilecek, ayrıca dünyaca tanınmış markaların 556 sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname (“MarKHK”) kapsamındaki tescilsiz tekel hakkına değinilecektir.

Tanınmış Marka Kavramı

Tanınmışlık, her somut olayda kendini farklı gösteren bir olgudur. Bu nedenle tanınmış marka kavramının tanımı, uluslararası alanda olduğu gibi, Türk markalar mevzuatında da yapılmamış, mahkeme içtihatlarına ve öğretiye bırakılmıştır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (“WIPO”) bu konuya açıklık getirmek amacıyla A/34/13 numaralı tavsiye kararını hazırlamış ve bir markanın tanınmış olup olmadığının nasıl tespit edileceğine dair kıstaslar belirlemekle yetinmiştir. Kıstaslar Yargıtay tarafından da benimsenmiştir. Bu doğrultuda Yargıtay’ın birçok kararında tanınmış marka, “bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayrımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tanımlanmıştır[1].

Anılı tavsiye kararı ve Yargıtay içtihatı çerçevesinde Türk Patent Enstitüsü (“TPE”) tanınmış markanın tespiti konusunda çeşitli kriterler geliştirmiş, 17 kıstastan oluşan Markaların Tanınmışlık Düzeyi ile İlgili Uygulama Esaslarını internet sitesinde yayınlamıştır[2]. Tüm bu belirlemeler doğrultusunda, tanınmış markadan söz edilebilmesi için toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, tanınmışlık zamanı, marka promosyonlarının hedef aldığı alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, süresiz bir koruma sağlamamakla birlikte markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları ve markanın ekonomik değeri konuları araştırılmakta, daha önce de dile getirildiği gibi her somut olay ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulmaktadır.

Tanınmış Markaların Tescil Aşamasında Korunması

Tanınmış markalar elbette ki MarKHK’nın genel kuralları çerçevesinde korunmaktadır. Bu kapsamda, yeni yapılan başvuruların tescilli markaların haklarını zedeleyip zedelemediği MarKHK m. 7’de yer alan mutlak red sebepleri bakımından resen ve m. 8’de yer alan nispi red sebepleri bakımından itiraz üzerine TPE tarafından incelenir.

TPE bu incelemeyi, marka uzmanlarından oluşan inceleme komisyonları aracılığıyla yapar. MarKHK m. 7’de sayılan mutlak red sebeplerinin varlığını tespit etmesi halinde kendiliğinden başvuruyu reddeder. Örneğin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan bir işarete dair olan başvuruyu kabul etmez. TPE, mutlak red sebebi bulamaz ise, başvuruyu yayınlar. Yayından itibaren 3 ay içinde, daha önce markasını tescil ettirmiş ya da tescil başvurusunda bulunmuş kişiler, haklarının m. 8’de sayılan nispi red nedenleri kapsamında ihlal edildiğini ileri sürerek, ilan edilen başvuruya itiraz edebilirler.

İtiraz prosedürü MarKHK m. 35, 36’da ve m. 47 – 53 arasında düzenlenmektedir. İtirazların kabul edilmesi halinde, ilgili markanın tescil başvurusu reddedilir, tescilli marka sahiplerinin hakları korunmuş olur.

MarKHK uyarınca markalar, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış başka bir marka ile aynı veya benzeri olsa bile, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilmektedir. Bu düzenlemenin istisnası m. 8/4 uyarınca tanınmış markalarda kendini göstermektedir. Yukarıdaki düzenlemelerin yanı sıra tanınmış marka sahipleri, toplumdaki ulaştığı tanınmışlık düzeyi sayesinde i) tescil için başvuran markanın haksız bir yarar sağlayabileceğini, ii) başvuru sebebiyle markasının itibarının zarar görebileceğini veya iii) tescil başvurusu yapan markanın, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ileri sürerek ve ispatlayarak farklı bir mal veya hizmette kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tesciline itiraz edebilmektedir. Görüldüğü üzere, tescil başvurusu yapan markanın, tanınmış marka ile aynı ya da benzer olması tek başına tanınmış marka sahibine itiraz hakkı vermemektedir. İtirazın kabul edilip, tescilin engellenebilmesi için yukarıda sayılan koşullardan herhangi birinin varlığı gerekir[3].

Tanınmış Markaların Tescilden Doğan Hakları

Normal markalarda olduğu gibi elbette, tanınmış markalar da, marka haklarına tecavüz edilmesi halinde MarKHK m. 61 ve devamında sayılan yaptırımların ve tedbirlerin uygulanmasını talep edebilmektedirler[4]. Ancak özellikle belirtilmelidir ki, anılı maddelerdeki yaptırımlardan ancak Türkiye’de tescilli marka sahipleri yararlanabilmektedir ve aynı sınıfa dahil markalar arasında koruma sağlar. Bu düzenlemelerden farklı olarak tanınmış markalar için m. 9/1/c düzenlenmiştir. M. 8/4’de düzenlenen istisnanın tamamlayıcısı olan bu hüküm sayesinde, tanınmış marka ile aynı veya benzer olan ve tanınmış markanın dahil olduğu mal ve/veya hizmet sınıfına dahil olmayan bir markanın, tanınmış markaya yukarıdaki i, ii veya iii’de sayılan eylemler kapsamında zarar vermesi halinde tanınmış marka sahibi bu eyleme müdahale edebilmektedir. Bu durumda tanınmış marka sahibi m. 9/2’de sayılan eylemlerin yasaklanmasını talep edebilmektedir.

Ayrıca gerek Türkiye’de tescilli tanınmış ya da tanınmamış marka sahipleri, gerek aşağıda açıklayacak olduğumuz dünyaca tanınmış ancak Türkiye’de tescil edilmemiş markaların sahipleri, MarKHK m. 42 uyarınca hükümsüzlük davası açma hakkını haizdirler. MarKHK m 7 ve 8’deki nedenlerin de sayıldığı bu hükümsüzlük hallerinin varlığına rağmen tanınmış marka ile ayniyet gösteren bir marka her nasılsa tescil edilmiş ise, tanınmış marka sahibinin yetkili mahkemeye başvurması halinde o markanın hükümsüz olduğuna karar verilebilmektedir.

Dünyaca Tanınmış Markaların MarKHK Nezdinde Korunması

MarKHK ile sağlanan koruma her ne kadar tescil yoluyla elde edilse de, m. 7/ı bu düzenlemeye bir istisna getirmektedir. Madde uyarınca sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesinde (“Paris 1.mük.6”) sayılan tanınmış markalar ile ayniyet gösteren başvurular tescil edilememektedir. Bu sayede, dünyaca tanınmış markalara tescilsiz tekel hakkı tanınmaktadır. Bu kapsamda TPE inceleme komisyonlarının kendi veri tabanı üzerinden gerçekleştirdiği inceleme sonucunda, Türkiye’de bilinen dünyaca tanınmış markalar ile ayniyet gösteren yerli marka başvurularını, tanınmış marka Türkiye’de tescilli olmasa bile mutlak red sebebinin varlığı nedeniyle tescil etmemektedir.

Paris 1.mük.6, Birlik Ülkelerinin aynı veya benzer ürünlerde kullanıldığı herkesçe bilindiği iddia edilen bir markanın karışıklığa meydan verebilecek surette taklidini yapan bir markanın tescilini ret veya hükümsüz kılmayı taahhüt edeceğini düzenlemektedir. Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (“TRIPS”) m. 16/3, Paris 1.mük.6 maddesini değiştirerek, maddenin markanın tescil edildiği mal veya hizmetlere benzemeyen mal veya hizmetlere de uygulanacağını belirlemiş, markanın farklı mal veya hizmetlerle ilgili kullanımının engellenmesi için, bu mal veya hizmetlerle tescilli markanın sahibi arasında bir bağlantı olduğunu göstermesi ve bu kullanım şekli nedeniyle tescilli marka sahibinin menfaatlerinin zarar görme olasılığını aramıştır.

Mevzuatımızda bu düzenleme yukarıda anlatılan mutlak (Paris 1.mük.6) ve nispi (TRIPS m.16/3) red sebepleri olarak iki farklı maddede kendini göstermektedir. Bu durum, doktrinde farklı yorumlara ve uygulamada çelişkili kararlar verilmesine neden olmaktadır. Bir görüş TRIPS 16/3’ün Paris 1.mük.6 maddesini değiştirdiği için mutlak red sebebi incelemesinin farklı sınıfları da kapsaması gerektiğini savunurken, diğer bir görüş, mutlak red sebebi kapsamını Paris 1.mük.6. maddesindeki gibi aynı veya benzer sınıflarla sınırlı tutarak, farklı sınıflardaki ayniyet incelemesinin nispi red sebebi kapsamında itiraz üzerine yapılması gerektiğini belirtmektedir. Uygulamada ise TPE, mutlak red sebebi olarak sadece aynı veya benzer mal veya hizmet sınıfı kapsamında inceleme yapmakta, ayniyet bulunmadığı takdirde tescil başvurusunu yayınlamaktadır.

Sonuç

Markalaşmak, mal ve hizmetlerin kalitesinin sabitlenmesini, tüketicinin güveninin kazanılmasını sağlar. Bunun getirisi olarak daha fazla kazanç elde edilir, tanınmışlık artar. Bin bir emekle inşa edilen bir itibardan, sürece hiçbir katkısı olmayan üçüncü kişilerin haksız yere kazanç sağlaması kabul edilemez. Yukarıda açıklanan düzenlemeler bir yandan markanın itibarından yararlanılarak haksız avantaj sağlanmasını, öte yandan markanın kalite standardına ve itibarına zarar verilmesini önleyerek gerek yerel gerek uluslararası alanda fikri mülkiyet haklarının korunduğu bir sistem oluşturulmasını amaçlamaktadır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için, TPE’nin çok titiz davranması, tanınmış marka sahiplerinin de haklarından haberdar olması ve olası bir durumda hemen harekete geçmesi gerekmektedir.



[1] Ayrıntılı bilgi için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.9.2005 tarihli, 2005/11-476 E. 2005/483 K. sayılı kararı.

[2] Markaların Tanınmışlık Düzeyi ile İlgili Uygulama Esaslarına ulaşmak için bkz. http://www.tpe.gov.tr/TurkPatentEnstitusu/resources/temp/14FB57CE-E638-4606-A282-3CF89431CE1D.pdf (erişim tarihi: 27.03.2015).

[3] Ayrıntılı bilgi için bkz. Yargıtay 11. HD, 18.06.2008 tarihli 2007/5927 E., 2007/9302 K sayılı kararı

[4] Ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.erdem-erdem.com/articles/marka-hakkina-tecavuz-halleri/ (erişim tarihi: 25.03.2015).