Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Yönetim Kurulunun Yetki Devri

Mayıs 2014

Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) yönetim kurulunun yetkileri ve sorumluluğu başta olmak üzere mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan (“ETK”) önemli ölçüde sapar. TTK yönetim kurulunun görev ve yetkileri ile görevini yapma şekline ilişkin önemli yenilikler getirir. Devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri belirler. Şirketin üst yönetimi ile şirketin idaresinin birbirinden ayrılması, yetkilerin devri açısından önemli değişiklikler ve yenilikler getirilir. Yönetim kurulu şirketin işletme konusunu gerçekleştirilmesi için her konuda karar alabilir.

Mart 2011 tarihli yazıda TTK’nın yönetim kuruluna ilişkin önemli değişiklikleri ele alınmıştır[2]. Bu makalede ise, yönetim kurulunun görev ve yetkileri ile bu yetkilerin devri incelenir.

Devredilemez Görev ve Yetkiler

Genel Olarak

ETK döneminde anonim şirket organlarının yetkileri, hangi görevlerin genel kurula veya yönetim kuruluna verildiği ve hangi görev ve yetkilerin devrinin mümkün olduğu tartışmalıydı. Bu sorunu çözmek üzere kanun koyucu hem genel kurul hem de yönetim kurulu için devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri düzenledi. Ayrıca TTK m. 374, yönetim kurulunun, kanun ve esas sözleşmenin genel kurulun yetkisine bıraktığı konular dışında şirketin işletme konusunu gerçekleştirmesi için gerekli her iş hakkında karar almaya yetkili, yani şirketin genel yetkili organı olduğunu belirtir. Genel kurulun egemenliği uygulaması terkedildi.

TTK, m. 375 yönetim kurulunun devredilmez görev ve yetkilerini düzenler. Maddede şirketin üst düzey yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi, yönetim teşkilatının belirlenmesi, finansal planlama için bir düzen kurulması, müdür ve imza yetkililerinin atanması veya bunların görevden alınması, yönetimin üst gözetimi, defterlerin tutulması, faaliyet raporları gibi görevler de ele alınır. ETK ile paralel olarak genel kurul kararlarının yürütülmesi ve borca batıklık durumunda mahkemeye bildirim de yönetim kurulunun devredilemeyen görev ve yetkileri arasındadır. Bu görev ve nitelikler, esas sözleşme veya kurul kararı ile başka bir organa, komiteye veya kurula devredilemez veya üçüncü kişilere delege edilemez.

Ancak yönetim kurulunun devredilemez yetkileri bu madde ile sınırlı değildir, kanunun çeşitli maddelerine serpiştirilmiş ve sadece yönetim kurulunun yapabileceği farklı işler de vardır. Örneğin TTK m. 368’de düzenlenen yönetim kurulunun ticari mümessil ve ticari vekil atama yetkisi de, m. 375/1(d) bendinde müdür ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkililerinin atama ve görevden alınmalarının devredilemez görev ve yetkiler arasında olması nedeniyle, devredilemez nitelikte kabul edilmelidir.

Bunun dışında birleşme işleminde birleşme sözleşmesinin hazırlanması (m. 145) genel kurul toplantı gündeminin hazırlanması ve genel kurulun toplantıya çağrılması (m. 410), yıllık faaliyet raporunun hazırlanarak şirket gelirlerinin hangi alanlarda kullanılmasına ilişkin genel kurula teklif sunulması (m. 516), gerekli olması halinde esas sözleşme değişiklikleri için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı izinlerinin alınması (m. 435), nama yazılı pay devrine izin verilmesi veya izinden imtina edilmesi de yönetim kurulunun görev ve yetkilerindendir. Esas sözleşme ve genel kurul kararları ile başkaca devredilemez yetkiler de öngörülebilir.

Üst Düzey Yönetim ve İmza Yetkilileri

Yönetim kurulunun devredilemez görevleri arasında bulunan üst düzey yönetimin ve müdürler ile imza yetkililerinin atanması konusu özellikle önemlidir. Bu iki yetki genel olarak işletme stratejisinin belirlenmesi ve uygulanması için talimatların verilmesini kapsar.

Üst düzey yöneticilerin seçilmesi münhasıran yönetim kurulunun yetkisindedir; ancak üst düzey yönetimin daha altında yer alan kademelere yapılacak atamalar yönetime devredilebilir. Kanun, üst düzey yönetim kavramını kullanarak, şirketin üst düzey sayılmayan günlük işlerinin yürütülmesinin yönetim kurulunun öncelikli işi olmadığını da vurgular.

Ancak, imza yetkisi tanınan müdürlerin bizzat yönetim kurulu tarafından atanması ile ilgili TTK m. 375/1(d)’nin “müdür ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları” ifadesine göre, bu devredilemez yetki yalnızca üst düzey imza yetkililerini kapsamaz. Bu maddeye göre imza yetkisi olan kişileri belirleme, yönetim kurulunun delege edebileceği bir yetki değildir.

Müdürler ve imzaya yetkili kişilerin ne kadar geniş yorumlanması gerektiği öğretide tartışmalıdır. Özellikle büyük şirketlerin (örneğin çok sayıda şubesi olan bir bankanın) yönetim kurulunun, her kademedeki görevden alınan, istifa eden ve başka sebeplerle imza yetkisi alınan kişileri ve bunların yerine atanan kişileri kurul olarak belirlemesi önemli bir iş yüküne neden olur. Mahkemelerin bu ifadenin kapsamını dar veya geniş yorumlaması, uygulamada yönetim kurulunun yetkilerini ne ölçüde delege edebileceğini belirleyecektir. Mehaz düzenlemenin bulunduğu İsviçre hukukunda uygulamada bu ifade üst düzey yönetim ile sınırlı olarak anlaşılır. Türk hukukunda da, bu hüküm amaca uygun olarak dar yorumlanabilir.

Görev Dağılımı

TTK, ETK’dan farklı olarak, yönetim kurulunun yönetim ve temsil yetkisi ile bu yetkilerin devrini ayrı maddelerde düzenler ve gerek kurul içi görev dağılımı gerekse kurul üyelerine veya üçüncü kişilere delegasyona ilişkin önemli yenilikler getirir. Getirilen düzenlemeler ile yönetim kurulu, kendi organizasyon ve yönetimini, görev ve yetki dağılımını belirleyebilir, gerekirse komiteler kurabilir.

Başkan ve Başkan Vekili

TTK m. 366/1 uyarınca yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından bir başkan ve en az bir başkan vekili seçer. Böylelikle TTK birden fazla başkan vekili seçilmesine olanak sağlar.

Komite ve Komisyonlar

Yönetim kurulu, işlerin gidişini izlemek için üyelerinin de içinde bulunabileceği komite ve komisyonlar kurabilir (m. 366/2). Örneğin, TTK’nın iç denetimi kaldırmasına rağmen, anonim şirkette iç denetimin yapılması istenirse bu amaçla komite veya komisyon kurulması öngörülebilir. Kurumsal yönetim açısından önemli olan bu imkân uyarınca, icra komiteleri, geçici komisyonlar kurabilir. Komite veya komisyonların oluşturulması tamamen yönetim kurulunun takdirindedir, ancak TTK m. 378 uyarınca, borsada işlem gören şirketlerin riskin erken teşhisi komitesi kurması zorunludur.

Kurulacak komiteler yönetim kurulu üyelerinden oluşabilir, ancak bu bir zorunluluk değildir.

Komisyon oluşturulması, yönetim yetkilerinin üyeler arasında bölünmesi veya devrinden farklıdır. Komite ve komisyonlar yönetim kurulunun karar alma sürecine destek olacak bir yapı oluşturur. Dolayısıyla yetki devrinden farklı olarak, komite kurulabilmesi için esas sözleşmede hüküm olması gerekmez.

Yönetim Kurulu Yetkilerinin Devri

Yönetim Yetkisi

Yönetim yetkisi, şirketin yönetim kurulunun belirlediği politikalara göre idare edilmesi ve işletilmesidir. Yönetim yetkisi şirketin iç ilişkilerini ilgilendirir. Yönetim yetkisi, devredilmediği sürece, tüm yönetim kurulu üyelerine aittir ve yönetim kurulu (tek üyeden oluşsa dahi) yönetim görev ve yetkisini kurul olarak yerine getirir.

Yönetim kurulu, TTK m. 367 uyarınca (yukarıda incelenen devredilemez yetkileri haricinde) şirketin yönetimini bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere delege edebilir. Burada sözü edilen devir, organsal işlevin devridir.

Yönetim kurulu dilerse devredebileceği yönetim yetkilerini tamamen delege ederek yürütme yetkisi olmayan ve gözetim organı haline gelen bir kurul olabilir. Böylelikle, anonim şirketlerin yetkilerin devredildiği uzman yöneticiler tarafından yönetilmesi ve şirketlerin kendilerine en uygun yönetim yapısını seçmeleri mümkün hale gelir.

Yönetim yetkisinin devredilebilmesinin ilk koşulu esas sözleşmede buna ilişkin hüküm bulunmasıdır. Yalnızca yetki devrine ilişkin genel kurul kararı alınması yeterli değildir. Yönetim kurulu bu esas sözleşme hükmüne dayanarak yönetim yetkisinin devrine ilişkin bir iç yönerge hazırlayarak yetkisini devredebilir. İç yönerge şirketin yönetimini ve yönetimin nasıl bölüneceğini, devredileceğini, görevleri, görev tanımları ve yerlerini, kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri gereğine uygun biçimde düzenlemelidir.

Temsil Yetkisi

Temsil yetkisi, yönetim yetkisinin aksine, şirketin üçüncü kişilerle olan (dış) ilişkisini ilgilendirir. Bu nedenle temsil yetkisinin bölünmesi ve sınırlandırılması açısından, kanunda yönetim yetkisine nazaran, daha az serbesti tanınır.

Yönetim kurulu temsil yetkisini de bir veya daha fazla yönetim kurulu üyesine veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. TTK m. 370/2 uyarınca en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil ve ilzama yetkili olması gerekir.

Yönetim yetkisinin devrini düzenleyen m. 367 sadece yönetim yetkisinin devrine ilişkin bir düzenleme getirir ve m. 370, temsil yetkisinin devri için esas sözleşmede hüküm bulunması ve iç yönerge hazırlanması zorunluluğunu aramaz. Bununla beraber, öğretide bu maddenin yönetim yetkisinin devrine ilişkin şartları düzenleyen m. 367 ile birlikte değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışmalıdır. Bu tartışmadan bağımsız olarak, uygulamada yönetim ve temsil yetkisi çoğu zaman birlikte bulunur ve birlikte devredilir.

Sonuç

TTK, yönetim kurulunun yetkilerini, hangi yetkilerin devredilemez yetkiler olduğunu açıkça düzenler. Organlar arası görev dağılımının açıkça düzenlemesi TTK’nın getirdiği önemli bir yeniliktir.

Bununla beraber devredilemeyen yetkilerin kapsamı tartışmalıdır. Özellikle imza yetkilileri ile müdürler ve aynı işleve sahip kişilerin atanmasının devredilemeyen yetkiler arasında sayılması uygulamada ciddi sorunlara yol açabilir. Zira üst düzey yönetimin dışında kalan her bir imza yetkilisinin atanma ve görevden alınması, yönetim kurulunun iş yükünü önemli ölçüde artırır.

TTK, önemli bir başka yenilik getirerek, yetki devrinin nasıl yapılabileceğini düzenler. Buna göre, yönetim yetkisinin devri için esas sözleşmede devri mümkün sayan bir hükmün bulunması ve yönetim kurulunun yetki devrine ilişkin esasları belirleyen bir iç yönerge hazırlaması gerekir. Uygulamada yönetim ve temsil yetkisi çoğu zaman birlikte bulunsa da, temsil yetkisinin devri ayrı bir maddede incelenir. Söz konusu TTK m. 370, esas sözleşme hükmü bulunması veya iç yönergeyi aramaz.



[1] 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2] Ercüment Erdem, Anonim Şirketlerin Yönetim Kurulunda Değişiklikler, http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/anonim-sirketlerin-yonetim-kurulunda-degisiklikler/ (erişim tarihi 3 Haziran 2014).