Güncel Kararlar Işığında Rekabet Kurumu Yerinde İncelemeleri Sırasında Veri Silinmesinin Değerlendirilmesi
Giriş
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu (“Kurul”), görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli gördüğü hâllerde teşebbüslerin işyerlerinde yerinde inceleme yapmaya yetkilidir. Bu kapsamda Kurul, teşebbüslerin fiziki ve elektronik ortamda muhafaza ettikleri her türlü bilgi ve belgeyi, bilgi sistemleri dâhil olmak üzere inceleyebilir.
Kurul’un bu yetkilerinin dijital cihazlardaki kullanımına ilişkin detaylar “Yerinde İncelemelerde Dijital Verilerin İncelenmesine İlişkin Kılavuz” (“Kılavuz”) ile belirlenmektedir. Kılavuz kapsamında yerinde incelemelerde çalışanların bilgisayar ve mobil cihazları üzerinde inceleme gerçekleştirilebilmektedir. Bu bağlamda ilgili incelemeler hem teşebbüsler hem de çalışanlar açısından ciddi endişelere yol açmaktadır. Bu endişeler, özellikle çalışanlara şirket tarafından tahsis edilmiş cihazların bulunmadığı veya kişisel cihazların iş amaçlı iletişim için kullanıldığı durumlarda daha da belirgin hâle gelmektedir; zira bu tür cihazlar da yerinde inceleme kapsamına girebilmektedir.
Yerinde incelemeye ilişkin bu kaygı, çalışanların panikleyerek belge veya özellikle özel yazışmaları silmelerine neden olabilmektedir. Ancak Kurul’un yerleşik karar pratiğine göre, yerinde inceleme sırasında veri silinmesi, silinen verinin niteliği veya içeriği, silme işleminin amacı ya da verinin sonradan geri getirilip getirilmediğinden bağımsız olarak, incelemeyi engelleyen veya zorlaştıran bir davranış olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, teşebbüsler yalnızca veri silinmesi 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca yıllık cirolarının %0,5’i oranında idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.
Bununla birlikte, Kurul son dönemde, yerleşik katı uygulamalarına kıyasla nispeten daha detaylı analizler içeren bir yaklaşım sergilediği gözlemlenen birkaç önemli karar vermiştir. Bu bağlamda, bu makale öncelikle Kurul’un yerinde incelemeler sırasındaki veri silme davranışına ilişkin yerleşik yaklaşımını ortaya koymakta ve ardından son dönemdeki bazı kararlarındaki önemli nüansları incelemektedir.
Kurul’un Yerinde İncelemelere İlişkin Yerleşik Yaklaşımına Örnekler
Kurul, tarihsel olarak yerinde incelemelerin etkin şekilde yürütülmesini engelleyebilecek veya uzmanlar açısından zorluk yaratabilecek her türlü davranışa karşı son derece katı bir yaptırım yaklaşımı benimsemektedir. Kurul, bu tür vakaları büyük bir hassasiyetle ele almakta ve çoğu durumda yaptırım uygulamaktadır. Bu kapsamda, Kurul’un belirli fiilleri ihlal olarak nitelendirdiği bazı kararlar aşağıda örnekleyici nitelikte sunulmaktadır.
Kurul’un Balparmak Kararı[1], teşebbüs çalışanlarının yerinde inceleme başladıktan sonra bazı e-postaları sildiği tespitine ilişkindir. Silinen verilerin bir kısmı sonradan geri getirilerek incelenmiş olsa da Kurul, bu durumun söz konusu davranışın incelemeyi engelleyici veya zorlaştırıcı niteliğini ortadan kaldırmadığını değerlendirmiştir. Kurul, aksi yöndeki bir yaklaşımın, silme işleminin tespit edilemediği durumlarda teşebbüslerin ödüllendirilmesi sonucunu doğuracağını belirtmiştir.
Benzer şekilde, Tahsildaroğlu Kararı[2] kapsamında, çalışanların yerinde incelemenin başlamasının ardından veri sildiği belirlenmiştir. Silinen verilerin bir kısmı geri getirilmiş olmasına rağmen Kurul, bu silme işlemini delil gizleme niyetiyle gerçekleştirildiğini değerlendirmiş ve verilerin geri getirilebilmiş olmasının incelemenin engellenmesi veya zorlaştırılması sonucunu ortadan kaldırmadığına hükmetmiştir.
Birbirine benzer nitelikteki bu iki kararda da Kurul, ilgili teşebbüsler hakkında idari para cezası uygulamıştır. Anılan kararlar, Kurul’un yerinde incelemeler sırasında veri silinmesine ilişkin genel yaklaşımını ve yerleşik uygulamasını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Samsung ve Balsu Kararları
Kurul’un yerleşik uygulamasının aksine, Balsu Kararı[3] ve Samsung Kararı[4] kararlarında farklı bir yaklaşım benimsediği görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, Kurul’un geleneksel yaklaşımı, veri silinmesini, niyet veya içerikten bağımsız olarak, başlı başına engelleyici bir davranış olarak kabul etmektedir. Ancak bu iki karar, söz konusu yaklaşım çizgisinden ayrılmaktadır.
Balsu Kararı’nda, yerinde incelemenin başlamasından sonra yaklaşık 1.500 e-posta teşebbüs çalışanları tarafından silinmiştir. Uzmanlar silinen verileri tespit ederek geri getirmiş, e-postaları incelemiş ve herhangi bir ihlal bulgusuna rastlamamıştır.
Kurul, silinen e-postaların geri getirilebilmesi suretiyle veri bütünlüğünün korunduğunu ve yerinde incelemenin herhangi bir veri kaybı olmaksızın tamamlandığını vurgulamıştır. Ayrıca, geri getirilen verilerde ihlale ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmamış olmasının, silme işleminin incelemeyi engelleyici veya zorlaştırıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu gerekçelerle, Balsu hakkında herhangi bir idari para cezası uygulanmamıştır.
Benzer bir gerekçelendirme Samsung Kararı’nda da benimsenmiştir. Bu kararda, yerinde inceleme başladıktan sonra çalışanlar tarafından kullanılan “Knox Teams” adlı şirket içi mesajlaşma uygulamasındaki bazı mesajların silindiği tespit edilmiştir. Teşebbüs, mesajların sohbet gruplarından çıkılması hâlinde otomatik olarak silindiğini ve gruptan çıkan çalışanların yerinde incelemeden haberdar olmadığını ileri sürmüştür. Önemli olarak, silinen mesajların diğer çalışanların cihazları üzerinden erişilebilir olduğu ve raportörler tarafından incelendiği anlaşılmıştır.
Kurul, sohbet gruplarından çıkılması sonucunda gerçekleşen otomatik silme işleminin veri silme kastını ortaya koymadığını değerlendirmiştir. Ayrıca, mesajlara erişimin ve incelemenin mümkün olması ile içerikte herhangi bir ihlal bulgusunun bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu davranışın yerinde incelemeyi engelleyici veya zorlaştırıcı olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varmıştır. Bu doğrultuda ve Balsu Kararı ile uyumlu şekilde, idari para cezası uygulanmamıştır.
Bu yönüyle Balsu ve Samsung kararları, Kurul’un belirli ve istisnai durumlarda, veri silinmesinin her hâlükârda ihlal teşkil ettiği yönündeki katı yaklaşımından ayrılabildiğini; veri bütünlüğünün korunması, veriye erişilebilirlik ve silinen içeriklerde ihlale ilişkin bulgu bulunmaması gibi unsurları dikkate alabildiğini göstermektedir. Bu bağlamda, Kurul’un söz konusu kararlarında daha analiz temelli bir yaklaşım benimsediği söylenebilir.
Coca-Cola Kararı
Kurul’un güncel tarihli Coca-Cola Kararı[5], yerinde incelemenin başlamasından sonra çalışanlar tarafından WhatsApp mesajlarının silindiğini tespit etmiştir. Ayrıca bir çalışanın, “P.G.” olarak kayıtlı bir kişiyle yaptığı WhatsApp yazışmasında gönderdiği bir mesajı sildiği ve hemen ardından karşı tarafa, “Bu mesajı sildiğin görünüyor mu?” şeklinde soru yönelttiği; karşı tarafın ise “Evet, görünüyor” yanıtını vererek silme işlemini teyit ettiği belirlenmiştir.
Coca-Cola, silinen WhatsApp gruplarının aile üyeleri arasındaki özel yazışmalardan oluştuğunu ileri sürmüş ve inceleme sırasında bazı gruplara ait örnek mesajlar sunmuştur. Ancak ne çalışanlar ne de teşebbüs, silinen verileri veri bütünlüğünü koruyacak şekilde silinen verilerin tümünün geri getirilmesini sağlayamamıştır.
Yerinde incelemenin ardından Coca-Cola, Kurum’a sunduğu yazılı savunmasında, WhatsApp ve benzeri mesajlaşma uygulamalarının bilgi güvenliği politikaları kapsamında iş amaçlı kullanımının yasak olduğunu ve yapılan iç denetimlerde çoğu cihazda işle ilgili WhatsApp yazışmasına rastlanmadığını ileri sürmüştür. Silinen mesajların tamamen kişisel nitelikte olduğunu, grup isimlerinin de bu durumu yansıttığını ve “P.G.”nin Coca-Cola çalışanı olmadığını savunmuştur. Ayrıca, dört WhatsApp grubuna ve P.G. ile yapılan yazışmaya ilişkin olarak, diğer katılımcıların cihazlarından “sohbeti dışa aktar” fonksiyonu aracılığıyla elde edildiği iddia edilen kayıtların, arşivden geri getirilmesi yoluyla Kurul’a sunmuştur.
Kurul, sunulan yazışmaların özel hayata ilişkin olduğu izlenimi verdiğini kabul etmekle birlikte, bu materyallerin silinen sohbetlerin tamamını veri bütünlüğünü koruyacak şekilde ortaya koymadığını vurgulamıştır. Yerinde inceleme sırasında, Coca-Cola’nın sonradan sunduğu belgelerde yer almayan ek WhatsApp gruplarının tespit edildiği belirtilmiştir.
Bu nedenle Kurul, teşebbüsün silinen verilerin tamamını eksiksiz şekilde sunamadığı, yalnızca belirli gruplara ilişkin kısmi örnekler ibraz ettiği sonucuna varmıştır. Ayrıca, inceleme sırasında ve sonrasında, silinen verilerin yalnızca grup sohbetlerinden mi yoksa bireysel yazışmalardan mı oluştuğunun tespit edilemediğini belirtmiştir. Dolayısıyla, silinen verilerin münhasıran özel yazışmalardan ibaret olduğu kesin olarak ortaya konulamamıştır.
Bu gerekçelerle Kurul, veri silme işleminin yerinde incelemeyi engellediği veya zorlaştırdığına hükmetmiş ve Coca-Cola hakkında idari para cezası uygulamıştır.
Sonuç
Kurul’un yerinde incelemeler sırasında veri silinmesine ilişkin karar pratiği, gelişmekle birlikte temkinli bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Önceki içtihatlarda, incelemenin başlamasından sonra gerçekleştirilen her türlü veri silme işlemi, niyet, içerik veya geri getirilebilirlikten bağımsız olarak, başlı başına engelleyici bir davranış olarak kabul edilmiştir. Buna karşılık, Balsu ve Samsung kararları, veri bütünlüğünün korunması, veriye erişilebilirlik ve ihlale ilişkin bulgu bulunmaması gibi unsurların sınırlı ölçüde dikkate alınabildiğini göstermiş olsa da Coca-Cola Kararı, bu değerlendirmelerin oldukça dar bir çerçevede kaldığını teyit etmektedir.
Silinen verilerin veri bütünlüğünü koruyacak şekilde tam olarak geri getirilemediği veya silme işleminin münhasıran özel yazışmalara ilişkin olduğunun kesin biçimde ortaya konulamadığı durumlarda, Kurul katı yaklaşımını sürdürmekte ve yüksek tutarlı idari para cezaları uygulamaya devam etmektedir. Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Kurul’un yalnızca istisnai ve açıkça doğrulanabilir hâllerde esneklik gösterdiği; teşebbüsler ve çalışanların ise yerinde inceleme sırasında gerçekleştirilen her türlü veri silme işleminin yüksek bir risk taşıdığının farkında hareket etmeleri gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
- Kurul’un 02.03.2023 tarihli ve 23-12/180-56 sayılı kararı.
- Kurul’un 30.04.2025 tarihli ve 25-17/409-190 sayılı kararı.
- Kurul’un 17.08.2023 tarihli ve 23-39/727-250 sayılı kararı.
- Kurul’un 10.04.2025 tarihli ve 25-14/330-157 sayılı kararı.
- Kurul’un 20.11.2025 tarihli ve 25-43/1058-605 sayılı kararı.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
İş gücü piyasalarındaki rekabet hukuku uygulamaları, teşebbüslerin ve IK birimlerinin iş yapış şekillerini önemli ölçüde etkiledi. Rekabet Kurulu’nun (“Kurul”) yakın dönem kararlarında iş gücü piyasalarındaki endişelerin derinleştiğini görmekle birlikte, yürütülen sektörel…
11 Şubat 2026 tarihli “Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapıldı” başlıklı makalemizde de aktardığımız üzere Türk birleşme ve devralma kontrolü rejimi, Şubat 2026’da Rekabet Kurulu’nun İznine…
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kuruluna (Kurul) tanınan yerinde inceleme yetkisinin Anayasa’ya uygunluğu, bir kez daha Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) önüne taşındı. AYM, 17 Şubat 2026…
Birleşme ve devralma işlemleri, rekabet otoritelerinin yoğun şekilde denetlediği işlem türleri arasında yer alır. Kural olarak, rekabet otoriteleri yalnızca belirli ciro eşiklerini aşan ve kontrol değişikliği doğuran işlemleri birleşme kontrolüne tabi tutmakta; bu eşiklerin…
ABD Columbia Bölge Mahkemesi (“Mahkeme”), Federal Ticaret Komisyonu (“FTC”) ile Meta Platforms Inc. (“Meta”) arasındaki tekelleşme davasında (“Dava”) 18 Kasım 2025 kısa gerekçeli kararını (Memorandum Opinion) yayımladı. Davacı FTC, Meta’nın Instagram ve WhatsApp devralmaları yoluyla…
Son yıllarda rekabet hukukunun küresel çapta en gözde terimlerinin başında gelen çalışan ayartmama anlaşmaları, Rekabet Terimleri Sözlüğü’nde “bir teşebbüsün bir başka teşebbüsün çalışanlarına iş teklif etmemesine veya bu çalışanları işe almamasına ilişkin olarak doğrudan veya dolaylı şekilde yapılan...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), teşebbüslerden bilgi talep etme konusunda geniş yetkilere sahiptir. Bu yetkinin hukuki dayanağını 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 14. maddesi oluşturur. Anılan hüküm uyarınca Kurul, kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirirken gerekli...
Dünyadaki rekabet otoriteleri, son yıllarda işgücü piyasasındaki rekabet ihlallerine giderek daha fazla odaklanmakta; bu kapsamda yeni düzenlemeler ve rehberler yayımlamaktadır. Buna örnek olarak, ABD Adalet Bakanlığı ile Federal Ticaret Komisyonu’nun ortak rehberi, Japonya Adil Ticaret Komisyonu’nun...
Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (General Data Protection Regulation, “GDPR”) 8. bölümü, ilgili kişilerin GDPR kapsamındaki haklarının ihlal edilmesi durumunda başvurabilecekleri hukuki yolları düzenler. Bu kapsamda öncelikle her ilgili kişi; yerleşik oldukları, çalıştıkları veya ihlalin gerçekleştiği iddia edilen...
Birleşme ve devralma işlemleri, pazardaki rekabet yapısının şekillenmesinde kritik bir rol oynar. Bu tür işlemler, ürün ve hizmetlerin daha düşük fiyatlarla sunulabilmesi, yeni ürün ve teknolojilerin geliştirilmesi ve kalite artışı gibi olumlu sonuçlar doğurabilse de pazarın yoğunlaşmasına yol açarak etkin rekabetin...
Teknolojik gelişmeler ve beraberinde getirdiği teknolojik imkânlar, piyasa aktörlerinin rekabet edebilirliğine katkı sunmada şüphesiz önemli rol oynuyor. Bu anlamda teşebbüsler tarafından kamuya açık fiyatlarının takip edilmesi ve teşebbüsün kendi fiyatlandırmalarına optimize edilmesini sağlayan fiyatlandırma...
15 Şubat 2009 tarihli ve 27142 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (“Eski Ceza Yönetmeliği”) yürürlükten kaldırıldı. Rekabet Kurulu’nun...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), son yıllarda perakende sektöründeki teşebbüslerin faaliyetlerini dikkatle takip ediyor. Perakende sektöründeki yatay ihlaller, Kurul’un rekor idari para cezaları ile birlikte kamuoyunda oldukça ses getirdi. Yeniden satış fiyatının belirlenmesi (“YSFB”) ile bölge ve müşteri kısıtlamaları gibi dikey...
Yakın dönem itibarıyla birçok otomobil üreticisi, karbon emisyonlarını azaltma hedeflerini duyurmuş, pek çok marka, üretim süreçlerinden araçların kullanım ömrüne kadar sıfır karbon hedefleri belirlemiştir. Elektrikli araçların, fosil yakıtlı otomobillere kıyasla üretim aşamasında çok daha fazla karbon ayak izi ortaya...
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 15. maddesi uyarınca Rekabet Kurulu (“Kurul”), kendisine verilen görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüslerde yerinde inceleme gerçekleştirebilir. Yerinde inceleme esnasında Kurul, teşebbüslerin fiziki ve elektronik...
İşgücü piyasalarındaki teşebbüsler arası anlaşma ve bilgi değişimleri son dönemde Rekabet Kurumu (“Kurum”) tarafından açılan çeşitli önaraştırma ve soruşturmalarda incelenmekteydi. Bazı teşebbüslerin idari para cezalarına muhatap olduğu bu soruşturmalar sonrasında ise, konuya ilişkin bir Kılavuz...
Ekol Lojistik A.Ş.’nin (Ekol) kara yolu ile uluslararası taşımacılık faaliyetlerini kapsayan iş kolunun, DFDS A/S (DFDS) tarafından devralınması işlemine Rekabet Kurulu (Kurul) tarafından izin verilen karar, rekabet hukuku gündeminde son dönemde en çok dikkat çeken işlemlerden biri olarak öne çıkmıştır...
Rekabet Kurulu (“Kurul”), teşebbüslerden bilgi talep etmek konusunda geniş yetkilere sahiptir. Kurul’un bilgi isteme yetkisinin dayanağı 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 sayılı Kanun”) 14. maddesidir. İlgili hüküm uyarınca Kurul, 4054 sayılı Kanun’un kendisine verdiği görevleri yerine...
Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş.’nin (Doğuş) yetkili satıcı ve bayilerine, satış ve satış sonrası hizmetlerde istihdam edilen personele uygulanmak üzere baz ücret tavsiye edilmesi uygulamasına muafiyet verilmesi için Rekabet Kurumu’na başvuruda bulunulmuştu...
Instagram’a, 02.08.2024 tarihinden itibaren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından re’sen erişim engeli getirildi. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Yasası’nın 8. Maddesi uyarınca BTK’nın re’sen erişimin...
Bilindiği üzere, işveren teşebbüsler arasında çalışanlarına yönelik olarak yapılan ücret belirleme ve çalışan ayartmama anlaşmaları ile rekabete duyarlı bilgi paylaşımları, Rekabet Kurumu da ("Rekabet Kurumu") dâhil olmak üzere, tüm dünyada rekabet otoritelerinin incelemesi altındadır...
Otomotiv sektörü, dünyanın en büyük yatırımlarının yapıldığı sektörler arasında yer alır. Rekabet Kurulu’nun da (“Kurul”) yıllar içerisinde otomotiv sektörü ile yakından ilgilendiği, bu alanda çeşitli incelemeler ve çalışmalar yürüttüğü gözlenir...