ICC Seri Yargılama Hükümlerine İlişkin Rapor
Giriş
29 Ocak 2026 tarihinde, Milletlerarası Ticaret Odası (“ICC”), seri yargılama hükümlerine ilişkin bir rapor (“Rapor”) yayımlamıştır.[1]
Rapor, ICC Tahkim ve ADR Komisyonu bünyesinde kurulan bir Çalışma Grubu tarafından hazırlanmıştır. Rapor, seri tahkime ilişkin rehberlik sağlamak amacıyla yaklaşık 800 seri yargılama sürecinden elde edilen verileri ve deneyimi derlemektedir.
Rapor; 2017 ile 2024 yılları arasında yürütülen davalara ilişkin istatistiksel bir genel bakışı da içeren bir not, bir araç seti ve bir sayfalık özet nottan oluşmaktadır.
Temel Bulgular
Seri Yargılama Hükümleri (“SYH”), 1 Mart 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ICC Tahkim Kuralları’nın 30. maddesine göre, SYH; (a) uyuşmazlık miktarının, Ek VI’nın 1(3) maddesinde belirtilen bildirim tarihinde Ek VI’nın 1(2) maddesinde öngörülen sınırı aşmaması veya (b) tarafların bu yönde anlaşması hâlinde uygulanır.
SYH’nin yürürlüğe girdiği tarihte, tahkim anlaşmasının 1 Mart 2017 tarihinde veya sonrasında imzalanmış olması kaydıyla, uyuşmazlık miktarı 2 milyon ABD dolarını aşmayan tüm uyuşmazlıklara kural olarak uygulanmıştır. 2021 yılında yapılan değişiklik ile bu eşik 3 milyon ABD dolarına yükseltilmiş ve tahkim anlaşmasının 1 Ocak 2021 tarihinde veya sonrasında imzalanmış olduğu hâllerde uygulanmaya başlanmıştır.
SYH’nin yürürlüğe girmesinden 2024 yılına kadar geçen sürede toplam 865 dava bu hükümler kapsamında yürütülmüş olup bunlardan 461’i nihai hakem kararı ile sonuçlanmıştır. Söz konusu davaların 127’si tarafların katılım (opt-in) iradesine dayanmaktadır. Bu durum, kullanıcıların SYH’nin etkinliğine duyduğu güvenin giderek arttığını gösterir niteliktedir.
Nihai hakem kararı ile sonuçlanan davaların yalnızca 96’sında belge ibrazı aşaması bulunurken, kalan 365 davada bu aşama yer almamıştır. Uzman raporları ise yalnızca 26 davada sunulmuştur. Duruşma yapılan 251 davanın 159’unda duruşmalar uzaktan veya hibrit olarak gerçekleştirilmiş ve süreleri bir ila dört gün arasında değişmiştir. Söz konusu 251 davanın yalnızca 139’unda duruşma sonrası beyanlar sunulmuştur.[2] Ayrıca, önemle belirtmek gerekir ki hakem kararları öngörülen süre içinde verilmiştir.
Rapor ayrıca, SYH’nin kapsamı ve uygulanabilirliği, SYH kapsamında atanan hakem kurulu, usuli özellikler, hakem kararları, masraf ve ücretler ile geçici hukuki koruma tedbirleri konularını ayrı bölümler hâlinde ele almaktadır. Bülten, anılan konulara ilişkin kısa bir özet sunmaktadır:
Kapsam ve Uygulanabilirlik
SYH’nin ICC Kuralları uyarınca uygulanabilirliğini düzenleyen çerçeve yukarıda belirtilmiştir.
SYH’nin yürürlüğe girmesinden bu yana, tüm seri yargılama usullerinin %16’sı tarafların katılım (opt-in) iradesine dayanmaktadır; buna karşılık, taraflar 2017 ile 2024 yılları arasında yalnızca 31 davada bu usulden çıkmayı (opt-out) tercih etmiştir.[3] SYH’nin uygulanmaya devam edip etmeyeceğine karar verilmesi amacıyla ICC Divanı’na taşınan 26 davanın 17’sinde (%65) SYH’nin uygulanmamasına, dokuzunda (%35) ise uygulanmaya devam edilmesine karar verilmiştir.[4] SYH kapsamında öngörülen güvence mekanizması ve ICC Divanı’na tanınan takdir yetkisi dikkate alındığında, Rapor, tarafların seri yargılama hükümlerinin uygulanmasını konusunu ciddi şekilde değerlendirmelerini önermekte; seri tahkimin uygulanmasını engelleyici nedenler bulunmadıkça bu hükümlerin uygulanmasında anlaşılması tavsiye etmektedir.[5]
Hakem Kurulu
SYH’nin yürürlüğe girdiği dönemde sıklıkla gündeme gelen konulardan biri, tahkim anlaşmasında üç hakemli bir kurul öngörülmüş olması hâlinde ICC Divanı’nın tek hakem atama yetkisine sahip olup olmadığına ilişkindi. Bununla birlikte, ICC Kuralları’nda, tahkim anlaşmasında aksi öngörülmüş olsa dahi ICC Divanı’nın tek hakem atayabileceğini açıkça düzenleyen bir hüküm bulunmaktadır.[6]
Rapora göre, tahkim anlaşmasında üç hakemli bir kurul öngörülmesine rağmen ICC Divanı 61 davada tek hakem atamış; buna karşılık yalnızca 37 seri yargılama sürecinde üç hakemli kurul oluşturulmuştur.[7] Rapor, tahkim talebinin sunulması ile dosyanın atanan hakem kuruluna iletilmesi arasındaki sürenin üç aya kadar uzayabildiğini belirtmektedir.[8] Nihai hakem kararlarının verilmesi için öngörülen altı aylık süre dikkate alındığında bu sürenin uzun olduğu ifade edilmekte ve söz konusu sürenin kısaltılmasına yönelik önerilere yer verilmektedir.[9]
Son olarak, hakemlere yönelik itirazların oldukça sınırlı sayıda kaldığı ve yalnızca 12 davada (%1,4) ortaya çıktığı belirtilmektedir.[10]
Usuli Özellikler
ICC Kuralları Ek VI’nın 3. maddesi, hakem kuruluna, taraflarla istişare içinde seri yargılama kapsamında uygun usuli tedbirleri belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisi tanımakta ve seri yargılama süreçlerine özgü belirli usuli konuları düzenlemektedir.[11]
Seri yargılama süreçleri, seri olmayan yargılamalara kıyasla daha proaktif bir yaklaşım ve yargılama üzerinde daha fazla kontrol imkânı sağlamakta olup bu durum genellikle taraflar ve vekilleri tarafından da kabul görmektedir.[12] Başlıca özellikler arasında şunlar yer almaktadır: Görev Belgesi düzenlenmemesi;[13] yeni taleplerin ileri sürülmesine izin verilmesi bakımından seri olmayan yargılamalara kıyasla daha yüksek bir eşik öngörülmesi;[14] dosyanın hakem kuruluna iletilmesini takiben 15 gün içinde zorunlu bir dava yönetim toplantısının (CMC) yapılması ve bu toplantının altı aylık süreyi başlatması;[15] belge ibrazı aşamasının sınırlı kullanımı, zira bu aşama davaların %79’unda yer almamıştır[16] ve duruşmaların 461 davanın 251’inde (%54,4) gerçekleştirilmesi, kalan 210 davanın (%46) ise yalnızca belgeler üzerinden karara bağlanması.[17]
Hakem Kararları
ICC Kuralları Ek VI’nın 4. maddesi uyarınca, SYH kapsamında görev yapan hakem kurulu, hakem kararını CMC’den itibaren en geç altı ay içinde vermekle yükümlüdür. ICC Divanı tarafından onaylanan 461 nihai hakem kararının %63’ü öngörülen süre içinde veya bu süreye yakın bir tarihte verilmiştir. ICC Divanı incelemesi ise ortalama 15 gün içinde tamamlanmıştır.[18] Bununla birlikte, hakem kararının verilmesindeki gecikmenin hakem ücretlerinde indirime yol açtığı haller yalnızca 461 davanın 33’ünde ortaya çıkmıştır. Bu durum, SYH’nin süre bakımından genel etkinliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.[19]
Masraflar ve Ücretler
SYH kapsamında masraflar, önemli bir istisna dışında seri olmayan yargılamalar ile aynı çerçevede düzenlenmektedir: hakem kurulu ücretleri %20 oranında daha düşüktür.[20] 2022 yılında verilen hakem kararlarına ilişkin inceleme, SYH kapsamındaki davaların %87’sinde hakem kurulunun, masraflara ilişkin kararlarında başlangıç noktası olarak “masrafların davayı kaybeden tarafa yükletilmesi” yaklaşımını benimsediğini; buna karşılık davaların %54’ünde masrafların iadesine hükmedilmediğini ortaya koymaktadır.[21] Masrafların dağılımına ilişkin yeknesak bir yaklaşım bulunmaması karşısında, Rapor, tarafların ve hakem kurullarının masraf paylaşımına ilişkin beklentilerini yargılamanın erken aşamalarında, örneğin CMC sırasında, ele almalarını önermektedir.[22]
Geçici Tedbirler
ICC Kuralları’nın 28. maddesi, hakem kurullarına seri yargılama dâhil olmak üzere geçici tedbir verme yetkisi tanımaktadır; ancak bu yetkinin SYH kapsamındaki kullanımı bugüne kadar sınırlı kalmıştır. 2022 yılında SYH kapsamında idare edilip nihai hakem kararı ile sonuçlanan 74 davanın yalnızca ikisinde geçici tedbire başvurulmuştur. Bununla birlikte, söz konusu davalarda tarafların ulusal mahkemeler nezdinde geçici tedbir talebinde bulunup bulunmadığı bilinmemektedir.[23]
Rapor, geçici tedbirlerin seri yargılama kapsamında da mevcut olmaya devam etmesi gerektiğini vurgulamakta; bu tedbirlerin sınırlandırılmasının tarafları ulusal mahkemelere yönlendirebileceğini, bunun ise arzu edilir olmadığını ve SYH’nin süreci basitleştirme amacına aykırı düşeceğini belirtmektedir. Ayrıca, Rapor, SYH kapsamında görev yapan bir hakem kurulunun, altı aylık süreyle bağlantılı uygun tedbirleri belirleme bakımından daha elverişli bir konumda olabileceğine de işaret etmektedir.
Sonuç
SYH’nin yüksek etkinliği ve kullanıcı memnuniyetinin ileri seviyede olduğunu ortaya koyan bulgular ışığında Rapor, uyuşmazlığın değerinden bağımsız olarak tarafların SYH’ye katılım (opt-in) imkânını ciddi şekilde değerlendirmelerini önermektedir.
- Erişim için: Expedited Procedure Provisions – Eight Years On
- ICC Raporu, sayfa 9-10.
- ICC Raporu, paragraf 36 ve 40.
- ICC Raporu, paragraf 37.
- ICC Raporu, paragraf 40.
- ICC Kuralları Ek VI’nın 2(1) maddesi.
- ICC Raporu, paragraf 55.
- ICC Raporu, paragraf 57.
- ICC Raporu, paragraf 57 ve 58.
- ICC Raporu, paragraf 59.
- ICC Raporu, paragraf 63.
- ICC Raporu, paragraf 64.
- ICC Raporu, paragraf 68.
- ICC Raporu, paragraf 76.
- ICC Raporu, paragraf 78.
- ICC Raporu, paragraf 84.
- ICC Raporu, paragraf 94.
- ICC Raporu, paragraf 106.
- ICC Raporu, paragraf 22.
- ICC Raporu, paragraf 120.
- ICC Raporu, paragraf 126.
- ICC Raporu, paragraf 129.
- ICC Raporu, paragraf 132.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Acil durum hakemliği, kurumsal tahkimlerde hakem kurulunun oluşturulması öncesindeki koruma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen bir kurumdur. Bu doğrultuda tahkim kurumları tarafları en kısa sürede hukuki koruma tedbirine ulaştırmak için kısa süreler öngörür, örneğin Milletlerarası Ticaret Odası’nda...
Uluslararası tahkim, karmaşık ve sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünde tercih edilen bir yöntem olmayı sürdürmektedir. Ancak tarafsızlık, tenfiz kabiliyeti ve esneklik gibi avantajlarına rağmen tahkim, yavaş, masraflı ve aşırı derecede usule boğulmuş olmakla eleştirilir. Çoğu zaman taraflar, kapsamlı delil sunum...
Uluslararası ticari tahkimde verilen hakem kararlarının yabancı ülkelerde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için “tanıma” ve “tenfiz” süreçlerinden geçmesi gerekir. Bu süreç hem New York Sözleşmesi hem de Türk hukukunda Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (“MÖHUK”) hükümleri ile düzenlenmiştir...
Tahkime elverişlilik, belirli bir uyuşmazlık konusunun tahkim yoluyla çözüme elverişli olup olmadığının tespitini ifade eder ve uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkimin temel bir yönünü oluşturur...
Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve hakem kararlarının iptali süreçlerinde kamu düzeni hem teoride hem de uygulamada en kritik denetim ölçütlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay kararları, kamu düzeni kavramının kapsamı ve uygulanma biçimine ilişkin içtihadın yönünü...
Bilindiği üzere, itirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve borçlunun icra takibine yaptığı itirazı hükümden düşürmeyi amaçlayan özel bir dava türüdür. Takibin devamını sağlamayı amaçlayan bu dava türünün hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler...
16 Aralık 2024 tarihinde, Londra Uluslararası Tahkim Divanı (“LCIA”) 22 Temmuz 2017 ile 31 Aralık 2022 arasındaki dönemi kapsayan üçüncü grup hakemin reddi talebine ilişkin kararlarını yayımladı. LCIA ayrıca, temel hukuki temaları ve analitik eğilimleri ortaya koyan ayrıntılı bir yorum yayımlamış olup...
Milletlerarası Ticaret Odası (“MTO”), 2023 yılı uyuşmazlık çözümü istatistiklerine ilişkin raporunu (“Rapor”) yayınlayarak uluslararası tahkimin gelişen görünümüne ışık tuttu. İstatistikler, tahkimin birçok farklı sektörde tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olduğunu ve çok çeşitli uyuşmazlıklarda...
Sendikasyon kredileri küresel finansman modelleri arasında önemli bir yere sahiptir. Sadece 2023 yılında ABD’de şirketlere 3.655 adet sendikasyon kredisi sağlanması ve bu kredilerin değerinin 2.4 trilyon dolara ulaşması, Avrupa’da ise söz konusu işlem hacminin 1.186 sendikasyon kredisi ile 679 milyar dolar...
İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, alacaklıların haklarını koruma altına almak için önemli bir araç olmakla birlikte kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla Türk Hukukunda belirli ve sıkı şartlara bağlanmıştır...
Tarafların tahkim yolunu seçmesinin en önemli nedenlerinden birisi de hakemlerini özgürce seçebilme olanağıdır. Taraflara tanınan bu özgürlük, tahkimi, tarafların yargılamayı yürütecek hakimleri belirlemek yetkisinden yoksun oldukları, devlet mahkemeleri önündeki yargılamalardan da ayırır...
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 12.10.2022 tarihli kararıyla tahkim anlaşması bulunan uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbir kararına itiraz halinde devlet mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verdi...
Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin ihtilafa yer vermeyecek şekilde ortaya çıkması gerekir...
Hollanda Tahkim Enstitüsü Vakfı (NAI) yeni tahkim kurallarını yayınladı . 1 Mart 2024 itibarıyla yürürlükte olan 2024 NAI Tahkim Kuralları, bu tarih veya sonrasında açılan tahkim yargılamalarında uygulanır. Bu makalede 2024 NAI Tahkim Kuralları ile gelen temel yenilikler ele alınacaktır...
Ticari hayatı dönüştüren internet kendine has uyuşmazlıkları beraberinde getirir. İnternet sitelerine erişimi kolaylaştıran alan adları, kimi zaman bilinçli olarak tanınmış bir markayla karıştırılacak benzerlikte kayıt ettirilir. Marka hakkı sahibi bu gibi kötü niyetli kayıt hallerinde yerel mahkemeye alternatif olarak alan...
ICC Tahkim ve ADR Komisyonu (“Komisyon”), olası uyuşmazlıkların önlenmesi ve tüm paydaşların ilişkilerinin güçlendirilmesi amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm (“ADR”) mekanizmalarına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yeni bir rehber ve rapor yayımladı. Uyuşmazlıkların Etkin Yönetimi Rehberi, en uygun...
Birleşme ve Devralmalar (“M&A”), şirketlerin veya varlıkların birleşme, devralma, varlık satın alma veya yönetimin devralması gibi çeşitli finansal işlemler yoluyla yeniden yapılandırılmasını ifade eder. Bu Hukuk Postası Makalesi, hakem heyetleri önüne gelen M&A uyuşmazlıklarını ele alır.
Tahkim uygulaması çerçevesinde esasa girme yasağı (revision au fond) mahkemelerin bir hakem kararını incelerken uyuşmazlığın esasına dair bir inceleme yapmayacakları anlamını taşır. Bu yasak en temelde iptal davaları ile tenfiz süreçlerinde karşımıza çıkar. Bir hakem kararına karşı başvurulabilecek tek kanun...
Türk hukukunda taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklarla ilgili olarak doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların hakemler tarafından çözülmesi konusunda anlaşma yapabilir. Bununla birlikte, taşınmazın aynına ilişkin haklar ile iflas hukuku, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar gibi...
4 Eylül 2020 tarihinde, Milletlerarası Ticari Tahkim Konseyi (“ICCA”) çatısı altında bir çalışma grubu “Milletlerarası Tahkimde Fiziki Duruşma Hakkı Mevcut Mudur?” başlıklı bir araştırma projesine başladı. Covid-19 salgını nedeniyle birçok tahkim duruşması çevrimiçi olarak gerçekleştirildi...
Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi, 25 Şubat 2022 tarihinde tahkim kurallarını değiştirdi. 2022 Tahkim Kuralları 2 Mart 2022 tarihinde yayınlandı ve 21 Mart 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Kurallar 21 Mart 2022’den sonra yapılan tahkim davalarına uygulanır, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde tahkim...
Achmea’nın AB-içi yatırım uyuşmazlıklarında doğurduğu tartışma katlanarak devam ediyor. Son olarak Paris İstinaf Mahkemesi, Polonya aleyhine sonuçlanan yatırım tahkimlerinde verilen hakem kararlarının Achmea gözetilerek iptaline hükmetti...
Türk hukukunda hakem kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu, iptal davası olarak düzenlenir. Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği tahkim yargılamalarında 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) uygulama alanı...
Bilindiği üzere Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) bir kararı sonrasında AB-içi uyuşmazlıkların tahkimde görülmesi ve özellikle Enerji Şartı Anlaşması (“EŞA”) altında tahkim konusunda sorunlar ortaya çıkmıştır...
Şirketler hukukunda tahkim uygulaması tahkime elverişlilik konusu başta gelmek üzere birçok açıdan tartışmalı unsurlar barındırır. Bu uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunun kabul edildiği hukuk sistemlerinde dahi esas sözleşmeye tahkim şartının konulup konulamayacağı...
Yargılama süreçlerine doğrudan etkisi olan teknoloji kullanımındaki büyük artış tahkim için de yararlı oldu. Özellikle dijitalleşme ile tahkim yargılamasının şekli, tarafların gereksinimlerini de dikkate alarak, zaman ve maliyet verimliliğini arttıracak şekilde değişti. Bu doğrultuda ve COVID-19 pandemisine önlem...
Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”), 6 Mart 2018 tarihinde oldukça tartışmalı bir karara imza attı.[1] 1991 tarihli Hollanda-Slovakya İkili Yatırım Anlaşması’nda yer alan tahkim klozunun Avrupa Birliği (“AB”) hukukuna aykırılığına hükmedilen Achmea kararı, yatırım tahkiminde uzun soluklu tartışmaları beraberinde...