İlaç Sektörü Raporu

16.12.2021 Merve Bakırcı
% 0

Küresel İlaç Sektörü

İnsan sağlığını merkezinde bulunduran ve küresel olarak milyarlarca dolar değerindeki ilaç sektörü, şüphesiz ki dünya nüfusunun sürdürülebilirliği açısından en önemli sektörlerin başında gelmektedir. Nitekim, biyo-eczacılık sektörünün dünya gayri safi milli hasılasına toplam katkısı 1.838 milyar dolar olup dünya çapında 5.5 milyon insana istihdam sağlamaktadır.[1]

İlaç sektörü, insan sağlığını merkezinde barındırdığından, geleneksel tüketim sektörlerine göre daha farklı bir niteliktedir. Şöyle ki, dünya nüfusundaki hızlı artış ve başta bulaşıcı ve nadir hastalıklar olmak üzere çeşitli hastalık, bakteri ve virüslerin insan sağlığını tehdit ettiği gerçeği karşısında, talep esnekliğinin olmadığı, bununla birlikte rekabetin ve regülasyonların çok güçlü olduğu bir pazar yapısına sahiptir. Bu anlamda demografik, epidemiyolojik ve ekonomik gelişme ve dalgalanmalardan en çok etkilenen sektörlerden olan ilaç sektöründeki yatırım, AR-GE çalışmaları ve mevzuata uyum konuları da dolayısıyla diğer sektörlerden farklılaşmaktadır.

İlaç sektörü yapısal olarak dünya nüfusundaki artışın yanı sıra, küresel ısınma ve dijitalleşmeden dahi etkilenebilen bir yapıdadır. Nüfus artışı ve beslenme alışkanlıkları kronik rahatsızlıklara ilişkin ilaç talebini etkilerken, küresel ısınma sebebiyle özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki bulaşıcı hastalıkların artma riskine karşı aşılanma ihtiyacı doğmaktadır. Dijitalleşme ile birlikte ise tüketici ve hasta seçimlerinin farklılaşması nedeniyle, bu yöndeki gelişmelere kayıtsız kalmak ilaç şirketlerini rekabet yarışının gerisinde bırakmaktadır. Öyle ki, biyo-eczacılık endüstrisinin yıllık AR-GE harcamalarının, savunma endüstrilerinin 7.3 katı, yazılım ve bilgisayar sektörünün ise 1.5 katı olduğu tahmin edilmektedir.[2] 2010- 2024 yılları arasında küresel ilaç sektörü AR-GE çalışmalarına yapılan harcama tahminleri ise aşağıda belirtilmektedir:

Kaynak: EvaluatePharma World Preview 2019

Ülkelerde yapılan sağlık harcamalarının, gayri safi yurtiçi hasıla yüzdeleri ise aşağıda belirtilmektedir:[3]

Kaynak: OECD Health Statistics 2020

Görüldüğü üzere ilaç sektörü gerek AR-GE çalışmaları, gerek yapılan yatırımlar ve harcamalar açısından son derece gelişmeye açık bir sektördür. İnsan sağlığını merkezinde barındırması ise gerek ilaç şirketleri gerek diğer yatırımcılar açısından yatırım iştahını artırmaktadır.

Küresel İlaç Sektörü Mega Devralmaları

Büyük ilaç firmalarının gerçekleştirdiği mega devralmaların (mega mergers) ardındaki başlıca sebeplerin oldukça rekabetçi ilaç sektöründeki portföylerini genişleterek, nadir görülen hastalıklara ilişkin uzmanlık edinmek ve AR-GE çalışmalarını güçlendirmek olduğu bilinen bir gerçektir. Nitekim, bu amaç uğruna yıllar içerisinde söz konusu şirketler tarafından çok sayıda mega devralmalar gerçekleştirilmiş olup 2019 yılında da ilgili işlemlerin değerleri milyarlarca dolara tekabül etmiştir.

Bununla birlikte 2019 yılının Aralık ayında dünyayı etkisi altına almaya başlayan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edilen Covid-19 salgını karşısında, 2020’nin ilk yarısında birleşme ve devralma işlemlerinin azaldığı, ilgili işlemlerde 2019 yılına göre bir düşüş yaşandığı gözlemlenmektedir. Öyle ki, 2019 yılında gerçekleşen iki mega devralma işlemi, 2020 yılındaki tüm devralmaların değerinden daha yüksektir. Bu işlemler ise, 74 milyar dolarlık Bristol-Myers Squibb/Celgene devralması ve 63 milyar dolarlık AbbVie/Allergan devralmasıdır.

Bu durumun başlıca sebebinin ise dünyayı etkisi altına alan salgın karşısında, büyük ilaç firmalarının portföylerini genişletmek amacıyla yapacakları birleşme ve devralma işlemleri için ayırdıkları bütçelerin aşı geliştirme çalışmalarına aktarılmış olması olduğu söylenebilecektir. Nitekim, Uluslararası İlaç Üreticileri Derneği (“IFPMA”) üyelerinin[4] sahip oldukları AR-GE ve üretim know-how’ının Covid-19’un teşhisi, tedavisi ve aşılama çalışmalarında kullanılmasına ilişkin tam mutabakat sağladıklarına ilişkin yaptıkları duyuru da[5] bu hususu destekler niteliktedir.

Şirketlerin Covid-19 salgını ile mücadele kapsamında gerçekleştirdiği bütçe yönlendirmelerine ek olarak, birleşme-devralma işlemlerinin en önemli adımlarından olan hukuki ve finansal incelemeleri ve kapanış işlemlerinin uzaktan erişim yöntemi ile yapılmasının getirdiği bilinmezlik ve zorlukların da 2020 yılının ilk yarısında yaşanan birleşme-devralma sayı ve değerlerindeki düşüşe katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Bununla birlikte, daha küçük şirketlerin stratejik imkanlarının, yapay zekâ uygulamalarının ve kullandıkları teknolojinin geleneksel yöntemleri değiştirecek boyuta ulaşmış olması, rekabetçi olmasına rağmen esnek talep yapısına sahip olmayan ilaç sektöründeki birleşme ve devralma işlemlerinin son bulmasına izin vermemektedir.

Nitekim, her ne kadar 2019 yılına kıyasla 2020 yılının ilk yarısında değer bazındaki işlem seviyeleri yukarıda belirtilen nedenlerle düşüş göstermiş olsa da pandemiye ilişkin belirsizliğin biraz da olsa azalması ile birlikte, 2020 yılının ikinci yarısında gerek sayı gerek değer bazında birleşme ve devralma işlemlerinde artış gözlemlenmiştir. Söz konusu bu işlemlerden en büyüklerine değer bazında ve ilaç sektörü özelinde olmak üzere aşağıda Şekil 1’de yer verilmektedir:

Şekil 1

İlgili birleşme ve devralma işlemlerinden sadece Gilead Sciences/Forty Seven devralmasına ilişkin işlem, 2020 yılının ilk yarısında yapılmış olup diğer tüm işlemler ikinci yarıda gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, Şekil 2’de açıkça görüldüğü üzere, söz konusu bu işlemler içerisinde Astra Zeneca/Alexion ile Gilead Sciences/Immunomedics devralmaları değer bazında tüm işlemlerin değerinin yarısından fazlasını oluşturmaktadır:

Şekil 2

2020 yılında değer bazında ve devralma olarak gerçekleştirilen, Şekil 3 kapsamında yer verilen bu işlemlerin amaçları, yatırımcı güdüleri ve işlem değerlerine aşağıda yer verilmektedir:

Şekil 3

  • AstraZeneca/Alexion: İşlem değeri 39 milyar doları gören bu devralma, AstraZeneca’nın onkoloji odağını terk ederek nadir hastalık portföyünü genişletme güdüsüyle yaptığı bir işlem olarak nitelendirilmektedir.
  • Gilead Sciences/Immunomedics: 21 milyar dolar değerindeki başkaca büyük bir devralmada ise Gilead Sciences’ın İcra Kurulu Başkanı’nın onkoloji alanında gelişme hayalinin etkili olduğunu söylemek mümkündür.[6] Kanser tedavisi alanında güçlü bir şirket olan Roche’nin eski ilaç departmanı başkanı olan İcra Kurulu Başkanı, Gilead Sciences’ı onkoloji alanında ön sıralara taşıyabilmek için Immunomedics’in Tredely ilacı için 21 milyar doları ödemeyi göze almıştır.
  • Bristol Myers Squibb/MyoKardia: İşlem 13.1 milyar dolar değer ile kapatılmıştır. MyoKardia özellikle kardiyo vasküler hastalıklar odaklı bir şirket olup devralma işlemiyle Bristol Myers Squibb’in bu alandaki portföyünü genişletmesi hedeflenmektedir.
  • Johnson&Johnson/Momenta Pharmaceuticals: İmmünoloji odaklı gerçekleştirilen işlemin değeri 6.5 milyar dolardır. Jenerik ve biyobenzer ilaçlar alanında büyük bir oyuncu olan Momenta, biyobenzer ilaç hattını yönetici ve çalışanlarının çoğu ile birlikte Johnson&Johnson’a devretmiştir.
  • Gilead Sciences/Forty Seven: Gilead Sciences’ın 2020 yılındaki ilk devralması olan işlem, imüno-onkoloji alanında attığı bir adım olarak 4.9 milyar dolar ile kapanmıştır. Bu kapsamda işlemin, daha sonra gerçekleştirilen Immunomedics devralmasıyla birlikte, şirketin onkoloji portföyünü genişletmek amacıyla hareket ettiğini ortaya koymuştur.
  • Bayer/Asklepios BioPharmaceutical: Gen terapisi alanında uzman Asklepios BioPharmaceutical’ın devralınması için ön ödeme olarak 2 milyar dolar, süreç boyunca ise 2 milyar dolar daha ödeyecek olan Bayer’in, bu alanda gelişmek istediği kuşkusuzdur. Hücre ve gen terapisi platformu oluşturan Bayer’in, işlem ile birlikte şirket içi AR-GE çalışmalarını elverişli bir altyapı ile sunma amacına hizmet edeceği düşünülmektedir.
  • Sanofi/Principia Biopharma: İşlem, Sanofi’nin merkezi sinir sistemi ve otoimmun portföyünü geliştirme amacıyla 3.68 milyar dolar ödediği bir devralmadır.
  • Merck & Co./VelosBio: Bioteknoloji şirketi VelosBio’nun devralınması için 2.75 milyar dolar ödeyen Merck, onkoloji alanında gelişmek için söz konusu yatırımı yaptığını açıklamıştır.
  • Nestlé/Aimmune Therapeutics: 2 milyar dolarlık değere sahip bu işlem, yiyecek ve içecek sektöründe aktif İsviçreli Nestle’nin, Palfrozia isimli yer fıstığı alerjisi ilacını bünyesine katma amacını taşımaktadır. İşlem ile birlikte Aimmune, 2011 yılında yiyecek ve ilaç sektörleri arasında köprü departman olarak kurulan ve odak noktası yiyecek alerjileri olan Nestle Health Sciences’ın parçası haline getirilmiştir.
  • Servier/Agios Pharmaceuticals’ Onkoloji Portföyü: Ön ödeme olarak 2.8 milyar dolar ile kapanmıştır. İşlem, Servier’in kötü huylu hematoloji pazarındaki gücünü arttırmıştır.

Bununla birlikte, Covid-19’un etkisini bir nebze yitirmesiyle, 2021 yılında da ilaç sektöründe milyar dolar değerinde birleşme/devralma işlemleri gerçekleştirilmiştir. 2021 yılındaki bu işlemleri ise yoğunlukla antikor üretmekte başarılı olan mRNA Covid-19 aşıları sonrası mRNA bazlı ürünlerin devralınmasına ilişkin iştahın artması ile ilişkilendirmek mümkündür. Bu işlemlerin başlıcaları ise; 11.5 milyar dolar değerindeki Merck&Co/Acceleron Pharma devralması, 17.4 milyar dolar değerindeki Thermo Fissher Scientific/PDD devralması, 1.9 milyar dolar değerindeki Sanofi/ Kadmon Holdings devralması, 470 milyon dolar değerindeki Sanofi/Tidal Therapoeutics devralması, 3.2 milyar dolar değerindeki Sanofi/Translate Bio devralması, 7.2 milyar dolar değerindeki Jazz Pharmaceuticals/GW Pharmaceuticals devralması, 3 milyar dolar değerindeki Horizon Therapeutics/Viela Bio devralması, 1.6 milyar dolar değerindeki Ginkgo Bioworks/Soaring Eagle Acquisition Corp birleşmesi olarak sayılabilir.

Küresel İlaç Sektörüne İlişkin Gelecek Öngörüleri

İlaç sektörü daha önce de açıklandığı üzere insan sağlığını merkezinde barındırdığından, talep esnekliğine sahip olmayan bir yapıya sahiptir. Bu nedenledir ki ilaç sektörlerinin gelecekte de global düzeyde büyümeye devam edeceği ve yatırım çekeceği şüphesizdir. Nitekim aşağıda sunulan küresel pazar büyüme tahminleri de bu öngörüyü desteklemektedir:

Kaynak: KPMG 2020 İlaç Sektörü Raporu

Nitekim dünya ilaç pazarında düşük pozisyonda, ancak hızlı bir büyüme temposuna sahip ‘Pharmerging’ ülkelerde[7] de son yıllarda sektörün hızla büyüdüğü görülmüş; 2014-2019 yılları arasında %7,7 oranında büyüme gözlemlenmiştir.[8] İlaç sektörünün hızlı ve yoğun bir büyümeye sahip olduğu bu ülkelerde söz konusu sektörünün 5 yıllık bileşik büyüme oranının 2019-2024 yılları arasında yavaşlayacağı ve %5-8 arasında olacağı (yaklaşık 315-345 milyar dolar) öngörülmektedir.[9] Öte yandan, Türkiye, Mısır ve Pakistan"ın 2019 ile 2023 arasında en fazla büyümeyi yaşayacağı tahmin edilmektedir.[10]

Tüm bunlara ek olarak yapay zekâ uygulamaları, teknolojinin gelişimi ve Covid-19 salgını da sektöre şüphesiz gelecekte de yön verecektir. Özellikle Covid-19 salgını gölgesinde sağlık sektörünün tüketicilerin talebi ve tercihi doğrultusunda dijitalleşmeye yönelmiş olması, bu yöndeki işlemlere gösterilen iştahı arttırdığı gibi, geleneksel yöntemlere de alternatif oluşturmuş bulunmaktadır. Örneğin, Covid-19 salgını nedeniyle hastanelere gitmekten imtina eden hastaların tele sağlık hizmetlerine yönelmesi, bu kapsamdaki birleşme ve devralma işlemlerini gündeme getirmiştir.[11] Benzer şekilde pandemi ile kullanım oranı artan elektronik reçeteler ile sağlık durumlarına ilişkin akıllı telefon uygulamalarının da bundan sonra da yoğun olarak kullanılacağı tahmin edilmektedir. Nitekim 2021 yılında bu yönde de gelişmeler yaşanmıştır. Öyle ki, uzmanlarla çevrim içi konsültasyon imkânı sağlayan 1.3 milyar dolar değerlemeye sahip Grand Rounds ve 820 milyon dolar değerindeki tele sağlık platformu Doctor on Demand birleşeceklerini duyurmuştur.[12]Benzer şekilde, sigorta teknoloji şirketi olan Bright Health, tele sağlık hizmetleri sunan Zipnosis’i devralmış; Walmart ise tele sağlık şirket MeMD’yi devralmasına ilişkin planlarını duyurmuştur.[13]Pandeminin etkisiyle tele sağlık sektöründeki halka arzlar da ivme kazanmıştır. Öyle ki 2021 yılında, İngiltere merkezli tele sağlık şirketi Babylon Health, Alkuri Global Acquisition Corp. isimli bir SPAC ile birleşerek ABD’de halka açılmış,[14] ve Signify Health isimli telesağlık şirketi, New York Borsası’nda halka arz edilmiştir.[15]

Bu doğrultuda tüketici tercihlerinin ve dijitalleşmenin önümüzdeki yıllarda da sektöre ve yatırımlara önemli ölçüde yön vereceği, özellikle tele sağlık hizmetlerine ilişkin devralma ve halka arz işlemlerinde artışlar görüleceği düşünülmektedir.

Türkiye’de İlaç Sektörü

Türk ilaç sanayi, Türkiye’de ilk kurulan ve coğrafi konumu ve maliyet yapısıyla rekabetin yoğun olduğu stratejik sektörlerden biridir. Çok sayıda yerli ve yabancı şirketin faaliyet gösterdiği ilaç sektörü, parçalı bir yapıdadır.

Türkiye’deki ilaç sektörü incelendiğinde faaliyetlerin nihai ürün şeklinde ithal edilen ilaçlar ve üretilen ilaçlar olmak üzere iki ana kolda yürütüldüğü görülmektedir. Yeni ve yüksek teknoloji gerektiren (biyo-teknolojik ilaçlar) genellikle ithal edilirken, jenerik ve eşdeğer ilaçlar çoğunlukla Türkiye’de üretilmektedir. Ek olarak, Türkiye’de oldukça yoğun bir şekilde ilaç etken madde üretimi yapılmaktadır.

Türkiye 1984 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiş olan ve ilaçların kalite standartları doğrultusunda üretim ve kontrolünü sağlayan uluslararası kurallar bütünü, “İyi Üretim Uygulamaları”nı (“Good Manufacturing Practice-GMP”) uygulamaya geçirmiştir. Bunu takiben 2018 yılında Türkiye be?eri tıbbi ürünler alanında GMP denetim standartlarının uluslararası adaptasyonuna ve geli?imine liderlik etmekte olan otoriteler arası koordinasyon kurulu?u olan Farmasötik Denetim İ?birliği Konvansiyonu’na (“PIC/s”) kabul edilmiştir. PIC/s tam üyeliğinin Türkiye’nin uluslararası tanınırlığına ve ilaç sektörünün uluslararası ticaretine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Pfizer, Novartis, Roche, Sanofi gibi dünyanın önde gelen firmalarının faaliyet gösterdiği Türk ilaç endüstrisi, son beş yılda IMS Health[16] sıralamasında piyasa değerine göre üç sıra yükselmiş ve dünya sıralamasında 14. sırada yer almıştır.[17]Şu anda Türkiye’de ilaç endüstrisinde çalışan yaklaşık 40 bin kişi ve uluslararası standartlarda üretim yapan 83 ilaç tesisi bulunmaktadır. Yakın bir tarihte ilaç sektöründe önemli bir oyuncu olan Boehringer Ingelheim da Türkiye’de ilaç üretimine başlayacağını duyurmuştur.[18]Türkiye ilaç pazarı 2019 yılında yaklaşık 41 milyar TL değerindedir. Türkiye 2019 yılında yaklaşık 5,3 milyar dolar değerinde ilaç ithalatı yaparken, ilaç ihracatı ise yaklaşık 1,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Nitekim, Türkiye’den sayısı 170’i bulan ülkeye 12 binden fazla ürünle ihracat gerçekleştirilmektedir.[19]2019 yılında Türkiye ilaç pazarının kutu bazında yaklaşık %88’i (2 milyar kutu), değer bazında ise %52’si (21 milyar TL) Türkiye’de üretilmiştir.[20]

2020 ve 2021 yıllarında ise Covid-19 salgını etkisini küresel olduğu kadar Türkiye ilaç sektörü üzerinde de göstermiştir. Şöyle ki, Covid-19 salgının önlenmesi için alınan tedbirler sonucu üretim ve tedarik maliyetlerinin artması ve gümrük kısıtlamaları ve lojistik hizmetlerindeki aksamalar ile sektörün maliyetlerinde de artış gözlenmiştir. Ek olarak acil olmayan tedavilere ara verilmesi ve hastane ve eczanelere gidişin asgari düzeye indirilmesi ile toplam satış miktarında gerileme yaşanmıştır.[21]Yine pandemi nedeniyle, dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de “hastaların ve sağlık hizmeti sağlayıcılarının birbirlerinden uzak olduğu durumda sunulan sağlık hizmeti” olarak tanımlanan tele-sağlık hizmetlerine olan yönelim artmıştır.[22]

Rakamsal olarak inceliğinde ise 2020 yılında Türkiye ilaç endüstrisi yaklaşık 48 milyar TL’ye ulaşmıştır. Türkiye 2020 yılında yaklaşık 5,6 milyar dolar ilaç ithalatı yaparken, ilaç ihracatı ise artış göstererek yaklaşık 1,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.[23]

Aşağıdaki grafikte ise Türkiye ilaç pazarının 2015-2020 yılları arasındaki toplam satış değeri ve miktarı, TL ve kutu bazında gösterilmektedir.

Kaynak: IQVIA ve İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası[24]

Türkiye’de ulusal ve uluslararası ilaç firmalarının aktif olarak klinik araştırma faaliyetleri de bulunmaktadır. 2020 yılının Ağustos ayı itibariyle Türkiye, yürütülmekte olan 5.487 adet klinik araştırma ile dünyada 21., Avrupa’da ise 12. sırada yer almıştır.[25]

Ek olarak ilaç sektöründe dünyanın önde gelen firmalarının globalde gerçekleşen birleşme ve devralmaları işlemlerinin, Türkiye ilaç pazarını da etkilediği belirtilmelidir. Bu kapsamda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ‘Birleşme ve Devralma’ başlıklı 7. maddesi uayarınca, 2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in 7. maddesinde belirlenen ciro eşiklerin aşılması nedeniyle söz konusu işlemlerin çoğu Türk Rekabet Kurumu’nun onayına tabi tutulmuştur. Bunlara örnek olarak Atacand’ın ticari haklarının Cheplapharm Arzneimittel GmbH tarafından AstraZeneca AB’den devralınması işlemine izin verilmesi[26], Alexion Pharmaceuticals Inc.’in tek kontrolünün AstraZeneca PLC tarafından devralınması işlemine izin verilmesi[27] gösterilebilir. 2020 yılında, birleşme ve devralma işlemlerinin yanı sıra Rekabet Kurulu’nun ilaç sektöründe faaliyet gösteren firmalara karşı gerçekleştirdiği rekabet hukuku ihlali incelemelerini yoğunlaştırdığı[28], bazı firmalara ise ihlal tespiti yaparak idari para cezası uyguladığı görülmüştür.[29]

İlaç sektöründeki gelişmeler ile bağlantılı olarak 2021 yılının Haziran ayında tıbbi cihaz mevzuatında kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bu değişiklikler ile tıbbi cihaz mevzuatına ilişkin düzenlemelerin büyük bir bölümü ilga edilmiş ve yeni düzenlemeler yürürlüğe konmuştur. Bu düzenlemelerden öne çıkan iki örnek Tıbbi Cihaz Yönetmeliği[30] ve İn Vitro Tanı Amaçlı Tıbbi Cihaz Yönetmeliği’dir.[31] Bu doğrultuda, yürürlüğe konulan yeni düzenlemelerde geçiş hükümleri bulunmakta olup, belirli yükümlülüklerin yeni mevzuata uyumlaştırılması için farklı süreler öngörülmüştür.

Türkiye İlaç Sektöründe Start-Uplar

Her ne kadar Covid-19 salgını start-upların hem yurtiçinden hem de yurtdışından kaynak  sağlama çabalarını olumsuz etkilese de 2020 yılının ilk çeyreğinde sağlık start-uplarının toplamda 19.7 milyon dolar yatırım alarak diğer sektörlerin önüne geçtiği görülmektedir.[32] Bu yatırımların büyük bir bölümü Covid-19’un ortaya çıkardığı yerli solunum cihazı, Covid-19 testi gibi ihtiyaçları karşılama konusunda çalışan start-uplara yönelik olmuştur. İlaç sektörü özelinde bakıldığında ise 2020 ve 2021 yıllarında bu sektörde faaliyet gösteren start-uplara yapılan yatırımların 2018 ve 2019 yılları ile karşılaştırıldığında azaldığı görülmektedir. Bu kapsamda, 2017-2020 yılları arasında ilaç sektöründe faaliyet gösteren Türk start-upların almış oldukları önemli yatırımlardan bazıları şöyledir;

  • RS Research, 2017 yılında ACT Venture Partners’dan 1.1 milyon avro tutarında yatırım ile Türkiye’de ilaç geliştiren bir şirkete yapılan en yüksek girişim sermayesi yatırımını almıştır. 2018 yılında ise RS Research, yine ACT Venture Partners’dan 900 bin avro tutarında dönüştürülebilir borç formatında yatırım almıştır.[33]
  • Türkiye merkezli BioCapSOL, 2019 yılında ACT Venture Partners’dan 50 bin avro tutarında yatırım almıştır.[34]
  • Gilead Sciences ile bir Türk şirketi olan Pharmactive İlaç arasında yerli üretim anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma uyarınca Gilead Sciences’ın, toplam cirosunun büyük bir bölümünü Türkiye’de üretir duruma gelmesi hedeflenmektedir.[35]
  • İki Türk kadın girişimcinin ortağı olduğu San Francisco merkezli sağlık teknolojisi girişimi Vivosens, Inc. 2021 yılında 6 milyon ABD Doları tutarında yatırım almıştır.[36]
  • Geliştirdiği ASC mikrokürecik antijen taşıma teknolojisi ile kanser ve enfeksiyon hastalıkları başta olmak üzere her türlü hastalığa karşı ilaç ve aşı geliştirmeyi hedefleyen VacciZone Biyoteknoloji Araştırma Geliştirme Danışmanlık San. ve Tic. A.Ş., 2021 yılında Keiretsu Forum Türkiye melek yatırımcılarından yatırım almıştır.[37]

Her ne kadar ilaç sektörüne yönelik start-uplara yapılan yatırımlar, Covid-19’un ortaya çıkardığı farklı ihtiyaçlara cevap vermeye olan yönelim nedeniyle azalmış ise de bu yatırımları artırmaya yönelik çalışmalar devam etmektedir. Nitekim, Türkiye’de ve dünyada ilaç sektörünün önde gelen firmaları, start-up firmalarını satın alarak bunların çalışmalarından yararlanmayı yeni bir Ar-Ge modeli olarak benimsemiştir[38] ve bu doğrultuda Türkiye merkezli ilaç start-uplarına yönelik olan çeşitli hızlandırma programları gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, dünyanın önde gelen ilaç şirketlerinden biri olan Bayer, Bayer G4A Girişim Hızlandırma Programı’nı[39], Sanofi Türkiye ise Pharm UP Girişimcilik Programı’nı[40] düzenlemektedir. Bu alanda Türkiye’de öne çıkan diğer bir hızlandırma programı ise Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği tarafından son dört yıldır düzenlenmekte olan BIO Start-up’tır.[41]

Hızlandırma programları çerçevesinde, başvuru yapan girişimler arasından seçim yapılmaktadır. Seçilen girişimler, değişen miktarlarda hibe, eğitim imkanları, mentorlük ve iş birliği imkanları ile desteklenmektedir. Örneğin, Bayer G4A Girişim Hızlandırma Programı’nın 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine toplam 2,5 milyon TL değerinde katkı sağladığı kaydedilmiştir.[42] Covid-19’un etkilerinin azalması ile birlikte ilaç sektörü alanında araştırma ve geliştirme ve/veya üretim yapan Türk start-uplarına yapılan yatırımların, hızlandırma programlarının yarattığı ilgi ve sermaye doğrultusunda artacağı öngörülmektedir.

Sonuç

İlaç sektörü, insan sağlığına odaklı olduğundan gerek küresel gerek yerel olarak sürekli büyüyen ve dolayısıyla her daim yatırımlara açık bir sektördür. İklim değişikliği dahil olmak üzere küresel anlamda meydana gelen her türlü değişimden önemli derecede etkilenen bu sektörde, söz konusu değişimler yatırımlara da yön vermektedir. 2019 yılı sonu dünyada görülen Covid-19 salgını, 2019 ve 2020 yıllarındaki birleşme devralma işlemlerini de etkilemiştir. Bununla birlikte 2021 yılında, salgın nedeniyle mRNA’ya ilişkin birleşme ve devralma işlemleri sayısında artış gözlenmektedir. Dolayısıyla, gelecekte de ilaç sektörünün büyüyüp gelişeceği, şirketlerin AR-GE yatırımlarının mega devralmalar sonucu diğer şirketlere aktarılacağı şüphesizdir.

Kaynakça

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Yayınlar
IFLR M&A Report 2022 Turkey Chapter

Yazarlar: Prof. Dr. H. Ercüment Erdem, Av. Tuna Çolgar, Av. Melissa Balıkçı Sezen

Birleşme ve Devralmalar

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.