ÇSY Bülteni 2026 1. Çeyrek
Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Yiğit Alp Aslan, Av. Orhan Emin Erdem, Stj. Av. Tuğçe Polat
Türkiye’deki Önemli Gelişmeler ve Düzenlemeler
Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının Uygulama Kapsamına İlişkin Eşik Değerler Yeniden Belirlendi
16.01.2026 tarihli ve 33139 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının Uygulama Kapsamının Belirlenmesinde Esas Alınan Ölçütlere İlişkin Eşik Değerlerin Yeniden Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı (“Karar”) ile 29.12.2023 tarihli ve 21634 sayılı Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının (“TSRS”) Uygulama Kapsamının Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı’nda yer alan ölçütlere ilişkin eşik değerler yeniden belirlendi.[1]
Bu kapsamda Karar ile bankalar, derecelendirme kuruluşları, finansal holding şirketleri, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri, finansman şirketleri, varlık yönetim şirketleri, finansal holding şirketleri ve tasarruf finansman şirketleri dışında kalan kurum, kuruluş ve işletmelerden (i) aktif toplamı bakımından 1 milyar Türk lirası, (ii) yıllık net satış hasılatı bakımından 2 milyar Türk lirası ve (iii) çalışan sayısı bakımından 500 kişi ölçütlerinden en az ikisine ilişkin eşik değerleri art arda iki raporlama döneminde aşanların sürdürülebilirlik raporlarının hazırlanmasında TSRS’lerin uygulanmasına karar verildi.
Söz konusu eşik değerler, 01.01.2025 tarihinde veya sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanır.
COP31’e Hazırlık Kapsamında İstanbul’da Başlangıç Toplantısı Düzenlendi
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (“Çevre Sözleşmesi”) 31. Taraflar Konferansı’na (“COP31”) yönelik hazırlık sürecinin başlatılması amacıyla COP31 Başlangıç Toplantısı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı başkanlığında 11–12 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi.[2] Söz konusu toplantı, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 konferansına yönelik hazırlık çalışmalarının başlatılması amacıyla düzenlendi.
İki gün süren toplantı kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda COP31 başkanlık vizyonu, konferansın eylem gündeminin belirlenmesi ve COP31’de ele alınacak müzakere başlıkları değerlendirildi. Bu çerçevede, Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda emisyon azaltım politikalarının güçlendirilmesi, yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması, iklim finansmanına erişimin artırılması, iklim değişikliğine uyum ve dirençlilik politikaları ile iklim değişikliğinden kaynaklanan kayıp ve zararların ele alınmasına yönelik uluslararası mekanizmalar üzerinde duruldu.
Toplantı Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 konferansına ilişkin uluslararası koordinasyon ve hazırlık sürecinin başlatılması bakımından önem taşır.
Ulusal İklim Finansmanı Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi Başladı
“Ulusal İklim Finansmanı Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” başlangıç toplantısı, İklim Değişikliği Başkanlığı ev sahipliğinde, 9 Mart 2026’da gerçekleştirildi.[3]
İklim Değişikliği Başkanlığı, Avrupa Birliği (“AB”) Delegasyonu, AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile Yüklenici Konsorsiyum ortaklarının katıldığı toplantıyla “Ulusal İklim Finansmanı Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” başlatıldı. Toplantıda, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan COP31 sürecine yönelik yürütülen çalışmalara değinilerek proje çıktılarının bu süreçte Türkiye’ye önemli katkılar sunacağını vurgulandı.
İki yıl sürecek proje ile iklim finansmanı alanında kurumsal kapasitenin geliştirilmesi; ulusal ve uluslararası iklim finansmanına daha etkin erişim sağlanması, finansmanın yönetimi ve mobilizasyonu konularında farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır.
Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Yürürlüğe Girdi
04.02.2026 tarihli ve 33158 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) ile 14.01.2020 tarihli ve 31008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı.[4]
Değişiklik Yönetmeliği ile dip tarama faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan malzemelerin çevresel yönetimine ilişkin bazı hükümler güncellendi. Bu kapsamda, faydalı kullanımı planlanan dip tarama malzemesine ilişkin tehlikelilik analizi, karakterizasyon süreçleri ve numune alma esasları yeniden düzenlendi. Ayrıca, alınan numunelere ilişkin yapılan değerlendirmelerde 02.04.2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği’nde yer alan tehlikelilik özellikleri ile sınır değerlerin esas alınacağı belirtildi. Analiz sonuçlarına göre malzemenin tehlikelilik özelliği taşıması veya faydalı kullanım ya da denize boşaltım seçeneklerinin uygun görülmemesi hâlinde, söz konusu malzemenin atık olarak değerlendirilerek ilgili mevzuat kapsamında yönetileceği ele alındı.
Bunun yanında, faydalı kullanım amacıyla karaya çıkarılan dip tarama malzemesine ilişkin işlemlerin Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı kapsamında yürütülmesi, uygun kullanım seçenekleri bakımından üniversitelerin ilgili bölümlerince hazırlanacak kurumsal akademik raporların plana eklenmesi ve söz konusu planın içeriğinde yer alması gereken bilgi ve belgelerin kapsamının genişletilmesi öngörüldü.
Anılan Değişiklik Yönetmeliği 04.02.2026 tarihinde yürürlüğe girer.
AB’deki Önemli Gelişmeler ve Düzenlemeler
AB Konseyi Avrupa İklim Yasası’nda Değişiklik Yaparak 2040 İklim Hedefini Kabul Etti
AB Konseyi, Avrupa İklim Yasası’nda yapılan değişikliği kabul ederek 2040 yılı için yeni bir ara iklim hedefi belirledi.[5] 05.03.2026 tarihinde kabul edilen düzenleme ile Avrupa Birliği’nin net sera gazı emisyonlarının 1990 yılı seviyelerine kıyasla 2040 yılına kadar %90 oranında azaltılacağı öngörüldü.
Düzenleme ile emisyon azaltımının en az %85’inin Avrupa Birliği içinde gerçekleştirilmesi gerektiği belirtildi. Bunun yanında, 2036 yılından itibaren 2040 hedefine katkı sağlamak amacıyla yüksek kaliteli uluslararası karbon kredilerinin kullanımına izin verilmesi ve söz konusu kredilerin kullanımının 1990 yılı Avrupa Birliği net emisyonlarının en fazla %5’i ile sınırlı olması öngörüldü.
2040 yılı hedefi, AB’nin 2030 yılı için belirlenen %55 emisyon azaltım hedefi ile 2050 yılı için öngörülen iklim nötrlüğü hedefi arasında yeni bir ara aşama oluşturmayı amaçlar. Kabul edilen düzenleme Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımlanmasını takiben 20 gün sonra yürürlüğe girer ve tüm üye devletlerde doğrudan uygulanır.
GRI, Şirketlerin Biyolojik Çeşitlilik Üzerindeki Etkilerini Raporlamasına Yönelik Yeni Bir Rehber Yayımladı
Global Reporting Initiative (“GRI”), 16.02.2026 tarihinde “Decoding biodiversity impacts: A practical guide to corporate reporting with the GRI Standards” başlıklı yeni bir rehber yayımladı.[6] Söz konusu rehber, şirketlerin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerini değerlendirmesine ve GRI Standartları kapsamında daha etkili raporlama yapmasına yardımcı olmayı amaçlar.
Rehber, şirketlerin faaliyetleri ve tedarik zincirleri boyunca doğa üzerindeki etkilerini değerlendirmelerine yönelik yöntemler sunar; biyolojik çeşitlilik verilerinin yönetişim ve karar alma süreçlerine entegrasyonu, konuma özgü veri kullanımının önemi ve tedarik zincirlerinde veri toplama süreçlerinde karşılaşılan zorluklar gibi konulara ilişkin uygulama örnekleri içerir.
Ayrıca rehber, GRI topluluğu üyelerinin deneyimlerine dayanan vaka çalışmalarına yer verir ve şirketlerin doğa ile ilgili risk ve fırsatları daha iyi değerlendirmesine katkı sağlamayı hedefler.
Avrupa Komisyonu, Satılamayan Kıyafet ve Ayakkabıların İmha Edilmesini Önlemeye Yönelik Yeni Kurallar Kabul Etti
Avrupa Komisyonu, 09.02.2026 tarihinde Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Yönetmeliği (“ESPR”) kapsamında satılamayan giyim ürünleri, giyim aksesuarları ve ayakkabıların imha edilmesini önlemeye yönelik yeni uygulama ve yetki düzenlemelerini kabul etti.[7] ESPR, tekstil sektöründe atık oluşumunun azaltılmasını ve döngüsel ekonomi uygulamalarının güçlendirilmesini amaçlar.
Söz konusu düzenleme uyarınca, şirketlerin atık olarak bertaraf ettikleri satılmayan tüketici ürünlerine ilişkin bilgileri açıklamaları zorunlu kılınır, bu açıklamaların yapılmasına yönelik standart bir raporlama formatı öngörülür. Bunun yanı sıra, satılamayan giyim ürünleri, giyim aksesuarları ve ayakkabıların imhası yasaklanır. Anılan yasak büyük ölçekli şirketler bakımından 19.07.2026 tarihinden, orta ölçekli şirketler bakımından ise 2030 yılından itibaren uygulanır.
ESPR kapsamında ürünün güvenliği veya hasarlı olması gibi belirli durumlarda sınırlı istisnalar öngörülür. Ayrıca ESPR düzenlemesi ile şirketlerin stok yönetimi, yeniden satış, bağış, yeniden kullanım ve geri dönüşüm gibi alternatif yöntemlere yönelmesi teşvik edilir.
SBTi, Otomotiv Sektörü İçin Net-Sıfır Hedeflerine İlişkin Güncellenmiş Taslağı Yayımladı
Bilim Temelli Hedefler Girişimi (“SBTi”), otomotiv sektörü için Net-Sıfır Hedef Belirleme Standardı’nın güncellenmiş taslağını (“Taslak”) Şubat 2026 tarihinde kamuoyunun görüşüne açtı.[8] Taslak, otomotiv üreticileri ve yan sanayi firmalarının bilime dayalı net-sıfır emisyon hedeflerini nasıl belirlemesi gerektiğine ilişkin daha açık bir çerçeve sunmayı amaçlar.
Taslak, otomotiv üreticileri, otomotiv parça üreticileri, lojistik ve kara taşımacılığı hizmeti sunan şirketler dahil olmak üzere kara taşımacılığı değer zincirinde faaliyet gösteren kuruluşları kapsar.
Taslak kapsamında özellikle otomotiv üreticilerinin en büyük emisyon kaynağını oluşturan, satılan araçların kullanımından kaynaklanan Kapsam 3 emisyonlarının 1,5°C hedefiyle uyumlu şekilde azaltılmasına yönelik yöntemler belirlenir. Bu doğrultuda, şirketlerin sıfır emisyonlu araçlara geçişlerini hızlandırmaları ve yeni içten yanmalı motorlu araç satışlarının başlıca pazarlarda 2035 yılına kadar, küresel ölçekte ise en geç 2040 yılına kadar aşamalı olarak sona erdirilmesine yönelik dönüşümü desteklemeleri hedeflenir.
Taslak, SBTi tarafından geliştirilmekte olan otomotiv sektörüne özgü net-sıfır standardı için geçiş niteliğinde bir çerçeve sunmakta olup şirketlerin bilim temelli iklim hedefleri belirleme sürecinde kullanılabilecek sektöre özgü metodoloji ve kriterleri ortaya koyar.
GHG Protocol, Arazi Kullanımı ve Karbon Giderimleri (“LSR”) Standardı’nı Yayımladı
Sera Gazı Protokolü (“GHG Protocol”), arazi kullanımı kaynaklı emisyonlar ve karbon giderimlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin Arazi Kullanımı ve Karbon Giderimleri (Land Sector and Removals – LSR) Standardı’nı 30.01.2026 tarihinde yayımladı.[9] Söz konusu standart, şirketlerin arazi kullanımı, arazi kullanım değişiklikleri ve karbon giderim faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını ölçme ve raporlama süreçlerine ilişkin yöntemleri ve yükümlülükleri belirler.
Standart, tarım, ormancılık ve arazi yönetimi gibi faaliyetlerden kaynaklanan emisyonların, şirketlerin sera gazı envanterlerinde daha tutarlı ve karşılaştırılabilir şekilde raporlanmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda standart, GHG Protocol kapsamında yer alan ve kurumsal düzeyde sera gazı envanteri hazırlanmasına ilişkin gereklilikleri ve rehberi ortaya koyan Kurumsal Standarda (GHG Protocol Corporate Accounting and Reporting Standard) tamamlayıcı nitelikte bir çerçeve sunar. Ayrıca, şirketlerin değer zinciri boyunca oluşan emisyonları değerlendirmelerine ve azaltım faaliyetlerine odaklanacak alanları belirlemelerine imkân tanıyan Kapsam 3 Standardı ile bütüncül bir yapı oluşturur.
Söz konusu standardın 01.01.2027 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.
İtalya’da 30/2026 Sayılı KHK ile Çevresel İddialar, Ürün Dayanıklılığı ve Sözleşme Öncesi Bilgilendirmeye İlişkin Önemli Değişiklikler Yapıldı
İtalya, 20 Şubat 2026 tarihli ve 30 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (“KHK”) ile 2024/825 sayılı AB Direktifi’ni iç hukuka aktarılmasını sağlayan, tüketicilerin korunmasına yönelik olarak haksız ticari uygulamalar ve tüketici bilgilendirmesi alanında değişiklikler öngördü.[10] Anılan düzenleme ile Tüketici Kanunu’nda değişiklik yapılarak “çevresel iddia”, “genel çevresel iddia” ve “sürdürülebilirlik etiketi” kavramları tanımlar; doğrulanamayan veya yanıltıcı çevresel iddialar ile sertifikasyona dayanmayan etiketlerin kullanımı haksız ticari uygulama olarak düzenler. Ayrıca karbon denkleştirmesine dayalı çevresel beyanlar yasaklanır.
Anılan düzenleme kapsamında, ürünlere ilişkin çevresel bilgilendirme yükümlülükleri genişletilerek dayanıklılık, onarılabilirlik ve geri dönüştürülebilirlik gibi unsurların tüketiciye sunulması öngörülür.
Anılan düzenleme 9 Mart 2026 tarihinde yayımlandı, 27 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girer.
Germanwatch, Climate Risk Index 2026 Raporu’nu Yayımladı
Germanwatch tarafından yayımlanan Climate Risk Index 2026 raporu (“Risk Raporu”), 1995–2024 döneminde gerçekleşen yaklaşık 9.700 aşırı hava olayını analiz eder.[11] Risk Raporu’na göre ilgili dönemde aşırı hava olayları nedeniyle 832 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 4,5 trilyon ABD doları tutarında doğrudan ekonomik zarar meydana gelmiştir.
Risk Raporu, iklim kaynaklı afetlerin etkilerinin ülkeler arasında eşit şekilde dağılmadığını ortaya koyar. Ekonomik ve coğrafi faktörlerin afet etkilerinin eşit olmayan dağılımındaki rolü belirtilir.
Uzun vadeli değerlendirmede Dominika, Myanmar ve Honduras en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alırken yalnızca 2024 yılında St. Vincent ve Grenadinler, Grenada ve Çad en fazla etkilenen ülkeler arasında gösterilmektedir.
Risk Raporu’nda ayrıca aşırı hava olaylarının etkilerinin özellikle erken uyarı sistemleri, altyapı ve uyum kapasitesi sınırlı olan düşük ve orta gelirli ülkelerde daha ağır sonuçlar doğurduğu belirtilir. Bu kapsamda iklim değişikliğine uyum ve dayanıklılık yatırımlarının artırılmasının iklim risklerinin azaltılmasında kritik rol oynadığı vurgulanır.
SKDM Kapsamında 2026 İlk Çeyrek Karbon Fiyatı Açıklandı
Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”) kapsamında mali yükümlülüklerin 2026 yılı itibarıyla belirginleşmeye başlamasıyla birlikte, Avrupa Komisyonu tarafından ithalatçılarca satın alınacak SKDM sertifikalarına esas teşkil eden ilk karbon fiyatı açıklandı.[12] Bu çerçevede, 2026 yılı birinci çeyreği için SKDM sertifika fiyatı 75,36 avro/ton CO₂ olarak belirlendi.
Söz konusu fiyat, AB Emisyon Ticaret Sistemi (“AB ETS”) kapsamında gerçekleştirilen açık artırmalarda oluşan karbon fiyatlarının ilgili dönem ortalaması esas alınarak hesaplanmakta olup, 2026 yılı boyunca çeyreklik bazda ilan edilecektir. 2027 yılı itibarıyla ise fiyatların haftalık olarak belirlenmesi öngörülmektedir.
Diğer Ülkelerdeki Önemli Gelişmeler ve Düzenlemeler
Birleşik Krallık, Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarını Yayımladı
Birleşik Krallık, şirketlerin sürdürülebilirlik ve iklimle bağlantılı finansal risk ve fırsatlarını daha tutarlı şekilde açıklamalarını amaçlayan Birleşik Krallık Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarını (“UK SRS”) Şubat 2026’da yayımladı.[13] Yeni standartlar, Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (“ISSB”) tarafından geliştirilen IFRS S1 ve IFRS S2 standartlarını temel alır, sürdürülebilirlik ile bağlantılı finansal bilgilerin açıklanmasına ilişkin genel gereklilikleri (“UK SRS S1”) ve iklimle bağlantılı risk ve fırsatların raporlanmasına ilişkin hükümleri (“UK SRS S2”) içerir.
Standartlar gönüllü kullanım amacıyla yayımlanmıştır. Birleşik Krallık’ta bu standartların ilerleyen dönemde belirli işletmeler bakımından zorunlu hale getirilip getirilmeyeceğinin ise ayrıca değerlendirileceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda, halka açık şirketler bakımından sürdürülebilirlik açıklamalarına ilişkin yeni yükümlülükler getirilmesine yönelik olarak Finansal Davranış Otoritesi (“FCA”) başta olmak üzere ilgili düzenleyici otoriteler tarafından istişare süreçlerinin yürütülmesi öngörülmektedir.
2026 Yılının İlk Çeyreğinde Açılan veya Sonuçlanan Davalardan Örnekler
ACCR ve Santos Davası
Avustralya Kurumsal Sorumluluk Merkezi (“ACCR”), 25 Ağustos 2021 tarihinde petrol ve gaz şirketi Santos Ltd. aleyhine dava açarak şirketin doğal gazı “temiz yakıt” veya “temiz enerji” olarak tanımlayan ifadeleri ile 2040 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşacağına ilişkin açıklamalarının yatırımcıları yanıltıcı olduğunu ileri sürdü.[14] ACCR, söz konusu beyanların doğal gaz üretimi ve kullanımından kaynaklanan emisyonları yeterince yansıtmadığını ve şirketin net sıfır hedefinin karbon yakalama ve depolama gibi teknolojilere dayandığını iddia etti.
Avustralya Federal Mahkemesi, 17 Şubat 2026 tarihinde verdiği kararda ACCR’nin başvurusunu reddederek temiz tanımının bağlam içinde değerlendirildiğinde kömür gibi diğer fosil yakıtlara kıyasla temiz olduğu belirtildiğinden, yanıltıcı veya aldatıcı davranış teşkil etmediğine hükmetti. Mahkeme ayrıca Santos’un net sıfır hedeflerine ilişkin açıklamalarının makul ve ölçülebilir stratejilere sahip olduğu sonucuna vardı.
Greenpeace Hollanda ve Hollanda Devleti Davası
Lahey Bölge Mahkemesi, 28 Ocak 2026 tarihinde Greenpeace Hollanda'nın Hollanda Devleti aleyhine açtığı davada karar verdi.[15] Karayip Hollandası'nın özel statülü adası olan Bonaire, deniz seviyesinin yükselmesi, artan sıcaklıklar ve iklim kaynaklı sağlık tehditleri gibi ciddi iklim kriziyle yüz yüze gelmektedir. Bonaire'nin Hollanda devletine bağlı olması nedeniyle Hollanda, adanın sakinlerini bu tehditlerden korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Mahkeme, Hollanda'nın Bonaire için herhangi bir iklim uyum planı ya da entegre bir iklim politikası oluşturmadığını, buna karşın Avrupa Hollandası'nın onlarca yıldır kapsamlı uyum stratejilerine sahip olduğunu tespit etti. Bu ihmalin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi kapsamındaki özel ve aile hayatına saygı hakkını ve ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesini ihlal ettiğine hükmeden Mahkeme, Hollanda'yı bu karardan itibaren 18 ay içinde 2050'ye kadar tüm ara hedefler ve yol haritalarını kapsayan mutlak emisyon azaltım hedefleri öngören yasal düzenlemeleri hayata geçirmekle ve 2030 yılına kadar Bonaire'yi de kapsayan kapsamlı bir ulusal iklim uyum planı hazırlayıp uygulamaya koymakla yükümlü kıldı.
ABD’de Texas’ın “Anti-ESG” Yatırım Yasası Anayasaya Aykırı Bulundu
ABD Batı Texas Bölge Mahkemesi, 04.02.2026 tarihinde verdiği kararda Texas eyaletinin 2021 tarihli Senato Tasarısı 13 (SB 13) adlı düzenlemesini ABD Anayasası’nın Birinci ve On Dördüncü Değişikliklerine aykırı bularak uygulanmasını durdurdu.[16]
SB 13 düzenlemesi, fosil yakıt şirketlerini “boykot ettiği” değerlendirilen finansal kuruluşların Texas eyalet fonlarından yatırım almasını ve eyalet kurumlarıyla sözleşme yapmasını yasaklamaktaydı. Ayrıca Texas Sayışmanı tarafından bu kuruluşların yer aldığı bir liste oluşturulması ve kamu fonlarının bu şirketlerden çekilmesi öngörülmekteydi.
Mahkeme, söz konusu düzenlemenin kapsamının aşırı geniş ve belirsiz olduğunu; fosil yakıt endüstrisine ilişkin görüş ve savunuculuk faaliyetleri gibi anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğünü kısıtlayabilecek nitelik taşıdığını gerekçe göstererek yasanın uygulanmasını durdurdu.
Apple Inc. Davası
Apple Watch ürünlerinin “karbon nötr” olarak pazarlanmasına ilişkin olarak tüketiciler tarafından Apple Inc. aleyhine yeşil yıkama (greenwashing) iddiaları ile ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi’nde dava açıldı.[17] Davacılar, söz konusu iddianın karbon denkleştirme projelerine dayandığını ve bu projelerin gerçek ve ek karbon azaltımı sağlamadığını ileri sürerek Apple’ın çevresel beyanlarının yanıltıcı olduğunu iddia ettiler. Ayrıca, Apple’ın karbon nötrlüğü iddiasının Kenya ve Çin’deki bazı karbon kredisi projelerine dayandığını ve bu projelerin yeterli karbon azaltımı sağlamadığını belirterek tüketicilerin bu çevresel iddialar nedeniyle ürünler için daha yüksek fiyat ödediğini ileri sürdüler.
ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi, 20.02.2026 tarihinde verdiği kararda Apple’ın davanın reddi talebini kabul etti ve davacıların iddialarının hukuken yeterli şekilde ortaya konulmadığı sonucuna vararak davayı reddetti.
Hollanda’da Kakao ve Kahve Satıcıları Yanıltıcı Uygulamalarına Son Vermeyi Taahhüt Etti
Hollanda Rekabet ve Tüketici Otoritesi (Autoriteit Consument & Markt – ACM) tarafından yürütülen inceleme ve temaslar neticesinde, küresel ölçekte faaliyet gösteren büyük kahve ve kakao satıcıları Nestlé, Mondelēz International ve JDE Peet’s, tüketicileri yanıltma potansiyeli taşıdığı değerlendirilen sürdürülebilirlik iddiaları ve logolarına ilişkin uygulamalarını değiştirmeyi taahhüt etmiştir.[18] Bu kapsamda, “sürdürülebilir”, “sorumlu” veya benzeri; genel ve doğrulanabilirliği sınırlı ifadelerin kullanımının daraltılması, markaya özgü sürdürülebilirlik logolarının daha açık ve ölçülebilir bilgilere dayandırılması ve tüketicilerin ürünlerin çevresel ve sosyal etkileri hakkında daha şeffaf şekilde bilgilendirilmesi amaçlanmakta olup söz konusu taahhütler hem ulusal tüketicinin korunması mevzuatı hem de Avrupa Birliği düzeyinde yeşil beyanlara ilişkin düzenlemelerle uyumun güçlendirilmesini hedeflemektedir.
2026 Yılının İlk Çeyreğinde Reklam Kurulu Kararları
Reklam Kurulu’nun Çevresel Beyan İçeren Reklamlara İlişkin Kararları
Reklam Kurulu’nun 13.01.2026 tarihli ve 2025/3053 sayılı kararı temizlik ve kâğıt ürünleri sektöründe, 13.01.2026 tarihli ve 2025/3182 sayılı kararı ise su arıtma cihazları ve alternatif içme suyu sistemleri sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin reklamlarına ilişkindir. Bu kapsamda, reklamlarda yer verilen “sürdürülebilir”, “çevre dostu”, “çevreye duyarlı”, gibi çevresel nitelikteki ifadelerin, tüketiciler nezdinde ürünlerin çevresel etkilerine ilişkin belirsizlik yaratabilecek şekilde kullanıldığı değerlendirildi.[19]
Kurul, söz konusu genel çevresel iddiaların somut, doğrulanabilir ve bilimsel verilerle desteklenmediğini ve herhangi bir açıklama yapılmaksızın kullanıldığını tespit etti. Ayrıca, 2025/3182 sayılı kararda “daha az plastik şişe veya damacana kullanımı sağladığı” yönündeki karşılaştırmalı çevresel beyanların da akredite kuruluşlar veya akademik çalışmalar ile ispatlanamadığı belirlendi.
Bu kapsamda anılan reklamların, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı olduğu değerlendirilerek reklamların durdurulmasına karar verildi.
Bülteni pdf formatında indirmek için tıklayınız.
- İlgili karara buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili düzenlemeye buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili Rehbere buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili taslağa buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili standarda buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili Kanun Hükmünde Kararname’ye buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili rapora buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili standarda buradan, ilgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili karara buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili karara buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili karara buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili karara buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
- İlgili Kararlara buradan ulaşabilirsiniz.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.