ÇSY Bülteni 2026 2. Çeyrek

12.08.2026

Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Yiğit Alp Aslan, Av. Orhan Emin Erdem, Stj. Av. Yağmur Bayiz

ÇSY Bülteni 2026 2. Çeyrek
% 0

Türkiye’deki Önemli Gelişmeler ve Düzenlemeler 

Ulusal İklim Finansmanı Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi Başladı

İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yürütülen “Ulusal İklim Finansmanı Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” açılış etkinliği 4 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi.[1]

Açılış konuşmasında, iklim finansmanının Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecindeki stratejik önemi ile 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda kamu ve özel sektör kaynaklarının etkin şekilde harekete geçirilmesi gerekliliği vurgulandı. 

Avrupa Birliği (“AB”) tarafından desteklenen proje kapsamında, Türkiye’de iklim finansmanı alanında ortak anlayışın geliştirilmesi, paydaşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve iklim yatırımlarının daha etkin şekilde hayata geçirilmesi hedeflenir. Proje, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim değişikliğine uyum hedefleri doğrultusunda iklim finansmanı kapasitesinin güçlendirilmesini amaçlar.

COP31 Eylem Gündemi Kamuoyuyla Paylaşıldı

9 Haziran 2026 tarihinde Almanya’nın Bonn şehrinde düzenlenen Bonn İklim Değişikliği Konferansı’nda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (“COP31”) Eylem Gündemi kapsamında belirlenen 10 öncelikli tema ve 6 küresel uygulama hedefi dünya kamuoyuyla paylaşıldı.[2]

Öncelikli temalar arasında sıfır atık ve metan azaltımı, temiz enerji ve elektrifikasyon, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım, yeşil sanayileşme, okyanuslar ve denizler, iklim dostu dirençli şehirler, gençlik katılımı, dinamik ve dirençli sağlık sistemleri ile biyolojik çeşitlilik ve arazi bozunumu yer aldı. 

Eylem Gündemi kapsamında ayrıca elektrifikasyonun artırılması, atık kaynaklı emisyonların azaltılması, inşaat sektöründe enerji verimliliğinin geliştirilmesi, sanayide döngüsel malzeme kullanımının yaygınlaştırılması, toplum genelinde iklim farkındalığının artırılması ve gelişmekte olan ülkelerde iklim hedeflerinin uygulanmasını destekleyecek bir “İklim Uygulama Köprüsü” mekanizmasının oluşturulmasına yönelik küresel hedefler açıklandı. 

COP31 Başkanlığı tarafından, söz konusu hedefler doğrultusunda Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31’e kadar uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve iklim taahhütlerinin somut sonuçlara dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Düzenlemelerde Değişiklik Yaptı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından hazırlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”), 02.04.2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.[3] Düzenleme ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız üretime ilişkin çeşitli değişiklikler yapıldı. 

Bu kapsamda, ihtiyaç fazlası enerjinin değerlendirilmesine ilişkin mekanizmaların kapsamı genişletilerek belirli yenilenebilir enerji üretim tesislerinde şebekeye verilen ihtiyaç fazlası enerjinin desteklenmesine yönelik mevcut uygulama korundu. 

Yönetmelik ile lisanssız üretim tesislerine bütünleşik depolama ünitesi kurulabilmesine imkân tanınarak depolama ünitelerinin işletilmesine ilişkin düzenlemeler yapıldı. 

Ayrıca endüstri bölgeleri açıkça kapsama dahil edildi ve belirli koşullar altında aynı tüketim tesisi için birden fazla yenilenebilir enerji kaynağına dayalı üretim tesisi kurulmasına olanak tanıdı. 

Ticaret Bakanlığı, Çevresel Beyanlar ve Yapay Zekâ Destekli Reklamlara İlişkin Yeni Kurallar Getirdi

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Reklam Yönetmeliği Değişikliği”), 01.07.2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.[4] Reklam Yönetmeliği Değişikliği ile hedefli reklamcılık, yapay zekâ destekli reklamlar, çevresel beyanlar, sosyal medya reklamları ve tüketicinin korunmasına ilişkin çeşitli değişiklikler yapıldı. Düzenlemeler 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Reklam Yönetmeliği Değişikliği’nin ESG bakımından öne çıkan konusu, çevresel beyanlara (green claims) ilişkin yeni yükümlülüklerin getirilmesidir. Buna göre, “çevre dostu” gibi genel çevresel ifadelerin herhangi bir açıklama yapılmaksızın kullanılması yasaklandı; çevresel beyanların ürünün veya hizmetin yaşam döngüsünün hangi aşamasına ilişkin olduğunun açıkça belirtilmesi zorunlu tutuldu. Ayrıca çevresel beyanların, yetkili kurum ve kuruluşlar, üniversitelerin ilgili bölümleri veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınan belgelerle doğrulanması şartı getirildi.

Türkiye’nin Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı Yayımlandı

Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029) (“Strateji ve Eylem Planı”) kamuoyuyla paylaşıldı.[5] Strateji ve Eylem Planı ile Türkiye’nin yeşil finansman ekosisteminin güçlendirilmesi, finansal piyasaların iklim risklerine uyum kapasitesinin artırılması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyecek yatırım ortamının iyileştirilmesi amaçlanır.

2026-2029 dönemini kapsayan Strateji ve Eylem Planı; yeşil finans alanındaki düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi, piyasa altyapısının güçlendirilmesi ve kamu kurumları ile finans sektöründeki paydaşlar arasındaki iş birliğinin artırılmasına odaklanır. Bu kapsamda Strateji ve Eylem Planı’nda; şeffaf ve ölçülebilir bir yeşil finans ekosisteminin oluşturulması, yeşil finans alanında kurumsal kapasite ve insan kaynağının güçlendirilmesi ile yeşil finansı destekleyecek piyasa mekanizmalarının geliştirilmesi olmak üzere üç temel amaç altında 11 hedef ve 45 eylem yer alır.

AB’deki Önemli Gelişmeler ve Düzenlemeler

Komisyon, AB Karbon Piyasasının İstikrarını Güçlendirmeye Yönelik Düzenleme Önerisini Yayımladı 

Avrupa Komisyonu (“Komisyon”), Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (“AB ETS”) kapsamındaki Piyasa İstikrar Rezervi’ne (Market Stability Reserve – “MSR”) ilişkin değişiklik önerisini yayımladı.[6] Söz konusu öneri ile AB karbon piyasasının istikrarının ve öngörülebilirliğinin güçlendirilmesi amaçlanır. 

2019 yılından bu yana yürürlükte olan MSR, piyasada fazla tahsisat bulunması halinde piyasadaki tahsisat arzını azaltır; arz daralması yaşanması halinde ise piyasaya ilave tahsisat sunar. Mevcut düzenleme uyarınca rezervde bulunan ve 400 milyon adedi aşan tahsisatlar iptal edilir. Komisyon’un önerisi ise bu iptal mekanizmasının kaldırılmasını ve söz konusu tahsisatların piyasa istikrarını desteklemek amacıyla rezervde tutulmasını öngörmektedir.

Komisyon, önerilen değişikliğin önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek arz sıkışıklıklarına karşı sistemin daha etkin biçimde yanıt verebilmesini sağlayacağını belirterek karbon piyasasının istikrarını ve öngörülebilirliğini güçlendireceğini vurguladı.

Nitekim Komisyon, 17 Temmuz 2026 tarihinde açıkladığı kapsamlı AB ETS revizyonu kapsamında MSR mekanizmasına ilişkin ilave değişiklikler de önerdi.[7] Bu kapsamda, MSR’nin piyasa istikrarını ve yatırım öngörülebilirliğini güçlendirecek şekilde güncellenmesi, likiditenin korunması ve aşırı fiyat oynaklığının azaltılması hedeflenmektedir. Komisyon ayrıca, söz konusu reformun Mart 2026 tarihli ve rezervde tutulan tahsisatların otomatik olarak iptal edilmesine son verilmesini öngören önerisini tamamlayıcı nitelikte olduğunu belirtti.

Komisyon, AB ETS Kıyaslama Değerlerini İstişareye Açtı

Komisyon, 2026–2030 dönemine ait güncellenmiş AB ETS kıyaslama değerlerini kamuoyu ve üye devlet istişaresine açtı.[8] Söz konusu güncelleme, AB sanayisine yönelik ücretsiz emisyon tahsisatlarının belirlenmesinde esas alınacak kıyaslama çerçevesini oluşturmakta ve MSR değişiklik önerisini tamamlayıcı nitelik taşımaktadır.

Önerilen kıyaslama değerleri çerçevesinde sanayinin, emisyonlarının ortalama %75’ini karşılayacak ücretsiz tahsisat almaya devam etmesi öngörüldü. Komisyon ayrıca, sektör tarafından dile getirilen bazı endişeleri gidermek amacıyla mevcut yasal esnekliklerden yararlanıldığını belirtti.

Güncelleme kapsamında, sanayi elektrifikasyonunu teşvik etmeye yönelik mevcut yaklaşım korundu. Buna göre, elektrik kullanımından kaynaklanan dolaylı emisyonların 14 ürün kıyaslamasında kapsama dâhil edilmesi uygulaması sürdürüldü. Bu yaklaşımın 2026–2030 dönemi için yaklaşık 4 milyar Euro tutarında mali etki yaratmasının beklendiği ifade edildi. Komisyon ayrıca, kıyaslama değerlerindeki güncellemenin ve MSR değişiklik önerisinin birlikte değerlendirilmesiyle AB sanayisinin rekabet gücünün ve karbon azaltım sürecinin destekleneceğini, karbon piyasasının istikrarı ile öngörülebilirliğinin güçleneceğini vurguladı.

Nitekim Komisyon, AB ETS revizyonu kapsamında ücretsiz tahsisat sistemine ilişkin ilave değişiklikler de önerdi.[9] Bu kapsamda, belirli sektörler için sektöre özgü yedek kıyaslama değerlerinin (fallback benchmarks) oluşturulmasına imkân tanıyacak yöntemin geliştirilmesi, ücretsiz tahsisatların Avrupa’da gerçekleştirilecek karbonsuzlaşma yatırımlarıyla daha yakından ilişkilendirilmesi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”) kapsamındaki sektörlerde ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılmasına ilişkin takvimin 2038 yılına kadar uzatılması öngörülmektedir. Komisyon ayrıca, bu değişikliklerle sanayinin rekabet gücünün desteklenmesinin ve temiz dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesinin amaçlandığını belirtti. 

Komisyon, SKDM Kapsamında Üçüncü Ülkelerde Ödenen Karbon Fiyatlarına İlişkin Taslak Uygulama Kurallarını Yayımladı

Komisyon, SKDM kesin aşamasına ilişkin hazırlıklar kapsamında, üçüncü ülkelerde ödenen karbon fiyatlarının SKDM sertifika yükümlülüklerinden düşülmesine yönelik taslak uygulama yönetmeliğini (“Taslak Uygulama Yönetmeliği”) Mayıs 2026’da yayımlayarak kamuoyu istişaresine açtı.[10] Taslak Uygulama Yönetmeliği, bu indirimin hesaplanmasına, ispat ve belgelendirme gerekliliklerine ve döviz dönüştürme kurallarına ilişkin usul ve esasları belirler.

Komisyon, 28 Ağustos 2025 tarihinde SKDM’nin kesin aşamasına ilişkin uygulama düzenlemelerinin hazırlanmasını desteklemek amacıyla üç ayrı Bulgu Çağrısı (Call for Evidence) başlatmıştı. Bu kapsamda toplam 158 paydaş yanıtı değerlendirildi.[11] Yanıtların %76’sı şirketler ve iş birliklerinden gelirken, coğrafi dağılım AB merkezli paydaşlar (%54) ile üçüncü ülke katılımcıları (%46) arasında neredeyse eşit bir şekilde gerçekleşti. AB dışı yanıtlar arasında en yüksek katılım Çin, Türkiye ve Birleşik Krallık’tan sağlandı; Türkiye toplam yanıtların %6’sını oluşturdu. 

Paydaşlar, Birleşik Krallık ETS ve Çin Ulusal ETS gibi üçüncü ülke karbon fiyatlandırma sistemlerinin tanınmasını destekledi. Buna karşılık gönüllü karbon kredileri ile Paris İklim Anlaşması’nın 6. maddesi kapsamındaki kredilerin sisteme dâhil edilmesi konusunda farklı görüşler ortaya konuldu. Paydaşların büyük bölümü, indirim mekanizmalarının SKDM’nin amaçlarıyla uyumlu olması gerektiğini belirtirken, AB paydaşları daha sınırlı indirim mekanizmalarını savundu; bazı üçüncü ülke paydaşları ise daha kapsamlı indirim uygulamalarını önerdi.

Akreditasyon ve bağımsız doğrulama süreçlerine ilişkin olarak ise yalnızca AB akrediteli kuruluşların tanınmasının ticaret üzerinde olumsuz etki yaratabileceği yönünde görüşler dile getirildi. Bu kapsamda, ISO 14064 ve GHG Protokolü gibi uluslararası çerçevelerle uyumlu karşılıklı tanıma mekanizmalarının benimsenmesi önerildi.

Komisyon’un, kamuoyu istişaresinde iletilen bu görüşleri değerlendirerek Taslak Uygulama Yönetmeliği’ne son şeklini vermesi beklenmektedir.

Komisyon, Gözden Geçirilmiş ESRS’yi İstişareye Açtı

Komisyon, 6 Mayıs 2026 tarihinde gözden geçirilmiş Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın (European Sustainability Reporting Standards – “ESRS”) nihai taslaklarını ve 1.000 veya daha az çalışana sahip işletmeler tarafından kullanılabilecek gönüllü sürdürülebilirlik raporlama standardını kamuoyu istişaresine açtı.[12]

Gözden geçirilmiş ESRS, Şubat 2025’te önerilen ve 18 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren Omnibus I Paketi (Directive (EU) 2026/470) çerçevesinde Komisyon tarafından hazırlanan bağımsız bir yetkilendirilmiş tüzük taslağıdır. 

Komisyon, gözden geçirilmiş ESRS ile zorunlu veri noktalarının %61 oranında azaltılmasını öngörmektedir. Yapılan değişiklikler; yeni muafiyetler ve aşamalı geçiş hükümleri aracılığıyla ek esneklik tanınmasını, önemlilik değerlendirmesinin ilke temelli ve daha orantılı bir yaklaşımla sadeleştirilmesini, küresel sürdürülebilirlik raporlama standartlarıyla uyumun güçlendirilmesini ve diğer AB mevzuatıyla tutarlılığın artırılmasını kapsar.

Standartta öne çıkan en önemli unsur, değer zinciri tavanı (value chain cap) mekanizmasıdır. Bu mekanizma uyarınca Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (Corporate Sustainability Reporting Directive) kapsamında zorunlu sürdürülebilirlik raporlamasına tabi işletmeler, değer zincirlerinde yer alan 1.000 veya daha az çalışana sahip işletmelerden, gönüllü standartta öngörülen açıklamaların ötesinde bilgi talep edemeyecektir. Değer zinciri tavanı yalnızca AB’deki değil, AB dışındaki değer zinciri kuruluşları bakımından da uygulanacak olup uluslararası tedarik zincirine sahip şirketler açısından önem taşır.

Kabul edilmesi halinde gözden geçirilmiş ESRS’nin, 1 Ocak 2027 tarihinde veya sonrasında başlayan hesap dönemlerinden itibaren uygulanması öngörülmektedir. Bununla birlikte, 2026 hesap dönemi için mevcut ESRS kapsamında sürdürülebilirlik raporlaması yapmakla yükümlü olan işletmeler, gözden geçirilmiş ESRS’yi bu hesap dönemi bakımından isteğe bağlı olarak erken uygulayabilecektir.

EFRAG, AB Dışı Şirket Gruplarına İlişkin N-ESRS Taslağını Yayımladı

Komisyon’un teknik danışmanlığını üstlenen Finansal Raporlama Konusunda Avrupa Danışma Grubu (European Financial Reporting Advisory Group – “EFRAG”), 16 Haziran 2026’da AB dışı şirket gruplarına yönelik Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın (Non-EU European Sustainability Reporting Standards – “N-ESRS”) onaylanmamış taslak metnini (Exposure Draft V1) kamuoyuyla paylaştı.[13]

N-ESRS, AB dışı nihai ana şirket gruplarının açıklaması gereken sürdürülebilirlik bilgilerini belirleyen standartlar setidir. N-ESRS kapsamına girebilmek için birden fazla eşiğin birlikte sağlanması gerekir. Buna göre, nihai ana şirketin üçüncü ülke hukukuna tabi olması, son iki yılın her birinde AB’de 450 milyon Euro’yu aşan net ciro elde etmiş olması ve AB’de belirli büyüklük ölçütlerini sağlayan bir bağlı ortaklığa veya şubeye sahip olması şartları birlikte aranır. Bu doğrultuda, kapsam dahilindeki AB dışı şirket sayısının yaklaşık 10.000’den 1.200’e gerilemesi beklenir.

Taslak, iklim dışındaki konularda raporlamanın belirli koşulların sağlanması halinde AB ile ilişkili etkilerle sınırlandırılabilmesine imkân tanıyan karma yaklaşım seçeneğini de içerir. Ayrıca, AB dışı nihai ana şirketler tam ESRS setini gönüllü olarak uygulamayı tercih etmeleri halinde, belirli şartların sağlanması kaydıyla gruptaki AB bağlı ortaklıkları ESRS kapsamındaki raporlama yükümlülüğünden muaf olacaktır. N-ESRS raporunun ise güvence görüşüyle birlikte sunulması gerekir.

EFRAG’ın teknik tavsiyesini Ocak 2027’ye kadar Komisyon’a sunması ve N-ESRS’nin 2027 yılı ortasında kabul edilmesi öngörülmektedir. N-ESRS kapsamındaki raporlama yükümlülüğü, 1 Ocak 2028 tarihinde veya sonrasında başlayan hesap dönemleri için uygulanacak olup ilk raporların 2029 yılında yayımlanması beklenmektedir.

Komisyon, CSDDD Uygulama Rehberlerine İlişkin Kamuoyu İstişaresi Başlattı

Komisyon, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin (Corporate Sustainability Due Diligence Directive – “CSDDD”) uygulanmasını desteklemek amacıyla hazırlanacak uygulama rehberlerine ilişkin kamuoyu istişaresi başlattı.[14] 12 Haziran 2026’da başlayan ve 24 Temmuz 2026’ya kadar devam edecek olan istişare süreci, gelecekte yayımlanacak uygulama rehberlerinin hazırlanmasına katkı sağlayacak görüş ve bilgi toplanmasını amaçlar.[15]

CSDDD; kapsam dahilindeki çok büyük AB şirketleri ile AB’de önemli ekonomik varlığı bulunan büyük AB dışı şirketlerin kendi faaliyetlerinde, bağlı ortaklıklarında ve değer zincirlerinde insan hakları ile çevre üzerinde ortaya çıkan olumsuz etkileri belirlemesini, önlemesini, azaltmasını ve sona erdirmesini zorunlu kılar. 

Komisyon, hazırlanacak uygulama rehberlerinin kapsam dahilindeki şirketlere durum tespiti yükümlülüklerini yerine getirmelerine ilişkin pratik yönlendirmeler sunmasını, üye devlet makamlarına CSDDD’nin uygulanması ve denetlenmesi konusunda destek sağlamasını ve paydaşlar ile temsilcilerine durum tespiti sürecine nasıl katılım sağlayabilecekleri konusunda rehberlik etmesini öngörür. Komisyon ayrıca, söz konusu rehberlerin kapsam dahilindeki şirketlerin değer zincirlerinde yer alan AB dışındaki şirketler ve diğer ilgili paydaşlar bakımından da yol gösterici nitelik taşımasının beklendiğini belirtir.

İstişare, çevrim içi bir anket aracılığıyla yürütülmekte olup paydaşlar; olumsuz etkilerin tespitine yönelik araçlar, durum tespiti süreçlerinde izlenen uygulamalar, dijital araçların kullanımı, küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik güvenceler ile üçüncü ülke mevzuatından kaynaklanan veri toplama güçlükleri gibi çeşitli konularda görüş bildirebilir. Komisyon’un, kamuoyu istişaresi sonucunda hazırlanacak uygulama rehberlerini 2027 yılının ilk çeyreğinde kabul etmesi planlanmaktadır.

Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Parasal İşler Komitesi, SFDR Değişiklik Önerisine İlişkin Taslak Raporu Yayımladı

Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Parasal İşler Komitesi (“ECON Komitesi”), Finansal Hizmetler Sektöründe Sürdürülebilirlikle İlgili Açıklamalar Tüzüğü’nün (Sustainable Finance Disclosure Regulation – “SFDR”) değiştirilmesine yönelik Komisyon önerisine ilişkin 28 Nisan 2026 tarihli taslak raporunu (“Taslak Rapor”) yayımladı.[16] Taslak Rapor, sürdürülebilir finansal ürünlere ilişkin şeffaflığın artırılması ve finansal piyasa katılımcıları üzerindeki raporlama yükünün azaltılması amacıyla çeşitli değişiklikler içerir.

Taslak Rapor’da önerilen değişiklikler; şeffaflığın artırılması, sürdürülebilir yatırımların etkinliğinin güçlendirilmesi ve raporlama yükünün azaltılması olmak üzere üç temel başlık altında toplanır. Şeffaflık boyutunda, SFDR kapsamında kategorize edilmeyen finansal ürünlerde sürdürülebilirlik faktörlerinin entegrasyonuna ilişkin sınırlı bilgi açıklanabilmesine olanak tanınır.  Anılan ürünlerin sürdürülebilir finansal ürünlerin tanımlanmasına ilişkin AB standartlarını karşılamadığı ve yeşil aklamaya (greenwashing) karşı koruma sağlamadığına ilişkin açık bir uyarının perakende yatırımcılarına sunulması önerilir. Ayrıca, kategorize edilmiş ürünler bakımından karşılaştırılabilirliğin artırılması amacıyla sınırlı sayıda zorunlu temel olumsuz etki göstergesinin açıklanmasının zorunlu tutulması ve finansal piyasa katılımcılarının sürdürülebilirlik odaklı katılım stratejilerini kamuoyuyla paylaşmaları öngörülür. 

Etkinliğin güçlendirilmesi boyutunda ise en düşük ESG derecelendirmesine veya ilgili sürdürülebilirlik göstergelerine sahip menkul kıymetlerin en az %20’si yatırım evreninden çıkarıldıktan sonra karşılaştırma yapılması önerilir. Ayrıca, taksonomi uyumlu ekonomik faaliyetlere ilişkin yatırım eşiğinin Komisyon tarafından önerilen %15’ten %20’ye yükseltilmesi ve AB İklim Geçişi Kıyaslaması ile Paris Hedefli Kıyaslamalara tanınan güvenli liman (safe harbor) hükümlerinin kaldırılması önerileri de yer alır. 

Raporlama yükünün azaltılması boyutunda ise ECON Komitesi, Komisyon’un kuruluş düzeyindeki raporlama yükümlülüklerinin kaldırılmasına ilişkin önerisini destekler ve yük azaltıcı hükümlerin SFDR’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmasını önerir. Buna karşılık, finansal piyasa katılımcılarının yeni düzenlemelere uyum sağlayabilmesi amacıyla SFDR’nin genel uygulama tarihinin Komisyon tarafından önerilen 24 aydan 18 aya indirilmesi önerilir. 

Teklif, olağan yasama usulü kapsamında değerlendirilmekte olup süreç Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ndeki müzakerelerle devam edecektir.

Diğer Ülkelerdeki Önemli Gelişmeler ve Düzenlemeler

İngiltere Finansal Davranış Otoritesi, İklimle İlgili Ürün Düzeyindeki Açıklama Yükümlülüklerini Sadeleştirmeye Yönelik İstişare Başlattı

İngiltere Finansal Davranış Otoritesi (Financial Conduct Authority – “FCA”), 5 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Üç Aylık İstişare (CP26/17) kapsamında, varlık yöneticileri, hayat sigortacıları ve FCA denetimine tabi emeklilik sağlayıcıları bakımından uygulanan ürün düzeyindeki iklimle ilgili açıklama yükümlülüklerinin sadeleştirilmesini öngören bir istişare başlattı.[17]

Bu kapsamda FCA, 2021 yılında İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü’nün (Taskforce on Climate-related Financial Disclosures – “TCFD”) tavsiyeleri doğrultusunda getirilen ayrıntılı ürün düzeyindeki raporlama yükümlülüklerinin kaldırılarak bunların yerine sonuç odaklı ve daha esnek bir açıklama çerçevesi getirilmesini önerir. 

FCA’nın uygulama sonrası değerlendirmesinde, ürün düzeyindeki TCFD raporlarının perakende yatırımcılar açısından uzun ve karmaşık olduğu, kurumsal yatırımcıların ise ihtiyaç duydukları iklim verilerine doğrudan firmalardan ulaştığı tespit edildi. Bu doğrultuda FCA, TCFD raporlamasının farkındalığı artırmakla birlikte ürün düzeyinde beklenen etkiyi yaratmadığı değerlendirmesiyle, ürün düzeyindeki iklim açıklaması yükümlülüklerini sadeleştirmeyi önerir. Kuruluş düzeyindeki açıklama yükümlülüklerine ilişkin çalışmalar ise ayrı bir süreçte sürdürülmektedir.

FCA’nın tahminlerine göre önerilen değişikliklerin sektör genelinde yıllık yaklaşık 20 milyon sterlin tutarında maliyet tasarrufu sağlaması beklenmektedir. İstişare süreci 13 Temmuz 2026’da sona erdi. FCA, kamuoyu görüşlerini değerlendirmesinin ardından sadeleştirilmiş iklim açıklaması yükümlülüklerine ilişkin nihai kuralları 2026 sonbaharında yayımlamayı planladığını belirtti.

2026 Yılının İkinci Çeyreğinde Açılan veya Sonuçlanan Davalardan Örnekler 

Dört ABD Eyaleti, Proxy Danışmanlık Firması ISS Aleyhine ESG Açıklamaları Gerekçesiyle Dava Açtı

20 Mayıs 2026 tarihinde Iowa, Nebraska, Teksas ve Batı Virginia başsavcılıkları, önde gelen proxy danışmanlık firması[18] Institutional Shareholder Services, Inc.’ye (“ISS”) karşı ayrı davalar açtı.[19] Davalarda, ISS’nin hissedar müşterilerine sunduğu tavsiyelerde ESG değerlendirmelerinin etkisini yeterince açıklamadığı ve bu nedenle tüketicinin korunması ile aldatıcı ticari uygulamalara ilişkin eyalet mevzuatını ihlal ettiği ileri sürüldü.

Özellikle Teksas tarafından açılan davada; ISS’nin bağımsız ve objektif yatırım tavsiyesi sunduğu yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, yatırım tavsiyelerinde kendi ESG önceliklerini gözettiği ve bu yaklaşımın yatırım kararlarına etkisini yatırımcılara yeterince açıklamadığı iddia edildi.

Söz konusu davalar, ABD’de ESG kriterlerinin yatırım ve proxy danışmanlığı hizmetlerinde kullanımına ve bu kapsamdaki açıklama yükümlülüklerine ilişkin hukuki tartışmaların giderek yoğunlaştığını gösterir. 

ACCC, Grill’d Aleyhine Yeşil Aklama İddiasıyla Dava Açtı

Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu (“ACCC”), Ocak 2021 ile Nisan 2024 tarihleri arasında yürütülen “Tree Day Tuesday” promosyonu kapsamında Grill’d Pty Ltd’nin (“Grill’d”) çevresel bağışlara ilişkin yanıltıcı beyanlarda bulunduğu iddiasıyla 15 Haziran 2026 tarihinde dava açtı.[20] ACCC, söz konusu uygulamanın Avustralya Tüketici Kanunu’nu ihlal ettiğini ve bir tür yeşil aklama (greenwashing) niteliği taşıdığını ileri sürdü. 

Tree Day Tuesday promosyonu; Grill’d ile çevre alanında faaliyet gösteren kâr amacı gütmeyen Greenfleet Trust arasındaki iş birliğine dayanarak Grill’d’nin, haftanın salı günleri gerçekleştirilen belirli satışlardan elde edilen gelirin bir kısmını Greenfleet’in ağaç dikme projelerine aktarılmasına ilişkindir. Ancak ACCC’ye göre, bağış yapılabilmesi için gerekli üyelik, sipariş yöntemi ve diğer kampanya koşulları tüketicilere yeterince açıklanmamıştır. Bu nedenle salı günleri satılan beş milyondan fazla burgerin yalnızca yaklaşık %4’ü bağış kapsamına girmiştir.

ACCC, Grill’d’ın bu uygulamalarının Avustralya Tüketici Kanunu’nu ihlal ederek yanıltıcı veya aldatıcı davranış ile yanlış veya yanıltıcı beyan teşkil ettiğini ileri sürmekte ve mahkemeden ihlalin tespiti, para cezası ve diğer uygun yaptırımlara hükmedilmesini talep etmektedir.

Dava, çevresel fayda veya bağış içeren pazarlama kampanyalarında yalnızca çevresel iddiaların değil, bu iddiaları sınırlandıran koşulların da tüketicilere açık, doğru ve anlaşılır şekilde açıklanması gerektiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

2026 Yılının İkinci Çeyreğinde Reklam Kurulu Kararları 

Reklam Kurulu’nun Çevresel Beyan İçeren Reklamlara İlişkin Kararı

Reklam Kurulu, 9 Nisan 2026 tarihli ve 2026/1149 sayılı kararıyla, bir temizlik ürünleri şirketinin reklamlarda kullandığı “hem bitkisel hem doğal” ifadelerinin doğruluğunu ortaya koyan herhangi bir bilgi veya belge sunulmaması nedeniyle bu beyanların tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğuna karar verdi.[21]

Kurul ayrıca, şirketin daha önce hukuka aykırı bulunduğu tespit edilen “çevre dostu üretim”, “biyolojik olarak parçalanabilir” ve benzeri çevresel beyanları farklı mecralarda kullanmaya devam ettiğini değerlendirerek, reklamların durdurulmasına ve 39.916.524 TL idari para cezası uygulanmasına hükmetti. 

Karar, çevresel iddiaların somut ve doğrulanabilir verilerle desteklenmesi gerektiğini ve daha önce hukuka aykırı olduğu tespit edilen çevresel beyanların kullanılmasının ağır yaptırımlara yol açabileceğini bir kez daha ortaya koyar.

Bülteni pdf formatında indirmek için tıklayınız.

Kaynakça
  • İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili öneriye buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili önerilere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili önerilere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili rapora buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili taslağa ve yorumlara buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili taslağa buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili duyuruya buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili istişare platformuna buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili Rapora buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili belgeye buradan ulaşabilirsiniz.
  • ISS bakımından söz konusu olan proxy danışmanlığı, vekaleten oy kullanma anlamına gelir. 
  • İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
  • İlgili karara buradan ulaşabilirsiniz.
Bizi Google'da tercih edilen kaynağınız yapın
Erdem & Erdem yayınlarını Google aramalarınızda öne çıkarın.
Tercih edilen kaynak olarak ekle Daha fazla erdem-erdem.av.tr

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

ÇSY Bülteni 2026 1. Çeyrek
Yayınlar
ÇSY Bülteni 2026 1. Çeyrek

Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Yiğit Alp Aslan, Av. Orhan Emin Erdem, Stj. Av. Tuğçe Polat

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 27.04.2026
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 4. Çeyrek
Yayınlar
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 4. Çeyrek

Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Rüştü Mert Kaşka, Av. Yiğit Alp Aslan, Stj. Av. Fuat Sarı

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 30.03.2026
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 3. Çeyrek
Yayınlar
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 3. Çeyrek

Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Rüştü Mert Kaşka, Av. Orhan Emin Erdem, Av. Sevim Özkan, Stj. Av. Pelin Mutlu

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 26.11.2025
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 2. Çeyrek
Yayınlar
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 2. Çeyrek

Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Rüştü Mert Kaşka, Av. Sevim Özkan, Stj. Av. Orhan Emin Erdem, Stj. Av. Beril Cimitoğlu

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 18.08.2025
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 1. Çeyrek
Yayınlar
ÇSY (ESG) Bülteni 2025 1. Çeyrek

Yazarlar: Av. Ecem Süsoy Uygun, Av. Sevim Özkan, Stj. Av. Orhan Emin Erdem, Stj. Av. Mert Kaan Gümüş

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 25.04.2025
AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi
Yayınlar
AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi

AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi (CSDDD), küresel tedarik zincirlerinde kurumsal sorumluluk çerçevesinde önemli değişiklikler getirmektedir. Sizin için hazırladığımız rehberimiz, direktifin uygulandığı kuruluşlar, temel yükümlülükler ve önemli uyum tarihleri de dahil olmak üzere direktif...

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 01.08.2024
ÇSY Terimler Sözlüğü
Yayınlar
ÇSY Terimler Sözlüğü

Günümüz iş dünyasında, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) ilkeleri kurumsal stratejilerin önemli bir parçası haline gelmiştir. Erdem & Erdem olarak, ÇSY konularında uzman ekibimizle müvekkillerimize danışmanlık yapmaktan gurur duyuyoruz. Hazırladığımız ÇSY Sözlüğü...

ÇSY ve Sürdürülebilirlik 02.07.2024

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.