İcra ve İflas Kanunu’ndaki Son Değişiklikler ve Borçluya Rızaen Satış Yetkisi Verilmesi

Mayıs 2022 Alper Uzun
% 0

Giriş

Kamuoyu nezdinde “5. Yargı Paketi” olarak isimlendirilen ve 30.11.2021 tarihli, 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (“7343 sayılı Kanun”) ile, başta 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) olmak üzere muhtelif kanunlarda önemli değişiklikler yapıldı.

Yeni bir icra ve iflas kanunu hazırlığının sürdüğü bilinmesine rağmen, bazı alışkanlıkların değişmesini gerektirecek şekilde mevcut kanunda özellikle uygulama ve süreçlere dair pek çok değişiklik yapıldığı görülmüştür. Yapılan değişikliklerle icra süreçlerinin dijitalleşmesi ve hızlanması, icra dairelerindeki işleyişin sadeleşmesinin amaçlandığı görülüyor. Ayrıca velayet altındaki çocukların teslim işlemi ücretsiz hale geldi ve bu işlemlerin uzmanlar aracılığıyla yapılması düzenlendi. Borçluya, hacizli malın rızaen satışına dair yetki verilmesi de bu önemli değişikliklerden birisidir. Nitekim 28.05.2022 tarihli, 31849 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İcra ve İflâs Kanunu Uyarınca Borçluya Satış Yetkisi Verilmesine Dair Yönetmelik de (“Yönetmelik”) bu süreci düzenlemektedir.

Değişikliklere İlişkin Notlar

7343 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemelerden ön plana çıkanlar aşağıdadır:

  • İş yoğunluğunun veya icra dairesi sayısının fazla olduğu illerde Adalet Bakanlığı tarafından, yetki çevresi de belirlenmek suretiyle bir veya birden fazla icra daireleri başkanlığı kurulabilir. Başkanlık, icra dairelerinin gözetim ve denetimlerini yapar, idari işlerine bakar; mevzuatla verilen görevleri yerine getirir.
  • İİK m. 36 uyarınca yapılacak “icranın geri bırakılması” başvurularında karar vermeye yetkili mahkeme istinaf veya temyiz incelemesini yapacak olan mahkemeydi. Yapılan değişiklikle “takibin yapıldığı yer icra mahkemesi” olarak yetkilendirildi.
  • Herhangi bir sicile kayıtlı malın haczinde, malın değeri haczi yapan memur tarafından değil, bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı bilirkişiler tarafından belirlenecektir.
  • Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış mallar, satış talebi üzerine muhafaza altına alınır (veya ihale alıcısına teslime hazır hale getirilir) aksi takdirde satış yapılamaz.
  • İstihkak iddiasında bulunulduğunda, üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97. maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir.
  • Satış sürelerinde yeknesaklığa gidilmiştir. Buna göre alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi bir yıl daha uzar. Satış talebiyle ilgili giderlerin tamamı peşin olarak yatırılacaktır.
  • Haczolunan malın satışının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırma suretiyle yapılması mümkün kılınmıştır. Açık artırmada teklif verme süresi yedi gündür.
  • İkinci ihalenin başlangıç tarihi, birinci ihalenin bitimi tarihinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde belirlenir. Birinci ihale gibi ikinci ihale de haczedilen malın muhammen kıymetinin %50’si üzerinden başlatılır.
  • İhalenin feshi süreci ve yargılama usulü ile ilgili muhtelif değişiklikler yapılmıştır.
  • Teminat karşılığı ödeme düzenlemesi yürürlüğe sokulmuş ve sıra cetvelinin düzenlenmesi üzerine tebligatı alan ve sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklının, bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunu dosyaya ibraz ederek payına düşen meblağı tahsil edebileceği düzenlenmiştir.
  • Yine bir başka önemli değişiklik olarak borçlunun, haczedilen malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebilmesi imkânı verilmiştir.

Borçluya Rızaen Satış Yetkisi Verilme Süreci

Hacizli malın icra müdürlüğü tarafından açık artırma ile satılması halinde bilindiği üzere ihale veya başka bir ifade ile artırım, malın muhammen bedelinin %50’si üzerinden başlar. Bu borçlu için malın gerçek değerinden daha düşük bir bedelle satılma riskini ortaya çıkarır. Ayrıca icra müdürlüğü tarafından yürütülen ihale ve satış işlemleri yüklü miktarda masraf doğurmaktadır. Bu masraflar da satış sonucunda elde edilen bedelden öncelikli olarak karşılanır. Ek olarak alacağa faiz işlemeye ve masraflar artmaya devam eder. Dolayısıyla haczedilerek satılacak maldan elde edilecek yarar git gide azalmaktadır.

Özellikle, nitelikli veya benzeri bulunmayan veya koleksiyon özelliği taşıyan ürünlerin açık artırmaya konu olması halinde bu malların değerini gerçek anlamda bulabilmesi her zaman karşılaşılabilen bir durum değildir. Bu düzenleme ile hacizli malın satışından fayda bekleyen alacaklının ve tabii ki borçlunun mağdur olmasının önüne geçilmesi olasıdır.

7343 sayılı Kanun ile İİK’ya eklenen 111/a maddesi uyarınca borçlu, haczolunan malını ihale sürecinin dışında, değerinde satabilmek amacıyla, malın satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebilecektir. Bu düzenleme, mevzuatımız için de bir “ilk” olmaktadır. Hacizli malın en az masraf ve en yüksek bedelle satışına imkân tanınması amaçlanmaktadır. Bu zamana kadar haczolunan malın satışı ancak ihale yolu ile yapılmakta iken (veya dosya borcunun kapatılması ve haczin kaldırılması ile), bu düzenleme ile birlikte haczolunan mal ihale süreci dışında da satılabilecektir. Maddede satışla ilgili süreler ve süreçlere yer verilmiştir. Ayrıca uygulamaya ilişkin esasların Yönetmelik ile belirleneceği öngörülmüştür. Söz konusu Yönetmelik de 28.05.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İİK’nın 111/a maddesi şöyledir:

“Borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebilir. Kıymet takdiri yapılmadığı durumlarda borçlu da kıymet takdiri yapılmasını isteyebilir. İcra müdürü, kıymet takdirinin kesinleşmesinden sonra cebrî satış işlemlerini durdurarak borçluya on beş günlük süre verir. Borçluya verilen sürenin başlangıcından üçüncü fıkra uyarınca verilen icra mahkemesinin kararına kadar geçen sürede alacaklı bakımından satış isteme süresi işlemez.
Rızai satışta bedel, malın muhammen kıymetinin %90’ına karşılık gelen miktarı ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak bu aşamaya kadar bu mahcuz için yapılan takip masrafları toplamından az olamaz.
Borçluyla anlaşan alıcının belirlenen bedeli birinci fıkra uyarınca borçluya verilen on beş günlük süre içinde dosyaya ödemesi hâlinde icra müdürü, gerekli bilgi ve belgeleri temin ettikten sonra yukarıda belirtilen şartların bulunduğunu tespit ederse satışın onayı ile malın devir ve teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi için dosyayı derhâl icra mahkemesine gönderir. Mahkeme, en geç on gün içinde yapacağı inceleme sonucunda dosya üzerinden talebin kabulüne veya reddine kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla malın mülkiyeti alıcıya geçer ve tüm hacizler kaldırılarak devir ve teslim işlemleri gerçekleştirilir. Ret kararı verilmesi hâlinde yatırdığı bedel alıcıya iade edilir...”

Kanun maddesinde de görüleceği üzere, borçlu, hacizli malın satışı için ihale açılmasını beklemeksizin, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen malının satışı için kendisine yetki verilmesini icra müdürlüğünden talep edebilecektir. Böylelikle borçlu, hacizli malının değerinde satılabilmesi için elinden geleni yapabilecek ve ayrıca ihale sürecinin icra müdürlüğü tarafından yürütülmesi halinde ortaya çıkacak olan ve ihale sonrası elde edilen bedelden karşılanan satış masraflarının oluşmasına da engel olabilecektir. Kanun, borçluya verilecek bu yetkinin ihale sürecini sürüncemede bırakmaması için bir süre sınırı koymuştur. Borçlunun rızaen satış yetkisini kullanabilmesi için tanınan süre 15 gün olarak belirlenmiştir.

Yönetmelik ile borçluya rızaen satış yetkisi verilmesine dair hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar etraflıca belirlenmiştir. Buna göre bu yetkinin verilmesi halinde borçluya “Örnek no. 57” olarak tabir edilen resmi bir belge verilmektedir. Bu belgede alacaklıya, borçluya, satışa konu mala dair bilgiler ve asgari rızai satış bedeli yazılı olmalıdır.

Yönetmelik uyarınca icra müdürü, rızai satış asgari bedelini belirlemek için haczedilen malın sicile kayıtlı takyidatlarını temin ederek rüçhan hakkı alacaklısından alacağının devam edip etmediğini, devam ediyor ise alacak miktarını sorar. Belirlenen asgari rızai satış bedeli, haczedilen malın kesinleşen muhammen kıymetinin %90’ına karşılık gelen miktar ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak bu aşamaya kadar haczedilen mal için yapılan takip masrafları toplamından az olamaz.

Borçlu, anlaştığı alıcının bilgilerini, anlaştıkları bedeli ve malın ayırt edici özelliklerini verilen on beş günlük süre içinde icra dairesine bildirmelidir. Alıcı da belirlenen asgari rızai satış bedelinden az olmamak kaydıyla, borçluyla anlaştıkları bedeli borçluya verilen on beş günlük süre içinde icra dairesinin banka hesabına yatırır. İcra müdürü, rızai satışın şartlarının sağlandığını tespit ederse, satışın onayı ile malın devir ve teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi için dosyayı icra mahkemesine gönderir, mahkeme de en geç on gün içinde dosya üzerinden yapacağı incelemeyle talebin kabulüne veya reddine kesin olarak karar verir. Mahkemenin kabul kararıyla malın mülkiyeti alıcıya geçer. Malın devir ve teslim işlemleri icra müdürlüğü tarafından yapılır, mal üzerindeki tüm takyidatlar temizlenir. Talep reddedilirse, bedel alıcı hesabına iade edilir.

Sonuç

Yeni bir icra ve iflas kanunu hazırlığı olduğu biliniyor olmasına karşın, 2004 sayılı İİK’da önemli değişiklikler yapılmış ve özellikle uygulamaya dair pek çok yeni düzenleme yürürlüğe konmuştur. 28 Mayıs 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile uygulama esasları belirlenen “Borçluya Rızaen Satış Yetkisi Verilmesi” de bunlardan biridir. Bu yöntem ile hacizli malın ihale dışında satışına imkân verilmiştir. Böylece icra ihalesinde malın gerçek değerini bulamama riski bertaraf edilir, satış masrafı oluşmaz. Ayrıca alıcısı çıkan hacizli malın satışı için muhakkak ihale aşamasının beklenmesi gerekliliği de ortadan kalkmıştır. Böylelikle mal değer kaybetmeden gerçek alıcısına satılabilir, hem alıcının hem de borçlunun hacizli malın satışından tatmin olması amaçlanır.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Türk Hukukunda Alacakların Tahsili Açısından Doğrudan İflas Yolları
Hukuk Postası
Borçlunun Konkordato Hükümlerine Aykırı Davranması
Hukuk Postası
Konkordatoya İlişkin Güncel Gelişmeler
Hukuk Postası
Konkordatoya İlişkin Güncel Gelişmeler
İcra ve İflas Hukuku Şubat 2019
Konkordato Komiserinin Nitelikleri ve Görevleri
Hukuk Postası
Konkordato Komiserinin Nitelikleri ve Görevleri
İcra ve İflas Hukuku Kasım 2018
İcra ve İflas Kanunu’na İlişkin Güncel Gelişmeler ve Konkordato
Hukuk Postası
İflas Ertelemeye Alternatif Olarak Konkordato
Hukuk Postası
İflas Ertelemeye Alternatif Olarak Konkordato
İcra ve İflas Hukuku Eylül 2016

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.