Konkordatoda Yabancı Para Alacaklarının Türk Lirasına Çevrilmesinde Esas Alınacak Kur Tarihi
Giriş
Konkordato sürecinde yabancı para alacaklarının hangi tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrileceği meselesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (“İİK”) açıkça düzenlenmemiş olması nedeniyle öğretide ve uygulamada tartışmalara konu olmaktadır. Özellikle yüksek enflasyon ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde, konkordatoda yabancı para alacaklarının hangi tarihte Türk lirasına çevrileceği alacaklılar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, alacaklıların alacak miktarı ve oy haklarının belirlenmesi ve tasdik koşullarının değerlendirilmesi bakımından önem taşır.
Bu makalede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2025/6-372, K. 2025/725 sayılı ve 19.11.2025 tarihli kararı[1] (“Karar”) çerçevesinde, konkordatoda yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinde hangi tarihin esas alınacağı incelenmektedir. Karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenen yaklaşımın gerekçeleriyle ortaya konulması bakımından önem taşımaktadır.
İlk Derece Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’ın Bozma Kararları
Somut olayda, konkordato talebi üzerine yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi, konkordato talep eden şirketin konkordato projesinin tasdikine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, kararında yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilme tarihini konkordato mühletinin verildiği tarih olarak kabul ederek hüküm kurmuştur. Bu karar, şirket alacaklısı tarafından istinaf edilmiştir. Karar’dan anlaşıldığı üzere, istinaf başvurusunda özellikle yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinde esas alınan tarihe ilişkin itirazlar ileri sürülmüştür.
İnceleme konusu Karar’ın temelinde de bu hukuki sorun yer almaktadır. Buna göre, konkordato sürecinde yabancı para alacakları hangi tarihte Türk lirasına çevrilmeli ve hangi döviz kuru esas alınmalıdır?
Bölge Adliye Mahkemesi, yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinde konkordato geçici mühletinin verildiği tarihin esas alınması gerektiğini kabul etmiştir. Mahkemeye göre geçici mühletin verildiği tarih, özellikle çoğunluk hesabı yönünden tüm alacaklar için ortak bir zaman kesitidir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince verilen kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Özel Dairesi kararı bozmuştur. Yargıtay Özel Dairesi, İİK’da yabancı para alacaklarının hangi tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte, yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinin alacaklılar arasında eşitliğin sağlanması, borçlunun malvarlığı ile borçlarının gerçekçi biçimde ortaya konulması ve her bir alacaklının konkordato kapsamında hangi tutarda alacağa sahip olduğunun belirlenmesi bakımından zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay Özel Dairesi’ne göre yabancı para alacağının Türk lirasına çevrilmesi konkordatonun tasdik koşullarının objektif olarak tespiti açısından önem arz eder.
Yargıtay Özel Dairesi, yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinde esas alınacak tarihe ilişkin olarak öğretide ve uygulamada farklı görüşlerin bulunduğunu açıklamıştır. Bu kapsamda geçici mühlet tarihi, kesin mühlet tarihi, konkordatonun tasdik edildiği tarih ve alacak bildirim süresinin sona erdiği tarihlerin önerildiğini belirterek İİK m. 299 uyarınca alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen on beş günlük sürenin son gününün esas alınmasının uygun olacağı görüşüne varılmıştır.
Yargıtay Özel Dairesi, özellikle yüksek enflasyonun ve döviz kurlarındaki değişimlerin etkisi altında bulunan ekonomik koşullarda, yabancı para alacaklıları ile diğer alacaklılar arasındaki menfaat dengesinin korunabilmesi için bu tarihin en uygun çözüm olduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle yabancı para alacaklarının, söz konusu sürenin son günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (“TCMB”) döviz satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca Yargıtay Özel Dairesi, alacak bildirim süresinin son gününün esas alınmasının alacaklıların oy hakkının kapsamının belirlenmesi, takas ileri süren alacaklıların takas sonrasındaki alacak veya borç durumlarının tespiti, rüçhanlı alacaklar ile komiserin izniyle yapılan işlemlerden doğan borçlar bakımından gösterilecek teminat miktarının hesaplanması ve konkordatonun tasdik koşullarına ilişkin gerekçeli raporun eksiksiz şekilde hazırlanabilmesi bakımından en elverişli çözümü sunduğunu belirtmiştir. Bu nedenle söz konusu tarihin, menfaatler dengesine ve konkordato sürecinin ihtiyaçlarına en uygun ve en objektif tarih olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yargıtay Özel Dairesi anılan gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesi’ne göre Yargıtay uygulamasında yabancı para alacaklarının geçici mühlet tarihi esas alınarak Türk lirasına çevrilmesi kabul edilmektedir. Ayrıca İİK uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurmakta ve bu tarihten itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklar bakımından faiz işlememektedir. Mahkeme, enflasyonist ekonomik koşullarda Türk lirası alacaklarının değer kaybına karşı korunabilmesinin temel aracının faiz olduğunu, ancak geçici mühletle birlikte bu imkânın ortadan kalktığını belirtmiştir. Buna karşılık yabancı para alacaklarının daha sonraki bir tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrilmesi, yabancı para alacaklılarının kur artışlarından yararlanmaya devam etmeleri sonucunu doğuracaktır. Mahkemeye göre bu durum, Türk lirası cinsinden alacaklılar aleyhine bir eşitsizlik yaratacak ve konkordatonun alacaklılar arasında eşitliği sağlamaya yönelik amacıyla bağdaşmayacaktır. Bu gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi, yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinde geçici mühlet tarihinin esas alınması gerektiği yönündeki görüşünü koruyarak[2] önceki kararında direnmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Değerlendirmesi
Direnme kararının temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı kanun yoluna başvurmamış olan diğer alacaklının, direnme kararına yönelik temyiz başvurusunu reddetmiştir. Buna karşılık, İlk Derece Mahkemesi kararını süresinde istinaf ve temyiz eden alacaklının başvurusunu inceleyerek uyuşmazlığı esastan değerlendirmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İİK’nın konkordatoya ilişkin hükümlerinde yabancı para alacaklarının hangi tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığını vurgulamıştır. Bununla birlikte, Karar’da konkordato sürecinde yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinin alacaklılar arasında eşitliğin sağlanması, borçlunun bilançosunun sağlıklı biçimde ortaya konulması ve hangi alacaklının alacağının ne kadarına kavuşacağının öngörülmesi bakımından belirleyici olduğu açıklanmıştır.
Ayrıca Karar’da, konkordatonun kabulü için gerekli çoğunluğun belirlenebilmesi amacıyla tüm alacakların ortak bir para birimi üzerinden hesaplanmasının zorunlu olduğuna dikkat çekilmiştir. Aksi hâlde yabancı para alacaklarının farklı tarihlerde farklı kurlar üzerinden değerlendirilmesi, alacak miktarlarının ve buna bağlı olarak oy haklarının değişmesine yol açabilecektir. Bu nedenle yabancı para alacaklarının bütün alacaklılar bakımından ortak bir tarihte Türk lirasına çevrilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre bu ortak tarih, İİK m. 299 uyarınca öngörülen on beş günlük alacak bildirim süresinin son günüdür. Nitekim bu tarih, yabancı para alacaklıları ile diğer alacaklılar arasındaki menfaat dengesinin sağlanmasına hizmet ettiği gibi alacaklıların oy haklarının hesaplanması, takas iddialarının değerlendirilmesi, rüçhanlı alacaklar ve komiserin izniyle yapılan işlemlerden doğan borçlar nedeniyle gösterilecek teminat miktarının tespiti ve komiser tarafından hazırlanacak gerekçeli raporun denetlenebilir şekilde oluşturulması bakımından da en elverişli ve objektif tarihtir.
Bu çerçevede Karar’da, yabancı para alacaklarının öncelikle yabancı para cinsinden kaydedileceği, alacak bildirim süresinin sona ermesiyle birlikte ise tüm yabancı para alacaklarının o tarihteki TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrileceği kabul edilmiştir. Sonuç olarak, somut olayda yabancı para alacağının geçici mühlet tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilmesini esas alan direnme kararının isabetli olmadığına hükmedilmiş ve direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurul’unda yapılan görüşmelerde, gerek 7101 sayılı Kanun öncesindeki gerekse sonraki Yargıtay uygulamasında geçici mühlet tarihinin esas alındığı, daha sonraki bir tarihin kabul edilmesinin Türk lirası alacaklıları aleyhine sonuç doğurabileceği ve alacaklılar arasındaki eşitliği zedeleyebileceği ileri sürülmüştür. Ancak bu görüş, kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Böylelikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay Özel Dairesi’nin yerleşik içtihadını değiştiren yaklaşımını benimsemiştir.
Değerlendirme ve Sonuç
İnceleme konusu Karar, konkordato hukukunda uzun süredir tartışılan ve uygulamada farklı yaklaşımlara konu olan önemli bir soruna açıklık getirmesi bakımından özellik arz eder[3]. Gerçekten de İİK’da yabancı para alacaklarının hangi tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum, özellikle yüksek enflasyon ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde, alacaklılar arasındaki menfaat dengesinin nasıl sağlanacağı konusunda önemli tereddütlere yol açmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay Özel Dairesi tarafından ortaya konulan yaklaşımı tasdik etmiş ve yabancı para alacaklarının İİK m. 299 uyarınca öngörülen alacak bildirim süresinin son günündeki TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bu suretle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yabancı para alacaklarının geçici mühlet tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilmesi gerektiği yönündeki direnme kararını isabetli bulmamıştır.
Karar’da benimsenen yaklaşım, yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilmesinde esas alınacak tarihin belirlenmesi bakımından tüm alacaklılar için ortak bir ölçüt olarak on beş günlük alacak bildirim süresinin son gününü kabul etmektedir. Bu yaklaşım, konkordato sürecinde yabancı para alacaklarının hangi tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrileceği hususunda uygulamaya belirli bir öngörülebilirlik kazandırması bakımından önem arz eder.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/6-372, K. 2025/725, T. 19.11.2025 https://karararama.yargitay.gov.tr (Erişim Tarihi: 14.06.2026)
- İlk Derece Mahkemesi’nin İsviçre hukukundaki hâkim görüşü benimsediği anlaşılmaktadır. İsviçre hukukunda da konkordatoda yabancı para alacaklarının İsviçre frangına çevrileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak İsviçre Federal Mahkemesi ve öğreti yabancı para alacaklarının konkordato geçici mühlet kararının verildiği tarihteki kur üzerinden İsviçre frangına çevrilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu konu Bkz. Tunç Yücel, Müjgan: Konkordato Mühletinin Alacaklılar Bakımından Sonuçları, İstanbul, On İki Levha, 2020, s. 119.
- Karar’ın, yargı kararlarında da aynen benimsendiği görülmektedir. “Mahkemece yapılacak iş; yeni bir bankacı bilirkişiden dava dışı temlik eden (…) davalı şirketten olan çekişmeli adi alacağının belirlenmesi, yabancı para alacaklarının davacı tarafça yabancı para alacağı olarak kaydettirdikten sonra komiser tarafından on beş günlük kayıt süresinin bitiminde tarihteki kur üzerinden hesaplanarak önceki bilirkişi heyetinin yapmış olduğu yukarıdaki hata ve eksiklerden kaçınılarak yeni bir rapor hazırlanması istenilerek sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.” Bkz. Sakarya BAM 7. HD, E. 2024/1762, K. 2026/341, T. 23.02.2026 https://www.lexpera.com.tr/ictihat/bolge-adliye-mahkemesi/sakarya-bam7-hd-e-2024-1762-k-2026-341-t-23-2-2026 (Erişim Tarihi: 14.06.2026)
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.