Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi
Giriş
Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) ilkeleri, şirketlerin hem faaliyetlerini hem de yatırım kararlarını şekillendiren temel bir çerçeve ve aynı zamanda bir mevzuata uyum meselesi hâline gelmeye başladı. Bu çerçevenin çevresel ayağında öne çıkan araçların başında ise sera gazı emisyonlarının piyasa mekanizmalarıyla fiyatlandırılmasını sağlayan emisyon ticaret sistemleri (“ETS”) geliyor. Nitekim, International Carbon Action Partnership verilerine göre bu yazının yazıldığı tarih itibarıyla 41 ülkede emisyon ticaret sistemleri yürürlüğe girmiş durumda.[1] Türkiye de bu küresel eğilime kayıtsız kalmadı. 09.07.2025 tarihli ve 32951 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7552 sayılı İklim Kanunu, Türkiye’nin net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda temel yasal çerçeveyi ortaya koymuş ve ETS’nin kurulmasını yasal düzenlemeye bağlamıştı. Sistemin işlerlik kazanabilmesi için ise ikincil mevzuatın tamamlanması bekleniyordu. Bu kapsamda daha önce taslak hâliyle kamuoyu görüşüne sunulan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği (“ETS Yönetmeliği”), 27.08.2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yazımızda, önce emisyon ticaret sistemlerinin çalışma mantığına kısaca değinecek, ardından ETS Yönetmeliği kapsamında öngörülen Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’ni (“TR ETS”) ele alacağız.
Emisyon Ticaret Sistemlerinin Genel Tasarımı
Emisyon ticaret sistemleri iki temel tasarım mantığına dayanabilir. İlk ve geleneksel yaklaşım olan “sınırla ve ticaretini yap” modelinde, yetkili kurum belirli bir dönem için toplam emisyon miktarına önceden belirlenmiş bir üst sınır koyar. Bu sınır dahilinde emisyon izinleri (tahsisatlar) yükümlü kuruluşlara ücretsiz tahsis veya ihale yoluyla dağıtılır ve kuruluşlar bu izinleri birbirleriyle serbestçe alıp satabilir. Doğrulanmış emisyonları tahsisatlarının altında kalan kuruluşlar fazla izinlerini piyasada satarak gelir elde ederken, emisyonları tahsisatlarını aşanlar ek izin satın almak zorunda kalır. Böylece karbon salımına piyasa temelli bir fiyat biçilmiş olur ve toplam emisyon miktarı sistemin belirlediği tavan ile sınırlanır. [2]
İkinci yaklaşım ise son yıllarda özellikle gelişen ekonomilerde yaygınlaşan “yoğunluk bazlı” modeldir. Bu modelde mutlak bir emisyon tavanı belirlenmez. Bunun yerine her kuruluşun birim üretim başına ne kadar sera gazı salabileceğine yönelik bir kıyaslama ölçütü konulur. Kıyaslama ölçütünün altında kalan kuruluşlar kullanmadıkları tahsisatları satabilirken, üzerinde kalanlar ek tahsisat edinmek zorundadır. Üretim hacmi büyüdükçe toplam emisyon da artabildiğinden, bu model ekonomik büyümeye alan tanırken karbon yoğunluğunu aşağı çekmeyi hedefler.
Hangi tasarım modeli benimsenirse benimsensin, emisyon ticaret sistemleri yükümlü kuruluşlara uyum yükümlülüklerini yerine getirmek için çeşitli esneklik mekanizmaları sunar.
ETS Yönetmeliği ile Öngörülen Sistem
ETS Yönetmeliği, TR ETS’yi sera gazı emisyonlarına net sıfır hedefine uygun bir üst sınır belirlenmesi ilkesine dayalı olarak çalışan ve tahsisatların alınıp satılması suretiyle sera gazı emisyonu azaltımını teşvik eden piyasa temelli bir mekanizma olarak tanımlıyor. ETS üst sınırının belirlenmesinde ise emisyon yoğunluğu temelli bir yaklaşımı benimsenmiş durumda. Bir başka ifadeyle, üst sınırın hesaplanmasında tesislerin birim üretim başına emisyon yoğunlukları referans alınacaktır.[3] Dolayısıyla TR ETS, mutlak sınırdan ziyade yoğunluk temelli sınırı benimseyen bir tasarıma sahiptir. Belirtmek gerekir ki bu tercih, küresel eğilimle örtüşmektedir. ICAP Status Report 2026 verilerine göre, mevcut yürürlükteki emisyon ticaret sistemlerinin yaklaşık yarısı yoğunluk bazlıdır.[4]
Türk ETS’nin Kapsamı
Sistemin kapsamına bakıldığında, ETS Yönetmeliği’nin ekinde listelenen faaliyetleri yürüten tesislerden Kategori B (yıllık emisyonu 50.000 ila 500.000 ton CO₂ eşdeğeri arasında olan) ve Kategori C (yıllık emisyonu 500.000 ton CO₂ eşdeğerinin üzerinde olan) tesislerin kapsama alındığı görülmektedir. Yıllık emisyonu 50.000 ton CO₂ eşdeğerine eşit veya altında kalan Kategori A tesisler ise ETS kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca, Yönetmelik kapsamında yer alan okul, üniversite, hastane ve savunma sanayi kuruluşlarına ait tesisler de yerine getirdikleri faaliyetlerle sınırlı olmak üzere ETS kapsamı dışında bırakılmıştır; ancak bu tesislerin sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasına ilişkin yükümlülükleri devam etmektedir.[5]
Sera Gazı Emisyon İzni
ETS kapsamında yer alan işletmelerin sera gazı emisyonuna neden olan faaliyetlerini yürütebilmesi için İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan sera gazı emisyon izni alması zorunludur. Başvurular elektronik ortamda yapılmakta ve Başkanlık tarafından azami altmış gün içinde değerlendirilmektedir. Sera gazı emisyon izni, verildiği tarihten itibaren beş yıl süreyle geçerlidir. İşletmelerin geçerlilik süresinin sona ereceği tarihten en az altı ay önce yenileme başvurusu yapması gerekmektedir. İzin süresince tesisin faaliyetlerinde, niteliğinde veya izin sahibinde meydana gelen değişikliklerin otuz gün içinde Başkanlığa bildirilmesi zorunludur. İznin iptali ise üç temel hâlde gündeme gelmektedir: kasıtlı olarak yanlış veya yanıltıcı bilgi/belge sunulması, tesisin faaliyetinin sona ermesi ya da yeniden faaliyete geçmesinin teknik olarak imkânsız hâle gelmesi ve tahsisat teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi. [6] Bu düzenleme, sera gazı emisyon iznini yalnızca bir giriş şartı değil, sürekli uyumun korunmasını sağlayan bir denetim aracı olarak konumlandırmaktadır.
Üst Sınır ve Tahsisat Dağıtımı
ETS üst sınırı, her sistem yılı için Ulusal Tahsisat Planı kapsamında açıklanacaktır. Bu üst sınır dahilinde ihraç edilen tahsisatlar, İşlem Kayıt Sistemi üzerinden iki yolla piyasaya sunulmaktadır: ücretsiz tahsis ve birincil piyasada ihale yoluyla satış. Ücretsiz tahsisat dağıtımında alt tesislere göre kıyaslama yöntemi esas alınmaktadır. Bu yöntemde her bir tesis; ürün kıyası, ölçülebilir ısı kıyası, yakıt kıyasına dayalı veya üretim sürecine yönelik alt tesislere ayrılmakta ve tahsisat miktarı, kıyas değeri ile faaliyet seviyesinin çarpılmasıyla belirlenmektedir. Ücretsiz tahsisat oranı ise her uygulama dönemi için Karbon Piyasası Kurulu kararıyla faaliyet bazında belirlenmektedir.[7]
Piyasa Yapısı ve Esneklik Mekanizmaları
Tahsisatların ihale yoluyla satıldığı birincil piyasa, Başkanlıkça belirlenen ihale takvimine göre işlemektedir. Bu takvim, Ulusal Tahsisat Planı’nın yayımlanmasından sonra 15 iş günü içinde kamuoyuna ilan edilecektir. İkincil piyasalarda ise piyasa katılımcıları sürekli ticaret yöntemiyle tahsisat alım satımı yapabilecektir. Her iki piyasanın organizasyonu ve işletilmesi Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’ne (EPİAŞ) verilmiştir.
ETS Yönetmeliği, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bir piyasa istikrar mekanizması da öngörmektedir. Bu mekanizma kapsamında oluşturulan piyasa istikrar rezervi, dolaşımdaki tahsisat miktarı ve fiyat değerlendirmelerine göre devreye alınarak birincil piyasada müdahale imkânı sunmaktadır. Bunun yanı sıra, işletmelere bankalama (kullanılmayan tahsisatların sonraki yıllarda kullanılması) ve ödünç alma (gelecek yıllara ait tahsisatların cari yıl için kullanılması) gibi esneklik mekanizmaları da tanınmıştır. İşletmelerin tahsisat teslim yükümlülüklerini yerine getirmelerini kolaylaştırmak üzere ayrıca tamamlayıcı tahsisat fiyatı mekanizması ve belirli koşullar altında kullanılabilen ek rezerv uygulaması da düzenlenmiştir.[8]
Tahsisat Teslim Yükümlülüğü
Yönetmelik, tahsisat teslim yükümlülüğünü oldukça katı bir çerçeveye bağlamıştır. İşletmeler, her sistem yılına ait doğrulanmış sera gazı emisyon raporlarındaki miktara denk gelecek tahsisatı yükümlülük yılının Kasım ayı son iş gününe kadar İşlem Kayıt Sistemi üzerinden teslim etmek zorundadır. Dikkat çekici bir şekilde, işletmenin faaliyetine son vermesi, tasfiyesi veya hakkında konkordato kararı alınmış olması bile teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesine engel teşkil etmemektedir. Tahsisat teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işletmelere ise İklim Kanunu'nda öngörülen yaptırımlar uygulanmaktadır.[9]
Kurumsal Yapı
Kurumsal yapı bakımından ETS Yönetmeliği, sistemin yönetimini çok aktörlü bir mimariye oturtmuştur. İklim Değişikliği Başkanlığı, sistemin genel koordinasyonunu ve sera gazı emisyon izinlerinin verilmesini üstlenir. Karbon Piyasası Kurulu, Ulusal Tahsisat Planı’nın onaylanması, ücretsiz tahsisat dağılımı, birincil piyasaya sunulacak tahsisat miktarının tespiti ve denkleştirme oranlarının belirlenmesi gibi stratejik kararlardan sorumludur. Danışma Kurulu ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı’nın başkanlığında toplanarak istişari nitelikte kararlar almaktadır. Piyasanın teknik işleyişi ve tahsisat işlemlerinin kaydı ise EPİAŞ tarafından işletilen İşlem Kayıt Sistemi aracılığıyla yürütülmektedir.
Yaptırım Rejimi ve Geçiş Süreci
ETS Yönetmeliği, sistemin etkinliğini güvence altına almak için kapsamlı bir izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) rejimi öngörmüştür. Bu çerçeveye göre, EK-1’de listelenen faaliyetleri yürüten tüm işletmeler, ETS kapsamında olsun olmasın, sera gazı emisyonlarını izlemek, her yıl 30 Nisan’a kadar bir önceki yılın emisyonlarını Başkanlığa raporlamak ve bu raporları bağımsız doğrulayıcı kuruluşlara doğrulatmak zorundadır. Doğrulama işlemi akredite kuruluşlarca gerçekleştirilmektedir.[10]
Yaptırım tarafında ise Yönetmelik, İklim Kanunu'nun 14’üncü maddesine dayanan kademeli bir idari para cezası sistemi kurmuştur. Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunu süresi içinde sunmayan tesislere, tesis kategorilerine göre 627.450 TL ilâ 6.274.500 TL arasında değişen para cezaları uygulanmaktadır. ETS kapsamındaki tesislere bu cezalar iki kat olarak tatbik edilmektedir. Sera gazı emisyon izni almadan veya süresi dolan ya da iptal edilen izinle faaliyetlerine devam edenlere ise 1.254.900 TL ilâ 12.549.000 TL arasında idari para cezası öngörülmüştür.[11]
Geçiş sürecine bakıldığında, ETS Yönetmeliği sistemin pilot uygulama dönemi ile başlayacağını öngörmektedir. Pilot dönemin kapsamı, süresi ve uygulama esaslarının Karbon Piyasası Kurulu tarafından belirleneceği düzenlenmiştir.[12] Bu kapsamda, pilot döneme ilişkin detaylar 03.09.2026 tarihinde yayımlanan KPK/2026/1 sayılı Karbon Piyasası Kurulu Kararı (“KPK Kararı”) ile netlik kazanmıştır. Buna göre, TR ETS pilot dönemi süre bakımından 2026 ve 2027 yılı emisyonlarını kapsayacaktır. Sektör bazında kapsam ise elektrik üretimi, çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerinde Kategori B ve Kategori C büyüklüğüne sahip tesislerini kapsamaktadır. Pilot dönemde 2026 sistem yılında TR ETS kapsamındaki işletmelerin yalnızca raporlama yükümlülüğüne tabi olacaktır. Bu dönemde tamamlayıcı tahsisat fiyatının uygulanmasına yönelik yöntem geliştirilecek olup fiyat mekanizması 2027 sistem yılı itibarıyla başlatılacaktır.
Son olarak, İklim Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde ETS kapsamına girecek işletmelerin sera gazı emisyon izni alması gerekmektedir. Ancak bu süre zarfında bir defalığa mahsus olmak üzere sera gazı emisyon izinlerinin mevcut olduğu varsayılacaktır.[13]
Sonuç
ETS Yönetmeliği, İklim Kanunu’nun öngördüğü emisyon ticaret sistemini ikincil mevzuat düzeyinde somutlaştıran önemli bir düzenleyici adım olup KPK Kararı ile pilot uygulama döneminin kapsamı ve süresi de netlik kazanmıştır. Bununla birlikte, henüz tamamlanmamış ikincil düzenlemeler TR ETS’nin tam işleyişine ilişkin belirleyici değişkenler olmaya devam etmekte ve sürecin yakından izlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, ETS kapsamına girecek işletmelerin sera gazı emisyon izni başvuru süreleri ile tahsisat teslim yükümlülüklerine yönelik uyum hazırlıklarını şimdiden planlamaya başlaması önem taşımaktadır.
- https://icapcarbonaction.com/en/ets (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
- OECD, Effective Carbon Rates 2025: Recent Trends in Taxes on Energy Use and Carbon Pricing, OECD Series on Carbon Pricing and Energy Taxation, OECD Publishing, Paris, s. 53, https://doi.org/10.1787/a5a5d71f-en (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
- ETS Yönetmeliği m. 11.
- ICAP Status Report 2026, s. 11, https://icapcarbonaction.com/system/files/document/260610_ICAP_SR26_Web.pdf (Erişim Tarihi: 11.09.2026).
- ETS Yönetmeliği m. 5.
- ETS Yönetmeliği m. 7, 8, 9 ve 10.
- ETS Yönetmeliği m. 13.
- ETS Yönetmeliği m. 17, 18, 19 ve 20.
- ETS Yönetmeliği m. 16.
- ETS Yönetmeliği m. 28.
- ETS Yönetmeliği m. 35.
- ETS Yönetmeliği Geçici Madde 1.
- ETS Yönetmeliği Geçici Madde 2.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Sürdürülebilir finans, son yıllarda küresel hukuk gündeminde olduğu kadar Türkiye’de de giderek önem kazanan bir konu haline gelmiştir. Başlangıçta finansal piyasalarda teknik bir kavram olarak görülen bu alan, bugün şirketler hukuku, sermaye piyasaları…
Bataryalar, enerji dönüşümü ve elektrifikasyon politikalarının hız kazanmasıyla birlikte ekonomik hayatın temel unsurlarından biri haline gelir. Gerek taşınabilir cihazlarda gerek ulaşım ve sanayi uygulamalarında yaygın biçimde kullanılmaları, bu ürünlerin yalnızca teknik performansları…
Avrupa Birliği (“AB”) tarafından 10.05.2023 tarihli AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan 2023/956 sayılı Tüzük ile kabul edilen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”), AB’nin iklim politikalarının küresel ticaret üzerindeki etkisini derinleştiren başlıca düzenlemelerden biridir…
Son yıllarda, ülkemizde ve dünyada yaşanan finansal, sosyal ve çevresel sorunlar, toplumların ve iş dünyasının sürdürülebilirlik konusuna hassasiyetini arttırmaktadır. Sürdürülebilirlik alanında uluslararası düzeyde gelişmeler yaşanmaya devam ederken, Türkiye de kendi yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlayan...
2025 yılı itibarıyla çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında hem küresel ölçekte hem de Türkiye’de önemli düzenleyici gelişmeler yaşanmıştır. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda; özel sektör aktörlerinin çevresel etkilerini azaltması, sosyal sorumluluklarını yerine getirmesi ve kurumsal...
İklim Kanunu Teklifi (“Kanun Teklifi”) 20.02.2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. İklim Kanunu, Türkiye’nin iklim eylemlerini geliştirmek için hazırlanmakta olan ve mümkün olan en kısa sürede tamamlanması hedeflenen birincil mevzuat ve politika belgeleri arasında yer alır...
Sürdürülebilirlik, günümüzün ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda son zamanlarda odaklandığımız önemli bir kavramdır. Ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla ele alınan bu kavram, geniş sorumluluklar gerektirir ve kapsamlı bir işbirliği ile anlam kazanır...
Türkiye’nin uzun vadede net sıfır karbon emisyonuna ulaşma hedefi ve Cumhurbaşkanlığı yıllık programında bahsi geçen, AB düzenlemeleri ile uyumlu bir ulusal karbon fiyatlandırma mekanizmasının kurulması ve emisyon ticaret sisteminin hayata geçirilmesi hedefi doğrultusunda, Enerji Piyasası Düzenleme...
Son yıllarda, finansal tabloların uzun vadeli şirket performansının değerlendirilmesi açısından yetersiz kaldığı ve yatırımcıların artık karar verirken finansal bilgilerin yanı sıra finansal olmayan bilgilere de ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Artan finansal, sosyal ve çevresel sorunlar nedeniyle toplumlar da...
Günümüzde ticaret şirketleri amaç yönünden bir gelişim ve değişim içerisindedir. Şirketlerin asıl amacının kâr etmek olduğu kuşkusuzdur. Ancak şirketler bu amaca ulaşırken hem çevre hem de toplum üzerindeki etkilerini göz ardı etmemeli ve çevreye, gelecek kuşaklara ve topluma karşı sorumlu davranmalıdır...
Okumakta olduğunuz bu makale, Erdem & Erdem Exlibris ile çok daha sürdürülebilir bir platforma kavuşmuşken Avrupa Birliği’nin menkul kıymetler piyasaları düzenleyicisi olan Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi de (“ESMA”) sürdürülebilirliğe katkıda bulunan bir çalışma yayımladı. 2023-2028 stratejisi...
1987 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından “Ortak Geleceğimiz” (Our Common Future) başlıklı bir rapor yayımlandı. Raporda küresel çevre problemlerinin sebeplerine dikkat çekilirken sürdürülebilirlik kavramı “bugünün ihtiyaçlarının, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını...