Sürdürülebilir Finansın Hukuki Çerçevesi: II. Kısım - Yeşil Dönüşüm ve Finansman Tarafları İçin Uyum Gündemi
Giriş
Yeşil Dönüşüm serimizin ilk kısmında “sürdürülebilirlik” kavramının hukuki niteliği ve Türkiye sermaye piyasaları alanındaki ilgili düzenlemelerin çizdiği hukuki çerçeve ele alınmıştı.
Bu makale, sürdürülebilirliğin finansman tarafındaki tüm işlem taraflarınca neden kritik bir gündem maddesi haline geldiğine odaklanacaktır. Sürdürülebilirlik uyumu, sermayeye erişim arayışındaki şirketler açısından hem bir ön koşul hem de rekabet güçlerinin kaynağını oluşturur. Bankalar ve finansal kuruluşlar bakımından sürdürülebilirlik alanında uyum, iklim riski yönetimine ilişkin kriterleri belirler. Son olarak, Türkiye'deki yatırımcılar için sürdürülebilirlik vazgeçilmez bir ölçüttür.
Piyasa aktörleri bakımından, sürdürülebilir finansın hukuki yapısının ve uyum gerekliliklerinin ortaya konulması, önümüzdeki dönemde artan bir önem taşımakta. 2 Temmuz 2025 tarihli ve 7552 sayılı İklim Kanunu kanuni çerçeveyi oluştururken; 2026-2029 yıllarını kapsayan ve Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle uyumlu olan Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı[1](“Plan”) Türkiye’de gelişmekte olan sürdürülebilir finans düzenleyici mimarisinin temelini oluşturmaktadır. Plan üç ana sütuna dayanır: (i) şeffaf ve ölçülebilir bir yeşil finans ekosistemi için gerekli altyapının oluşturulması; (ii) yeşil finans alanında kurumsal kapasite ile insan kaynağının güçlendirilmesi; ve (iii) yeşil finansın geliştirilmesine yönelik piyasa mekanizmalarının oluşturulması. Bu amaçlar doğrultusunda, piyasa katılımcıları bakımından her biri hedef yıl, temel performans göstergeleri ve beklenen çıktılarla ilişkilendirilmiş 11 hedef ve 45 eylem öngörülmektedir.
Bu kapsamda bu makale başlangıçta, kredi alan şirketler açısından yaklaşan uyum düzenlemelerini, bu düzenlemelerin kaynağına inerek ele almaktadır. Ardından sürdürülebilirliğin, finansörler için hem risk değerlendirmesi hem de sermaye tahsisi açısından neden zorunlu bir çerçeve oluşturduğu açıklanmaktadır. Son olarak, yatırımcıların Türkiye piyasasında neden daha standartlaştırılmış, ölçülebilir ve şeffaf sürdürülebilir finans ürünleriyle karşılaşmalarının muhtemel olduğunu değerlendirmektedir.
Şirketler İçin Uyum: Uyum Gereklilikleri ve Kaynakları
AB Taksonomisi ve Türkiye üzerine etkisi
Avrupa Birliği sürdürülebilir finans mimarisinin temel taşlarından biri olan AB Taksonomisi, hangi ekonomik faaliyetlerin çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edilebileceğine ilişkin ortak bir sınıflandırma sistemi kurar. İklim değişikliğinin azaltılması, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve biyoçeşitliliğin korunması bu sistemin çevresel hedefleri arasında yer alır.
Taksonomi düzenlemeleri, yalnızca Avrupa Birliği’nde yerleşik şirketler bakımından değil, AB piyasalarıyla ticari ve finansal ilişkisi bulunan Türk şirketleri bakımından da önemlidir. İhracat, tedarik zinciri finansmanı, yeşil kredi kullanımı, proje finansmanı ve uluslararası yatırımcı ilişkileri bakımından çevresel performans verilerinin giderek izlenebilir ve önemli hale gelmesi beklenmektedir. Türk şirketleri, AB'li muhataplarının raporlama ve finansman yükümlülüklerinin giderek değer zinciri verisi ve tedarik zinciri durum tespiti bilgisi gerektirmesi nedeniyle, bu çerçeveye dolaylı olarak dahil olacaktır. Daha doğrudan bir etki olarak, AB'ye ithal edilen ürünlerin içerdiği sera gazı emisyonlarını fiyatlandıran bir karbon tarifesi politikası olan AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ("SKDM"), yüksek dış ticaret bağımlılığı bulunan Türkiye ekonomisi üzerinde giderek artan bir etki yaratmaktadır. 1 Ocak 2026'dan bu yana yürürlükte olan SKDM, AB'ye ithal edilen karbon yoğun ürünlere karbon maliyetleri ve raporlama yükümlülükleri getirmekte olup, başlıca sanayi sektörlerindeki Türk ihracatçılarını doğrudan etkilemektedir. Üretiminin karbon profilini açıklayamayan bir şirket, Avrupalı alıcılar bu bilgiyi talep ettiğinde hazırlıksız yakalanma riskiyle karşı karşıya kalabilir ve bu durum rekabet gücü kaybına yol açabilir. EBRD tarafından yürütülen bir çalışmaya göre, Türkiye'nin SKDM maliyetlerinin 2027'de yaklaşık 138 milyon Euro olacağı ve yurt içi karbon fiyatlandırma önlemleri yaygınlaştırılmadığı takdirde 2032'ye kadar yıllık 2,5 milyar Euro'ya kadar yükselebileceği öngörülmektedir.[2]
Buna uygun olarak ve Plan doğrultusunda, Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği ("Taksonomi"), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 24 Eylül 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.[3] Taksonomi, büyük ölçüde AB Taksonomisi model alınarak hazırlanmış olup hangi ekonomik faaliyetlerin "yeşil" sayılacağını netleştirmektedir. Taksonomi, yeşil kredi, yeşil tahvil ve sürdürülebilir finansman işlemlerinde temel referans mevzuat olarak hizmet etmektedir. BDDK'nın Bankaların Yeşil Varlık Oranı Hesaplamasına İlişkin Tebliğ'indeki[4] kriterlerin Taksonomi kriterleriyle uyumlaştırılması 2028 yılı sonuna ertelenmiş olup, bu tarihten itibaren finansmanın "yeşil" olarak sınıflandırılması her iki düzenlemede de ortak kriterlerle yönetilecek ve yeşil finansmana erişim daha öngörülebilir ve sistematik hale gelecektir. Bu konuya ESG Bültenlerimizde detaylıca değiniyoruz.
Yeşil Badana Riski ve Hukuki Sorumluluk
Sürdürülebilir finans piyasalarının gelişimiyle birlikte şirketler açısından yeşil badana riski de artmaktadır. Bu nedenle, şirketlerin sürdürülebilirlik beyanlarını yönetim kurulu düzeyinde onaylanan politikalar, ölçülebilir performans göstergeleri, bağımsız doğrulama süreçleri ve tutarlı raporlama uygulamalarıyla desteklemesi gerekir.
Türkiye’de, Taksonomi sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu ekonomik faaliyetleri desteklerken ve finansmanın sürdürülebilir yatırımlara akışını teşvik ederken; piyasada yeşil badanayı da özel olarak tanımlamakta ve önlemeyi amaçlamaktadır. “Yeşil badana”, “ürün veya hizmetlerin çevresel hedeflere katkısı ve Taksonomi ile uyumuna ilişkin yanıltıcı bir algı oluşturmak amacıyla halkla ilişkiler, finansman, reklam veya pazarlama yöntemlerinin aldatıcı şekilde kullanılması” olarak tanımlanmakta olup idari para cezalarıyla yaptırıma bağlanmaktadır. Olası itibar riski ve finansmana erişimin zorlaşması da göz önünde bulundurulması gereken dolaylı sonuçlar arasındadır.
Finansal Kuruluşlar: İklim Riski Yönetimi ve Yeşil Finans Gereklilikleri
Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar açısından sürdürülebilir finans, daha geleneksel kredi riski ve piyasa riskinin yanı sıra iklim riski ve geçiş riskinin de dikkate alınmasını gerektirmektedir. Plan uyarınca, finansal kuruluşların kredi politikalarını, teminat değerlendirmelerini ve portföy izleme süreçlerini doğrulanmış emisyon verileri de dahil olmak üzere sürdürülebilirlik verileriyle uyumlu hale getirmeleri beklenmektedir. Türk bankalarının 2027 yılına kadar iklim ve çevresel riske ilişkin stres testi altyapısı kurması da gerekmektedir. Plan ayrıca, halihazırda Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na tabi olan şirketlerin yanı sıra KOBİ'lerin kapasite gelişimini teşvik ederek, tüm iş büyüklük ve türlerinde sürdürülebilirlik raporlama standartlarının standartlaştırılmasını amaçlamaktadır. Böylece bankaların sürdürülebilirlik değerlendirmesinin daha merkezi, hesap verebilir ve sistemik olması beklenmektedir. BDDK'nın ayrıca, sigortacılık, sermaye piyasaları ve bankacılık gibi çeşitli sektörlerde yeşil badananın önlenmesine katkıda bulunmak üzere, yeşil ürünlere ve yeşil uygulamalara ilişkin sektöre özgü tanımları ve yaklaşımları kapsayan finansal sistem rehberleri yayımlaması beklenmektedir. 2028 yılından itibaren SPK ve BDDK, diğer kurumlarla birlikte, gelişimlerinin izlenmesine yardımcı olacak şekilde finansal piyasalardaki yeşil finansal ürün ve araçların payını belirleyecek ve izleyecektir.
Türk bankaları açısından, yeşil finansman ürünlerini kredi alanlara sunarken; fonların amaçlarına uygun kullanılması, uygun proje seçimi, tahsis edilen fonların izlenmesi ve sürdürülebilirlik performansının dönemsel olarak raporlanması büyük önem taşıyacaktır. Bu yükümlülükler, yalnızca sözleşmesel taahhütler kapsamında sadece finansal sorumluluk değil, aynı zamanda düzenleyici otoriteler ve yatırımcılar nezdinde de sorumluluk doğurabilecek niteliktedir.
Bu kapsamda sürdürülebilirlik, bankalar açısından entegre bir süreç haline gelecektir. İklim risklerinin ve emisyon verilerinin kredi süreçlerine dahil edilmesi ve yeşil finans ürünlerinin çeşitlendirilmesiyle bankalar, Türkiye'nin yeşil dönüşümünde etkin bir rol oynayacaktır. Sonuç olarak, kredi alanların ve bankaların ortak bir hedef doğrultusunda birlikte hareket etmesi beklenmektedir. Mevzuat çalışmalarının etkisi ile kredi alanlar ve kredi verenlerin ortak eyleminin, uluslararası yatırımcılar ve finansal kuruluşlar tarafından memnuniyetle karşılanması beklenmektedir.
Yatırımcılar ve Uluslararası Finans Kuruluşları: Atılan Adımların Önemi
COP31'e ev sahipliği yapma sürecinde, Türkiye'nin art arda sürdürülebilirlik bağlantılı mevzuat düzenlemelerini yürürlüğe koyması, yalnızca yurt içi piyasaları düzenleme isteğine işaret etmemekte; aynı zamanda Türkiye'nin mevzuatını uluslararası yatırımcıların aşina olduğu sürdürülebilir finans standartlarıyla uyumlu hale getirme yönündeki kararlılığını da göstermektedir. Bu kapsamda, Türkiye Varlık Fonu (“TVF”), 2026 yılı Ağustos ayı sonunda ilk Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi’ni (“SFÇ”) yayımlamış olup, bu çerçeve Sustainable Fitch tarafından hazırlanan İkinci Taraf Görüşü'nde (SPO) en yüksek puan olan “Mükemmel” derecelendirmesini almıştır.[5] SFÇ, TVF ve portföy şirketlerinin yeşil, mavi, sosyal ve sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil, kredi ve borçlanma aracı ihraç etmesi, düzenlemesi, garanti altına alması veya desteklemesi için stratejik mimariyi ve yönetişim ilkelerini belirlemektedir. SFÇ ayrıca, standartları ICMA Yeşil/Sosyal Tahvil İlkeleri ve Sürdürülebilirlik Tahvili Kılavuzları, LMA/LSTA/APLMA Yeşil ve Sosyal Kredi İlkeleri ile Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) Mavi Finansman Kılavuzları dahil uluslararası ilkelerle uyumlu hale getirerek, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefine doğru daha geniş çaplı dönüşümünde önemli bir kilometre taşını oluşturmaktadır.
Yatırımcılar ve uluslararası finansörler açısından Türkiye’de son yıllarda sürdürülebilirlik alanında atılan adımların temel etkisi, Türkiye’deki proje ve ihraçların uluslararası sürdürülebilir finans kriterleri bakımından daha tanımlı, karşılaştırılabilir ve finanse edilebilir hale gelmesidir. Yapılan yeni yasal düzenlemeler sayesinde yatırımcılar, daha standart, şeffaf ve uluslararası uygulamalarla uyumlu bir sürdürülebilir finans piyasasına dahil olmaya teşvik edilmektedir. IFC, EBRD, EIB, AIIB, BSTDB ve ADB gibi uluslararası finans kuruluşları, iyi gelişmiş ve güvenilir yeşil finans piyasalarının olağan yatırımcılarıdır.
Sonuç
Sonuç olarak, önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olan, şirketlerin, bankaların ve yatırımcıların sürdürülebilir finans çerçevesini karar alma, risk yönetimi, raporlama ve sözleşmesel taahhüt süreçlerine ne ölçüde entegre edebileceğidir. Taksonomiye, BDDK'nın yürürlüğe koyacağı iklim riski yönetimi mevzuatına ve yeşil badana riskini izleme çabalarına ilişkin gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel hedeflere katkı sağlama meselesi değil; finansmana erişim, rekabet gücü ve hukuki risk yönetimi bakımından stratejik bir uyum alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de sürdürülebilir finans altyapısının güçlenmesiyle birlikte, bu alanda erken uyum sağlayan şirketler ve finansal kuruluşlar hem ulusal düzenleyici gelişmelere hem de uluslararası sürdürülebilir finans standartlarına daha hazırlıklı konumlanacaktır.
- Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanıp, 4 Temmuz 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren.
- Long, I., Inclan, C., Conway, D., Mikolajczyk, S., Voyvoda, E., Yeldan, E., Aşıcı, A. A., & Mert, E. (2023, Mart). Potential impact of the Carbon Border Adjustment Mechanism on the Turkish economy: Quantification of the economic impacts and review of climate policy response options [Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki potansiyel etkisi: Ekonomik etkilerin ölçülmesi ve iklim politikası yanıt seçeneklerinin değerlendirilmesi]. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası.
- https://iklim.gov.tr/db/english/haberler/files/20230523%20Impacts%20of%20CBAM%20on%20Turkiye%20phase%202%20report%20FV3%20(2)-sayfalar-1,3,5-16%20(1)%20(1).pdf
- Bayiz, Y. (2026, 24 Eylül). Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği yayımlandı. Erdem & Erdem Ortak Avukatlık Bürosu. https://www.erdem-erdem.av.tr/bilgi-bankasi/turkiye-yesil-taksonomisi-yonetmeligi-yayimlandi
- Yıldırım Günaydın, İ. (2025, 30 Nisan). Bankaların Yeşil Varlık Oranı Hesaplaması Hakkında Tebliğ. Erdem & Erdem Ortak Avukatlık Bürosu. https://www.erdem-erdem.av.tr/bilgi-bankasi/bankalarin-yesil-varlik-orani-hesaplamasi-hakkinda-teblig
- Türkiye Varlık Fonu. (2026, 31 Ağustos). Türkiye Varlık Fonu Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi’ni yayımladı [Duyuru]. https://www.tvf.com.tr/iletisim/duyurular/2026/turkiye-varlik-fonu-surdurulebilir-finansman-cercevesini-yayimladi
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.