Davaya Cevap Verilmemesi ile İddia ve Savunmanın Genişletilmesi ve Değiştirilmesi Yasağının Kapsamı Hakkında Hukuk Genel Kurul Kararı

Kasım 2021 Ceren Eke
% 0

Giriş

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.2021 tarihli ve 2017/144 E. 2021/834 K. sayılı hükmü (“Karar”) Türk hukukunda tartışma çıkarmaya yatkın kavramlar olan, davalının davaya cevap vermemesi ve iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının kapsamı hakkında değerlendirmelerde bulunur. Bu Hukuk Postası makalesinde, söz konusu Karar, Karar’da değinilen hukuki kavramlar ve varılan sonuç ele alınır.

Karar’a Konu Somut Olay

İncelemeye konu dava, sigortalanın mandalina emtiasının, davalıya ait vasıta ile taşınmakta iken meydana gelen trafik kazası neticesinde tamamen zayi olması sebebiyle, davacı tarafından nakliyat emtia sigorta sözleşmesi gereğince sigortalısına ödenen tazminatın meydana gelen kazadan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan tahsiline ilişkindir.

Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.

İlk derece mahkemesi olan Mengen Asliye Hukuk Mahkemesi, davalı yönetimindeki aracın davalının tam kusurlu hareketli ile kaza yaptığı, araçta bulunan mandalina emtiasının tamamen zayi olduğu ve bu nedenle davalının oluşan zarardan sorunlu olması gerektiği gerekçeliyle davanın kabulüne ve zararın davalıdan tahsiline karar vermiştir. Davalı vekili karara karşı temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kanunun vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektirdiğinden bahisle davalı asile tebliğ edilen bilirkişi raporunun vekile tebliğinin sağlanması gerektiği gerekçesi ile kararın bozmayı gerektirdiğine hükmetmiştir.

Bozma üzerine dosyayı inceleyen Mengen Asliye Hukuk Mahkemesi, bozma kararının usuli eksikliğe ilişkin olduğu, söz konusu usuli eksikliğin bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edilerek giderildiği, esas yönünden inceleme ve bozma yapılmadığından davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Davalı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine, uyuşmazlık ikinci defa Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ne taşınmıştır. İnceleme sonucunda 11. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesince bozma ilamına yanlış anlam verilerek, bozmanın usuli eksikliğe ilişkin olduğu gerekçesi ile bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliği ile yetinildiği ve dolayısıyla uyulan bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği vurgulamıştır. Dahası, 11. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğinin sağlanması ve davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmesi hâlinde gerektiğinde aynı heyetten ek rapor alınması veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınması ve bu bilirkişi raporunun dosyada mevcut tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu itibarla karar ikinci defa bozulmuştur.

Mengen Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay bozma kararından sonra kusur tespitine dair bilirkişi raporunun davalı vekiline tebliğ edildiği, ancak vekilin rapora karşı kusur oranına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, itirazın bozma öncesinde ileri sürülmeyen mandalina emtiasının fiyatına ilişkin olduğu, yargılamada hiç savunulmayan yeni ve farklı hususların sonradan ileri sürülmesinin usul kurallarına aykırı olduğundan bahisle kararında direnmiştir.

Direnme kararının davalı vekilince temyizi üzerine uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne taşınmıştır.

Hukuk Genel Kurulu Karar’da uyuşmazlığın, davalının cevap dilekçesi vermemiş olması karşısında bilirkişi raporunun içeriği haricinde itiraz edilerek vakıaların ileri sürülmesinin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak şekilde aynı heyetten ek rapor veya başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasının gerekip gerekmediği hususunda toplandığını ifade etmiştir.

Kavramlara Genel Bakış

Davaya Süresinde Cevap Verilmemesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 128 uyarınca, süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.

 “Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.”

Karar’da, doktrine atıf yapılmak suretiyle[1] ifade edildiği üzere, cevap dilekçesi vermemiş olan davalının sadece inkâr ile yetinmiş olduğu varsayılır ve ön inceleme ile tahkikat aşamasında sadece inkâr çerçevesinde savunma yapabilir ve bu yönde delil gösterebilir.

İddia ve Savunmanın Genişletilmesi ve Değiştirilmesi Yasağı

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı HMK m. 141, 28.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile değiştirilmiştir. Maddenin birinci fıkrasının değişiklikten önceki hali şu şekildedir:

“Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.”

Karar’da süresinde cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayılan davalının mevcut vakıanın içeriğine dahil olan bir husus ileri sürmesinin veya açıklamasının yeni vakıa ileri sürüldüğü anlamına gelmeyeceği ifade edilir. Hukuk Genel Kurul’u, davalının, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını ispat için karşı delil göstermesinin mümkün olduğunu; ancak karşı delil göstermek bahanesiyle yeni vakıaların ileri sürülemeyeceği, bunun savunmanın genişletilmesi olduğu vurgular.

Hukuk Genel Kurul’u ayrıca, def’i ve itirazlar bakımından ayrım yapmak gerektiğinin altı çizer. Def’iler davalının aslında borçlu olduğu bir edimi özel bir sebeple yerine getirmekten kaçınma hakkı iken itirazlar bir hakkın doğumuna engel olan veya sona ermesini gerektiren vakıalardır.[2]İtirazların dosyadan anlaşıldığı kadarıyla hâkim tarafından dikkate alınması zorunludur. Keza Karar, dava dosyasına girmiş ve dava malzemeleri arasında bulunan itirazların daha sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi olmadığı vurgular.

Somut olay bağlamında, davacı tarafından sigortalısına mandalina fiyatı 1 TL’den hesaplanarak ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, Hukuk Genel Kurul’u, cevap dilekçesinin verilmemesi ile davacı vekili tarafından (davalının tam kusurlu olduğu ve mandalinanın fiyatının 1 TL olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde) ileri sürülen vakıaların tamamının davalı tarafından inkâr edildiği sonucuna ulaşır.

Ayrıca, Hukuk Genel Kurul’u ilk derece mahkemesince, davalının cevap dilekçesi vermemekle aynı zamanda mandalinanın 1 TL olmasını da inkâr ettiği hususu gözden kaçırılarak ve sadece kusur tespiti yönünden bilirkişi raporu alınarak karar verildiği belirtilir. Ayrıca, Karar’da, davalının mandalinanın fiyatını da inkâr etmiş sayılacağı gözetilerek, bu hususta da dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirilerek inceleme ve araştırma yapılması gerektiği ifade edilir.

Bununla birlikte, Hukuk Genel Kurulu, bilirkişi raporuna karşı davalı vekili tarafından verilen dilekçede kusur oranına itiraz edilmeyerek sadece mandalinaların bozuk olduğu ve bu hususun gözetilerek bilirkişi raporu hazırlanması gerektiği açıklamasının, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğu da saptanmıştır. Bu itibarla, Karar, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında davalının bu savunması üzerinde durulmasının mümkün olmadığı vurgular.

Sonuç olarak, Hukuk Genel Kurul’u, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı HMK Geçici m. 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 429 gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

Sonuç

Karar, süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin hukuki sonuçları ile iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının kapsamını irdelemesi bakımından dikkat çekicidir. Hukuk Genel Kurulu, (davacının dava dilekçesinde dava konusu emtianın fiyatını belli değerden hesaplayarak tazminat talep etmesi karşısında), davalının cevap dilekçesi vermemekle uyuşmazlığa konu emtianın fiyatını da inkâr ettiğine kanaat getirmiştir. Bu çerçevede, Hukuk Genel Kurul’u davalının mevcut vakıanın içeriğine dahil olan bir husus ileri sürmesinin veya açıklamasının yeni vakıa ileri sürmek anlamına gelmediğine dikkat çekilmiştir. Öte yandan, davalının mandalinaların bozuk olduğuna dayanan itirazı iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmiştir

[1] Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku Temel Bilgiler, Cilt 2, On iki Levha Yayıncılık, 2017, s. 1206

[2] Pekcanıtez, s. 1208-1209

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Kamulaştırılan Taşınmazın Kamulaştırma Amacına Uygun Kullanılmaması Hakkında Güncel Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi 29.09.2021 tarihli ve 2018/357 başvuru numaralı kararında (“Karar”) yaptığı inceleme sonucunda, başvurucunun toplu konut yapımı amacıyla kamulaştırılan taşınmazlarının kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmaması...

Medeni Usul Hukuku Mart 2022
Hukuk Postası
Çelişkili Davranma Yasağı
Medeni Usul Hukuku Eylül 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türk İspat Hukukunda Delil Sözleşmesi
Medeni Usul Hukuku Ocak 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.