İstinaf Dilekçesinde İstinaf Sebeplerinin Belirtilmemesinin Kanun Yolu Denetimine Etkisi

Aralık 2021 Abdullah Bozdaş
% 0

Giriş

İstinaf yargılaması Türk Hukukuna mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda 26.09.2004 tarihli ve 5239 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile getirilmiştir. Ancak ilk olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) döneminde, 07.11.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı’nın kararı uyarınca uygulanmaya başlamış ve 20.07.2016 tarihinde 5235 sayılı Kanun ile istinaf kanun yolunun işlemesini sağlayan Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçmiştir. Bu düzenlemeyle birlikte daha önce sadece ilk derece mahkemeleri ve Yargıtay’dan oluşan iki dereceli yargılama sisteminden; ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri (istinaf mahkemeleri) ve Yargıtay’dan oluşan üç dereceli yargılama sistemine geçilmiştir.

Bu Hukuk Postası makalesinde, istinaf yoluna başvurmanın şartları ve bu başvurudaki eksikliklerin sonuçları Yargıtay kararları ile birlikte desteklenerek incelenecektir.

Genel Olarak İstinaf Yargılaması

İstinaf genel olarak, ilk derece mahkemesinde tamamlanmış olan yargılamanın maddi vakıalarının sınırlı olarak yeniden incelenerek karar verilmesini sağlayan bir kanun yoludur.[1] İstinaf incelemesiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükme karşı hem hukuki hem de maddi (vakıalar bakımından) denetim yapılır. Bir başka deyişle, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından sadece hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenerek hukuki denetim yapılırken, istinaf kanun yolunda kanunda öngörülen sınırlar çerçevesinde hem hukuki hem de maddi denetim yapılmaktadır.

HMK uyarınca vakıa ve delil incelemesi ancak ilk derece mahkemesinde ileri sürülen vakıa ve deliller çerçevesinde yapılır. Bir başka deyişle, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen maddi vakıalar ve deliller, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemeleri önünde de ileri sürülemez.

İstinafa Başvurulabilecek Kararlar

Kural olarak ilk derece mahkemelerinin verdiği nihai ve bazı ara kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Buna ilişkin detaylar ve düzenlemeler HMK m.341’de sayılmıştır. Bu maddeye göre miktar ve değeri HMK m.341/2’de belirtilen parasal sınırın üstünde kalan malvarlığına ilişkin kararlara, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararlara ve diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya Yargıtay’a başvurulabileceği belirtilmiş olup Bölge Adliye Mahkemeleri’nin görev alanına giren kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Buna ek olarak HMK’da nihai kararların usul veya esasa ilişkin olup olmaması gerektiği konusunda da bir sınırlama yapılmadığı için, hem usule hem de esasa ilişkin nihai kararlara karşı istinafa başvurulabilir. Ayrıca çekişmeli yargı kararlarında olduğu gibi çekişmesiz yargı kararlarına karşı istinaf yoluna başvurmanın önünde bir engel yoktur.

İstinaf Sebepleri ve İstinaf Dilekçesi

İstinaf sebepleri bakımından da HMK’da herhangi bir sınırlama yapılmamıştır. Bu sebeple, gerek usul gerekse esas bakımından yargılamayı etkileyen hususlar istinaf sebebini oluşturabilir.[2] Ancak her ne kadar istinaf sebepleri sınırlandırılmamış olsa da, istinaf yoluna ancak istinaf dilekçesi ile başvurmak mümkündür. HMK m.342/2 uyarınca istinaf dilekçesinde yer alması gereken unsurlar açıkça belirtilmiştir. Buna göre istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuranın ve karşı tarafın kimlik ve adres bilgileri, varsa vekillerinin isim ve adres bilgileri, ilk derece mahkemesinin kararının bilgileri, ilk derece mahkemesinin kararının özeti ve başvurana tebliğ tarihi, istinaf sebepleri ve gerekçeleri, talep sonucu ve başvuranın imzası olması gereklidir.

Ayrıca istinaf dilekçesinde genel olarak kanuna ve hukuka aykırılıktan söz edilmesi yeterli olmayıp maddi hukuk kurallarına aykırılık hallerinin somut olarak gösterilmesi gerekir. Ancak hangi hukuk kuralının yanlış uygulandığının ayrıntılı olarak gösterilmesine gerek yoktur. Zira, hâkim hukuku resen uygulamak zorundadır.[3]

İncelemenin Kapsamı ve İstinaf Dilekçesinde İstinaf Sebeplerinin Gösterilmemesinin Sonuçları

Yukarıda kısaca bahsedildiği üzere istinaf başvurusunun kabulü için istinaf dilekçesinde olması gereken zorunlu unsurlar vardır. Bu kapsamda, HMK m.342/2-e bendine göre istinaf dilekçesinde istinafa başvuru sebeplerinin gerekçeleri ile birlikte açıkça belirtilmesi aranmıştır. HMK m.355/c.1 uyarınca istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği düşünüldüğünde istinaf sebeplerinin dilekçede belirtilmesi istinaf incelemesini temelini oluşturacaktır. Buna ek olarak HMK m.355/c.2’de ise Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu hususu resen inceleyeceği belirtilmiştir. Nitekim bu husus öğreti tarafından benimsenmiştir[4] ve Yargıtay tarafından da istikrarlı olarak uygulanır.[5]

Buna göre, her ne kadar istinaf incelemesinin kapsamı istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler olsa da istinaf dilekçesinde herhangi bir istinaf sebebinin belirtilmemiş olması durumunda, Bölge Adliye Mahkemelerinin yalnızca kamu düzeni bakımından inceleme yapabileceği ortadadır. Kamu düzenine aykırılık bakımından da dava şartlarına aykırılık ve ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesiz olması örnek olarak gösterilebilir.

İstinaf dilekçesinde istinaf sebeplerinin belirtilmemesinin sonuçları uygulamada genellikle ilk derece mahkemesinin kararı üzerine verilen süre tutum dilekçesinin sunulup, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren istinaf dilekçesinin süresi içinde sunulmaması durumunda ortaya çıkar. Şöyle ki, uygulamada gerekçeli karar olmadan istinaf sebeplerini içeren istinaf dilekçesinin hazırlanması mümkün değildir. Bu sebeple “süre tutum dilekçesi” adı verilen bir dilekçeyle istinaf sebeplerinin gerekçeli mahkeme kararı tebliğ alındıktan sonra mahkemeye sunulacağı belirtilerek süresi içinde istinaf yoluna başvurulduğu mahkemeye bildirilir. Ancak süre tutum dilekçesi sunulduktan sonra istinaf sebeplerini içeren istinaf dilekçesinin sunulmaması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi sadece kamu düzeniyle ilgili hususlarda inceleme yapabilecektir.

Bununla aynı doğrultuda, HMK m.342/3 uyarınca istinaf dilekçesinde sadece başvuranın kimliği ve imzasıyla beraber, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtların bulunması durumunda, her ne kadar diğer unsurlar mevcut olmasa da, istinaf talebi doğrudan reddolunmayıp, HMK m.355’e göre sadece kamu düzeni yönünden bir inceleme yapılır.

Yargıtay Kararlarından Örnekler

Yargıtay işçilik alacaklarının ve iş sözleşmesinin feshinin konu edildiği bir kararında[6] süre tutum dilekçesinin verilmesinden sonra süresi içinde istinaf sebeplerini içeren istinaf dilekçesinin sunulmaması üzerine kamu düzeniyle sınırlı bir inceleme yapılmasına karar vermiştir. Ancak olayda istinafa başvuran tarafın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ve kamu düzeninden sayılan adil yargılanma hakkının ihlaline rağmen aleyhte verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bu karardan da görüleceği Yargıtay kamu düzenini hem usuli hem de maddi sebepleri dahil ederek yorumlar.

Yargıtay tarafından sözleşmeden kaynaklanan çeşitli alacakların konu edildiği bir başka uyuşmazlıkta, istinaf sebeplerine bağlılık ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin sınırlı inceleme yapabilme yetkisi incelenmiştir.[7] İlgili kararda, istinafa başvuran tarafından istinaf sebebi yapılmamış bir hususa dayanarak, bir başka deyişle istinaf sebebi olarak istinaf dilekçesinde yer almayan bir sebep incelenerek, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından resen inceleme yapılmış ve bu sebebe dayanarak ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır. Ancak Yargıtay, HMK m.355’in açık hükmü uyarınca istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerektiğini belirtip, istinaf sebebi yapılmayan bir hususa dayanarak yapılan yargılamayı bozma sebebi olarak değerlendirmiştir.

Açık Hukuka Aykırılık Durumunda İstinaf Mahkemesince İnceleme Yapılabilir Mi?

Yukarıda belirtildiği üzere istinaf yargılamasında hem maddi hem de hukuki denetim yapılır. Bu kapsamda, hukukilik denetimi yapılırken Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf sebepleriyle bağlı olup olmadığı tartışmalıdır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin iki farklı kararında[8] istinaf mahkemelerinin maddi vakıa denetimi bakımından istinaf sebepleri ile sınırlı olsa da hukukilik denetimi bakımından istinaf sebepleri ile bağlı olmadığı ifade edilmiştir. Buna ek olarak çok yakın tarihli bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı’nda da,[9] Bölge Adliye Mahkemesi’nin incelemesi denetlenirken istinaf dilekçesinde istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir hususun kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil edip etmediği de incelenmiştir.

Bu kararlar incelendiğinde, istinaf yargılamasında hukukilik denetimi bakımından Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf sebepleriyle bağlı olmaması gerektiği düşünülebilir. Nitekim HMK’nın 33. maddesi uyarınca hâkimin hukuku resen uygulama görevi de olduğu düşünüldüğünde açık kanuna aykırılığın da hukukilik denetimi bakımından inceleme kapsamında olduğu sonucu ortaya çıkabilir.

Ancak önemle belirtmek gerekir ki, istinaf yargılamasının ülkedeki hukuk birliğini sağlamak gibi bir görevi yoktur. Bu sebeple istinaf yargılamasında hukukilik denetiminin sadece kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılması gerektiği kabul edilir. Nitekim temyiz makamı olan Yargıtay’ın HMK m.369 uyarınca temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp kanunun açık hükmüne aykırılık içeren hallerde de inceleme yapabileceği açıkça düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri bakımından bu yönde açık bir düzenleme olmaması karşısında istinaf incelemesinde açık kanuna aykırılık durumlarının da incelenebileceği, aksi görüşteki Yargıtay kararları da düşünüldüğünde, tartışmalıdır.

Sonuç

İstinaf yargılaması hem maddi hem de hukuki denetim yapabilmesi sebebiyle önemli bir yere sahiptir. Bu bakımdan istinaf incelemesi için, istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde belirtilmesi zorunludur. Ancak istinaf sebeplerinin dilekçede yer almaması durumunda, şartlar sağlanmışsa, sadece kamu düzeni bakımından istinaf incelemesi yapılacaktır. Bu sebeple, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği düşünüldüğünde, istinaf sebeplerinin belirtilmesi istinaf incelemesinin sınırını belirleyen belki de en önemli unsurdur. Sonuç olarak, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına istinaf dilekçesinde istinaf sebeplerinin mutlaka belirtilmesi gerekir.

Kaynakça

[1] Arslan, Ramazan / Yılmaz, Ejder / Taşpınar Ayvaz, Sema / Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2018, s.588

[2] Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020, s. 478

[3] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/9-6 E., 2021/342 K., 25.03.2021 T., para.28 (www.lexpera.com.tr)

[4] Postacıoğlu, İlhan E. / Altay, Sümer: Medeni Usul Hukuku Dersleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2020, s. 821; Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 2018, s. 477; Arslan, Ramazan / Yılmaz, Ejder / Taşpınar Ayvaz, Sema / Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2018, s.599

[5] Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2018/14342 E., 2029/190 K., 10.01.2019 T.; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2017/21080 E., 2020/19904 K., 23.12.2020 T.; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2019/12665 E., 2019/16738 K., 19.11.2019 T. (www.lexpera.com.tr)

[6] Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2018/3323 E., 2018/9615 K., 24.04.2018 T. (www.lexpera.com.tr)

[7] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2019/1117 E., 2019/4269 K., 01.11.2019 T. (www.lexpera.com.tr)

[8] Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2019/1137 E., 2019/3457 K., 14.02.2019 T. ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/33666 E., 2017/12649 K., 30.05.2017 T. (www.lexpera.com.tr)

[9] Bkz. 25.03.2021 tarihli Hukuk Genel Kurulu Kararı, para. 74

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Kamulaştırılan Taşınmazın Kamulaştırma Amacına Uygun Kullanılmaması Hakkında Güncel Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi 29.09.2021 tarihli ve 2018/357 başvuru numaralı kararında (“Karar”) yaptığı inceleme sonucunda, başvurucunun toplu konut yapımı amacıyla kamulaştırılan taşınmazlarının kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmaması...

Medeni Usul Hukuku Mart 2022
Hukuk Postası
Çelişkili Davranma Yasağı
Medeni Usul Hukuku Eylül 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türk İspat Hukukunda Delil Sözleşmesi
Medeni Usul Hukuku Ocak 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.