İdari Yargılamanın Hukuk Yargılamasından Ayrılan Doğası: Müdahilin Tek Başına Kanun Yoluna Başvurabilmesi

31.12.2023 Tunahan Sefa Aydın

Giriş

Müdahale diğer bir ifadeyle davaya katılma, idari yargılama usulünde hukuk yargılamasına kıyasla temel farklılıklar içerir. Bu farklılıklar, idari yargılamada müdahilin hak arama hürriyetini kullanabilmesi bakımından kritik önem taşır. Bilindiği üzere, idari yargılama usulünde, davacı olmanın iki yolu bulunur. Herhangi bir idari işlemin menfaatini ihlâl ettiği iddiasıyla iptal davasının davacısı olunabileceği gibi; idari eylem ve işlemlerden dolayı herhangi bir kişisel hakkı zarara uğradığı iddiası ile tam yargı davasının davacısı olunabilir. Davalı konumunda ise bazı istisnalar bulunmakla birlikte “idare” bulunur. Bazı hallerde, iptal davasına konu edilen idari işlem, davacıdan çok, dava dışı üçüncü kişilerin menfaatlerini yakından ilgilendirir. Bu işlemler bazı hallerde bir “ruhsat”, bazı hallerde “izin”, bazense “düzenleyici-denetleyici otorite kararı” benzeri işlemler formunda karşımıza çıkabilmektedir. Sözgelimi, Rekabet Kurulu’nun soruşturma yapılmasına gerek olmadığına dair şikâyetin reddi kararlarına ilişkin iptal davasının davacısı konumunda, rakip teşebbüsün soruşturulmasını isteyen diğer bir rakip teşebbüsün bulunduğu örneklerle karşılaşmak mümkündür. Böylesine idari işlemlerin iptali talebi ile açılan davalarda, ilgili idari işlemin muhataplarının -verilen örnekte hakkında şikâyette bulunulan teşebbüsün- davaya katılması adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi bakımından hayati önem taşır[1]. İdari yargılama usulünün bu doğasının, yani hukuk yargılaması karşısında taşıdığı farklılıkların Danıştay’ı müdahale kurumu hakkında içtihat üretmeye sevk ettiği görülür[2]. Geçtiğimiz yıllarda Danıştay daireleri arasında içtihat farkı oluşturan konulardan biri de müdahilin tek başına kanun yollarına başvurup başvuramayacağı konusu olmuştur. Bu hususta, Danıştay 6. ve 17. Daireler’in, müdahilin tek başına kanun yoluna başvurabileceğine dair kararları tespit edilirken, 2., 8. ve 13. Daireler’in ise hukuk yargılamasına daha yakın bir yaklaşımla müdahilin taraf ile birlikte hareket etmesi gerektiği yönünde kararlar verdiği görülür. Öğretide de tartışmalara yol açan bu içtihat farklılığı, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun (“Kurul”) müdahilin tek başına kanun yoluna başvurabileceğine dair vermiş olduğu 03.02.2023 tarihli ve 2021/4 E., 2023/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı (“İBK”) ile giderilmiş oldu. Bu makalemizde, idari yargılama usulünde kanun yollarına başvuru yetkisi bakımından müdahilin konumu ve Danıştay’ın içtihadı birleştirme kararı ele alınacaktır.

İdari Yargılamanın Hukuk Yargılamasından Ayrılan Doğası: Müdahilin Tek Başına Kanun Yoluna Başvurabilmesi
% 0

İçtihadı Birleştirme Kararından Önceki Görüş ve İçtihat Ayrılıkları

İdari yargılama usulünde üçüncü kişilerin davaya katılması hakkında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (“İYUK”) m. 31 uyarınca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) hükümleri uygulanır. HMK’ya göre davaya müdahale, asli müdahale veya fer’i müdahale olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir. HMK m. 66 uyarınca, üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yarar bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’i müdahil olarak davada yer alabilir. HMK m. 65 uyarınca asli müdahale ise devam etmekte olan bir davada, dava konusu üzerinde hak iddia eden dava dışı bir üçüncü kişinin davanın taraflarına karşı yeni bir dava açmasıdır. Davaya asli müdahale, yani davanın taraflarına yeni dava açılması prosedürünün idari yargılama usulünde uygulanamayacağı kabul edilir[3]. Asli müdahale, idari yargılama usulünde kabul edilmediğinden, makalemizin devamında tek başına kanun yoluna başvurup başvuramama konusunda fer’i müdahilin konumu irdelenmeye devam edilecektir.

Müdahilin Tek Başına Kanun Yollarına Başvuramayacağına Dair Karar ve Görüşler

İBK öncesi durumda öğretide bazı yazarlar tarafından, istinaf ve temyiz başvurusunda ancak davanın taraflarının bulunabileceği; davada taraf niteliği bulunmayan müdahilin tek başına istinaf veya temyiz başvurusunda bulunamayacağı ifade edilmiştir[4]. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bir kararında[5] da müdahilin tek başına kanun yoluna gidip gidemeyeceği hususu HMK çerçevesinde çözümlenmiştir. Bu çerçevede, davada hakkında hüküm kurulmayan müdahilin ancak tarafın kanun yoluna başvurmayı tercih etmesi durumunda kanun yoluna gitmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

Ayrıca, İBK öncesi dönemde konu, bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır. Mahkeme’nin Akdeniz İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş kararında özetle, “taraf”ın yargılamayı sürdürme iradesine üstünlük tanınmış, müdahilin tek başına kanun yolu istemine dair ret kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediği sonucuna varılmıştır[6].

Genel olarak da Anayasa Mahkemesi içtihatlarında, müdahilin bağımsız olarak kanun yoluna başvuru hakkının adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmediği görülmektedir[7]. Yine Anayasa Mahkemesi’ne paralel olarak öğretide, müdahile müstakilen kanun yoluna gitme hakkı tanınmamasının mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeyeceği belirtilmiştir[8]. Bu görüşe göre, idarenin hukukunu etkileyen işlemini öğrenmesi durumunda, kişi bu tarihten itibaren davacı olarak idari dava açma hakkına sahiptir. Bu hakkını kullanmayarak başkasının açtığı davaya onun yanında katılması halinde, yanında davaya katıldığı tarafın yapmadığı usul işlemlerini, müdahil sıfatı nedeniyle yapamıyor olmasının, mahkemeye erişim hakkını engellemediği ifade edilmektedir. Öğretide dile getirilen bir diğer endişe ise, müdahilin müstakil olarak kanun yoluna başvurabilmesinin kabulü halinde özel hukuk kişilerinin iradesinin davalı idarenin iradesinin yerine geçebileceği yönündedir[9].

Müdahilin Tek Başına Kanun Yollarına Başvurabileceğine Dair Karar ve Görüşler

İBK öncesi süreçte, Danıştay’ın idari davaların özelliklerinden, hukuk yargılamasındaki davalardan farklılığından hareketle, müdahilin tek başına kanun yollarına başvurabileceği yönünde kararları da bulunmaktadır.

Danıştay 6. Daire’nin 2017 yılında vermiş olduğu bir karara göre[10], davanın sonucundan doğrudan etkilenen ve davanın aleyhe sonuçlanması halinde dava konusu edilen hakkını kaybedecek olan müdahil, yanında davaya katıldığı davalıdan bağımsız olarak kanun yollarına başvurabilmelidir. Yanında katıldığı davalı idarelerce, istinaf yoluna başvurulmamış olması nedeniyle müdahilin istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı değerlendirilmektedir. Kişisel menfaati davanın sonucundan etkilenecek olması nedeniyle davaya müdahalesi kabul edilen kişinin, yanında yer aldığı taraf karar düzeltme isteminde bulunmasa bile, yanında yer aldığı tarafın aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde, dava sonunda verilen kararın tek başına düzeltilmesini isteyebileceğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Konuya dair Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdaki başlıkta değinilen kararından farklılaşan bir değerlendirme yaparak müdahilin hukuki konumunun dava sonucunda verilecek karardan etkilenecek olması nedeniyle, başvurucunun adil yargılanma hakkı bakımından mağdur statüsünü kabul ettiği bir kararı bulunmaktadır[11].

Konuya dair bir diğer önemli karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (“AİHM”) Menemen Minibüsçüler Odası kararıdır[12]. AİHM, sırf usul hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle, başvuranın hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen bir ihtilafta kendisini savunamamasının, mahkemeye erişim hakkını ve dolayısıyla Sözleşme m. 6/1’i ihlal ettiği sonucuna varmıştır[13].

Öğretide de İBK öncesi durumda, fer’i müdahilin taraftan bağımsız olarak kanun yollarına başvurabilmesi gerektiğini savunan görüşler ortaya çıkmıştır[14]. Öğretide bir görüş fer’i müdahilin hükmü tek başına kanun yollarına taşıyabilmesini, idari yargılama hukukundaki re’sen araştırma ilkesinin bir gereği olarak ele almaktadır (İYUK m. 20/1)[15]. Buna göre, uyuşmazlığın tarafı konumunda olmayan üçüncü kişinin asıl tarafın ihmal ettiği, eksik bıraktığı işlemleri yapabilmesinin, uyuşmazlığın daha iyi açıklanmasını ve daha doğru kararlar verilmesini sağlayacağı ifade edilir[16].

Sonuç: Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı

Buraya kadar irdelenen her iki görüşün de esasında idari yargılamanın doğasından hareket ettiği görülmektedir. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu ise idari yargılamanın doğasını hak arama hürriyeti temelli bir yaklaşım ile yorumlayarak tartışmalara son noktayı koymuştur. Kurul, sonuç olarak müdahilin yanında davaya katıldığı tarafın kanun yollarına başvurmaması durumunda, onun işlem ve açıklamalarına ters düşmediği sürece, tek başına kanun yollarına başvurabileceğine karar vermiştir.

Kurul, kararında davaya müdahale hakkını hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirerek, Anayasa m. 36 uyarınca herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu ve bunu meşru vasıtalarla kullanma hakkına sahip olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle, adil yargılanma hakkının herkes için geçerli olduğunu ve dolayısıyla taraf yanında bulunan müdahilin de adil yargılanma, mahkemeye erişim, yargısal koruma ve hukuki dinlenilme haklarından yararlanabilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Kurul ayrıca, HMK ile Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu karşılaştırarak, yeni HMK ile, müdahilin yapabileceği işlemlerin genişletildiği tespitinde bulunmuştur. Pozitif düzenlemelere dair tespitlerinin ardından Kurul, nihayetinde konuyu idari yargının kendine has özelliklerine vurgu yaparak çözümlemiştir[17].

Sonuç olarak, tüm bu tespitlerden hareketle Kurul, müdahilin, yanında davaya katıldığı tarafın işlem veya açıklamalarına ters düşmediği sürece tek başına kanun yollarına başvurabileceği sonucuna varmıştır.

Kaynakça
  • Bu kabul çoğunlukla davalı konumundakiler için mümkündür. Davacı yanında müdahale talebinde bulunan kişinin ayrı dava açma hakkı bulunduğu gerekçesiyle müdahale talebinin reddedildiği yönünde bkz. Danıştay 6. Dairesi, 07.01.2020 tarihli ve 2019/13994 sayılı kararı, aktaran, Altındağ, Halil: “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller”, İdari Yargılama Hukuku (Ed. Zehreddin Aslan), 4. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara, 2023, s. 364.
  • Şimşek, Tacettin: “İdari Yargılama Hukukunda Davalı Yanında Müdahilin Tek Başına Kanun Yollarına Başvuruda Bulunma Hakkı.” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, No. 134, 2018, ss. 177-216, s. 211. http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/ViewPDF-2018-1738 (Erişim Tarihi: 30.12.2023)
  • Akyılmaz Bahtiyar / Sezginer, Murat / Kaya, Cemil: Türk İdari Yargılama Hukuku, 6. Baskı, Savaş Yayınevi, Ankara 2021, s. 686; Altındağ (Ed. Aslan), a.g.e., s. 362. Konu hakkında Danıştay 6. Daire’nin asli müdahaleyi farklı tanımladığı ayrıksı kararları bulunmaktadır: Danıştay 6. Daire, 12.04.2017 tarihli ve 2017/915 E., 2017/2524 K. sayılı kararı, Danıştay 6. Daire, 15.03.2018 tarihli ve 2017/2261 E., 2018/2250 K. sayılı kararı, lexpera.com.tr.
  • Akyılmaz, Sezginer, Kaya, a.g.e., s. 691; Candan, Turgut: Açıklamalı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 9. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2022, s.1350
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 19.10.2017 tarihli ve E. 2017/2682, K. 2017/3159 sayılı kararı, lexpera.com.tr.
  • “63. …adil yargılanma hakkı müdahilin yanında davaya katıldığı tarafın yargılamayı sürdürmeme yolundaki iradesine rağmen yargılamaya devam edebilmesini güvence altına almamaktadır. (bkz. § 53). Dolayısıyla müdahile, asıl tarafın iradesinden bağımsız olarak hükmü temyiz edebilme hakkı tanınması biçiminde bir anayasal zorunluluk bulunmamaktadır. Bu açıdan somut olayda, ilk derece mahkemesinde görülen davanın asıl tarafının (idarenin) aleyhine kurulan hükmü temyiz etmeyerek yargılamaya devam edilmesi yolunda bir iradesinin bulunmadığı gözetildiğinde fer’i müdahil olan başvurucunun tek başına yaptığı temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin anayasal güvencelere müdahale teşkil eden bir yönü bulunmamaktadır. 65. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez olduğuna karar verilmesi gerekir.” Anayasa Mahkemesi’nin 19.07.2018 tarihli ve 2015/2909 başvuru numaralı Akdeniz İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. kararı, lexpera.com.tr.
  • Aksoylu, Özge: “İdari Yargılama Hukukunda Müdahilin Bağımsız Olarak Kanun Yoluna Başvurma Hakkı” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, No. 1, 2020, ss. 55-117, s. 61-63.
  • Candan, a.g.e., s.1097.
  • Bkz. Danıştay 6. Daire, 12.04.2017 tarihli ve 2017/915 E., 2017/2524 K. sayılı kararı karşı oy yazısı, lexpera.com.tr.
  • “… dava konusu işlemden yararlanan üçüncü tarafın menfaati davalı idarenin davanın reddiyle korunacak menfaatinden daha üstün nitelikte bir menfaattir. Bakılan davanın işlemin iptaline karar verilerek sonuçlanması idareye sadece yargılama giderlerine mahkum olma gibi hukuksal ve maddi bir külfet getirirken, dava konusu işlemden yararlanan dava dışı tarafın yargılama giderlerinden çok daha büyük maddi ve hukuki kayıplarına yol açmaktadır. İşte bu gibi hususlar nazara alınarak idari yargıda görülen davalarda dava konusu işlemle maddi ve hukuki menfaatleri etkilenen üçüncü kişilerin davaya müdahalesinin birinci dereceden yani asli müdahale olduğu ve asli müdahalenin idari davalardaki müdahalenin nitelik ve mahiyetine daha uygun bulunduğu sonucuna varılmaktadır. İdari davalardaki fer'i müdahale davacıların yanında davaya müdahil olanların konumuna uygun bir müessesedir. Zira davacı yanında davaya müdahil olanların dava açma süresi içinde dava açmaları dava konusu işlem ile menfaatlerinin ihlal edildiğini ortaya koymaları şartıyla mümkün bulunmaktadır.” Danıştay 6. Daire, 12.04.2017 tarihli ve 2017/915 E., 2017/2524 K. sayılı kararı, lexpera.com.tr. Ayrıca bkz.: Danıştay 17. Daire, 08.05.2015 tarihli ve 2015/9317 E., 2015/1943 K. sayılı kararı, lexpera.com.tr.
  • “…bireysel başvurunun temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla da bağdaşmayacağı açıktır. 36. Bu belirlemeler ışığında davanın sonucundan etkileneceği öngörülerek yargılama sürecine müdahil olarak dâhil edilen başvurucuların adil yargılanma hakkına yönelik ihlal iddiaları bakımından mağdur statüsünün bulunduğu ve başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriterini sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.” Anayasa Mahkemesi’nin 26.06.2019 tarih ve 2015/7846 başvuru numaralı Cengiz İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve Mirax Tur. İnş. Tic. A.Ş. kararı
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 09.12.2008 tarihli ve 44088/04 başvuru numaralı Menemen Minibüsçüler Odası vs. Türkiye kararı. Kararın gayrıresmî özet tercümesi için bkz.: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-124047 (Erişim Tarihi: 30.12.2023)
  • Aksoylu, a.g.e., s. 109; Şimşek, a.g.e., s. 182-184.
  • Pekcanıtez Hakan: “İdari Yargıda Fer’i Müdahil Hükmü Tek Başına Temyiz Edebilir mi? (Karar Tahlili)”, Prof. Dr. Turhan Tufan Yüce’ye Armağan, İzmir, 2001, s.594; Yasin, Melikşah: “İdari Yargılama Usulünde Davaya Müdahale” İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt: 69, No. 1, 2011, ss. 439-451, s. 448-449 https://dergipark.org.tr/tr/pub/iuhfm/issue/9185/115036; (Erişim Tarihi: 29.12.2023).
  • Pekcanıtez, a.g.e., s.594.
  • Yasin, a.g.e., s. 443.
  • Diğer taraftan, idari davaların özellikleri gereği bazı durumlarda müdahil, hukuk usulüne nazaran idari yargıda uyuşmazlığın konusu ile doğrudan ilgili olabilmektedir veya müdahil ile yanında katıldığı taraf arasındaki ilişki dava konusu edilmektedir. Bu çerçevede müdahil, davanın şekli anlamda tarafı olmasa da dava konusu uyuşmazlık maddi anlamda müdahilin hak ve menfaatini ilgilendirmekte ve müdahil verilecek kararın neticesinden doğrudan etkilenmektedir. Buna göre idari yargıda müdahilin yalnızca yanında katıldığı tarafın işlemlerine bağlı kılınması adil olmayan sonuçlar doğurabilecektir. Bu bakımdan, müdahilin tek başına kanun yollarına başvurabilmesinin, resen araştırma ilkesinin benimsenmiş olduğu idari yargılama usulünde, maddi olayın doğru ve eksiksiz bir şekilde belirlenerek gerçeğe en uygun kararın verilmesine ve böylece kamu yararının gerçekleştirilmesine; idarenin hukuka uygun hareket etmesi sağlanarak hukuk düzeninin idari yargı eliyle korunmasına ve kanun yollarının hukukun ülke genelinde aynı şekilde uygulanmasını temin ederek kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi işlevinin yerine getirilmesine katkı sağlayacağı açıktır.” Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 03.02.2023 tarihli ve 2021/4 E., 2023/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı, lexpera.com.tr.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Belirsiz Alacak Davası Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı
Hukuk Postası
Belirsiz Alacak Davası Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı

6 Ekim 2023 tarihli 32331 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Anayasa Mahkemesi (“AYM”) 2019/17969 sayılı bireysel başvuru üzerinden verdiği 08.06.2023 tarihli kararında (“Karar”) işçilik alacağının ödenmesine ilişkin açılan belirsiz alacak davasının, alacakların belirlenebilir olması nedeniyle dava şartı...

Medeni Usul Hukuku 31.10.2023
Yargıtay Kararları Işığında Medeni Usul Hukuku’nda Kesinlik Sınırı Sorunu
Hukuk Postası
Yargıtay Kararları Işığında Medeni Usul Hukuku’nda Kesinlik Sınırı Sorunu

Hukukumuzda kesinlik sınırı istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilmesi için kanunla öngörülmüş olan parasal sınırlardır. Alacak miktarı veya dava değeri bu belirtilen parasal sınırların üstünde olan ilk derece ve istinaf mahkemeleri kararlarına karşı bir üst mahkemeye başvurma imkanı mevcutken, parasal...

Medeni Usul Hukuku 31.10.2022
İfa Zamanı Gelmemiş Alacak İçin Açılmış Davanın Usulden Reddedilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
Hukuk Postası
İfa Zamanı Gelmemiş Alacak İçin Açılmış Davanın Usulden Reddedilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Daireleri arasında, henüz ifa zamanı gelmemiş bir alacak için açılmış bir davada, mahkeme tarafından ifa zamanı henüz gelmediği gerekçesiyle usulden mi yoksa esastan mı ret kararı verilmesi ve buna bağlı olarak tayin edilecek avukatlık ücretinin maktu veya...

Medeni Usul Hukuku 31.10.2022
Islah Prosedürünün Uygulaması ile İlgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Güncel Tarihli Kararı
Hukuk Postası
Islah Prosedürünün Uygulaması ile İlgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Güncel Tarihli Kararı

Islah genel anlamda, tarafların iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağına bir istisna olarak öngörülmüştür ve bu yasak sebebiyle gerçekleştiremedikleri usuli işlemleri kısmen veya tamamen düzeltmelerine denir. Islah, tek taraflı ve açık bir irade beyanıdır ve...

Medeni Usul Hukuku 31.07.2022
Belirsiz Alacak Davasının Şartlarına İlişkin Güncel Bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Postası
Belirsiz Alacak Davasının Şartlarına İlişkin Güncel Bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Belirsiz alacak davasının koşulları son dönemde sıkça Yüksek Mahkeme’nin inceleme ve değerlendirmesine konu olmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 07.07.2021 tarihinde verdiği 2021/485 E., 2021/971 K. sayılı kararında (“Karar”), kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacağına ilişkin...

Medeni Usul Hukuku Kasım 2021
Çelişkili Davranma Yasağı
Hukuk Postası
Çelişkili Davranma Yasağı
Medeni Usul Hukuku Eylül 2021
Tebligat Hukukuna İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
Hukuk Postası
Kesin Mahkeme Kararlarına Karşı Başvuru Uygulaması
Hukuk Postası
Kesin Mahkeme Kararlarına Karşı Başvuru Uygulaması

Kanun yolları, mahkeme kararlarının denetlenerek yargılama hatalarının giderilmesini sağlaması açısından hukuk devletinin vazgeçilmezidir. Ancak, uyuşmazlıkların bir noktada sonlandırılması ve kararların kesinleşmesi gerekir. Bu Hukuk Postası makalesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu...


Medeni Usul Hukuku Mart 2021
Türk İspat Hukukunda Delil Sözleşmesi
Hukuk Postası
Türk İspat Hukukunda Delil Sözleşmesi
Medeni Usul Hukuku Ocak 2020
İsviçre Federal Mahkemesi’nin Forum Shopping Kararı
Hukuk Postası
Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarına Karşı Kanun Yoluna Başvurulması
Hukuk Postası
Bölge Adliye Mahkemeleri’nin Kuruluşu, Yapısı ve İşleyişi
Hukuk Postası
Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi
Hukuk Postası

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.