Ekonominin Dijitalleşmesi ve Küresel Asgari Kurumlar Vergisi

Mart 2022 Özge Kısacık
% 0

Son yıllarda ekonomideki artan dijitalleşme ile birlikte birçok yeni iş modeli ortaya çıkmış ve geleneksel iş modelleri büyük ölçüde değişime uğramıştır. Söz konusu değişim ile birlikte uluslararası işletmelerin elde ettiği gelirlerin vergilendirilmesi konusunda da zorluklar ortaya çıkmıştır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (“OECD”) ve G20 de mevcut uluslararası vergi kurallarının, çok uluslu şirketlerin (“ÇUİ”), herhangi bir ülkede asgari düzeyde kurumlar vergisi ödemeden önemli gelir elde etmelerini olanaklı kıldığına karar vermiştir. Bu kapsamda, ülkeler ve uluslararası örgütler ÇUİ’ler için geçerli olan uluslararası vergi kurallarına ilişkin değişiklikler üzerinde çalışmalara başlamıştır.

Uluslararası vergi kurallarını güncellemek ve reforme etmek için yapılan uzun müzakerelerin sonucu olarak, Ekim 2021'de, OECD/G20 Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı’na İlişkin Kapsayıcı Çerçeve'nin 137 üyesi, Ekonominin Dijitalleşmesinden Kaynaklanan Vergi Sorunlarını Yönelik İki Sütunlu Yaklaşımı içeren Bildiri üzerinde anlaşmaya vardı (“Bildiri”).[1] 20 Aralık 2021'de ise OECD, OECD/G20 Matrah Aşındırması ve Kâr Aktarımı Projesi (BEPS) kapsamında onaylanan iki adımlı yaklaşımın ikinci adımına dair “Küresel Asgari Vergiye İlişkin Model Kuralları” yayınladı (“Model Kurallar”). Söz konusu Model Kurallar, Gelire Dahil Olma Kuralı (Income Inclusion Rule – IIR) ve Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Kuralı (Undertaxed Payment Rule - UTPR) kapsamakta olup; tüm bu kurallar bir bütün olarak Küresel Matrah Aşındırmayı Önleme Kuralları (“GloBE Kuralları”) olarak anılır.

Söz konusu yeni sistem, Sütun 1 (Pillar 1) ve Sütun 2 (Pillar 2)’den oluşur ve her iki Sütun da birden çok öğe içerir. Özetle, söz konusu iki sütunlu çözüm, makalemizin ilerleyen bölümlerinde detaylarına yer verilen kriterleri sağlayan ÇUİ’lerin minimum %15 kurumlar vergisine tabi olmasını sağlayacak ve en büyük ve en kârlı çok uluslu şirketlerin kârlarını dünya çapındaki ülkelere yeniden tahsis edecek. Bir diğer deyişle, her iki Sütun da temel olarak, hem pazar ülkelerine küresel büyük şirketlerin elde ettikleri kazançtan daha fazla pay verilmesini sağlayacak hem de vergi cennetleri gibi zararlı vergi uygulamalarının önüne geçecektir.

Her durumda, Sütun 1 ve Sütun 2 bağlamında belirlenen bu kurallar, mevcut uluslararası vergilendirme standartlarında önemli değişikliklere yol açacak ve uluslararası şirketlerin vergilendirilmesine ilişkin uzun süredir devam eden küresel çerçevenin temel unsurlarını değiştirecektir. Özellikle, OECD nezdinde ortak bir çözüm bulununcaya dek geçici bir çözüm olarak birçok ülke tarafından uygulanan Dijital Hizmet Vergisi ve benzeri tek taraflı uygulamaların yürürlükten kalkması oldukça muhtemeldir.[2]

Sütun 1

Sütun 1, kısaca, küresel hasılatı 20 milyar Euro ve karlılığı %10’u geçen ÇUİ’lerin kârlarının ve vergi haklarının ülkeler arasında daha adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamayı amaçlar.[3] Sütun 1 ile karlılığı %10’u aşan şirketlerin bu oranın üzerindeki artık kârının %25’i pazar ülkeleri arasında hasılata dayalı dağıtım anahtarı uyarınca paylaştırılır ve bu şekilde ilgili ülkelerde vergilendirilir. Dolayısıyla, Sütun 1 ile bu şirketlerin kârı, söz konusu yetki alanlarındaki fiziksel mevcudiyetinden bağımsız olarak, satışların gerçekleştiği yetki alanlarına/ülkelere yeniden tahsis edilir.[4] Her ne kadar Sütun 1’in nasıl uygulanacağı muğlak ve karışık olsa da, OECD’nin konuya ilişkin oldukça sıkı bir çalışma içinde olduğu görülür. Nitekim, Sütun 1 kapsamında çok taraflı sözleşmenin (Multilateral Convention-MLC) 2022 yılında imzaya açılması ve 2023 yılında yürürlüğe girmesi beklenir.

Sütun 1, dünya çapında 20 milyar Euro’dan fazla geliri ve yüzde 10’un üzerinde kârlılığı olan çok uluslu şirketler için geçerli olacaktır. Sütun 1’in küresel olarak 125 milyar ABD doları kârın yeniden tahsisi ile sonuçlanacağı tahmin edilir.[5]

Sütun 2

Sütun 2’nin amacı, ÇUİ’lerin faaliyet gösterdikleri her bir yetki alanında ortaya çıkan gelir üzerinden ilgili ülkede asgari düzeyde vergi ödenmesini sağlamaktır. Dolayısıyla, Sütun 2 ile ülkelerin vergi tabanlarını korumak için kullanabilecekleri %15 oranında küresel bir asgari kurumlar vergisi getirilerek ülkeler arasındaki vergi rekabetinin sona erdirilmesi için çalışılacaktır. Diğer bir deyişle, Sütun 2, vergi rekabetini ortadan kaldırmasa da, söz konusu rekabet üzerinde çok taraflı olarak mutabık kalınan sınırlamalar getirecektir.

GloBE kuralları, ÇUİ’lerden nihai ana işletmenin konsolide mali tablolarındaki yıllık gelirin ilgili mali yıl ve öncesindeki dört mali yılın en az ikisinde 750 milyon Euro veya daha fazla olması halinde uygulanır. Ancak, devlet kurumları, uluslararası organizasyonlar, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, emeklilik fonları, ÇUİ’lerin nihai ana işletmesi olan yatırım fonları ile ÇUİ’lerin nihai ana işletmesi olan gayrimenkul yatırım araçları GloBE kurallarına tabi olmayacak.

Önemle belirtmek gerekir ki; ülkeler, GloBE kurallarını uygulamak zorunda değildir. Ancak, bir Kapsayıcı Çerçeve üyesi GloBE kurallarını uygulamamayı seçse dahi, kendi ülkelerinde faaliyet gösteren ÇUİ’lere ilişkin olarak başka bir ülke tarafından GloBE kurallarının uygulanmasını kabul eder.

Son olarak, Sütun 2’yi oluşturan iki önemli kuraldan bahsetmek gerekir. Sütun 2’nin ana kuralı olan Gelire Dahil Olma Kuralı (Income Inclusion Rule – IIR), yukarıdan aşağıya doğru akan bir vergilendirme öngörür. Şöyle ki; IIR ile geliri düşük oranda vergilendirilen şirketin nihai ana işletmesinin bulunduğu ülke ilave vergi alarak efektif vergi oranının asgari %15’e gelmesini sağlar. Bu kapsamda, “vergilendirilmemiş” kârların vergilendirilmesini sağlamak için önerilen ana mekanizma olan IIR, Kontrol Edilen Yabancı Kurum kurallarına benzer şekilde işler.[6] IIR kapsamına girmek için, ÇUİ grubunun önceki dört yılın ikisinde 750 milyon Euro’yu aşan konsolide grup hasılatına sahip olması gerekir. Bu kapsamda genellikle ana işletme düzeyinde ortaya çıkar. IIR’ın 2023 yılı itibariyle uygulanması bekleniyor.

Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Kuralı (Undertaxed Payment Rule -UTPR) ise bir ülkedeki efektif vergi oranının asgari %15 oranının altında olduğu ve fakat IIR’ın da tam olarak uygulanmadığı kurumlarda ikincil nitelikte uygulanır. UTPR’nin 2024 yılı itibariyle uygulanması bekleniyor.

Zaman Çizelgesi

Genel anlayış uyarınca GloBE kuralları kapsamında Çok Taraflı Sözleşmenin 2022 yılının ortasında üye ülkelerin imzasına açılması ve 2023’te ise yürürlüğe girmesi bekleniyor. Ayrıca, geçiş sürecinde GloBE kurallarına ilişkin bir Uygulama Rehberi yayımlanması da hedeflenmektedir. Söz konusu geçiş sürecinde birçok ülkenin yürürlük tarihini beklemeksizin asgari kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin gerekli yasal düzenlemeleri yapacağı bekleniyor.

Sütun 2’nin Olası Etkileri

Öncelikle, Sütun 2 ile dünya çapında uygulanacak asgari kurumlar vergisi yoluyla, şirketler faaliyetlerini düşük vergili yargı bölgelerine taşımak için daha az teşvike sahip olacaklardır. Ayrıca, Sütun 2'nin bir sonucu olarak da Amazon ve Google gibi en büyük ÇUİ’lerin yaklaşık 100'ünün karları, vergilendirme amacıyla farklı dilimlere bölünecek ve böylece daha fazla ülke vergi gelirinden pay alacaktır.[7] Nitekim, Sütun 2 ile birlikte yıllık olarak 150 milyar ABD doları ek küresel vergi geliri yaratılacağı hesaplanıyor.[8]

İkinci olarak, asgari kurumlar vergisi oranı olan %15’in bir ülkenin mevcut kurumlar vergisinden yüksek olması halinde ilgili ülke için ek vergi yükü doğacaktır. Dolayısıyla, vergi oranı düşük ülkeler bugüne kadar yararlandıkları yatırım avantajlarından yararlanamayacak ve zarara uğrayacaktır. Öte yandan, kurumlar vergisi, %15’den yüksek olan ülkeler için ise yeni avantajlar söz konusu olabilecektir.

Üçüncü olarak, yukarıda da bahsedildiği gibi, Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”) tarafından da oldukça eleştirilen, ticaret savaşlarına sebebiyet veren ve ülkeler tarafından tek taraflı olarak uygulanan dijital hizmet vergileri de yeni kurallarla birlikte sona erecek. Bununla birlikte, büyük ABD şirketleri ABD hükümetine daha az ve denizaşırı hükümetlere daha fazla ödeme yapacak, dolayısıyla bu şirketlerin yabancı kazançları daha yüksek vergilerle karşı karşıya kalacaktır.[9]

Dördüncü olarak ise Malta, Cayman Adaları, Samoa, Bermuda, Marshall Adaları veya Britanya Virjin Adaları gibi offshore yatırım merkezlerinin ÇUİ’lere indirimli veya sıfır gelir vergisi oranları sunmaya devam etmek için artık hiçbir nedeni olmayacak. Bu nedenle, söz konusu ülkelerin bazıları şimdiden kurumlar vergisi oranlarını değiştirmeyi planlıyor.

Ayrıca, küresel asgari vergi, vergi gelirlerinin diğer yargı bölgelerine kaybedilmesine yol açarak gelişmekte olan ülkeleri de etkileyecektir. Daha spesifik olarak, gelişmekte olan ülkeler nispeten yüksek kurumlar vergisi oranlarına sahip olmalarına rağmen, belirli sektörlere, yatırımcılara veya bölgelere vergi muafiyetleri vermişlerdir. Bu nedenle, büyük şirketlerin ödediği efektif vergi oranı gelişmekte olan ülkelerde oldukça düşük olabilir. Yeni yaklaşım ile birlikte, pazar ülkelerinin ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde bulunduğu da göz önünde bulundurulduğunda gelişmekte olan ülkelere kazanç vergileme hakkı verileceği ve vergi gelirlerinin artacağı bekleniyor.

Son olarak, yeni kuralların onaylanması ve yürürlüğe girmesi ile ilgili çalışmalar devam ederken, bazı ülkelerin halihazırda değişimin önüne geçmek için vergi politikalarını şimdiden değiştirdiğini belirtmek gerekir.[10]

Sonuç

Son yıllarda ekonomideki hızlı ve yaygın dijital dönüşümün önemli değişiklikler ile sonuçlanan derin etkileri oldu. Bu değişikliklerin bir sonucu olarak, uzun müzakerelerin ardından OECD/G20, İki Sütunlu Yaklaşımı hazırladı. Bu çözüm, ÇUİ’lerin minimum %15 vergiye tabi olmasını sağlayacak ve en büyük ve en karlı ÇUİ’lerin kârını dünya çapındaki ülkelere yeniden tahsis edecektir. Sütun 1 ve Sütun 2 bağlamında belirlenen bu kuralların, mevcut uluslararası vergi standartlarında önemli değişikliklere yol açması ve uluslararası şirketlerin vergilendirilmesine ilişkin uzun süredir devam eden küresel çerçevenin temel unsurlarını değiştirmesi beklenir. Bu bağlamda, kurumlar vergisi mükelleflerinin bu yeni kurallara kendilerini hazırlamaları ve bu kuralların kurumlarının vergi yükümlülüğünü nasıl etkileyeceğini değerlendirmeleri gerektiğinin altını çizmek isteriz.

Kaynakça

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Vergi İade Davalarında Yürütmenin Durdurulması Talebi için Öngörülen Teminat Yükümlülüğü

22.01.2022 tarih ve 31727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun ile (“7351 Sayılı Kanun”) vergi mevzuatında esaslı değişiklikler yürürlüğe girdi. Vergi mevzuatına yönelik değişikliklerin yanı sıra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun...

Vergi Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Dünden Bugüne Özel Tüketim Vergisi
Vergi Hukuku Eylül 2020
Hukuk Postası
Kaydi Altın Satışları ve BSMV
Vergi Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kur Farklarında KDV
Vergi Hukuku Şubat 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.