Kurumlar Vergisi Kanunu’nda İlaç Tanıtım Gideri
Giriş
İlaç tanıtım giderlerinin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) kapsamında gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı ticari kazancın tespiti bakımından önem arz etmektedir. Bu çerçevede, söz konusu giderlerin kurum kazancının elde edilmesi ve idamesiyle olan illiyet bağının kurulması, gider yazılabilmesi açısından belirleyici olmaktadır. Özellikle ilaç sektörüne özgü tanıtım faaliyetlerinin kapsamı ve sınırları dikkate alındığında, bu harcamaların vergi mevzuatı karşısındaki durumu uygulamada tartışmalara konu olabilmektedir. Dolayısıyla, ilaç tanıtım giderlerinin KVK hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi hem vergisel risklerin yönetimi hem de uyum açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu kapsamda, konuya ilişkin yargı içtihatları da uygulamanın sınırlarının belirlenmesi açısından yol gösterici niteliktedir. Nitekim yargı kararlarında, ilaç tanıtım giderlerinin gider olarak dikkate alınması, söz konusu harcamaların işle ilgili olması, belgelendirilmesi ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi kriterleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu makale içeriğinde konuya dair düzenlemelere kısaca yer verilecek ve akabinde konuya ilişkin yargı kararları irdelenecektir.
İlaç Tanıtımı Tanımı
1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu uyarınca çıkarılan Beşerî Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’te (“Yönetmelik”) ilaç şirketlerince tarafından gerçekleştirilen ilaç tanıtımlarının tanımı düzenlenir. Buna göre, Yönetmelik’in 4.maddesi uyarınca ilaç tanıtımı, ürünlerin tıbbi-bilimsel özellikleri hakkında ruhsat/izin sahipleri tarafından düzenlenen veya ruhsat/izin sahiplerinin adı, talebi, katkısı, desteği ile sağlık meslek mensuplarına gerçekleştirilecek bütün bilgi verme faaliyetlerini; bu çerçevede ürün tanıtım temsilcilerinin aktivitelerini, tıbbi ve mesleki kitap ve dergilere verilecek ilanları, doğrudan postalama veya diğer iletişim araçları yoluyla yapılacak duyuruları, bilimsel toplantıları ve ürün tanıtım toplantılarını ve benzeri etkinlikler ile yapılacak faaliyetleri olarak tanımlanır. Ayrıca, Yönetmelik’in 5.maddesinde ilaç tanıtım faaliyetinin kapsamı düzenlenir. Nitekim, Yönetmelik kapsamındaki ürünlerin hekim, diş hekimi ve eczacıya tanıtım faaliyetlerini kapsayacağı düzenlenir. Buna göre, sağlık meslek mensuplarına yönelik tanıtım faaliyeti,
- Hekim, diş hekimi ve eczacıya tanıtım malzemeleri kullanılarak,
- Bilimsel toplantılar ve ürün tanıtım toplantıları düzenlenerek veya desteklenerek,
- Hekim, diş hekimi ve eczacılara ürün tanıtım temsilcileri tarafından ziyaret yapılarak,
gerçekleştirilir.
Gider Yazılması
Gider esas olarak, bir işletmenin belirli bir dönemdeki mal teslimi veya üretim, hizmet kullanımı veya sürekli ana iş konusuyla ilgili diğer işlemleri sonucunda işletmenin varlıklarında meydana gelen azalışlar veya yükümlülüklerinde meydana gelen artışlar olarak tanımlanır.
Ayrıca, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (“GVK”) 40. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, safi kazancın tespitinde indirilebilecek giderlerdendir. Ayrıca, mezkûr maddede safi kazancın tespitinde indirilebilecek giderlere yer verilir. Bunun yanında, KVK’nun 8. maddesinin 1. fıkrasında kurumlar vergisi mükelleflerince kurum kazancından indirilebilecek giderler düzenlenirken; KVK’nun 11. maddesinde ise kurum kazancının tespitinde kabul edilmeyen indirimlere yer verilir.
Dolayısıyla, bir giderin, dönem kazancının safi tutarını tespit etmede hasılattan indirilebilmesi için (i) giderlerin kazancın elde edilmesi veya idamesi arasında bir illiyet bağının bulunması, (ii) giderin kazancın elde edilmesi için yapılması gerekir.[1]
İlaç Tanıtım Giderleri
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle kural olarak, ilaç şirketleri tarafından yapılan her türlü harcamaların gider olarak dikkate alınabilmesi için harcamanın şirket faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmiş olması aranır.
Ancak, her ne kadar ilaç tanıtım giderleri ilaç şirketinin faaliyetine giriyor gibi düşünülse de bu giderlerin her zaman gider olarak kabul edilebildiği söylenemez. Bu noktada yargı kararlarını değerlendirmek ilaç tanıtım giderlerinin ne ölçüde gider olarak dikkate alınabileceğinin tespitinde önemli olacaktır.
İlaç Tanıtım Giderlerine İlişkin Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi Kararları
İlaç sektöründe ilaç tanıtım giderlerinin gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı uzun süredir tartışmalı olup yargı kararlarında yeknesak bir yaklaşım bulunmamaktadır:
1- Danıştay 3. Dairesi’nin, 19.09.2025 tarihli ve E. 2023/8876, K. 2025/3360 Sayılı Kararı:
Bu Karar’a [2]konu olan olayda, ilaç pazarlama faaliyetiyle iştigal eden şirket tarafından, bilimsel içerikli kongre ve sempozyumlara katılan doktorlar ile şirket çalışanlarının ulaşım, konaklama ve kayıt giderleri kurum kazancından indirilmiş ve ilgili katma değer vergileri indirim konusu yapılmıştır. Davalı idare ise söz konusu giderlerin şirket faaliyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle bu giderleri kanunen kabul edilmeyen gider (“KKEG”) olarak dikkate almış; kurumlar vergisi ve geçici vergi tarhiyatı gerçekleştirmiştir.
İlk derece mahkemesi, ilaç sektörünün işleyişi dikkate alındığında, kongre ve sempozyum giderlerinin reklam, tanıtım ve promosyon gideri niteliğinde olduğunu; bu giderlerin ticari faaliyetin devamı açısından gerekli bulunduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca, Yönetmelik kapsamında sağlık meslek mensuplarının bilimsel toplantılara katılım giderlerinin belirli şartlarla desteklenebileceğini, somut olayda ise Yönetmelik hükümlerinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını ifade ederek dava konusu tarhiyatın iptaline karar vermiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ise bilimsel kongrelerin doğrudan ilaç tanıtımı amacıyla düzenlenmediğini, belirli bir tıbbi konuda meslek mensuplarını bir araya getiren bilimsel toplantılar niteliğinde olduğunu değerlendirmiştir. Bu kapsamda, söz konusu giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesiyle doğrudan bağlantılı olmadığı sonucuna ulaşılmış; kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönünden tarhiyat hukuka uygun bulunmuştur. Bununla birlikte, mahsup dönemi geçen geçici verginin aranamayacağı gerekçesiyle geçici vergi kaldırılmıştır.
Danıştay kararında, giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacıyla yapılmasının yanı sıra, gider ile ticari faaliyet arasında illiyet bağı bulunmasının gerekli olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda Danıştay tarafından özellikle aşağıdaki hususlar dikkate alınmıştır:
- İlaç Sektöründeki Tanıtım Rejimi: Yönetmelik uyarınca, ilaçların halka tanıtımı yasak olup yalnızca sağlık meslek mensuplarına tanıtım yapılmasına izin verilmektedir. Bu nedenle bilimsel toplantılar ve ürün tanıtım toplantıları sektör bakımından temel tanıtım araçları arasında değerlendirilmiştir.
- Giderlerin Faaliyetle İlliyet Bağı: Kongre ve sempozyum giderlerinin reklam, tanıtım ve promosyon gideri niteliğinde olduğu; şirket çalışanlarının bu toplantılara ürün tanıtımı yapmak, bilimsel gelişmeleri takip etmek ve mesleki bilgi edinmek amacıyla katıldığı ifade edilmiştir. Bu nedenle söz konusu giderlerle şirket faaliyeti arasında illiyet bağının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Yönetmelik Şartlarının İhlal Edilmemesi: İdare tarafından, ilgili Yönetmelik’te yer alan şartların ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit ortaya konulmadığı vurgulanmıştır.
Belirtilen gerekçeler uyarınca Danıştay, kongre ve sempozyum giderlerinin KKEG olarak kabul edilmesi suretiyle yapılan kurumlar vergisi tarhiyatlarında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmış; davacı lehine bozma kararı vermiştir.
2- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi’nin, 30.01.2023 tarihli ve E. 2022/2522, K. 2023/176 Sayılı Kararı:
Bu Karar’a [3]konu olan olayda, davacı ilaç şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda, davacının katıldığı veya organizasyonunda yer aldığı bazı tıbbi kongrelere ilişkin giderlerin KKEG niteliğinde olduğundan maliyetlerden çıkarılması gerektiği iddia edilmiştir.
İlk derece mahkemesi, tıbbi kongrelerin ilaç şirketleri bakımından pazarlama ve satış faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme, söz konusu giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacıyla yapılan genel giderler kapsamında bulunduğunu; Yönetmelik hükümlerinin ise yalnızca bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlediğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle dava kabul edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ise kongre giderleri yönünden yapılan değerlendirmede Mahkeme tarafından özellikle aşağıdaki hususlar dikkate alınmıştır:
- Bilimsel Toplantıların Niteliği: Bölge İdare Mahkemesi, söz konusu organizasyonların tamamen ilaç tanıtımı amacıyla düzenlenmediğini, belirli tıbbi konularda meslek mensuplarını bir araya getiren bilimsel toplantılar niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, giderlerin doğrudan ilaç tanıtımıyla ilişkilendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Şirket Çalışanlarının Katılımı: Yönetmelik kapsamında bilimsel toplantılara gönderilebilecek kişilerin sağlık meslek mensupları olduğu, şirket çalışanlarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla, şirket çalışanları için yapılan kongre giderlerinin kabul edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Belirtilen gerekçeler uyarınca Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir.
Sonuç
Son dönemde yargı kararlarında, ilaç sektöründe gerçekleştirilen kongre ve sempozyum giderlerini dikkate alınıp alınamayacağı somut olayın özellikleri, sektörün işleyişi ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilir. Kararlarda, bilimsel toplantıların ilaç sektöründe önemli bir tanıtım aracı olduğu ve bu kapsamda yapılan bazı giderlerin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacıyla yapılan reklam, tanıtım ve promosyon gideri niteliğinde değerlendirilebileceği kabul edilirken; bazı durumlarda ise bilimsel toplantıların doğrudan ürün tanıtımı amacı taşımadığı, bu nedenle faaliyetle yeterli illiyet bağı kurulamayan giderlerin KKEG olarak değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılır.
- Yetkiner, Erkan: “Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu’na Göre İlaç Tanıtım Giderlerinin Mahiyeti”, s.2.
- Danıştay 3. Dairesi’nin, 19.09.2025 tarihli ve E. 2023/8876, K. 2025/3360 Sayılı Kararı
- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi’nin, 30.01.2023 tarihli ve E. 2022/2522, K. 2023/176 Sayılı Kararı
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Vergi hukukunda taşınmaz ticareti kavramı, özellikle taşınmaz satışlarında belirli şartlar dahilinde gündeme gelebilen vergi istisnalarının uygulanabilirliğini tespit adına büyük önem taşır…
Girişim sermayesi, daha önce kimse tarafından yatırım yapmaya cüret edilmemiş alanlara yatırım yapılması olarak tanımlanır . Sermaye piyasası alanında düzenleme ve denetleme yetkisine sahip Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) tarafından hazırlanan rehberde ise girişim sermayesi, dinamik, yaratıcı ancak...
Türk ticaret hayatında dijitalleşme süreci, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulmasına imkân tanıyan uygulamaların yaygınlaşması ile ivme kazanmıştır. Bu kapsamda, 14/02/2025 tarihli ve 32813 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01/7/2025 tarihinde yürürlüğe giren İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan...
Anonim şirketin kendi paylarını edinmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 379- 389. maddeleri arasında düzenlenir. Bununla birlikte, anonim şirketin iktisap ettiği kendi payını satışı durumunda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) m. 5/1-e kapsamında “iştirak kazancı istisnası”nın uygulama alanı...
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7524 sayılı Kanun”) m. 4, 33 ve 34. maddeleri ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. ve 30. maddelerine bentler eklenmek...
Genel kural olarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) mükerrer m. 80 uyarınca, istisnalar hariç olmak üzere, menkul kıymetlerin elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancı olarak gelir vergisine tabidir...
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7524 sayılı Kanun”) m. 2 ile getirilen ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) m. 17 kapsamında düzenleme altına alınan çalışanlara pay senedi verilmek suretiyle sağlanan...
Vergi sistemleri kanunların suistimalini önlemek için genel nitelikte düzenlemeler getirmek ile birlikte, genel düzenlemelerin uygulamada beklenen işlevi yerine getirmediği durumlara yönelik olarak da vergi kanunları kapsamında vergi güvenlik müesseseleri olarak özel mahiyette düzenlemeler getirilir...
Yabancılara konut ve işyeri satışlarını teşvik etmek amacıyla 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında yabancıların Türk vatandaşlığı kazanımına yönelik mevzuat değişiklikleri yapıldığı bilinmektedir...
Anayasa Mahkemesi’nin 16 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan E.2023/105, K.2023/208 sayılı kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) geçici 33. maddesinde yer alan ve 2021 yılı için enflasyon düzeltmesi yapılmaması sonucunu doğuran “2021” ibaresi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal...
06.02.2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında 7456 sayılı Kanun (“7456 sayılı Kanun”) 15.07.2023 tarihli ve 32249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı...
İdari para cezaları için genel usul kanunu olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (“Kanun”) bazı maddelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla, Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Gelir İdaresi Başkanlığı”) tarafından hazırlanan B Seri 18 Sıra No.’lu Tahsilat Genel Tebliği...
12 Mart 2023 tarih ve 32130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (7440 sayılı Kanun) m. 20 ile şirket birleşmelerinde “borcun aşağı itelenmesi”ne (debt push down) ilişkin yeni ve önemli bir vergisel düzenleme...
19.07.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7186 sayılı Kanunu m. 17 ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na (“BK”) eklenen geçici m. 32 ile finansal güçlük içinde bulunan ancak finans sektörüne olan borçlarının yeniden yapılandırılması yoluyla faaliyetine devam etmesi olanaklı bulunan firmalara...
09.11.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ("7420 Sayılı Kanun") ile vergi mevzuatında önemli değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na...
Serbest Bölgeler, ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla kurulan bölgelerdir. Sayılan amaçların gerçekleştirilebilmesi amacıyla...
15 Nisan 2022 tarih ve 31810 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun...
Son yıllarda ekonomideki artan dijitalleşme ile birlikte birçok yeni iş modeli ortaya çıkmış ve geleneksel iş modelleri büyük ölçüde değişime uğramıştır. Söz konusu değişim ile birlikte uluslararası işletmelerin elde ettiği gelirlerin vergilendirilmesi konusunda...
22.01.2022 tarih ve 31727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun ile (“7351 Sayılı Kanun”) vergi mevzuatında esaslı değişiklikler yürürlüğe girdi. Vergi mevzuatına yönelik değişikliklerin yanı sıra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun...
Sosyal medya, dijital dünya ve internet teknolojisinin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkmış ve günümüzde tüm dünyayı önemli ölçüde etkilemiştir. Yeni medyanın baş aktörlerinden biri de sosyal medya içerik üreticileridir. Söz konusu kişiler, sosyal paylaşım ağları üzerinden reklam gelirleri...
1990’lı yıllarda global ekonomi açısından önemli gelişmeler yaşandı. 1900’ların ikinci yarısına geçilirken, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi ve sıcak paranın yönünü Doğu Asya ülkelerinden batıya çevirmesi, 1998 yılında Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz neticesinde...