Uzun Süreli İhtiyati Tedbirlerin Mülkiyet Hakkına Etkisine İlişkin Anayasa Mahkemesi Değerlendirmesi

30.09.2026 Ece Özsü Alpagut

Giriş

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), son dönemde verdiği bireysel başvuru kararlarında, yargılama devam ederken mal varlığı üzerinde uygulanan ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin uzun süre sürdürülmesini Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu kapsamda AYM, 24.12.2025 tarihli ve 2021/14470 başvuru numaralı kararında, 29.01.2026 tarihli ve 2024/47620 başvuru numaralı kararında, 04.03.2026 tarihli ve 2020/843 başvuru numaralı kararında ve 23.12.2025 tarihli ve 2023/51994 başvuru numaralı kararında mülkiyet hakkının ihlali sonucuna ulaşmıştır.

İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir, uyuşmazlığın esası kesin olarak çözümlenmeden önce hakların korunmasını amaçlayan geçici hukuki koruma araçlarıdır. Ancak geçici olarak öngörülen bir sınırlamanın yıllarca sürmesi, maliklerin taşınmazları ve diğer mal varlığı unsurları üzerinde hukuki ve ekonomik tasarrufta bulunmasını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada anılan kararların konusunu oluşturan olaylar ile AYM’nin değerlendirmeleri özetlenecek; ardından geçici hukuki koruma tedbirlerinin mülkiyet hakkı karşısında değerlendirilmesi bakımından AYM’nin içtihatlarıyla ortaya koyduğu ilkeler ele alınacaktır.

Uzun Süreli İhtiyati Tedbirlerin Mülkiyet Hakkına Etkisine İlişkin Anayasa Mahkemesi Değerlendirmesi
% 0

Taşınmazlar Üzerindeki İhtiyati Haczin Uzun Sürmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin Karar 

AYM’nin 2021/14470 sayılı bireysel başvuru üzerinden incelediği ve 24.12.2025 tarihinde karara bağladığı olayda, bir banka kredi borçlusuna ait taşınmazların başvurucu üçüncü kişilere muvazaalı olarak devredildiğini ileri sürerek tasarrufun iptali davası açmış ve bu kapsamda başvurucuların devraldığı taşınmazlara 22.09.2017 tarihinde ihtiyati haciz uygulanmıştır. Başvurucular, ihtiyati haczin kaldırılmasını veya değiştirilmesini talep etmiş; bu taleplerin reddi üzerine başvurdukları istinaf yolu da ilgili kararlara karşı kanun yolunun açık olmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kalmıştır.

Başvurucular Burcu Gündoğdu ve Fülya Gündoğdu, ihtiyati haczin uzun sürmesi nedeniyle taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunamadıklarını ileri sürerek mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye başvurmuştur.

AYM, uyuşmazlığın karşı tarafının alacağını güvence altına alma amacının meşru olduğunu kabul etmiş; ancak tedbirin başlangıçta haklı bir gerekçeye dayanmasının devam eden bütün dönem bakımından tek başına yeterli olmayacağını değerlendirmiştir. Geçici hukuki koruma tedbirlerinin kapsam ve süre bakımından orantılı olması gerektiğine işaret eden AYM, uzun süre devam eden haczin başvuruculara aşırı bir külfet yüklediği sonucuna ulaşarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

AYM, ihlal kararının ihtiyati haczin kendiliğinden kaldırılmasını gerektirmediğini belirterek, başvuruculara taleple bağlı kalınmak suretiyle manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir[1].

İhtiyati Tedbirin Uzun Sürmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin Kararlar

Burhanettin Karadeli ve Diğerleri Başvurusu 

AYM’nin 2020/843 sayılı bireysel başvuru üzerinden incelediği ve 04.03.2026 tarihinde karara bağladığı başvuru[2], kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasına konu taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin uzun süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuruya konu olayda kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescili istemli davada, 26.08.2014 tarihinde dava konusu taşınmazlara üçüncü kişilere devir ve temliki önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmuştur. 

AYM, uzun süren ihtiyati tedbir nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve başvuruculara manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Erdem Karamanoğlu ve Diğerleri Başvurusu 

AYM’nin 2024/47620 sayılı bireysel başvuru üzerinden incelediği ve 29.01.2026 tarihinde karara bağladığı olayda başvurucular, taşınmazlarına uygulanan ihtiyati tedbirin uzun süredir devam etmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. [3] AYM, mülkiyet hakkını sınırlandıran ve 2009 yılından başvuru tarihine kadar devam eden tedbirin hem kapsamı hem de süresi itibarıyla orantılı şekilde uygulanması gerektiğini vurgulayarak başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Alaaddin Çelik ve Diğerleri Başvurusu

AYM’nin 2023/51994 sayılı bireysel başvuru üzerinden incelediği ve 23.12.2025 tarihinde karara bağladığı olayda başvuru, ihtiyati tedbirin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. [4] AYM, yirmi bir yılı aşkın süredir devam eden ihtiyati tedbirin, süresi itibarıyla orantılı olmadığını değerlendirerek başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

AYM Değerlendirmesi

AYM içtihadına göre, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir yoluyla mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması, malikin mülkünden tamamen yoksun bırakılması anlamına gelmese de mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyabilir. Bu tedbirlerle, yargılamanın sonucunun etkisiz kalmasının önlenmesi ve üçüncü kişilerin haklarının güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte mülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın tedbirin amacı ile orantılı olması gerekmektedir.

AYM, yukarıda anılan başvuruların her birini incelerken, bu başvurulara benzer olduğunu belirttiği Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. (B. No: 2014/17196, 25.10.2018), İhsan Metin (B. No: 2015/7044, 23.1.2019), İbrahim Geçer (B. No: 2014/19056, 19.2.2019) ve Şeyhmus Terece (B. No: 2017/26532, 23.7.2020) kararlarında uygulanacak anayasal ilkelerin halihazırda ortaya konduğunun altını çizerek, bu emsal kararlardaki kriterleri uyguladığını belirtmiştir. 

AYM bu kriterleri yineleyerek, mülkiyet hakkını sınırlayan geçici hukuki koruma tedbirlerinin makul olmayan sürelerle devam etmesinin, maliklerin haklarını kullanmasını belirsiz bir geleceğe erteleyebileceğini belirtmiştir. Tedbirin devam ettiği süreçte yargı makamlarının ivedilik ve özenle hareket etmesi; uyuşmazlığın taraflarının menfaatleri arasında adil denge gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede AYM, tedbirin başlangıçta elverişli ve gerekli olmasının, uygulamanın süresiz olarak devamına imkân vermediğini belirtmiştir.

AYM İlkeleri

Bu ilkelerin gelişiminde özellikle Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., İbrahim Geçer ve Şeyhmus Terece kararları öne çıkmaktadır. Bu kararların değerlendirmeleri, sonraki bireysel başvurularda da esas alınmaktadır.

Bu emsal kararlarda AYM, öncelikle mülkiyet hakkının yalnızca mülkten tamamen yoksun bırakılmaya karşı koruma sağlamadığını, mülk üzerindeki hukuki ve ekonomik tasarruf yetkilerinin sınırlandırılmasının da bu hakkı etkilediğini kabul etmektedir. Alacağın güvence altına alınması veya yargılama sonucunun etkisiz kalmasının önlenmesi için geçici hukuki koruma tedbirleri uygulanması meşru görülebilirse de tedbirlerin kapsamı ve süresinin ulaşılmak istenen amaçla orantılı olması gerekmektedir.

Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. kararında AYM, ihtiyati haczin on yılı aşkın süre devam etmesinin malik üzerinde aşırı bir külfet oluşturduğunu değerlendirmiştir. Kararda, uzun süre devam eden ihtiyati hacizden doğan zararın giderilmesine imkân veren etkili bir hukuk yolunun bulunmaması da mülk sahibine yüklenen külfetin değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır. Tedbirin mülk sahibi üzerinde belirli bir külfet doğurması kabul edilebilirse de bu külfetin aşırı ve olağan dışı boyuta ulaşmaması veya doğan zararın uygun yollarla giderilmesi gerekmektedir.[5]

İbrahim Geçer kararında yaklaşık yirmi beş yıl devam eden ihtiyati tedbir şerhi nedeniyle taşınmazı ile ilgili ekonomik ve hukuki tasarruflarda bulunmasının önemli ölçüde ve belirsiz süreyle sınırlandırılması, bu sınırlandırmanın taşınmazın değeri üzerinde olumsuz bir etkisinin bulunduğu açık olduğu değerlendirmesiyle, oluşan zararın giderilmemesinin mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğuna kanaat getirilmiştir. [6]

Şeyhmus Terece kararında ise murise karşı açılan ve mirasçıları tarafından sürdürülen davada tedbirin devam etmesi ile yargısal sürecin yeterli süratle yürütülmemesi, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri bakımından değerlendirilmiştir.[7]

İhsan Metin kararında AYM, tedbirin haksız uygulanması iddiası ile tedbir süresinin makul olmaması iddiasını birbirinden ayırmıştır. İlk iddia, İcra ve İflas Kanunu’nun 259. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Buna karşılık, yargı makamlarının işlemleri nedeniyle tedbirin makul olmayan süre devam ettiği şikâyeti bakımından anılan tazminat yolunun etkili olmadığı belirtilmiş; tedbirin yaklaşık iki yıl dört ay sürdüğü somut olayda bu süre makul görüldüğü için başvurunun bu kısmı da açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Bu karar, kendisi ihlal sonucuna ulaşmamakla birlikte, sonraki ihlal kararlarının başvurduğu anayasal ölçütleri açıklaması bakımından önem taşımaktadır.[8]

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, tedbirin başlangıçta haklı ve gerekli olmasının yargılama boyunca sınırsız biçimde sürdürülmesini meşrulaştırmadığı anlaşılmaktadır. Kamu makamlarının alacaklının menfaatleri ile malikin mülkiyet hakkı arasında adil denge kurması; tedbirin kapsamını, süresini ve devamının doğurduğu külfeti gözetmesi gerekir. Tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesi, mülkiyet hakkından doğan yetkilerin kullanılmasını belirsiz bir geleceğe erteleyerek müdahaleyi ölçüsüz hâle getirebilir.

Sonuç

AYM’nin yukarıda incelenen kararları, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma araçlarının yalnızca verilme aşamasında değil, uygulanmaya devam ettikleri süre boyunca da mülkiyet hakkına ilişkin ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. 

Geçmiş yıllarda alınan Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., İbrahim Geçer ve Şeyhmus Terece kararlarında ortaya konulan ilkeler, güncel ihlal kararlarında da uygulanmaya devam etmektedir.

Bu kapsamda tedbirin amacı kadar, uzun sürmesi nedeniyle malikin hukuki ve ekonomik tasarruf yetkileri üzerinde oluşturduğu etki de dikkate alınmalıdır. Yargı makamlarının uyuşmazlığın çözümünde gereken ivediliği ve özeni göstermesi ve geçici hukuki korumayı malike olağan dışı bir külfet yüklemeyecek şekilde sürdürmesi, Anayasa’nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunması açısından önem taşımaktadır.

Kaynakça
Bizi Google'da tercih edilen kaynağınız yapın
Erdem & Erdem yayınlarını Google aramalarınızda öne çıkarın.
Tercih edilen kaynak olarak ekle Daha fazla erdem-erdem.av.tr

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Dava Dilekçesinde Yer Almayan Talebin Kısmen Islah Yoluyla Davaya Dahil Edilip Edilmeyeceğine İlişkin İçtihadı Birleştirme Kararı
Hukuk Postası
Dava Dilekçesinde Yer Almayan Talebin Kısmen Islah Yoluyla Davaya Dahil Edilip Edilmeyeceğine İlişkin İçtihadı Birleştirme Kararı

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu (“Kurul”), 08.05.2026 tarihli 2021/8 E. ve 2026/1 K. sayılı kararıyla (“Karar”), hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilmesinin mümkün olup olmadığına…

Medeni Usul Hukuku 30.06.2026
Mahkemece Kanun Yolu Süresinin Hatalı Gösterilmesinin Mahkemeye Erişim Hakkı Bakımından Sonuçlarına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı
Hukuk Postası
Mahkemece Kanun Yolu Süresinin Hatalı Gösterilmesinin Mahkemeye Erişim Hakkı Bakımından Sonuçlarına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, yalnızca kişilerin bir uyuşmazlığı ilk derece mahkemesi önüne taşıyabilmesini değil, mevzuatta öngörülen kanun yollarına etkili şekilde başvurabilmesini…

Medeni Usul Hukuku 30.06.2026
Güncel Bir Yargıtay Kararı Işığında Ortaklık İlişkisinden Doğan Uyuşmazlıklarda Kesin Yetki Kuralı ve Milletlerarası Yetki Sözleşmeleri
Hukuk Postası
Güncel Bir Yargıtay Kararı Işığında Ortaklık İlişkisinden Doğan Uyuşmazlıklarda Kesin Yetki Kuralı ve Milletlerarası Yetki Sözleşmeleri

Şirket ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda yetkinin belirlenmesi, özellikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) m.14 hükmünde düzenlenen kesin yetki kuralının kapsamı ve sınırları bakımından öğretide ve uygulamada tartışmalı bir alan…

Medeni Usul Hukuku 31.01.2026
Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ve Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hukuk Postası
Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ve Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

Arabuluculuk Türk hukuk sistemine 2012 yılında, “ihtiyari” olarak dâhil olmuş ve geçen süre zarfında başarılı sonuçlar vermiştir. 01.01.2018 tarihi itibarıyla iş hukukundan kaynaklanan bazı uyuşmazlıklarda, 01.01.2019 tarihi itibarıyla ticari uyuşmazlıklarda, 22.07.2020 tarihinden itibaren tüketici hukukundan…

Medeni Usul Hukuku 31.12.2025
Direnme Kararı ve Yeni Hüküm Ayrımı Üzerine Hukuk Genel Kurul Kararı
Hukuk Postası
Direnme Kararı ve Yeni Hüküm Ayrımı Üzerine Hukuk Genel Kurul Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (“HGK”), 08.10.2025 tarihli 2024/572 E. ve 2025/607 K. sayılı kararıyla (“Karar”); önüne gelen uyuşmazlıkta konunun esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni delil ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığını, buradan varılacak sonuca…

Medeni Usul Hukuku 30.11.2025
Manevi Tazminat Davaları Yönünden Yargılama Giderlerinde Haklılık Oranı Kuralının İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı
Hukuk Postası
Manevi Tazminat Davaları Yönünden Yargılama Giderlerinde Haklılık Oranı Kuralının İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 326. Maddesi, davanın tarafları kısmen haklı çıktığında, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırılması ilkesini öngörüyordu…

Medeni Usul Hukuku 30.11.2025
Mahkeme Kaynaklı Hataların Bireylere Yüklenemeyeceğine İlişkin Güncel Anayasa Mahkemesi Kararı
Hukuk Postası
Mahkeme Kaynaklı Hataların Bireylere Yüklenemeyeceğine İlişkin Güncel Anayasa Mahkemesi Kararı

Adil yargılanma hakkının sağladığı en önemli güvencelerden biri mahkemeye erişim hakkıdır. Bunun yanında, mahkemeye erişim hakkının temel unsurlarından biri, bireylerin kanun yollarına etkili biçimde başvurabilmesidir. Bu hakkın korunabilmesi, yalnızca bireyin kendi yükümlülüklerini yerine getirmesine değil… 

Medeni Usul Hukuku 30.11.2025
Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında Davaların Birleştirilmesinde Yeni Bir Dönem
Hukuk Postası
Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında Davaların Birleştirilmesinde Yeni Bir Dönem

Anayasa Mahkemesi (AYM), 17 Haziran 2025 tarihli ve E.2024/237, K.2025/137 sayılı kararıyla (Karar), medeni usul hukukunda köklü bir değişikliğe yol açan önemli bir tespitte bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 166. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ve aynı...

Medeni Usul Hukuku 30.09.2025
Güncel Bir Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında Dava Dilekçesinde Davalı Adresi ve Kimlik Bilgisi Bildirimi Zorunluluğu
Hukuk Postası
Güncel Bir Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında Dava Dilekçesinde Davalı Adresi ve Kimlik Bilgisi Bildirimi Zorunluluğu

Anayasa Mahkemesi, 22.10.2024 tarihli 32700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 22.05.2024 tarihli 2022/31465 Esas başvuru numaralı kararıyla (“Karar”); dava dilekçesinde davalıların gösterilmeyen adreslerinin ve kimlik numaralarının bildirilmesi için verilen kesin süreye rağmen bu eksikliğin tamamlanmaması...

Medeni Usul Hukuku 31.12.2024
Dava Açma Süresinin Hatalı Tespitine İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı
Hukuk Postası
Dava Açma Süresinin Hatalı Tespitine İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

Türk hukukunda hâkim olan “usul esastan önce gelir” ilkesi uyarınca dava açma sürelerinin doğru tespiti kritiktir. Anayasa Mahkemesi 02.05.2024 tarihli 2020/13187 E. ve 02.05.2024 K. sayılı kararında (“Karar”), dava açma süresinin hatalı tespit edilmesi üzerine davanın reddedilmesi nedeniyle mahkemeye...

Medeni Usul Hukuku 31.08.2024
Davaya Süresinde Cevap Vermeyen Taraf Delil Gösterebilir Mi?
Hukuk Postası
Davaya Süresinde Cevap Vermeyen Taraf Delil Gösterebilir Mi?

Hukukumuzda yargılama usulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) ile düzenlenir ve her aşamada hak düşürücü süreler öngörülür. Hak düşürücü süreler, süreye riayet etmeyen taraf için hakkın kullanımının ortadan kalkmasına sebep olan bir yaptırım şeklidir...

Medeni Usul Hukuku 31.03.2024
6545 Sayılı Kanun ile Yargılama Sistemine Getirilen Değişiklikler
Hukuk Postası
İdari Yargılamanın Hukuk Yargılamasından Ayrılan Doğası: Müdahilin Tek Başına Kanun Yoluna Başvurabilmesi
Hukuk Postası
İdari Yargılamanın Hukuk Yargılamasından Ayrılan Doğası: Müdahilin Tek Başına Kanun Yoluna Başvurabilmesi

Müdahale diğer bir ifadeyle davaya katılma, idari yargılama usulünde hukuk yargılamasına kıyasla temel farklılıklar içerir. Bu farklılıklar, idari yargılamada müdahilin hak arama hürriyetini kullanabilmesi bakımından kritik önem taşır. Bilindiği üzere, idari yargılama usulünde, davacı olmanın iki yolu bulunur...

Medeni Usul Hukuku 31.12.2023
Belirsiz Alacak Davası Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı
Hukuk Postası
Belirsiz Alacak Davası Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı

6 Ekim 2023 tarihli 32331 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Anayasa Mahkemesi (“AYM”) 2019/17969 sayılı bireysel başvuru üzerinden verdiği 08.06.2023 tarihli kararında (“Karar”) işçilik alacağının ödenmesine ilişkin açılan belirsiz alacak davasının, alacakların belirlenebilir olması nedeniyle dava şartı...

Medeni Usul Hukuku 31.10.2023
Kararda Hatalı Gösterilen Kanun Yolu Süresi İçinde Yapılan Başvurunun İncelenmesine İlişkin İçtihadı Birleştirme Kararı
Hukuk Postası
Kararda Hatalı Gösterilen Kanun Yolu Süresi İçinde Yapılan Başvurunun İncelenmesine İlişkin İçtihadı Birleştirme Kararı

İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu (“İBBGK”) 2021/5 E. 2023/2 K. sayılı 28.04.2023 tarihli İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı’yla (“Karar”) hukuk davalarında hükümde kanun yolu süresinin hatalı olarak uzun gösterilmesi halinde, hatalı gösterilen süre içerisinde yapılan kanun yolu başvurusunun...

Medeni Usul Hukuku 30.09.2023
Munzam Zararın İspatına Dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Postası
Munzam Zararın İspatına Dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Munzam (aşkın) zarara ilişkin davalarda zararın ispatlanması meselesi sıkça gerek Anayasa Mahkemesi’nin gerek Yargıtay’ın farklı dairelerinin inceleme ve değerlendirmesine konu olmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (“YHGK”) 29.03.2022 tarihinde verdiği 2021/928 E. 2022/401 K. sayılı kararıyla bir kez daha...

Medeni Usul Hukuku 31.01.2023
Yargıtay Kararları Işığında Medeni Usul Hukuku’nda Kesinlik Sınırı Sorunu
Hukuk Postası
Yargıtay Kararları Işığında Medeni Usul Hukuku’nda Kesinlik Sınırı Sorunu

Hukukumuzda kesinlik sınırı istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilmesi için kanunla öngörülmüş olan parasal sınırlardır. Alacak miktarı veya dava değeri bu belirtilen parasal sınırların üstünde olan ilk derece ve istinaf mahkemeleri kararlarına karşı bir üst mahkemeye başvurma imkanı mevcutken, parasal...

Medeni Usul Hukuku 31.10.2022
İfa Zamanı Gelmemiş Alacak İçin Açılmış Davanın Usulden Reddedilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
Hukuk Postası
İfa Zamanı Gelmemiş Alacak İçin Açılmış Davanın Usulden Reddedilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Daireleri arasında, henüz ifa zamanı gelmemiş bir alacak için açılmış bir davada, mahkeme tarafından ifa zamanı henüz gelmediği gerekçesiyle usulden mi yoksa esastan mı ret kararı verilmesi ve buna bağlı olarak tayin edilecek avukatlık ücretinin maktu veya...

Medeni Usul Hukuku 31.10.2022
Islah Prosedürünün Uygulaması ile İlgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Güncel Tarihli Kararı
Hukuk Postası
Islah Prosedürünün Uygulaması ile İlgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Güncel Tarihli Kararı

Islah genel anlamda, tarafların iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağına bir istisna olarak öngörülmüştür ve bu yasak sebebiyle gerçekleştiremedikleri usuli işlemleri kısmen veya tamamen düzeltmelerine denir. Islah, tek taraflı ve açık bir irade beyanıdır ve...

Medeni Usul Hukuku 31.07.2022
Belirsiz Alacak Davasının Şartlarına İlişkin Güncel Bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Postası
Belirsiz Alacak Davasının Şartlarına İlişkin Güncel Bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Belirsiz alacak davasının koşulları son dönemde sıkça Yüksek Mahkeme’nin inceleme ve değerlendirmesine konu olmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 07.07.2021 tarihinde verdiği 2021/485 E., 2021/971 K. sayılı kararında (“Karar”), kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacağına ilişkin...

Medeni Usul Hukuku Kasım 2021
Çelişkili Davranma Yasağı
Hukuk Postası
Çelişkili Davranma Yasağı
Medeni Usul Hukuku Eylül 2021
Tebligat Hukukuna İlişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
Hukuk Postası
Kesin Mahkeme Kararlarına Karşı Başvuru Uygulaması
Hukuk Postası
Kesin Mahkeme Kararlarına Karşı Başvuru Uygulaması

Kanun yolları, mahkeme kararlarının denetlenerek yargılama hatalarının giderilmesini sağlaması açısından hukuk devletinin vazgeçilmezidir. Ancak, uyuşmazlıkların bir noktada sonlandırılması ve kararların kesinleşmesi gerekir. Bu Hukuk Postası makalesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu...


Medeni Usul Hukuku Mart 2021
Türk İspat Hukukunda Delil Sözleşmesi
Hukuk Postası
Türk İspat Hukukunda Delil Sözleşmesi
Medeni Usul Hukuku Ocak 2020
İsviçre Federal Mahkemesi’nin Forum Shopping Kararı
Hukuk Postası
Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarına Karşı Kanun Yoluna Başvurulması
Hukuk Postası
Bölge Adliye Mahkemeleri’nin Kuruluşu, Yapısı ve İşleyişi
Hukuk Postası
Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi
Hukuk Postası

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.