20 Yıllık Gelir Vergisi İstisnası, Varlık Barışı ve Matrah Artırımının Temel Farkları
Giriş
Türkiye'de vergi politikası, 2020'li yıllarda birbirine bütünleşik birkaç temel ilke etrafında köklü bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu ilkelerin başında vergilemede adalet ve eşitlik amacının ön plana çıkarılması gelmekte olup söz konusu amaç doğrultusunda gelir ve kurumlar vergisi başta olmak üzere doğrudan vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının artırılması ile dolaylı vergilere olan yapısal bağımlılığın kademeli olarak azaltılması hedeflenmiştir. Bu çerçevede çeşitli vergi istisna ve muafiyetlerinin etkinliği ile vergi harcamalarının etkinliği kapsamlı bir gözden geçirme sürecine tabi tutulmuş; vergi uyumunun güçlendirilmesi ve kayıt dışı ekonominin daraltılması da hem mevzuat düzenlemelerine hem de kurumsal kapasite geliştirme çabalarına yön veren öncelikli politika eksenleri olarak belirlenmiştir. Söz konusu politika tercihlerinin doğal bir yansıması olarak vergi denetimi alanında da belirgin bir paradigma değişimi gözlemlenmektedir. Geleneksel anlayışın dayandığı geriye dönük inceleme ve re’sen tarhiyat süreçlerinin yerini giderek risk analizine dayalı önden tespit yöntemleri ile mükelleflerin gönüllü uyumunu teşvik eden proaktif denetim modelleri almaktadır.
Bu vergi ikliminde, salt iç dinamiklerle değil; dünyanın içinde bulunduğu güncel konjonktür de gözetilerek yabancı sermayenin teşvikine yönelik de köklü bir düzenlemeye gidilmiştir. Bu kapsamda, 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (“7582 Sayılı Kanun”) 21 Mayıs 2026 tarihinde Genel Kurul’da kabul edilmiş; 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anılan Kanun ile birlikte temel olarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, İstanbul Finans Merkezi Kanunu ve Ar-Ge mevzuatı olmak üzere pek çok temel düzenlemede kapsamlı değişikliklere gidilmiştir. Bu düzenlemelerden en dikkat çekenleri ve hâlihazırda tartışma konusu olmayan devam edenleri ise (i) yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için belirli şartlar altında öngörülen 20 yıllık gelir vergisi istisnası ile (ii) Varlık Barışı’dır.
Son dönemde gelen sorular dikkate alındığında, bahsi geçen 20 yıllık gelir vergisi istisnası, Varlık Barışı ve önceki dönemlerden gelen bir “alışkanlık” niteliğini kazanan matrah artırımı kavramlarının karıştırılabildiği gözlemlenmektedir.
Bu meyanda bu makale, her bir düzenlemenin muhtelif sirkülerler aracılığıyla açıklanan detaylarına yer vermekten ziyade, söz konusu düzenlemeler arasındaki temel farklara değinmeyi amaçlamaktadır.
20 Yıllık Gelir Vergisi İstisnası
7582 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na (“GVK”) “Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası” başlıklı mükerrer 20/D maddesi eklenmiştir.
Anılan düzenleme uyarınca, Türkiye'de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları, Türkiye'de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna olacaktır.
Madde kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyecektir, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir. Söz konusu gerçek kişilerin anılan madde kapsamına girmeden önce, Türkiye'de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmeyecektir.
İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının sonradan tespit edilmesi halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ziyaa uğramış sayılacaktır.
Dolayısıyla, gelen sorulara istinaden karıştırıldığı düşünülen temel konulara dair özet olarak şu bilgiler verilebilir:
- Söz konusu 20 yıllık gelir vergisi istisnası şartları kanun ile tespit edilen belirli kişilere tanınmıştır.
- Anılan kişilerin istisnadan faydalanabilmesi için, Türkiye'de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması gerekir.
- İstisnanın konusunu sadece yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar oluşturur.
- Bu düzenleme geçmişe değil; geleceğe yönelik bir taahhüt niteliği taşır.
- Söz konusu düzenleme bir matrah artırımı veya varlık barışı niteliğinde değildir.
Bu kapsamda, anılan istisnandan faydalanılıp faydalanılmayacağını tespit edebilmek için öncelikle mukimlik durumunun değerlendirilmesi gerekir. Mukimlik durumunun tespiti için ise hem lokal mevzuat hem de ilgili Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları’nın “mukimlik” düzenlemeleri uyarınca bir değerlendirme yapılması gerekir. Ayrıca “yurt dışından elde edilen kazanç” kavramının da her bir somut olay özelinde incelenmesi gerekecektir. Öte yandan, bu vergi kanunlarında yapılan bir değişiklik olmakla birlikte anılan düzenlemenin diğer kanunlar ile temas edebileceği noktaların (kambiyo mevzuatı, bankacılık düzenlemeleri gibi) da ayrıca bütüncül olarak değerlendirilmesinde fayda olacaktır.
Varlık Barışı
Yine 7582 Sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na (“KVK”) Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 19. madde ile yeni bir Varlık Barışı düzenlemesi getirilmiştir.
Anılan Varlık Barışı kapsamında, yurt dışında ve yurt içinde bulunan varlıkların bildirimi, Türkiye’ye getirilmesi ve kayıtlara alınmasına yönelik düzenlemeler getirilmiştir. Bu meyanda, konu yurt dışında bulunan varlıklar ile yurt içinde bulunan varlıklar olarak 2 başlık altında işlenebilir:
- Yurt Dışında Bulunan Varlıkların Bildirimi:
Gerçek ve tüzel kişiler yurt dışında bulunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerini banka veya aracı kurumlara bildirilebileceklerdir. Anılan bildirimin 31 Temmuz 2027 tarihine kadar yapılması gerekir.
Bildirilen değerlerin, bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması şarttır. Fiziki olarak getirilenler Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgelerle tevsik edilebilecektir.
- Yurt İçi Varlıkların Bildirimi:
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan, Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31.07.2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir. Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye'ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında madde hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Bildirilen varlıklar üzerinden kural olarak %5 oranında vergi alınmaktadır. Bununla birlikte, bildirilen varlıkların yatırılacağının taahhüt edildiği yatırım araçlarının vadelerine ve bildirim sürelerine göre aşağıdaki gibi farklı vergi oranları da belirlenmiştir.[1]
Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bu da söz konusu Varlık Barışı’nın sağladığı hukuki güvencedir.
Dolayısıyla, gelen sorulara istinaden karıştırıldığı düşünülen temel konulara dair özet olarak şu bilgiler verilebilir:
- Varlık Barışı, bir yukarıdaki başlıkta yer verilen 20 yıllık gelir vergisi istisnası ile aynı amacı taşıyan bir müessese değildir.
- 20 yıllık gelir vergisi istisnası, şartları yukarıda belirtilen kişilere yurt dışı kaynaklı kazanç ve iratları için gelecek 20 senede bir istisna öngörmeyi hedeflerken; Varlık Barışı yurt dışındaki veyahut kayıt dışı varlıkların kayda alınmasını ve milli ekonomiye kazandırılmasını amaçlar.
- 20 yıllık gelir vergisi istisnası geleceğe yönelik bir “taahhüt” verirken; Varlık Barışı bir anlamda geçmişe yönelik bir “garanti” sağlar.
- Matrah artırımı ise geçmiş yıllarda, mükelleflerin geçmiş vergilendirme dönemlerine ilişkin beyanlarının eksik ya da hatalı olabileceği endişesiyle, ilgili kanunlarda belirlenen asgari artırım oranları dahilinde ilave vergiyi gönüllü olarak beyan etmesine ve ödemesine imkân tanıyan bir vergisel güvence mekanizması olarak ihdas edilmiştir. Bu müessese aracılığıyla mükellef, ilgili yıl ve vergi türü bakımından inceleme ve tarhiyat riskini bertaraf etmekte; başka bir ifadeyle olası vergisel yükümlülüğünü belirlilik içinde nihayete erdirmekteydi.
- Varlık barışı ise temelde farklı bir soruna çözüm getirmektedir. Bu düzenleme; yurt dışında bulundurulan ya da yurt içinde kayıt ve beyan dışı kalan varlıkların, belirli bir vergi yükü karşılığında yasal zemine kavuşturulmasını, dolayısıyla söz konusu varlıkların ulusal ekonomi ve resmî kayıtlar içindeki yerini almasını amaçlar.
- Dolayısıyla, Varlık Barışı’nın “vergi incelemesi yapılmaması” şeklinde sağladığı güvence her ne kadar matrah artırımına benzese de, 7582 Sayılı Kanun ile getirilen düzenleme bir matrah artırımı niteliğinde değildir.
Değerlendirme ve Sonuç
7582 sayılı Kanun ile hem yabancı yatırımcıyı çekmek, hem kayıt dışı ve yurt dışındaki varlıkların sisteme dahil edilmesine yönelik esaslı ve köklü düzenlemeler getirildiği açıktır. Bu düzenlemelerden en dikkat çeken de hâlihazırda Varlık Barışı ile 20 yıllık gelir vergisi istisnası olarak görülmektedir.
20 yıllık gelir vergisi istisnası, kanunda belirlenen şartları taşıyan gerçek kişilere yönelik geleceğe dönük bir taahhüt niteliği taşımakta; bu kişilerin yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlarına yönelik uzun vadeli bir vergi avantajı sunmaktadır. Varlık Barışı ise yurt dışında bulundurulan ya da yurt içinde kayıt dışı kalan varlıkların belirli bir vergi yükü karşılığında yasal zemine kavuşturulmasına imkân tanıyan, bir anlamda geçmişe yönelik bir güvence mekanizmasıdır. Matrah artırımı ise ne bir varlık legalizasyon aracıdır ne de geleceğe yönelik bir istisna rejimidir; geçmiş vergilendirme dönemlerine ilişkin olası beyan eksikliklerini mükellefin iradesiyle kapatmasına ve inceleme riskini bertaraf etmesine olanak tanıyan özgün bir vergisel barış müessesesidir ki 7582 sayılı Kanun ile getirilen Varlık Barışı “vergi incelemesi yapılmaması” yönünden benzetilse de, bir matrah artırımı düzenlemesi değildir.
Somut olay bazında hangi düzenlemeden faydalanılabileceğinin tespiti (i) ilgili kişinin mukimlik statüsünün hem iç mevzuat hem de uygulanabilecek Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları çerçevesinde değerlendirilmesini, (ii) varlıklarının niteliği ile konumunun doğru tespit edilmesini ve (iii) ilgili her düzenleme için öngörülen usul ve süre şartlarının eksiksiz biçimde yerine getirilmesini gerektirecektir.
- Varlıkların vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulacağının taahhüt edilmesi halinde oran en az bir yıl için %4, iki yıl için %3, üç yıl için %2, dört yıl için %1 ve beş yıl için %0 olarak uygulanacaktır.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
İlaç tanıtım giderlerinin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) kapsamında gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı ticari kazancın tespiti bakımından önem arz etmektedir. Bu çerçevede, söz konusu giderlerin kurum kazancının elde edilmesi ve idamesiyle…
Vergi hukukunda taşınmaz ticareti kavramı, özellikle taşınmaz satışlarında belirli şartlar dahilinde gündeme gelebilen vergi istisnalarının uygulanabilirliğini tespit adına büyük önem taşır…
Girişim sermayesi, daha önce kimse tarafından yatırım yapmaya cüret edilmemiş alanlara yatırım yapılması olarak tanımlanır . Sermaye piyasası alanında düzenleme ve denetleme yetkisine sahip Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) tarafından hazırlanan rehberde ise girişim sermayesi, dinamik, yaratıcı ancak...
Türk ticaret hayatında dijitalleşme süreci, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulmasına imkân tanıyan uygulamaların yaygınlaşması ile ivme kazanmıştır. Bu kapsamda, 14/02/2025 tarihli ve 32813 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01/7/2025 tarihinde yürürlüğe giren İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan...
Anonim şirketin kendi paylarını edinmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 379- 389. maddeleri arasında düzenlenir. Bununla birlikte, anonim şirketin iktisap ettiği kendi payını satışı durumunda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) m. 5/1-e kapsamında “iştirak kazancı istisnası”nın uygulama alanı...
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7524 sayılı Kanun”) m. 4, 33 ve 34. maddeleri ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. ve 30. maddelerine bentler eklenmek...
Genel kural olarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) mükerrer m. 80 uyarınca, istisnalar hariç olmak üzere, menkul kıymetlerin elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancı olarak gelir vergisine tabidir...
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7524 sayılı Kanun”) m. 2 ile getirilen ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) m. 17 kapsamında düzenleme altına alınan çalışanlara pay senedi verilmek suretiyle sağlanan...
Vergi sistemleri kanunların suistimalini önlemek için genel nitelikte düzenlemeler getirmek ile birlikte, genel düzenlemelerin uygulamada beklenen işlevi yerine getirmediği durumlara yönelik olarak da vergi kanunları kapsamında vergi güvenlik müesseseleri olarak özel mahiyette düzenlemeler getirilir...
Yabancılara konut ve işyeri satışlarını teşvik etmek amacıyla 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında yabancıların Türk vatandaşlığı kazanımına yönelik mevzuat değişiklikleri yapıldığı bilinmektedir...
Anayasa Mahkemesi’nin 16 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan E.2023/105, K.2023/208 sayılı kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) geçici 33. maddesinde yer alan ve 2021 yılı için enflasyon düzeltmesi yapılmaması sonucunu doğuran “2021” ibaresi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal...
06.02.2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında 7456 sayılı Kanun (“7456 sayılı Kanun”) 15.07.2023 tarihli ve 32249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı...
İdari para cezaları için genel usul kanunu olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (“Kanun”) bazı maddelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla, Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Gelir İdaresi Başkanlığı”) tarafından hazırlanan B Seri 18 Sıra No.’lu Tahsilat Genel Tebliği...
12 Mart 2023 tarih ve 32130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (7440 sayılı Kanun) m. 20 ile şirket birleşmelerinde “borcun aşağı itelenmesi”ne (debt push down) ilişkin yeni ve önemli bir vergisel düzenleme...
19.07.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7186 sayılı Kanunu m. 17 ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na (“BK”) eklenen geçici m. 32 ile finansal güçlük içinde bulunan ancak finans sektörüne olan borçlarının yeniden yapılandırılması yoluyla faaliyetine devam etmesi olanaklı bulunan firmalara...
09.11.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ("7420 Sayılı Kanun") ile vergi mevzuatında önemli değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na...
Serbest Bölgeler, ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla kurulan bölgelerdir. Sayılan amaçların gerçekleştirilebilmesi amacıyla...
15 Nisan 2022 tarih ve 31810 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun...
Son yıllarda ekonomideki artan dijitalleşme ile birlikte birçok yeni iş modeli ortaya çıkmış ve geleneksel iş modelleri büyük ölçüde değişime uğramıştır. Söz konusu değişim ile birlikte uluslararası işletmelerin elde ettiği gelirlerin vergilendirilmesi konusunda...
22.01.2022 tarih ve 31727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun ile (“7351 Sayılı Kanun”) vergi mevzuatında esaslı değişiklikler yürürlüğe girdi. Vergi mevzuatına yönelik değişikliklerin yanı sıra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun...
Sosyal medya, dijital dünya ve internet teknolojisinin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkmış ve günümüzde tüm dünyayı önemli ölçüde etkilemiştir. Yeni medyanın baş aktörlerinden biri de sosyal medya içerik üreticileridir. Söz konusu kişiler, sosyal paylaşım ağları üzerinden reklam gelirleri...
1990’lı yıllarda global ekonomi açısından önemli gelişmeler yaşandı. 1900’ların ikinci yarısına geçilirken, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi ve sıcak paranın yönünü Doğu Asya ülkelerinden batıya çevirmesi, 1998 yılında Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz neticesinde...