Türkiye’de Yerleşme Sayılma Şartı Çerçevesinde 20 Yıllık Gelir Vergisi İstisnası
Giriş
21 Mayıs 2026 tarihli ve 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na (“GVK”) eklenen mükerrer 20/D maddesi, belirli şartlarla Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratların yirmi yıl boyunca gelir vergisinden istisna edilmesini öngörmektedir. Düzenlemenin usul ve esasları, 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği (“Tebliğ”) ile belirlenmiştir. [1]
İstisna, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişiler için uygulanmaktadır. Temel koşullardan biri, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâh ve kural olarak vergi mükellefiyetinin bulunmamasıdır. Bu şart, Türkiye’de resmî adres kaydı bulunduğu hâlde fiilen yurt dışında yaşayan kişiler açısından önemli yorum sorunları doğurmaktadır.
İstanbul Defterdarlığı’nın 13 Ekim 2026 tarihli ve E-62030549-120-1372289 sayılı özelgesi (“Özelge”), yerleşmiş sayılma tarihinin tespitinde adres kayıtları ile fiilî yaşam koşullarının ilişkisini ele almaktadır. Bu yazıda istisnanın temel koşulları ve yerleşme kavramı açıklandıktan sonra Özelge’nin kapsamı, ispat boyutu ve göç hukuku ile bağlantısı değerlendirilecektir. [2]
İstisnanın Kapsamı ve Yararlanma Şartları
GVK mükerrer 20/D yalnızca gerçek kişilere uygulanır. Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar istisna kapsamında iken Türkiye kaynaklı gelirler genel hükümlere göre vergilendirilir. İstisna kapsamındaki gelirler için yıllık beyanname verilmez; diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi durumunda da bu gelirler beyannameye dâhil edilmez. İstisna kapsamındaki gelirlere ilişkin gider ve maliyetler Türkiye’de vergiye tabi gelirlerin tespitinde dikkate alınmaz. Bu gelirler nedeniyle yabancı ülkelerde ödenen vergiler Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemez.
Kanun, istisna kapsamına girilmeden önce Türkiye’de elde edilen gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mevcut mükellefiyetlerin istisnadan yararlanmaya engel olmadığını açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle yalnızca mükellefiyet kaydının varlığı değil, hangi gelir unsurundan kaynaklandığı da incelenmelidir.
İstisnadan yararlanmak isteyenlerin tarha yetkili vergi dairesine başvurarak “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi”ni almaları gerekmektedir. Başvuru, kural olarak Türkiye’de yerleşmiş sayılan takvim yılının sonuna kadar yapılmalıdır. Kasım veya aralık ayında yerleşmiş sayılan kişiler bakımından süre takip eden yılın şubat ayı sonuna kadar uzar. Vergi dairesi önceki üç takvim yılındaki ikametgâh ve mükellefiyet durumunu, başvuru tarihi itibarıyla Türkiye’de yerleşmiş sayılma koşulunu ve başvuru süresini inceler.
Türkiye’de Yerleşmiş Sayılma ve İkametgâhın Tespiti
GVK mükerrer 20/D, yerleşmiş sayılma kavramını ayrıca tanımlamadığından GVK m. 4’teki genel esaslar uygulanır. Buna göre ikametgâhı Türkiye’de bulunanlar veya bir takvim yılı içinde geçici ayrılmalar hariç altı aydan fazla Türkiye’de oturanlar Türkiye’de yerleşmiş sayılır. Bu iki ölçüt alternatif niteliktedir. GVK m. 5’te ise belirli geçici bulunma hâllerine ilişkin istisnalar düzenlenmiştir. [3]
GVK m. 4’ün atıfta bulunduğu Türk Medeni Kanunu m. 19 uyarınca yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Dolayısıyla ikametgâhın hukuki tespiti, yalnızca bir idari kayıt incelemesine indirgenemez. Kişinin fiilen nerede yaşadığı ve yerleşme iradesini ortaya koyan koşullar, özellikle kayıtlarla fiilî durumun ayrıştığı hâllerde önem kazanır. Bununla birlikte adres kaydı önemsiz değildir; farklılığın somut delillerle açıklanması gerekir. [4]
13 Ekim 2026 Tarihli Özelgenin Değerlendirilmesi
Özelge talebinde bulunan kişi, 24 Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’ye yerleştiğini belirtmiş; Türkiye’deki ikametgâh kayıtları yanında fiilî yaşam merkezi, yerleşme iradesi, Türkiye’de bulunma süreleri ve diğer somut delillerin yerleşmiş sayılma tarihinin tespitinde dikkate alınıp alınmayacağını sormuştur. İdare, GVK m. 4 ve mükerrer 20/D ile Türk Medeni Kanunu m. 19 hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.
Özelge’de, Türkiye’de ikametgâh kaydı bulunmasına rağmen yurt dışında oturma veya çalışma izniyle altı aydan uzun süre yaşadığını tevsik eden Türk vatandaşları bakımından, ikametgâhın esas itibarıyla yurt dışında bulunduğunun kabul edilebileceği belirtilmektedir. Böylece Türkiye’deki adres kaydının tek başına, önceki üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâh bulunmaması şartının ihlali anlamına gelmeyeceği yönünde bir değerlendirme ortaya konulmaktadır. Bununla birlikte 1 Ocak 2026’dan itibaren Türkiye’ye kesin dönüş yapılarak yerleşmiş sayılmanın da belgelenmesi gerekmektedir.
Özelge, adres kaydından hareketle otomatik sonuç çıkarılmaması bakımından önemlidir. Ancak burada idarenin yaklaşımı, yurt dışında çalışma veya oturma izniyle yaşadığını belgeleyen Türk vatandaşlarına ilişkin açıklamalar çerçevesindedir. Dolayısıyla bu değerlendirmeyi farklı vatandaşlık ve yerleşim statülerine sahip bütün kişiler için doğrudan genellemek isabetli olmayacaktır. Özelgelerin somut başvuru ve olgulara ilişkin niteliği de gözetilmelidir.
Vergi Mukimliği ile Göç Hukuku Statüsü Arasındaki İlişki
Türkiye’de oturma izni alınması, GVK m. 4 kapsamında vergi mukimliğinin tesisi için ayrıca öngörülmüş bir kanuni ön koşul değildir. Vergi hukukunda yerleşmiş sayılma, ilgili mevzuattaki ikametgâh veya Türkiye’de bulunma ölçütleri üzerinden belirlenir. Buna karşılık yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de hukuka uygun bulunma ve fiilen yerleşme durumları ile vergi mukimliği değerlendirmesinde önem taşıyan olgular uygulamada kesişebilir.
Bu sebeple oturma izni, fiilî yerleşim, adres kayıtları ve vergi hukuku bakımından ileri sürülen mukimlik pozisyonunun birbiriyle tutarlı biçimde değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Böyle bir koordinasyon, tek başına istisna hakkı yaratmasa da ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat bakımından yarar sağlayabilir. Özelge’de yurt dışındaki oturma veya çalışma izninin, fiilî yaşam durumunun belgelendirilmesinde rol oynaması da bu ayrımın önemini göstermektedir.
Sonradan İnceleme ve İspatın Önemi
GVK mükerrer 20/D, istisna şartlarının taşınmadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağını düzenlemektedir. Bu nedenle istisna belgesinin alınması, başlangıç koşullarının sonradan incelenmesi ihtimalini tümüyle ortadan kaldırmaz. Başvuru anındaki mukimlik durumu ve önceki üç takvim yılına ilişkin kayıtların uygun belgelerle desteklenmesi önem taşır.
Başlangıç şartlarının gerçekte mevcut olmaması ile istisnadan yararlanmaya başladıktan sonra kişinin mukimlik statüsünün değişmesi ise birbirinden ayrılmalıdır. İkinci durumda vergilendirme, değişen statüye göre genel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir. Yirmi yıllık istisna süresi, bu ayrımın ve başvuru dayanaklarının belgelenmesinin pratik önemini artırmaktadır.
Sonuç
GVK mükerrer 20/D ile getirilen istisna, Türkiye’ye yerleşen gerçek kişiler için önemli bir vergisel düzenlemedir. Bununla birlikte uygulama, yalnızca gelirlerin yurt dışı kaynaklı olup olmadığının değil, Türkiye’de yerleşmiş sayılma tarihinin ve önceki üç takvim yılına ilişkin koşulların da titizlikle incelenmesini gerektirmektedir.
13 Ekim 2026 tarihli Özelge, Türkiye’de adres kaydı bulunmasına rağmen fiilen yurt dışında yaşayan belirli kişiler bakımından idari kaydın tek başına belirleyici olmayabileceğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, vergi hukukundaki yerleşmiş sayılma ile göç hukukundaki oturma izni farklı hukuki kavramlar olsa da bunlara ilişkin fiilî durum ve belgelerin tutarlılığı önem arz edecektir. Yirmi yıllık süre boyunca olası incelemeler de gözetildiğinde, yerleşme tarihinin ve geçmiş dönem koşullarının başlangıçta doğru belirlenmesi ve belgelendirilmesi, hukuki öngörülebilirlik bakımından önemli olacaktır.
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu mükerrer m. 20/D; 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, RG 04.07.2026, sayı 33300, m. 2–6. https://www.gib.gov.tr/mevzuat/kanun/433/teblig/11874
- İstanbul Defterdarlığı’nın 13.10.2026 tarihli, E-62030549-120-1372289 sayılı özelgesi Erişim Tarihi:19.10.2026 https://gib.gov.tr/mevzuat/kanun/433/ozelge/39058
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, m. 4 ve 5.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 19.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (“VDK”), kendi resmi rehberine göre 1 Ağustos 2026 (Versiyon 1.0) itibarıyla vergi denetim sistematiğinde köklü bir değişikliğe imza atmış ve “İncelemeye Hazırlık Dosyası” (“İHD”) uygulamasını…
Türkiye'de vergi politikası, 2020'li yıllarda birbirine bütünleşik birkaç temel ilke etrafında köklü bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu ilkelerin başında vergilemede adalet ve eşitlik amacının ön plana çıkarılması gelmekte olup söz konusu amaç doğrultusunda…
İlaç tanıtım giderlerinin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) kapsamında gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı ticari kazancın tespiti bakımından önem arz etmektedir. Bu çerçevede, söz konusu giderlerin kurum kazancının elde edilmesi ve idamesiyle…
Vergi hukukunda taşınmaz ticareti kavramı, özellikle taşınmaz satışlarında belirli şartlar dahilinde gündeme gelebilen vergi istisnalarının uygulanabilirliğini tespit adına büyük önem taşır…
Girişim sermayesi, daha önce kimse tarafından yatırım yapmaya cüret edilmemiş alanlara yatırım yapılması olarak tanımlanır . Sermaye piyasası alanında düzenleme ve denetleme yetkisine sahip Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) tarafından hazırlanan rehberde ise girişim sermayesi, dinamik, yaratıcı ancak...
Türk ticaret hayatında dijitalleşme süreci, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulmasına imkân tanıyan uygulamaların yaygınlaşması ile ivme kazanmıştır. Bu kapsamda, 14/02/2025 tarihli ve 32813 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01/7/2025 tarihinde yürürlüğe giren İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan...
Anonim şirketin kendi paylarını edinmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 379- 389. maddeleri arasında düzenlenir. Bununla birlikte, anonim şirketin iktisap ettiği kendi payını satışı durumunda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (“KVK”) m. 5/1-e kapsamında “iştirak kazancı istisnası”nın uygulama alanı...
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7524 sayılı Kanun”) m. 4, 33 ve 34. maddeleri ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. ve 30. maddelerine bentler eklenmek...
Genel kural olarak, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) mükerrer m. 80 uyarınca, istisnalar hariç olmak üzere, menkul kıymetlerin elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancı olarak gelir vergisine tabidir...
7524 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“7524 sayılı Kanun”) m. 2 ile getirilen ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (“GVK”) m. 17 kapsamında düzenleme altına alınan çalışanlara pay senedi verilmek suretiyle sağlanan...
Vergi sistemleri kanunların suistimalini önlemek için genel nitelikte düzenlemeler getirmek ile birlikte, genel düzenlemelerin uygulamada beklenen işlevi yerine getirmediği durumlara yönelik olarak da vergi kanunları kapsamında vergi güvenlik müesseseleri olarak özel mahiyette düzenlemeler getirilir...
Yabancılara konut ve işyeri satışlarını teşvik etmek amacıyla 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında yabancıların Türk vatandaşlığı kazanımına yönelik mevzuat değişiklikleri yapıldığı bilinmektedir...
Anayasa Mahkemesi’nin 16 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan E.2023/105, K.2023/208 sayılı kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) geçici 33. maddesinde yer alan ve 2021 yılı için enflasyon düzeltmesi yapılmaması sonucunu doğuran “2021” ibaresi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal...
06.02.2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında 7456 sayılı Kanun (“7456 sayılı Kanun”) 15.07.2023 tarihli ve 32249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı...
İdari para cezaları için genel usul kanunu olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (“Kanun”) bazı maddelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla, Hazine ve Maliye Bakanlığı (“Gelir İdaresi Başkanlığı”) tarafından hazırlanan B Seri 18 Sıra No.’lu Tahsilat Genel Tebliği...
12 Mart 2023 tarih ve 32130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (7440 sayılı Kanun) m. 20 ile şirket birleşmelerinde “borcun aşağı itelenmesi”ne (debt push down) ilişkin yeni ve önemli bir vergisel düzenleme...
19.07.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7186 sayılı Kanunu m. 17 ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na (“BK”) eklenen geçici m. 32 ile finansal güçlük içinde bulunan ancak finans sektörüne olan borçlarının yeniden yapılandırılması yoluyla faaliyetine devam etmesi olanaklı bulunan firmalara...
09.11.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ("7420 Sayılı Kanun") ile vergi mevzuatında önemli değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na...
Serbest Bölgeler, ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek amacıyla kurulan bölgelerdir. Sayılan amaçların gerçekleştirilebilmesi amacıyla...
15 Nisan 2022 tarih ve 31810 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun...
Son yıllarda ekonomideki artan dijitalleşme ile birlikte birçok yeni iş modeli ortaya çıkmış ve geleneksel iş modelleri büyük ölçüde değişime uğramıştır. Söz konusu değişim ile birlikte uluslararası işletmelerin elde ettiği gelirlerin vergilendirilmesi konusunda...
22.01.2022 tarih ve 31727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7351 sayılı Kanun ile (“7351 Sayılı Kanun”) vergi mevzuatında esaslı değişiklikler yürürlüğe girdi. Vergi mevzuatına yönelik değişikliklerin yanı sıra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun...
Sosyal medya, dijital dünya ve internet teknolojisinin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkmış ve günümüzde tüm dünyayı önemli ölçüde etkilemiştir. Yeni medyanın baş aktörlerinden biri de sosyal medya içerik üreticileridir. Söz konusu kişiler, sosyal paylaşım ağları üzerinden reklam gelirleri...
1990’lı yıllarda global ekonomi açısından önemli gelişmeler yaşandı. 1900’ların ikinci yarısına geçilirken, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi ve sıcak paranın yönünü Doğu Asya ülkelerinden batıya çevirmesi, 1998 yılında Asya ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz neticesinde...