Hakemlerin Yapay Zekâ Kullanımı ve İfşa Yükümlülüğü
Giriş
Hakemler, hukuki araştırma, karar ve diğer metinlerin hazırlanmasına destek, dava dosyalarının özetlenmesi ve kaynak atıflarının kontrolü gibi amaçlarla yapay zekâ araçlarından giderek daha fazla yararlanır. Bu noktada temel konu, yapay zekâ kullanımının hukuken mümkün olup olmadığı değil, hakemin şahsen yerine getirmesi gereken görev ve yetkilerini zedelemeden bu araçlardan ne ölçüde yararlanabileceği ve söz konusu kullanımın taraflara açıklanmasının gerekip gerekmediğidir. Son iki yıl içerisinde çeşitli tahkim kurumları bu konuya ilişkin bağlayıcı olmayan rehber ilkeler yayımlamış; yakın zamanda ise Kanada'da bir mahkeme, söz konusu rehberlerde dikkat çekilen yükümlülüklerin ihlali nedeniyle bir hakem kararını iptal etmiştir. Bu makalede, tahkim yargılamalarında yapay zekâ kullanımına ilişkin güncel gelişmeler ve ortaya çıkan hukuki meseleler ele alınır.
Kurumsal Yaklaşımlar
Birleşik Hakemler Kurumu (Chartered Institute of Arbitrators – CIArb)
CIArb tarafından Mart 2025’te yayımlanan ve Eylül 2025’te güncellenen Tahkimde Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Rehber’in (Rehber)[1] IV. bölümü uyarınca, hakemlerin karar verme yetkilerini yapay zekâya devretmemeleri, yapay zekâ aracılığıyla elde edilen bilgileri bağımsız olarak doğrulamaları ve hakem kararının her aşamasından şahsen sorumlu olmaları gerekir. Rehber, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, hakemlerin yapay zekâ araçlarını kullanmadan önce taraflara danışmalarını ve tarafların itirazı hâlinde söz konusu araçları kullanmaktan vazgeçmelerini öngörür. Ayrıca Rehber uyarınca, birden fazla hakemden oluşan hakem heyetlerinde, hakemlerin yapay zekâ kullanımını birbirlerine danışmaları gerekir. Yapay zekâ kullanımının taraflara açıklanması yükümlülüğü ise söz konusu kullanımın deliller veya yargılamanın sonucu üzerindeki etkisiyle ilişkilendirilir. Bu kapsamda, Rehber’in ekinde yer alan örnek Usuli Karar, “Yüksek Riskli Yapay Zekâ Kullanımı” (High-Risk AI Use) olarak nitelendirilen durumlarda, taraflara görüş bildirme imkânı tanınarak yapay zekâ kullanımının açıklanmasını zorunlu kılar.
Silikon Vadisi Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (Silicon Valley Arbitration and Mediation Center – SVAMC)
SVAMC tarafından 30 Nisan 2024 tarihinde yayımlanan Rehber İlkeler’in[2] 3. ilkesi uyarınca, yapay zekâ kullanımının açıklanması genel bir yükümlülük olarak değil, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken bir konu olarak ele alınır. Bununla birlikte, gerekli görülen hâllerde yapay zekâ kullanımının, kullanılan aracın adı ve sürümü ile araca verilen komutların (prompt) ve araç tarafından üretilen çıktıların tamamını kapsayacak şekilde açıklanması öngörülür. Hakemler bakımından ise Rehber İlkeler’in 6. ilkesi, hakemlerin şahsen yerine getirmekle yükümlü oldukları görev ve yetkilerini, özellikle karar verme yetkilerini, kısmen dahi olsa yapay zekâya devretmelerini yasaklar. Rehber İlkeler’in 7. ilkesi ise hakemlerin yargılama kapsamı dışında kalan ve yapay zekâ tarafından üretilen bilgilere dayanmadan önce bu durumu taraflara açıklamalarını gerekli kılar.
Stockholm Ticaret Odası (Stockholm Chamber of Commerce – SCC)
SCC tarafından 16 Ekim 2024 tarihinde yayımlanan ve bağlayıcı nitelik taşımayan Rehber[3], hukukun araştırılması, yorumlanması veya somut olayın vakıalarına uygulanması süreçlerinde yapay zekâ kullanımının taraflara açıklanmasını zorunlu tutmaz. Bununla birlikte, şeffaflığın tarafların hukuki dinlenilme hakkının korunmasına hizmet ettiği gerekçesiyle söz konusu açıklamanın yapılmasını teşvik eder. Rehber ayrıca, yapay zekâ araçlarının hakemlerin karar verme süreçlerinde destekleyici olarak kullanılabileceğini, ancak hakem heyetinin karar verme yetkisini veya karara esas teşkil eden hukuki muhakeme sürecini herhangi bir kişiye ya da araca devredemeyeceğini vurgular.
Amerikan Tahkim Derneği (American Arbitration Association - AAA-ICDR)
AAA-ICDR’nin Mart 2025 tarihli Rehberi[4], Etik Kuralları’nın V. ilkesi’ne atıfta bulunarak, hakemlerin karar verme süreçleri üzerindeki kontrolü tamamen ellerinde bulundurmaları gerektiğini vurgular. Rehber uyarınca, üretken yapay zekâ kullanımının taraflara açıklanması, yalnızca söz konusu kullanımın yargılama sürecini veya kararın dayandığı hukuki muhakemeyi esaslı şekilde etkilemesi hâlinde gerekli görülür. Ayrıca, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların birincil kaynaklarla karşılaştırılarak doğrulanması ve gizli nitelikteki dava bilgilerinin yeterli veri koruma güvencelerini sağlamayan yapay zekâ araçlarına girilmemesi gerektiği belirtilir.
Viyana Uluslararası Tahkim Merkezi (Vienna International Arbitral Centre – VIAC) ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC)
VIAC’ın Nisan 2025 tarihli bağlayıcı olmayan Notu[5], hakemlerin yapay zekâ kullanımını taraflara açıklamalarını zorunlu tutmaz. Bunun yerine, söz konusu açıklamanın gerekli olup olmadığı hususunun, hakemler ile taraflar arasında gerçekleştirilecek dava yönetimi toplantısında (case management conference) ele alınmasını öngörür. ICC ise henüz tahkim yargılamalarında yapay zekâ kullanımına ilişkin özel bir rehber yayımlamamış olmakla birlikte, uluslararası uyuşmazlık çözümünün temel ilkelerini koruyarak yapay zekâ araçlarının kullanımına yönelik rehberlik sağlamak amacıyla, Uyuşmazlık Çözümünde Yapay Zeka Çalışma Grubu’nu kurdu.[6] Öte yandan, ICC’nin 2026 Tahkim Kuralları’nın 46. maddesinin, ICC Tahkim Divanı ve hakem heyetinin icra edilebilir bir hakem kararı verilmesini sağlamak amacıyla her türlü çabayı göstermesini öngördüğü ve bu hükmün, herhangi bir kural değişikliğine ihtiyaç duyulmaksızın, açıklanmayan ve doğrulanmayan yapay zekâ kullanımından kaynaklanabilecek hukuki riskleri de kapsadığı ileri sürülür[7].
Quebec Kararı: ARIHQ v. Santé Québec
22 Nisan 2026 tarihinde Quebec Yüksek Mahkemesi 2026 QCCS 1360 sayılı kararında[8] (Hâkim Sheehan), hakemin kararının temel gerekçelerini desteklemek amacıyla atıfta bulunduğu hukuki kaynakların gerçekte mevcut olmadığının başvurucular tarafından tespit edilmesi üzerine hakem kararını iptal etmiştir. Mahkeme, yapay zekâ tarafından gerçekte mevcut olmadığı hâlde üretilen bu kaynakların (hallucinated references), hakemin hukuki muhakemesinin merkezinde yer aldığını ve kararın dayandırıldığı tek hukuki kaynak niteliğinde olduğunu tespit etmiştir.
Mahkeme, belirli bir hakemi seçen tarafların, uyuşmazlığın bir algoritma tarafından değil, bizzat seçtikleri hakem tarafından karara bağlanmasını bekleme hakkına sahip olduklarını vurgulamıştır. Ayrıca, kararların yazılı olarak gerekçelendirilmesinin karar verme sürecinde bir denetim ve disiplin mekanizması işlevi gördüğünü ve uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin harici bir yapay zekâ aracıyla paylaşılmasının, hakemlerin müzakerelerinin gizliliğini koruma yükümlülüğünü tek başına ihlal edebileceğini belirtilir. Bununla birlikte Mahkeme, kararın hazırlanmasına ilişkin sorumluluğun hakemde kalması koşuluyla, hakemlerin araştırmacılardan, hukuk asistanlarından veya çeviri ve kaynak doğrulama araçlarından yararlanmalarının mümkün olduğunu açıklığa kavuşturur.
Mahkeme, yargısal karar verme yetkisini kullanan kişiler bakımından yapay zekâ kullanımından kaynaklanan beş temel risk belirlemiştir: gerçekte mevcut olmayan kaynakların üretilmesi, insan muhakemesi ve takdir yetkisinin devre dışı kalması, eğitim verilerindeki önyargıların sürdürülmesi, karar müzakerelerinin gizliliğinin tehlikeye girmesi ve yargıya duyulan kamu güveninin zedelenmesi. Mahkeme, Kanada Yargı Konseyi’nin (Canadian Judicial Council) 2024 tarihli Rehber İlkeleri'ne de atıfta bulunarak, hakemler dâhil olmak üzere yargısal karar verme yetkisini kullanan hiçbir kişinin karar verme yetkisini yapay zekâya devredemeyeceğini ifade etmiştir. Bununla birlikte Mahkeme, yapay zekâ kullanımına ilişkin mutlak bir yasak öngörmemiş; değerlendirmenin, ihlalin niteliği ve ağırlığı ile hakem kararı üzerindeki fiilî etkisi dikkate alınarak somut olayın koşulları çerçevesinde yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Sonuç
Uygulamada ileri sürülen önerilerden biri, 1 No.lu Usuli Karar’a (Procedural Order No. 1) hakem heyetinin kullanmayı öngördüğü yapay zekâ araçlarını ve bunların kullanım amaçlarını belirttiği, karar verme yetkisinin hiçbir koşulda yapay zekâya devredilmeyeceğini teyit ettiği ve izin verilen yardımcı kullanımlara ilişkin güvenceleri düzenlediği standart bir hükmün eklenmesidir. Böyle bir düzenlemenin, tarafların beklentilerinin yönetilmesine, hakem heyetlerinin ileride karar verme yetkisinin devredildiği yönünde ileri sürülebilecek iddialara karşı korunmasına ve hâlihazırda uygulanmakta olan yapay zekâ kullanımına ilişkin şeffaflığın artırılmasına hizmet edeceği değerlendirilir. Bunun yanı sıra, yapay zekâ kullanımının niteliğini esas alan işlevsel bir değerlendirme yaklaşımı da gelişmektedir. Bu yaklaşım kapsamında, bilgiye erişim veya kaynak atıflarının doğrulanması gibi tamamen teknik nitelikteki kullanımların taraflara açıklanması gerekli görülmez. Hakem heyetinin bağımsız değerlendirmesine sunulmak üzere özetlerin hazırlanması gibi üretken yapay zekâ destekli kullanımlarda ise açıklama yapılması ve üretilen çıktıların doğrulanması gerektiği kabul edilir. Buna karşılık, delillerin değerlendirilmesi veya karar gerekçesinin doğrudan oluşturulması gibi karar verme işlevine ilişkin görevlerin yapay zekâya devredilmesi kesin olarak kabul edilmez.
CIArb, SVAMC, SCC ve AAA-ICDR tarafından yayımlanan düzenlemeler incelendiğinde, belirli temel ilkeler üzerinde ortak bir yaklaşımın benimsendiği görülür. Bu kapsamda, hakemlerin karar verme yetkilerini yapay zekâya devredemeyecekleri, yapay zekâ aracılığıyla elde edilen bilgileri bağımsız olarak doğrulamakla yükümlü oldukları ve hakem kararından şahsen sorumlu olmaya devam edecekleri hususlarında görüş birliği bulunur. Bununla birlikte, yapay zekâ kullanımının taraflara açıklanması bakımından farklı yaklaşımlar benimsenir. CIArb, yapay zekâ kullanımının etkisini esas alan ve yüksek riskli kullanımlar bakımından açıklama yükümlülüğü öngören bir yaklaşım benimserken, SVAMC ve AAA-ICDR açıklama yükümlülüğünü kullanımın esaslı etkilerine bağlı olarak değerlendirir. SCC ve VIAC ise açıklamayı genel bir zorunluluk olarak düzenlememekte, bu konuda tavsiye niteliğinde veya tarafların ve hakemlerin takdirine bırakılan yaklaşımlar benimser.
ARIHQ kararı, söz konusu düzenlemeler bakımından dikkat çekici bir örnek teşkil eder. Karar, yapay zekâ kullanımı sonucunda gerçekte mevcut olmayan hukuki kaynaklara yaygın biçimde atıfta bulunulmasının, esas itibarıyla karar verme yetkisinin yapay zekâya devredilmesi niteliğinde değerlendirilerek bir hakem kararının iptaline yol açtığı ilk örneği oluşturur.
Sonuç olarak, anılan rehber ilkeler ve konuya ilişkin ortaya çıkmaya başlayan yargı kararları, tahkim yargılamalarında yapay zekâ kullanımına yönelik ortak bir uygulama standardının şekillenmekte olduğunu gösterir. Bu çerçevede, hakemlerin yapay zekâdan yardımcı bir araç olarak yararlanmaları mümkün olmakla birlikte, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıları bağımsız olarak doğrulamaları, karar müzakerelerinin gizliliğini korumaları, kararın gerekçelendirilmesi ve verilmesine ilişkin sorumluluğu şahsen üstlenmeleri gerekir. Ayrıca, yapay zekâ kullanımının niteliği ve yargılama üzerindeki etkisinin ağırlığı dikkate alınarak, söz konusu kullanımın taraflara açıklanmasının gerekip gerekmediği her somut olay özelinde değerlendirilmelidir.
- Birleşik Hakemler Kurumu (CIArb), Tahkimde Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Rehber, Eylül 2025 (Güncellenmiş Baskı), https://www.ciarb.org/media/bpndtcgu/guideline-on-the-use-of-ai-in-arbitration_updated-sept-2025.pdf
- Silikon Vadisi Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (SVAMC), Tahkimde Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Rehber İlkeler, Birinci Baskı, 2024, https://svamc.org/wp-content/uploads/SVAMC-AI-Guidelines-First-Edition.pdf
- SCC Tahkim Enstitüsü (SCC), SCC Kuralları Kapsamında Yürütülen Davalarda Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Rehber, 2024, https://sccarbitrationinstitute.se/wp-content/uploads/2025/01/scc_guide_to_the_use_of_artificial_intelligence_in_cases_administered_under_the_scc_rules-1.pdf
- Amerikan Tahkim Derneği – Uluslararası Uyuşmazlık Çözüm Merkezi (AAA-ICDR), Hakemlerin Yapay Zekâ Araçlarını Kullanımına İlişkin Rehber, Mart 2025, https://jusmundi.com/en/document/pdf/rule/en-aaa-icdr-american-arbitration-association-international-centre-for-dispute-resolution-guidance-on-arbitrators-use-of-ai-tools-march-2025-aaa-icdr-guidance-on-arbitrators-use-of-ai-tools-march-2025-saturday-1st-march-2025
- Viyana Uluslararası Tahkim Merkezi (VIAC), Yapay Zekâ Hakkında VIAC Notu, 2025, https://www.viac.eu/wp-content/uploads/2025/04/VIAC-Note-on-AI-1.pdf
- Uluslararası Ticaret Odası (ICC), “2025 Yılında ICC Uyuşmazlık Çözüm Hizmetleri: Yıl Sonu Değerlendirmesi”, 16.12.2025, https://iccwbo.org/news-publications/news/icc-dispute-resolution-services-in-2025-a-year-in-review/
- Appleton, Barry, “Yeni ICC Kuralları, Yapay Zekâ Konusundaki Sessizlikleri Hakkında Sessiz Değildir: Zaten Yapay Zekâyı Düzenlemektedir”, Kluwer Arbitration Blog, 10.09.2026, https://legalblogs.wolterskluwer.com/arbitration-blog/the-new-icc-rules-are-not-silent-about-their-own-ai-silence-they-already-govern-ai/
- Québec Yüksek Mahkemesi, Association des ressources intermédiaires d’hébergement du Québec (ARIHQ) c. Santé Québec – Centre intégré universitaire de santé et de services sociaux du Centre-Sud-de-l’Île-de-Montréal, 2026 QCCS 1360 (22 Nisan 2026), https://websitedc.s3.amazonaws.com/documents/2026qccs1360.pdf
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Milletlerarası tahkimde reform konuştuğumuzda, çoğu zaman yeni bir süre, daha geniş kapsamlı bir seri tahkim veya açıklama yükümlülüğü gibi tek tek kural değişikliklerine odaklanırız. Ancak 2026 yılındaki gelişmeler, çok daha önemli bir konuya…
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (Yargıtay), 29.04.2025 tarihli ve E. 2024/1700 E., 2025/1758 K. sayılı kararında (Karar), 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kapsamında verilen bir hakem kararının iptaline ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu…
Tahkim yargılaması, tarafların irade serbestisi çerçevesinde devlet yargısından kısmen ayrılarak uyuşmazlıklarını özel bir yargılama mekanizması aracılığıyla çözmelerine imkân tanıyan bir sistemdir. Türk hukukunda hakem kararlarına karşı başvurulabilecek kanun…
29 Ocak 2026 tarihinde, Milletlerarası Ticaret Odası (“ICC”), seri yargılama hükümlerine ilişkin bir rapor (“Rapor”) yayımlamıştır. Rapor, ICC Tahkim ve ADR Komisyonu bünyesinde kurulan bir Çalışma Grubu tarafından hazırlanmıştır. Rapor, seri tahkime ilişkin…
Acil durum hakemliği, kurumsal tahkimlerde hakem kurulunun oluşturulması öncesindeki koruma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen bir kurumdur. Bu doğrultuda tahkim kurumları tarafları en kısa sürede hukuki koruma tedbirine ulaştırmak için kısa süreler öngörür, örneğin Milletlerarası Ticaret Odası’nda...
Uluslararası tahkim, karmaşık ve sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünde tercih edilen bir yöntem olmayı sürdürmektedir. Ancak tarafsızlık, tenfiz kabiliyeti ve esneklik gibi avantajlarına rağmen tahkim, yavaş, masraflı ve aşırı derecede usule boğulmuş olmakla eleştirilir. Çoğu zaman taraflar, kapsamlı delil sunum...
Uluslararası ticari tahkimde verilen hakem kararlarının yabancı ülkelerde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için “tanıma” ve “tenfiz” süreçlerinden geçmesi gerekir. Bu süreç hem New York Sözleşmesi hem de Türk hukukunda Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (“MÖHUK”) hükümleri ile düzenlenmiştir...
Tahkime elverişlilik, belirli bir uyuşmazlık konusunun tahkim yoluyla çözüme elverişli olup olmadığının tespitini ifade eder ve uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkimin temel bir yönünü oluşturur...
Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve hakem kararlarının iptali süreçlerinde kamu düzeni hem teoride hem de uygulamada en kritik denetim ölçütlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay kararları, kamu düzeni kavramının kapsamı ve uygulanma biçimine ilişkin içtihadın yönünü...
Bilindiği üzere, itirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve borçlunun icra takibine yaptığı itirazı hükümden düşürmeyi amaçlayan özel bir dava türüdür. Takibin devamını sağlamayı amaçlayan bu dava türünün hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler...
16 Aralık 2024 tarihinde, Londra Uluslararası Tahkim Divanı (“LCIA”) 22 Temmuz 2017 ile 31 Aralık 2022 arasındaki dönemi kapsayan üçüncü grup hakemin reddi talebine ilişkin kararlarını yayımladı. LCIA ayrıca, temel hukuki temaları ve analitik eğilimleri ortaya koyan ayrıntılı bir yorum yayımlamış olup...
Milletlerarası Ticaret Odası (“MTO”), 2023 yılı uyuşmazlık çözümü istatistiklerine ilişkin raporunu (“Rapor”) yayınlayarak uluslararası tahkimin gelişen görünümüne ışık tuttu. İstatistikler, tahkimin birçok farklı sektörde tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olduğunu ve çok çeşitli uyuşmazlıklarda...
Sendikasyon kredileri küresel finansman modelleri arasında önemli bir yere sahiptir. Sadece 2023 yılında ABD’de şirketlere 3.655 adet sendikasyon kredisi sağlanması ve bu kredilerin değerinin 2.4 trilyon dolara ulaşması, Avrupa’da ise söz konusu işlem hacminin 1.186 sendikasyon kredisi ile 679 milyar dolar...
İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, alacaklıların haklarını koruma altına almak için önemli bir araç olmakla birlikte kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla Türk Hukukunda belirli ve sıkı şartlara bağlanmıştır...
Tarafların tahkim yolunu seçmesinin en önemli nedenlerinden birisi de hakemlerini özgürce seçebilme olanağıdır. Taraflara tanınan bu özgürlük, tahkimi, tarafların yargılamayı yürütecek hakimleri belirlemek yetkisinden yoksun oldukları, devlet mahkemeleri önündeki yargılamalardan da ayırır...
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 12.10.2022 tarihli kararıyla tahkim anlaşması bulunan uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbir kararına itiraz halinde devlet mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verdi...
Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin ihtilafa yer vermeyecek şekilde ortaya çıkması gerekir...
Hollanda Tahkim Enstitüsü Vakfı (NAI) yeni tahkim kurallarını yayınladı . 1 Mart 2024 itibarıyla yürürlükte olan 2024 NAI Tahkim Kuralları, bu tarih veya sonrasında açılan tahkim yargılamalarında uygulanır. Bu makalede 2024 NAI Tahkim Kuralları ile gelen temel yenilikler ele alınacaktır...
Ticari hayatı dönüştüren internet kendine has uyuşmazlıkları beraberinde getirir. İnternet sitelerine erişimi kolaylaştıran alan adları, kimi zaman bilinçli olarak tanınmış bir markayla karıştırılacak benzerlikte kayıt ettirilir. Marka hakkı sahibi bu gibi kötü niyetli kayıt hallerinde yerel mahkemeye alternatif olarak alan...
ICC Tahkim ve ADR Komisyonu (“Komisyon”), olası uyuşmazlıkların önlenmesi ve tüm paydaşların ilişkilerinin güçlendirilmesi amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm (“ADR”) mekanizmalarına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yeni bir rehber ve rapor yayımladı. Uyuşmazlıkların Etkin Yönetimi Rehberi, en uygun...
Birleşme ve Devralmalar (“M&A”), şirketlerin veya varlıkların birleşme, devralma, varlık satın alma veya yönetimin devralması gibi çeşitli finansal işlemler yoluyla yeniden yapılandırılmasını ifade eder. Bu Hukuk Postası Makalesi, hakem heyetleri önüne gelen M&A uyuşmazlıklarını ele alır.
Tahkim uygulaması çerçevesinde esasa girme yasağı (revision au fond) mahkemelerin bir hakem kararını incelerken uyuşmazlığın esasına dair bir inceleme yapmayacakları anlamını taşır. Bu yasak en temelde iptal davaları ile tenfiz süreçlerinde karşımıza çıkar. Bir hakem kararına karşı başvurulabilecek tek kanun...
Türk hukukunda taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklarla ilgili olarak doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların hakemler tarafından çözülmesi konusunda anlaşma yapabilir. Bununla birlikte, taşınmazın aynına ilişkin haklar ile iflas hukuku, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar gibi...
4 Eylül 2020 tarihinde, Milletlerarası Ticari Tahkim Konseyi (“ICCA”) çatısı altında bir çalışma grubu “Milletlerarası Tahkimde Fiziki Duruşma Hakkı Mevcut Mudur?” başlıklı bir araştırma projesine başladı. Covid-19 salgını nedeniyle birçok tahkim duruşması çevrimiçi olarak gerçekleştirildi...
Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi, 25 Şubat 2022 tarihinde tahkim kurallarını değiştirdi. 2022 Tahkim Kuralları 2 Mart 2022 tarihinde yayınlandı ve 21 Mart 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Kurallar 21 Mart 2022’den sonra yapılan tahkim davalarına uygulanır, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde tahkim...
Achmea’nın AB-içi yatırım uyuşmazlıklarında doğurduğu tartışma katlanarak devam ediyor. Son olarak Paris İstinaf Mahkemesi, Polonya aleyhine sonuçlanan yatırım tahkimlerinde verilen hakem kararlarının Achmea gözetilerek iptaline hükmetti...
Türk hukukunda hakem kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu, iptal davası olarak düzenlenir. Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği tahkim yargılamalarında 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) uygulama alanı...
Bilindiği üzere Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) bir kararı sonrasında AB-içi uyuşmazlıkların tahkimde görülmesi ve özellikle Enerji Şartı Anlaşması (“EŞA”) altında tahkim konusunda sorunlar ortaya çıkmıştır...
Şirketler hukukunda tahkim uygulaması tahkime elverişlilik konusu başta gelmek üzere birçok açıdan tartışmalı unsurlar barındırır. Bu uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunun kabul edildiği hukuk sistemlerinde dahi esas sözleşmeye tahkim şartının konulup konulamayacağı...
Yargılama süreçlerine doğrudan etkisi olan teknoloji kullanımındaki büyük artış tahkim için de yararlı oldu. Özellikle dijitalleşme ile tahkim yargılamasının şekli, tarafların gereksinimlerini de dikkate alarak, zaman ve maliyet verimliliğini arttıracak şekilde değişti. Bu doğrultuda ve COVID-19 pandemisine önlem...
Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”), 6 Mart 2018 tarihinde oldukça tartışmalı bir karara imza attı.[1] 1991 tarihli Hollanda-Slovakya İkili Yatırım Anlaşması’nda yer alan tahkim klozunun Avrupa Birliği (“AB”) hukukuna aykırılığına hükmedilen Achmea kararı, yatırım tahkiminde uzun soluklu tartışmaları beraberinde...