Kurumsal Tahkimde Yeni Eğilimler
Giriş
Milletlerarası tahkimde reform konuştuğumuzda, çoğu zaman yeni bir süre, daha geniş kapsamlı bir seri tahkim veya açıklama yükümlülüğü gibi tek tek kural değişikliklerine odaklanırız. Ancak 2026 yılındaki gelişmeler, çok daha önemli bir konuya işaret etmektedir. Bu gelişmeler, kurumsal tahkimin felsefesinin kendisinde bir değişime işaret etmektedir.
Temel önermem basittir: milletlerarası tahkim, biçimsel usul mimarisinden aktif dava yönetimine doğru ilerlemektedir. Reformun önceki evresi büyük ölçüde meşruiyet, şeffaflık ve karmaşık yargılamaların yönetimi üzerinde yoğunlaşmıştı. Ortaya çıkmakta olan evre ise giderek artan biçimde hız, ölçülülük, usul disiplini ve uyuşmazlığa uygun farklılaştırılmış usullerle ilgilenmektedir.
2026 ICC Tahkim Kuralları bu değişimin en açık ifadesidir. Devam etmekte olan LCIA revizyonu, müdahaleler farklılaşsa dahi, aynı baskıların kurumlar genelinde hissedildiğini işaret etmektedir. Yapay zekânın giderek artan kullanımı ise ayrı bir zorluk daha eklemektedir: Kurumlar, verimliliği artırmak için gizliliği, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma güvencelerini ve hakemin karar verme konusundaki kişisel sorumluluğunu zedelemeden teknolojiyi nasıl kullanabilir?
Meşruiyetten Verimliliğe
2026 ICC revizyonunun önemini anlamak için, bunu 2021 Kuralları ile karşılaştırmak gerekir.
2021 revizyonu büyük ölçüde karmaşıklık, şeffaflık ve meşruiyet ile ilgiliydi. Diğer konular yanında özellikle davaya katılma, davaların birleştirilmesi, hakem kurulunun oluşturulması, üçüncü kişi finansmanının açıklanması ve vekil değişikliklerinden kaynaklanan çıkar çatışmaları gibi konular ele alınmıştı. Bu reformlar, tahkim sürecine duyulan güven ve adalet konusundaki kaygılara yanıt vermekteydi.
2026 revizyonunun ağırlık merkezi farklıdır. Temel temaları hız, ölçülülük ve usul sadeleştirmesidir. Bu fark, değişikliklerin tamamında görülebilir. Görev Belgesi artık zorunlu değildir. Uyuşmazlık konusunda görüş açıklama kurallara açıkça dâhil edilmiştir. Seri tahkim genişletilmiştir. Çok Seri Tahkim Usulü oluşturulmuştur ve karar verilmesine ilişkin takvim, yapay bir varsayılan formüle bağlı kalmak yerine davaya göre uyarlanmaktadır.
Kısacası, 2021 Kuralları esas olarak tahkimi daha güvenli ve daha şeffaf hâle getirmekle ilgiliydi. 2026 Kuralları ise onu çok daha yalın ve hızlı hâle getirmekle ilgilidir.
Bu değişim, 2021 Kurallarının başarısız olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, beş yıllık ara, kural koymaya yönelik daha duyarlı bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. ICC, Tahkim Kurallarını on yılda bir yeniden yazılacak bir kanun olarak değil, uygulama, deneyim ve kullanıcı beklentileri değişikliği haklı kıldığında uyarlanması gereken bir çerçeve olarak görmektedir.
ICC Değişikliklerinin Uygulamadaki Anlamı
En simgesel değişiklik, zorunlu Görev Belgesinin kaldırılmasıdır. Nesiller boyunca bu belge, ICC tahkiminin belirleyici özelliklerinden biri olmuştur. Uyuşmazlığın kapsamını teyit etmiş, usule ilişkin düzenlemeleri kayıt altına almış ve tarafların tahkim iradesinin somutlaştırılmasına yardımcı olmuştur.
Ancak uygulama Görev Belgesinin yeniden değerlendirilmesi için yeterli veriyi üretti. 2017 yılında Seri Tahkim Usulünün yürürlüğe girmesinden bu yana, ICC, Görev Belgesinin zorunlu olmadığı 1.000'den fazla seri tahkim yargılaması yönetmiştir. Hakem kurulları bu belgeyi yalnızca 25'ten az davada gönüllü olarak hazırlamıştır. Bu sonuç çarpıcıdır: bir usul değerli kalmaya devam edebilir, ancak gelenek tek başına onu korumak için yeterli bir gerekçe değildir.
İlk Dava Yönetimi Toplantısı artık tahkim sürecinin merkezi olayı hâline gelmektedir. Bu toplantıdan sonra, yeni taleplerin ileri sürülmesi hakem kurulunun iznine tabidir. Dolayısıyla buradaki gelişim, düzenden biçimsizliğe doğru değildir. Biçimsel bir belgeden aktif usul kontrolüne doğrudur.
Aynı yaklaşım erken kararda (“early determination”) açıklamada da görülmektedir. Hakem kurulları açıkça dayanaktan yoksun talepleri veya savunmaları ya da açıkça yetki alanı dışında kalan konuları erken bir aşamada sonuçlandırabilir. Bu yöntem ICC uygulamasında zaten vardı, ancak onu doğrudan Kurallara yerleştirmek, bu yetkiyi daha açık ve daha erişilebilir hale getirdi.
Hız, farklılaştırılmış usuller aracılığıyla da ele alınmaktadır. 1 Haziran 2026 tarihinde veya bu tarihten sonra akdedilen sözleşmeler için Seri Tahkim eşiği 4 milyon ABD dolarına yükseltildi. Daha çarpıcı olanı, tarafların açıkça seçmesiyle uygulanan yeni Çok Seri Tahkim Usulü, ilk Dava Yönetimi Toplantısından itibaren üç ay içinde bir hakem kararı verilmesini öngörmektedir. Tek hakem, yazılı beyanları sınırlandırabilir, belge ibrazından veya duruşmadan vazgeçebilir ve taraflar mutabık kalırsa verimliliği artırmak hakem kararını gerekçesiz olarak verebilir.
Son olarak, nihai hakem kararının verilmesi için öngörülen eski altı aylık süre, davaya özgü bir takvimle değiştirilmiştir. Bu, yenilik davaların uygulamada zaten nasıl yönetildiğine ilişkin dürüst bir kabuldür. Kurallar, nadiren uygulanan asgari bir süreyi korumak yerine, artık biçimsel usulü sürecin gerçekleriyle uyumlu hâle getirmektedir.
Ortaya Çıkan LCIA Yönelimi
LCIA, yakından izlenmesi gereken bir diğer kurumdur. Resmî revizyon süreci Mart 2026'da başlamıştır. Henüz bir taslak metin bulunmamakla birlikte, istişare süreci ve on üç revizyon komitesinin görev tanımları olası yönü ortaya koymaktadır.
Hız ve usul verimliliği merkezi öneme sahip görünmektedir. LCIA, seri tahkim veya hızlandırılmış usulleri, sadeleştirilmiş yargılamaları ve erken karara ilişkin iyileştirmeleri değerlendirmektedir. Ayrıca, daha güçlü dava yönetimi araçlarını, acil geçici hukuki korumayı, delilleri, duruşmaları ve takvimlerin sarkmaya başlaması durumunda kurumsal takibi incelemektedir.
LCIA’ın gözden geçirmesi, ICC revizyonundan daha geniş kapsamlı olabilir. Bu gözden geçirme davaya katılma, davaların birleştirilmesi ve eş zamanlı yürüyen tahkimler dâhil olmak üzere karmaşık ve bağlantılı tahkimleri kapsamakta; aynı zamanda masraf denetimini, üçüncü kişi finansmanının açıklanmasını ele almaktadır. Bir başka yenilik ise hakemlerin ücretlendirilmesine ilişkindir. LCIA geleneksel olarak hakemlerin harcadıkları zaman üzerinden ücretlendirilmesiyle anılan bir kurumdur. Ancak revizyonda hakemlerin seçimlik olarak uyuşmazlık değerine dayalı (nispi) şekilde ücretlendirilmesi de tartışılmaktadır.
Gözden geçirme süreci daha da ileri gitmektedir. Anonimleştirilmiş hakem kararları, arabuluculuk ve sulh pencereleri, sektöre özgü usuller, sürdürülebilirlik, yönetişim ve devletleri veya devlete ait kuruluşları ilgilendiren uyuşmazlıklara özgü değerlendirmeler de ele alınmaktadır.
Dolayısıyla, ICC ve LCIA aynı kurallar bütününü ortaya çıkarmayabilir. ICC, olgunlaşmış bir usul çerçevesini sadeleştirmektedir. LCIA ise daha geniş bir kurumsal işlevler yelpazesini yeniden ele alıyor görünmektedir. Yine de usule ilişkin sorunları azaltmak, dava yönetimini güçlendirmek ve hakem kurullarına verimli ve tenfiz edilebilir sonuçlar sunma araçları kazandırmak gibi altta yatan gerekçelerde benzeşmektedir.
Diğer başlıca kurumlara gelince, 30 Eylül 2026 itibarıyla, aynı kategoriye koyabileceğim eşdeğer genel bir 2026 revizyonu gerçekleşmemiştir. SIAC'ın büyük revizyonu, 1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren 2025 SIAC Kuralları olmuştur; HKIAC'ın mevcut genel kuralları 2024 HKIAC Kurumsal Tahkim Kurallarıdır; SCC'ninkiler 2023 SCC Tahkim Kurallarıdır. ICDR'nin temel ICDR Milletlerarası Tahkim Kuralları esasen 2021 Kuralları olarak kalmaktadır. AAA, 2026 yılında yapay zekâ destekli/yönetimli tahkim kuralları dâhil olmak üzere bazı özel usulleri getirmiş veya revize etmiştir, ancak bu, ICDR Milletlerarası Tahkim Kurallarının topyekûn revizyonundan farklıdır.
Dolayısıyla, bir milletlerarası tahkim uygulayıcısı için, 2026 ICC revizyonunun başlıca gelişme olduğunu, yakında gelecek LCIA revizyonunun ise muhtemelen bir sonraki önemli gelişme olacağını söyleyebilirim.
Yapay Zekâ: Devretmeden Verimlilik
Yapay zekâ, bu reform gündemini daha da belirgin hale getirmektedir.
ICC, yapay zekâya özgü hükümleri 2026 Kurallarının dışında tutmayı bilinçli olarak tercih etmiştir. Uyuşmazlık Çözümünde Yapay Zekâ Çalışma Grubu aracılığıyla rehberlik geliştirmektedir. Kurallar teknolojiden bağımsız kalmaya devam etmekte ve hakem kurullarına uygun usul tedbirlerini benimseme konusunda geniş bir yetki tanımaktadır. Buna karşılık LCIA, yapay zekâyı, siber güvenliği, kişisel verilerin korunmasını, gizliliği ve elektronik iletişimi revizyon sürecine açıkça dâhil etmiştir.
Bu yaklaşımlar zamanla iki düzenleyici model ortaya çıkarabilir: uyarlanabilir rehberlerle desteklenen teknolojiden bağımsız kurallar veya doğrudan kurumsal kurallara yerleştirilen az sayıda temel yapay zekâ ilkesi.
Hangi model üstün gelirse gelsin, asıl konu teknolojik etiketler değildir. Asıl konu, gizlilik ve veri güvenliği, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma güvenceleri, doğruluk ve doğrulanabilirlik, silahların eşitliği ve her şeyden önce, hakemin yargısal karar verme görevinin devredilemezliği gibi kalıcı usul ilkeleridir.
Yapay zekâyı bir paragrafın dilini iyileştirmek için kullanmak ile ondan tarafların yazılı beyanlarını analiz etmesini, bir talebi reddetmek için en güçlü gerekçeleri seçmesini veya bir hakem kararının belirleyici bir bölümünü kaleme almasını istemek arasında açık bir fark vardır. Araç, karara götüren düşünsel sürece katılmaya başladıkça, yardım, süreci devralmaya yaklaşmaktadır.
Bu nedenle tahkim camiası, ilkelere dayalı bir sınıra ihtiyaç duyacaktır. Teknoloji hakem kurulunu destekleyebilir, ancak hakem kurulunun takdirinin yerini alamaz. Kaynaklar doğrulanmalı, gizli materyal korunmalı ve karar sürecini maddi biçimde etkileyen her türlü kullanım özel bir dikkatle yönetilmelidir.
Tahkim kurumları, aynı anda hem teknolojiyi bir verimlilik aracı olarak özendirmeye hem de teknolojinin karar verme sürecinin meşruiyetine zarar vermesini önlemeye çalışmaktadır. Bu iki hedef birbirini zıt yönde etkileyebilir.
Önümüzdeki yıllarda, milletlerarası tahkimdeki kilit usul zorluklarından biri, verimliliği artırmak için yapay zekâyı kullanmak ile hakemin davayı karara bağlama konusundaki kişisel sorumluluğunu korumak arasında doğru dengeyi bulmak olacaktır.
Sonuç
Üç saptamayla sözlerimi bağlamak istiyorum.
İlk olarak, 2026 ICC revizyonu yalnızca teknik değişikliklerin bir araya getirilmesinden ibaret değildir. Bu revizyon, on yıllar boyunca birikmiş usul yapılarının hâlâ gerekli olup olmadığına ilişkin bir yeniden değerlendirmeyi yansıtmaktadır. Zorunlu Görev Belgesinin kaldırılması, bu yeniden değerlendirmenin en açık işaretidir.
İkinci olarak, gidilen yön ortaktır. ICC ve LCIA, tahkimin aşırı yavaş, aşırı maliyetli ve devlet yargısına fazla benzer hâle gelebileceği yönündeki eleştirilere yanıt vermektedir. Bu kurumların yanıtı; ölçülülük, farklılaştırılmış usuller, erken karar alma ve davanın daha aktif kontrolüdür.
Son olarak, verimlilik tek başına gözetilemez. Yapay zekânın kullanımı bunun nedenini göstermektedir. Tahkim kurumları, gizliliği, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma güvencelerini ve hakemin kişisel sorumluluğunu korurken maliyeti ve gecikmeyi azaltan araçları özendirmelidir.
Dolayısıyla kurumsal reformun ikinci bir evresine girmekte olabiliriz. İlk evre, tahkimi meşruiyet ve şeffaflık yoluyla modernleştirdi. İkinci evre ise hangi usullerin gerçekten değer kattığını, hangilerinin sadeleştirilebileceğini ve hangilerinin aktif yargısal yönetimle değiştirilmesi gerektiğini sınamaktadır.
Ortak ilke açıktır: daha az formalite, daha fazla sorumluluk, daha az şekilcilik, daha amaca yönelik dava yönetimi ve geleneğin ağırlığı yerine uyuşmazlığın ihtiyaçları etrafında tasarlanmış usuller.
- Bu makalenin bir özeti, İstanbul Tahkim Günleri 2026 kapsamında 30 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen "Yıl Değerlendirmesi, Önümüzdeki Yıl: 2026'da Milletlerarası Tahkim" ("Year in Review, Year Ahead: International Arbitration in 2026") başlıklı panelde sunulmuştur.
Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.
Diğer İçerikler
Hakemler, hukuki araştırma, karar ve diğer metinlerin hazırlanmasına destek, dava dosyalarının özetlenmesi ve kaynak atıflarının kontrolü gibi amaçlarla yapay zekâ araçlarından giderek daha fazla yararlanır. Bu noktada temel konu, yapay zekâ kullanımının…
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (Yargıtay), 29.04.2025 tarihli ve E. 2024/1700 E., 2025/1758 K. sayılı kararında (Karar), 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kapsamında verilen bir hakem kararının iptaline ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu…
Tahkim yargılaması, tarafların irade serbestisi çerçevesinde devlet yargısından kısmen ayrılarak uyuşmazlıklarını özel bir yargılama mekanizması aracılığıyla çözmelerine imkân tanıyan bir sistemdir. Türk hukukunda hakem kararlarına karşı başvurulabilecek kanun…
29 Ocak 2026 tarihinde, Milletlerarası Ticaret Odası (“ICC”), seri yargılama hükümlerine ilişkin bir rapor (“Rapor”) yayımlamıştır. Rapor, ICC Tahkim ve ADR Komisyonu bünyesinde kurulan bir Çalışma Grubu tarafından hazırlanmıştır. Rapor, seri tahkime ilişkin…
Acil durum hakemliği, kurumsal tahkimlerde hakem kurulunun oluşturulması öncesindeki koruma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilen bir kurumdur. Bu doğrultuda tahkim kurumları tarafları en kısa sürede hukuki koruma tedbirine ulaştırmak için kısa süreler öngörür, örneğin Milletlerarası Ticaret Odası’nda...
Uluslararası tahkim, karmaşık ve sınır ötesi uyuşmazlıkların çözümünde tercih edilen bir yöntem olmayı sürdürmektedir. Ancak tarafsızlık, tenfiz kabiliyeti ve esneklik gibi avantajlarına rağmen tahkim, yavaş, masraflı ve aşırı derecede usule boğulmuş olmakla eleştirilir. Çoğu zaman taraflar, kapsamlı delil sunum...
Uluslararası ticari tahkimde verilen hakem kararlarının yabancı ülkelerde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için “tanıma” ve “tenfiz” süreçlerinden geçmesi gerekir. Bu süreç hem New York Sözleşmesi hem de Türk hukukunda Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (“MÖHUK”) hükümleri ile düzenlenmiştir...
Tahkime elverişlilik, belirli bir uyuşmazlık konusunun tahkim yoluyla çözüme elverişli olup olmadığının tespitini ifade eder ve uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkimin temel bir yönünü oluşturur...
Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye’de tanınması, tenfizi ve hakem kararlarının iptali süreçlerinde kamu düzeni hem teoride hem de uygulamada en kritik denetim ölçütlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay kararları, kamu düzeni kavramının kapsamı ve uygulanma biçimine ilişkin içtihadın yönünü...
Bilindiği üzere, itirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve borçlunun icra takibine yaptığı itirazı hükümden düşürmeyi amaçlayan özel bir dava türüdür. Takibin devamını sağlamayı amaçlayan bu dava türünün hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler...
16 Aralık 2024 tarihinde, Londra Uluslararası Tahkim Divanı (“LCIA”) 22 Temmuz 2017 ile 31 Aralık 2022 arasındaki dönemi kapsayan üçüncü grup hakemin reddi talebine ilişkin kararlarını yayımladı. LCIA ayrıca, temel hukuki temaları ve analitik eğilimleri ortaya koyan ayrıntılı bir yorum yayımlamış olup...
Milletlerarası Ticaret Odası (“MTO”), 2023 yılı uyuşmazlık çözümü istatistiklerine ilişkin raporunu (“Rapor”) yayınlayarak uluslararası tahkimin gelişen görünümüne ışık tuttu. İstatistikler, tahkimin birçok farklı sektörde tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olduğunu ve çok çeşitli uyuşmazlıklarda...
Sendikasyon kredileri küresel finansman modelleri arasında önemli bir yere sahiptir. Sadece 2023 yılında ABD’de şirketlere 3.655 adet sendikasyon kredisi sağlanması ve bu kredilerin değerinin 2.4 trilyon dolara ulaşması, Avrupa’da ise söz konusu işlem hacminin 1.186 sendikasyon kredisi ile 679 milyar dolar...
İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, alacaklıların haklarını koruma altına almak için önemli bir araç olmakla birlikte kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla Türk Hukukunda belirli ve sıkı şartlara bağlanmıştır...
Tarafların tahkim yolunu seçmesinin en önemli nedenlerinden birisi de hakemlerini özgürce seçebilme olanağıdır. Taraflara tanınan bu özgürlük, tahkimi, tarafların yargılamayı yürütecek hakimleri belirlemek yetkisinden yoksun oldukları, devlet mahkemeleri önündeki yargılamalardan da ayırır...
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 12.10.2022 tarihli kararıyla tahkim anlaşması bulunan uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbir kararına itiraz halinde devlet mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verdi...
Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin temel kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin ihtilafa yer vermeyecek şekilde ortaya çıkması gerekir...
Hollanda Tahkim Enstitüsü Vakfı (NAI) yeni tahkim kurallarını yayınladı . 1 Mart 2024 itibarıyla yürürlükte olan 2024 NAI Tahkim Kuralları, bu tarih veya sonrasında açılan tahkim yargılamalarında uygulanır. Bu makalede 2024 NAI Tahkim Kuralları ile gelen temel yenilikler ele alınacaktır...
Ticari hayatı dönüştüren internet kendine has uyuşmazlıkları beraberinde getirir. İnternet sitelerine erişimi kolaylaştıran alan adları, kimi zaman bilinçli olarak tanınmış bir markayla karıştırılacak benzerlikte kayıt ettirilir. Marka hakkı sahibi bu gibi kötü niyetli kayıt hallerinde yerel mahkemeye alternatif olarak alan...
ICC Tahkim ve ADR Komisyonu (“Komisyon”), olası uyuşmazlıkların önlenmesi ve tüm paydaşların ilişkilerinin güçlendirilmesi amacıyla alternatif uyuşmazlık çözüm (“ADR”) mekanizmalarına ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yeni bir rehber ve rapor yayımladı. Uyuşmazlıkların Etkin Yönetimi Rehberi, en uygun...
Birleşme ve Devralmalar (“M&A”), şirketlerin veya varlıkların birleşme, devralma, varlık satın alma veya yönetimin devralması gibi çeşitli finansal işlemler yoluyla yeniden yapılandırılmasını ifade eder. Bu Hukuk Postası Makalesi, hakem heyetleri önüne gelen M&A uyuşmazlıklarını ele alır.
Tahkim uygulaması çerçevesinde esasa girme yasağı (revision au fond) mahkemelerin bir hakem kararını incelerken uyuşmazlığın esasına dair bir inceleme yapmayacakları anlamını taşır. Bu yasak en temelde iptal davaları ile tenfiz süreçlerinde karşımıza çıkar. Bir hakem kararına karşı başvurulabilecek tek kanun...
Türk hukukunda taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklarla ilgili olarak doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların hakemler tarafından çözülmesi konusunda anlaşma yapabilir. Bununla birlikte, taşınmazın aynına ilişkin haklar ile iflas hukuku, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar gibi...
4 Eylül 2020 tarihinde, Milletlerarası Ticari Tahkim Konseyi (“ICCA”) çatısı altında bir çalışma grubu “Milletlerarası Tahkimde Fiziki Duruşma Hakkı Mevcut Mudur?” başlıklı bir araştırma projesine başladı. Covid-19 salgını nedeniyle birçok tahkim duruşması çevrimiçi olarak gerçekleştirildi...
Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi, 25 Şubat 2022 tarihinde tahkim kurallarını değiştirdi. 2022 Tahkim Kuralları 2 Mart 2022 tarihinde yayınlandı ve 21 Mart 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Kurallar 21 Mart 2022’den sonra yapılan tahkim davalarına uygulanır, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde tahkim...
Achmea’nın AB-içi yatırım uyuşmazlıklarında doğurduğu tartışma katlanarak devam ediyor. Son olarak Paris İstinaf Mahkemesi, Polonya aleyhine sonuçlanan yatırım tahkimlerinde verilen hakem kararlarının Achmea gözetilerek iptaline hükmetti...
Türk hukukunda hakem kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu, iptal davası olarak düzenlenir. Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği tahkim yargılamalarında 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”) uygulama alanı...
Bilindiği üzere Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) bir kararı sonrasında AB-içi uyuşmazlıkların tahkimde görülmesi ve özellikle Enerji Şartı Anlaşması (“EŞA”) altında tahkim konusunda sorunlar ortaya çıkmıştır...
Şirketler hukukunda tahkim uygulaması tahkime elverişlilik konusu başta gelmek üzere birçok açıdan tartışmalı unsurlar barındırır. Bu uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunun kabul edildiği hukuk sistemlerinde dahi esas sözleşmeye tahkim şartının konulup konulamayacağı...
Yargılama süreçlerine doğrudan etkisi olan teknoloji kullanımındaki büyük artış tahkim için de yararlı oldu. Özellikle dijitalleşme ile tahkim yargılamasının şekli, tarafların gereksinimlerini de dikkate alarak, zaman ve maliyet verimliliğini arttıracak şekilde değişti. Bu doğrultuda ve COVID-19 pandemisine önlem...
Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”), 6 Mart 2018 tarihinde oldukça tartışmalı bir karara imza attı.[1] 1991 tarihli Hollanda-Slovakya İkili Yatırım Anlaşması’nda yer alan tahkim klozunun Avrupa Birliği (“AB”) hukukuna aykırılığına hükmedilen Achmea kararı, yatırım tahkiminde uzun soluklu tartışmaları beraberinde...