6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Acentenin Denkleştirme Talebi

Şubat 2015 Naciye Yılmaz
% 0

Genel Olarak

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) uyarınca acente, “ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanır.

Bu şekilde, sürekli bir borç ilişkisi kapsamında faaliyetlerini yürüten acente, müvekkili için bir müşteri çevresi yaratır, var olan ilişkileri güçlendirir ve müşterileri müvekkilin markasına bağlar. Acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da müvekkil bu müşteri kitlesinden fayda sağlamaya devam ederse de, acente, sözleşme sona ermiş olduğu için ücret talep edemez. Bu durumu ortadan kaldırma amacıyla acenteye yapılacak hakkaniyete uygun ödeme, denkleştirme talebi olarak anılır. Denkleştirme talebi, doktrinde portföy tazminatı ve müşteri tazminatı adlarıyla da anılır. Ancak denkleştirme talebi esasen bir tazminat değildir; zira amaç klasik anlamda kusurlu davranıştan doğan bir malvarlığı zararının karşılanması değildir[2]. Amaç, devam eden portföyden hakkaniyet ölçüsünde acentenin yararlandırılmasıdır. Bu sebeple bir tazminattan farklı olarak denkleştirme için müvekkilin kusuru aranmaz[3].

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu[4] (“Mülga TTK”) döneminde acentenin denkleştirme talebine yönelik açık yasal bir düzenleme bulunmuyordu. Denkleştirme talebi Mülga TTK’nın 134. maddesinin geniş yorumlanması suretiyle uygulanmaktaydı. İlgili hükmün ilk fıkrasında, üç aylık ihbar süresine uyulmadan acentelik sözleşmesinin feshedilmesi durumunda başlanmış işlerin tamamlanamaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararın tazmin edilmesini; ikinci fıkrasında ise iflas, ölüm veya kısıtlanma sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi hallerine özgü olarak işlerin tamamlanması halinde acenteye verilecek ücret miktarına göre belirlenecek bir tazminat ödenmesi öngörülmekteydi. Fakat bu madde, gerçek anlamda bir tazminat olmayan denkleştirme talebine amaç ve nitelik açısından uygun düşmemekteydi[5]. TTK, 122. maddesinde acentenin denkleştirme talebini açıkça düzenleyerek tartışmalara son verdi. İşbu Hukuk Postası makalesinde TTK madde 122 kapsamında denkleştirme talebi ve şartları incelenecektir.

Acentenin Denkleştirme Talebinin Şartları

Acentenin denkleştirme talebinde bulunabilmesinin şartları TTK madde 122’de düzenlenir. Tazminat için bu şartların birlikte (kümülatif olarak) var olması aranır.

Sözleşmenin Sona Ermiş Olması

Denkleştirme talebi acentelik sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarından biridir. Sözleşme fesih yoluyla veya kendiliğinden sona erebilir. Burada vurgulanması gereken, sözleşmenin acentenin kusuru olmaksızın sona ermesi veya acentenin, müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi sonucu sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiğidir.

Müvekkilin feshi haklı gösterecek davranışı kusurlu olmak durumunda değildir. Buna örnek olarak acentenin ücretini haklı bir gerekçe olmaksızın geç veya eksik ödenmesi, acentenin yetkili olduğu bölgenin daraltılması, acentenin bağımsızlığına aykırı olarak düzenli ve kısa süreli rapor talep edilmesi verilebilir. Haklı bir sebep olmaksızın sözleşmeyi fesheden acente TTK madde 122/3 uyarınca denkleştirme talebini ileri süremeyecektir. Bu fıkra emredici nitelikte olmadığından müvekkilin feshi haklı gösterecek davranışı bulunmadan sözleşmeyi fesheden acenteye denkleştirme talebini ileri sürme hakkı tanınabilir[6].

Yine aynı fıkraya göre acentenin kusuru nedeniyle sözleşme haklı nedenlerle feshedilirse acente denkleştirme talebinde bulunamaz.

Yeni Müşterilerden Sözleşme Sona Erdikten Sonra Önemli Menfaatler Elde Etme

Acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesinin bir diğer şartı, sözleşmenin sona ermesi akabinde müvekkilin, acentenin yeni bulduğu müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde ediyor olmasıdır.

Yeni müşteriler genel anlamıyla acentenin faaliyetine başlamasından sonra müvekkile kazandırılan müşterileri ifade eder. Bu, müvekkille ilk defa sözleşme yapması sağlanarak müşterilerin bağlanması suretiyle olabileceği gibi, müvekkil ile iş ilişkisi uzun zaman önce kopmuş eski müşterilerin tekrar kazandırılması şeklinde de olabilir. Müvekkilin daha önce edindiği ya da önceki acenteleri yoluyla kazandığı müşteriler bu kapsamda değerlendirilmez. Ancak var olan müşterilerle ilişkilerin önemli ölçüde genişletilmesi bu kapsamda kabul edilmelidir. Yeni müşteriler kazandırıldığı hususu acente tarafından kanıtlanmalıdır[7].

Müvekkilin yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da elde edeceği kazanç tahmini olarak yapılırken, sözleşmenin sona ermesi sırasında bilinen piyasa özellikleri, rekabet koşulları, piyasadaki olası değişiklikler, müvekkilin yeni müşterilerle olan ilişkisinin hangi kapsamda ne kadar süre devam edeceği gibi koşullar dikkate alınmalıdır[8].

Acentenin Ücret İsteme Hakkını Kaybetmesi

Acentenin denkleştirme talebinde bulunabilmesinin bir diğer şartı, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle acentenin ücret talep hakkını kaybediyor olmasıdır. Burada bahsedilen sözleşme sürecinde hak kazanılan ücretlerin kaybı değil, yeni müşterilerle sözleşme sona erdikten sonra kurulacak ilişkiler için acentenin ücret hakkı kazanamamasıdır. Sözleşme sona ermesine rağmen yeni müşteriler için bir şekilde ücret ödenmişse denkleştirme talebinde bulunulamaz[9].

Denkleştirme Talebinin Somut Olayda Hakkaniyete Uygun Olması

Bu kapsamda, son olarak, hakkaniyete uygunluk kriteri getirilmiştir. Şu kadar ki, münhasıran denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmasından hareketle denkleştirmeye hükmedilemez, öncelikle diğer koşullar gerçekleşmelidir. Ancak koşulların gerçekleştiği teyit edildikten sonra son olarak hakkaniyete uygunluk denetimi yapılır. Talebin hakkaniyete aykırı olduğunu müvekkilin kanıtlaması gerekir. Bu değerlendirme yapılırken somut olay ve acentelik sözleşmesinin koşulları dikkate alınmalıdır. Benzer şekilde marka tanınırlığı ve gücü de denkleştirme bedeli tayin edilirken hakkaniyet uyarınca dikkate alınmalıdır[10].

Denkleştirme Ücretinin Hesaplanması

TTK madde 122/2 uyarınca “tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.” İlgili hüküm bir üst sınır belirler, ödenmesi gereken tazminat her zaman bu üst sınıra ulaşmayabilir. TTK’nın gerekçesinden de anlaşıldığı üzere bu hesaplama yöntemi acenteyi korumaya yöneliktir, hükmün emredici nitelikte olup olmadığı doktrin ve içtihatlarla açıklığa kavuşacağı da belirtilmiştir. Ancak acente için daha yüksek bir talebe olanak veren bir hesaplama yönteminin taraflarca kararlaştırılmasına olanak vermenin hükmün amacına uygun olacağı da eklenmiştir.

Denkleştirme Talebinin İleri Sürülmesi

TTK madde 122/4 uyarınca denkleştirme talebinden önceden vazgeçilmesi mümkün değildir. Bu düzenleme acentenin korunmasına yöneliktir. Denkleştirme talebi sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmelidir. Bu sürenin gerekçeden yola çıkarak hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir[11].

Hükmün Benzer Nitelikteki Sözleşmelere Uygulanması

Denkleştirme talebi kural olarak acenteye özgüdür. Ancak TTK madde 122/5 uyarınca “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” Acenteden farklı olarak tek satıcı tacir yardımcısı değildir, işlemleri kendi nam ve hesabına yapar. Bu sebeple tek satıcı için de sözleşmenin sona ermesinden sonra müşteri çevresinin üreticiye devrediliyor olmasına dikkat edilmelidir[12].

Sonuç

TTK’nın 122. maddesiyle Türk hukukunda açık bir düzenlemeyle acentelere denkleştirme talebinde bulunma hakkı tanınmıştır. Buna göre acentenin müvekkile kazandırdığı yeni müşterilerden müvekkilin sözleşmenin sona ermesinden sonra da kazanç sağlıyor olması gerekir. Müvekkilin bu kazancına karşılık acentenin herhangi bir ücret almaması gerekir. Bu şartların yanında aynı zamanda somut olayda denkleştirme talebine hükmedilmesi hakkaniyete uygun olmalıdır. Bu kapsamda, üst sınırı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşmayacak şekilde bir denkleştirme alacağı talep edilebilir. Bu talep sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir ve ilgili talepten önceden vazgeçmek mümkün değildir. Acentenin denkleştirme talebine ilişkin bu hükümler hakkaniyete uygun düştüğü ölçüde tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı sağlayan sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesinde de uygulanır.

[1] 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

[2] ARKAN SabihTicari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 220.

[3] KAYA ArslanTürk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.231-232.

[4] 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

[5] ERDEM ErcümentTürk İsviçre Hukukunda Denkleştirme Talebi, İsviçre Borçlar Kanunu’nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku’nun Türk Ticaret Hukuku’na Etkileri, İstanbul, 2009, s.212.

[6] ARKAN SabihTicari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 224.

[7] KAYA ArslanTürk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.238.

[8] ARKAN SabihTicari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 222.

[9] KAYA Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.243.

[10] KAYA ArslanTürk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.244-246.

[11] ARKAN SabihTicari İşletme Hukuku, Ankara, 2011, s. 225.

[12] KAYA ArslanTürk Ticaret Kanunu Şerhi, Acentelik, İstanbul, 2013, s.261-262.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi’nin Tarafları ve Sözleşmelerin Nispiliği

Kural olarak sözleşmeden doğan hak ve borçlar sadece sözleşmenin tarafı olan alacaklı ve borçlu arasında hukukî sonuç doğurur. Bu prensip hukukumuzda “sözleşmelerin nispiliği” olarak adlandırılır. Genel olarak, sözleşmenin tarafları dışındaki üçüncü kişiye bir edimin yerine getirilmesinin üstlenildiği...

Ticaret Hukuku 31.07.2022
Hukuk Postası
Değişen E-ticaret Kanunu Neler Getiriyor?

Dijitalleşen dünyada büyüyen ve gelişen e-ticaretin kuralları değişiyor. Önceleri dijital pazarın odak noktası olarak gösterilen e-ticaret, çok geçmeden dijital ekonominin itici gücü olarak ifade edilmeye başladı. Ancak e-ticaretin büyüme hızı ve kısa süre içinde geçirdiği dönüşüm dikkate alındığında...

Ticaret Hukuku 31.07.2022
Hukuk Postası
Sermaye Şirketlerinde Haklı Nedenle Fesih Davası

Bir şirketin feshi, tescil ile kazanılan tüzel kişiliğin ortadan kalkmasına yol açarak, şirketin sona erme sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkan infisahın, özellikli bir görünümüdür. Hâkimin inşai hükmüyle bir şirketin feshine ve bunun doğal sonucu olarak sona ermesine yol açan bu özel dava türü...


Ticaret Hukuku 30.06.2022
Hukuk Postası
Aile Şirketlerinde Yol Ayrımı

Kontrol veya yönetimin bir ailenin üyelerine ait olduğu şirketler, aile şirketi olarak kabul edilir. Aile üyeleri, şirket kontrolünü sağlayan payları elinde tutabildiği gibi yönetim yetkisini de elinde bulundurur. Aile şirketleri, aile üyeleri için fırsat, güvence ve gelir demektir...

Ticaret Hukuku 30.06.2022
Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.