Anonim Şirket Genel Kurulunun Batıl Kararları

Ağustos 2021 Ecem Çetinyılmaz
% 0

Giriş

Anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri genel olarak yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik olarak sınıflandırılır. Çalışmamızın konusu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) m. 447 ve devamı hükümlerinde ele alınan batıl genel kurul kararlarıyla sınırlıdır.

Madde gerekçesinde[2] de isabetli olarak belirtildiği üzere, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun (“eTTK”) yürürlüğe girdiği ilk zamanlarda genel kurul kararlarının butlanının bir tespit davası ile ileri sürülüp sürülemeyeceği tartışmalıyken, izleyen yıllarda iptal edilebilir genel kurul kararlarının yanı sıra batıl genel kurul kararlarının da varlığı öğreti ve Yargıtay uygulamasında kabul edildi. Bununla birlikte, eTTK konuyu açıkça ele almadığından, öğreti ve uygulama, borçlar hukukunun genel hükümleri uyarınca bir çözüm arıyordu; bu durum, genel hükümlere göre belirlenen butlan nedenlerinin ön plana çıkmasına, buna karşılık anonim şirketlerin menfaat dengesinin korunması açısından büyük önem taşıyan anonim şirketin temel yapısından kaynaklanan, anonim şirkete özgü nedenlerin ikinci planda kalmasına yol açıyordu[3].

Bu gerçeği göz önünde bulunduran ve yerleşik uygulamayı da hükme bağlayan TTK m. 447, hangi kararların batıl olduğunu örnekseme yoluyla sayar. Bu Hukuk Postası makalesinde TTK m. 447 vd. uyarınca genel kurul kararlarının hangi hallerde batıl olacağının yanı sıra butlanın tespitinin nasıl ve kimler tarafından istenebileceği, ilan, teminat, kararın yürütülmesinin geri bırakılması ve kararın etkisi gibi usuli konular da kısaca ele alınır.

Butlan Nedenleri

TTK m. 447 uyarınca genel kurulunun özellikle (i) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, (ii) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, ve (iii) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.

Madde hükmünde “özellikle” ifadesi kullanılarak sayılan hallerin sınırlı sayıda olmadığı, bunlar dışında da batıl kararlar olabileceği düzenlenir. Madde gerekçesi, batıl kararların sınırlı sayıda sayılmamasının nedenleri ile kararların batıl olup olmadığının tespiti konusunda geniş açıklamalara yer verir. Kanun koyucunun amacını tam olarak aktarabilmek için ilgili bölüm aynen alıntılanır[4]:

“Tasarının bâtıl genel kurul kararları sınırlı sayı (numerus clausus) belirlemesi doğru olmazdı. Böyle yapılsaydı bâtıl sayılabilecek bir çok genel kurul kararı hükmün dışında kalabilirdi. Tüm butlan hallerinin ve sebeplerinin kanunda gösterilmesi veya tanımlanması ise imkânsızdır. Onun için bâtıl kararları iki kategoriye ayırmak, şekil yönünden bâtıl genel kurul kararlarını veya sebeplerini belirlemeyi içtihada ve öğretiye bırakmak, konu açısından bâtıl genel kurul kararlarına da sınırlayıcı olmamakla birlikte, örnekler göstererek - kesin çizgilerle işaret etmek en isabetli yol olarak değerlendirilmiştir. Şekil yönünden geçersiz kararların saptanmasında tehlike ve tehditlerden sakınma ilkesine ağırlık vererek - mahkemelerin gerekli özeni gösterecekleri inancı ile sistem benimsenmiştir. Bu sebeple, 447 nci madde genel kurulun özellikle bâtıl olan kararlarını kategoriler halinde göstermiştir. Hükümdeki, “özellikle” sözcüğü geçersiz genel kurul kararlarının sadece maddede belirtilen kararlardan ibaret olmadığını, yani maddenin sınırlı sayı (numerus clausus) niteliği taşımadığını ifade etmektedir. Ancak, hem “özellikle” sözcüğü nispî bir sınırı ifade etmekte hem de seçilen karar kategorileri, kanun koyucunun konuya sakınarak ve ihtiyatla yaklaştığını ortaya koymaktadır. Sakınma, hükmün içerdiği bir ilkedir. Özellikle sözcüğü bu sebeple sınırlayıcı bir işleve de sahiptir.”

Yukarıdaki temel ilke ve açıklamalar gözetilerek, hükümde sayılan butlan halleri ile olası diğer butlan nedenleri aşağıda ayrı ayrı incelenir.

Pay Sahibinin Vazgeçilemez Nitelikteki Haklarını Sınırlandıran veya Ortadan Kaldıran Kararlar

Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararlara örnek olarak, pay sahiplerinin kendilerini genel kurulda temsilci vasıtasıyla temsil ettirmesini önleyen, kanuni yedek akça ayrılmadan kar dağıtımı yapılmasını öngören, intifa senedi sahibine oy hakkı tanıyan, iki hafta olan yasal çağrı süresini azaltan kararlar verilebilir[5].

Pay Sahibinin Bilgi Alma, İnceleme ve Denetleme Haklarını Kanunen İzin Verilen Ölçü Dışında Sınırlandıran Kararlar

TTK’da belirtilen istisnalar haricinde pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme talebini veya bu amaçla dava açma hakkını sınırlayan, belirli pay sahiplerine bilgi sağlanmayacağını öngören kararlar batıldır.

Anonim Şirketin Temel Yapısını Bozan veya Sermayenin Korunması Hükümlerine Aykırı Olan Kararlar

Madde gerekçesi[6], bu butlan nedeni hakkında, yönetim kurulunun batıl kararlarını düzenleyen TTK m. 391’in gerekçesine atıf yapar[7]. Buna göre, emredici hükümlere aykırı genel nitelik taşıyan hukuk koyan kararlar geçersizdir. Anonim şirketin tanımına, pay sahiplerinin hakları ve borçları düzenine ve organsal yapısına aykırı kararlar temel yapıya aykırıdır. Örneğin, organların devredilmez görevlerini ihlal eden, kanunda belirtilen istisnalar dışında pay sahiplerine şirket zararlarının kapatılması külfetini yükleyen, pay sahiplerinin ödedikleri sermayeye faiz öngören, yönetim kurulu üyeleri ile denetçileri seçme ve azletme yetkisini başka bir organ ya da münferit pay sahiplerine devreden, itibari değersiz pay ihraç eden kararlar batıldır[8].

Sermayenin korunması ilkesi açısından ise, bu ilkenin somutlaştığı hükümlere, örneğin TTK m. 342’de öngörülen ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı unsurları, TTK m. 344’te öngörülen nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin ödenmesi, TTK m. 376’da öngörülen sermayenin kaybı veya borca batıklık halinde alınması gereken önlemlere ilişkin hükümlere aykırı kararlar butlanla sonuçlanır.

Diğer Nedenler

Yukarıda açıklandığı üzere, butlan nedenleri TTK’da sınırlı olarak sayılmadığı için başka nedenler de söz konusu olabilir. TTK m. 447, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu[9] (“TBK”) m. 27 karşısında özel hükümdür; ancak bu durum genel kurul kararlarının butlanı konusunda TBK’da yer alan genel hükümlerin uygulama yeteneğini yitirmesi anlamına gelmez[10]. Buna göre, usul ve şekil kurallarına uyularak alınmış olsa da, içeriği yönünden konusu imkânsız olan veya kanun ya da esas sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı genel kurul kararları batıldır.

TTK m. 447’de açıkça sayılmayan ancak batıl kabul edilebilecek kararlara şunlar örnek verilebilir: alacaklılara zarar vermek amacıyla bütün aktiflerin satılmasını öngören kararlar, akıl hastalığı olan bir kişinin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına ilişkin kararlar[11].

Butlanın Tespiti Usulü

Madde gerekçesinin bu konudaki açıklaması şu şekildedir[12]:

“Bâtıl genel kurul kararları baştan itibaren hüküm doğurmazlar ve daha sonra sağlığa kavuşturulamazlar; mahkemece resen dikkate alınırlar; def"i[13] olarak ileri sürülebilecekleri gibi süreye bağlı olmaksızın bir tespit davasının konusunu da oluşturabilirler. Diğer yandan, söz konusu kararlar işlem güvenliği yönünden bir önemli sakıncayı içerirler. Şirketin bir kararının, kararın alınmasından yıllar sonra bile butlanının ileri sürülebilmesi tehlikesi ve tehdidi, şirket yönetiminde pay sahiplerinde, alacaklılarda ve sermaye piyasasındaki potansiyel yatırımcılarda büyük tedirginliğe sebep olabilir. Yıllar sonra butlanın mahkemece tespiti ise o kararın kurduğu bir çok ilişkiyi çoğu kez geriye etkili olarak ortadan kaldırır. Bu sakıncası sebebiyle mahkemelerin geçersizlik kararlarını ayrıntılı ve çok yönlü değerlendirmeler sonucu sakınarak vermeleri yanında, kanun koyucunun da iptal edilebilirlik ile butlanın sınırlarını açıkça belirlemesi gerekir. Hükmün mehazı olan İsv. BK m. 706b, bu yönden İsviçre doktrininde eleştirilir. Anılan hükmün çizgiyi iyi çizemediği, tehlikeyi ortadan kaldıramadığı ileri sürülür. Ancak, daha iyi bir düzenlemeye ilişkin herhangi bir öneri de yapılmamıştır.”

Batıl genel kurul kararına ilişkin olarak açılacak dava şirkete yöneltilir ve menfaat sahibi tüm ilgililer (pay sahipleri, yönetim kurulu, alacaklılar vb.) tarafından açılabilir. Kanun koyucunun işlem güvenliğine bu kadar vurgu yaparken butlanın ileri sürülmesini belirli bir süreyle sınırlandırmamış olması öğretide eleştiriye konudur[14]. Dava açma süresinin sınırını dürüstlük kuralı çizmelidir.

İlan ve Teminat

TTK m. 448 uyarınca, şirket yönetim kurulu butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar. Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Bu durumda, teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler.

Kararın Yürütülmesinin Geri Bırakılması

TTK m. 449, uygulamada belki de en çok önem taşıyan konulardan birini hüküm altına alır. Buna göre, genel kurul kararı aleyhine butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.

Batıl genel kurul kararlarının uygulanması ileride telafisi güç ya da mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceğinden çoğu zaman kararın yürütülmesinin geri bırakılması da mahkemeden talep edilir. Bununla birlikte, söz konusu imkânsızlık veya güçlük değerlendirilirken, yürütülmenin geri bırakılmasının sonuçları da mahkemece dikkatle ele alınmalıdır. Örneğin yönetim kurulu seçimine dair bir genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması halinde şirketin ne şekilde yönetileceği ve temsil edileceği gibi.

Kararın Etkisi

Batıl bir genel kurul kararının hiçbir hukuki etkisi yoktur. Bununla birlikte, davaya taraf olmayan bir pay sahibinin veya alacaklının davanın sonucu hakkında kendiliğinden bilgi sahibi olamayacağı açıktır. Bu konuyu çözüme kavuşturmayı hedefleyen TTK m. 450, genel kurul kararının butlanına ilişkin mahkeme kararının, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade edeceğini ve şirket yönetim kurulunun bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorunda olduğunu açıkça düzenler.

Kötü Niyetle Butlan Davası Açanların Sorumluluğu

Yukarıda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, bir genel kurul kararının butlanının tespiti veya yürütülmesinin geri bırakılması telafi edilemez sonuçlara yol açabilir. Bu kapsamda kötü niyetli kişilerin dava sonuçlanana kadar kararın yürütülmesinin geri bırakılmasını veya salt dava açılması yoluyla şirketin fiilen bazı işlemleri yapamamasını sağlamak gibi meşru olmayan amaçları olabilir.

Bu tip kötü niyetli davaların açılmasını önleyebilmek için TTK m. 451 bir sorumluluk rejimi öngörür. Madde uyarınca, genel kurulun kararına karşı kötü niyetle butlan davası açılması halinde, davacılar şirketin bu nedenle uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar.

Sonuç

Genel kurulun özellikle (i) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, (ii) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, ve (iii) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Batıl kararlar hükümde sayılanlarla sınırlı olmayıp içeriği yönünden konusu imkânsız olan veya kanun ya da esas sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı genel kurul kararları da batıldır. Butlanın tespiti davası menfaat sahibi tüm ilgililer tarafından açılabilir. Batıl kararlar baştan itibaren hüküm doğurmazlar ve daha sonra sağlığa kavuşturulamazlar. TTK, davadan ve butlan sonucundan ilgililerin haberdar olması için ilan yükümlülükleri öngörür. Dava sürerken, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmak suretiyle, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilebilir.

[1] TTK (RG, 14.02.2011, S. 27846) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2] TTK m. 447 Gerekçesi.

[3] Çamoğlu, Ersin (Poroy, Reha / Tekinalp, Ünal): Ortaklıklar Hukuku I, Yeniden Yazılmış 13. Bası, İstanbul 2014, s. 528.

[4] TTK m. 447 Gerekçesi.

[5] Üçışık, Güzin / Çelik, Aydın: Anonim Ortaklıklar Hukuku, I. Cilt, Ankara 2013, s. 344; Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Güncellenmiş 2. Bası, Ankara 2013, s. 372.

[6] TTK m. 447 Gerekçesi.

[7] Yönetim kurulunun batıl kararları açısından ayrıntılı açıklamalar için lütfen yazarın önceki Hukuk Postası makalesine bakınız: Çetinyılmaz, Ecem: “Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Batıl Kararları”http://www.erdem-erdem.av.tr/yayinlar/hukuk-postasi/anonim-sirket-yonetim-kurulunun-batil-kararlari/ (erişim tarihi: 16.08.2021).

[8] Üçışık/Çelik, s. 346; Pulaşlı, s. 374.

[9] TBK (RG, 04.02.2011, S. 27836) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[10] Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), s. 528. Bu konuda farklı görüşler için bkz. Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), s. 529-530.

[11] Üçışık/Çelik, s. 348.

[12] TTK m. 447 Gerekçesi.

[13] Butlanın ileri sürülmesinin teknik olarak def’i değil itiraz olduğu yönünde bkz. Pulaşlı, s. 370.

[14] Kendigelen, Abuzer: Yeni Türk Ticaret Kanunu Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, İstanbul 2011, s. 299.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.