Ticareti Terk ve Tüzel Kişilerin Tasfiyesi

Temmuz 2015 Leyla Orak Çelikboya
% 0

Giriş

2004 sayılı İcra İflas Kanunu[1] (“İİK”), ticareti terk eden tacirlere bir takım yükümlülükler getirir. İİK m. 44 uyarınca, ticareti terk eden tacirin, on beş gün içerisinde bu durumu kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmesi, tüm aktif ve pasifini ve alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunması gerekir. Bu hüküm ile alacaklıların kötü niyetli davranışlar ile zarar görmesinin önüne geçmek amaçlanmıştır[2]. Zira gerek İİK gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca tacir, her türlü borç için iflasa tabidir[3]; ancak tacirler ticareti terk ederek alacaklıların takibinden kurtulmayı hedefleyebilir. İİK, ticareti terk eden tacirin bu yükümlülüklerini ve bu yükümlülükleri yerine getirmemesinin yaptırımlarını düzenleyen hükümler içerir.

Ancak İİK’da getirilen bu düzenin, tüzel kişi tacirler, özellikle de TTK kapsamında ayrıntılı ve ayrı bir tasfiye süreci bulunan ticaret şirketleri bakımından ayrıca ele alınmalıdır. Zira ticaret şirketleri, tasfiye sürecinin sonunda ticaret sicilinden silinir ve tüzel kişilik ortadan kalkar. Ticareti terke ilişkin yükümlülük ve müeyyidelerin tüzel kişi tacirlerin tasfiye sürecine uyup uymadığının incelenmesi gerekir.

Ticareti Terk Eden Tacirin Yükümlülükleri

Tacir Kimdir?

TTK, tacirin kapsamını 12 ve devamı hükümlerde belirtir. Ticari işletmeyi işleten kişiler, ticaret şirketleri, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar tacir sayılırlar (TTK m. 12, 16). Bu yazıda ele alınacak sorunsal bakımından ticaret şirketleri, özellikle anonim ve limited şirketlerin üzerinde durulacaktır.

Ticareti Terk İçin Yapılması Gerekenler ve Müeyyide

İİK m. 44, ticareti terk eden tacirin on beş gün içinde durumu kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmesi zorunluluğunu düzenler. Tacir, bu bildirim ile birlikte mal beyanında da bulunmaya mecburdur. Söz konusu bildirim ticaret sicili ilanlarının yayımlandığı gazetede ve tacirin alacaklılarının bulunduğu yerlerde uygun yöntemler ile ilan edilir.

Ticareti terke ve bu yükümlülüklere bağlanan bir takım sonuçlar bulunmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

  • TTK m. 18/1 uyarınca tacir, her türlü borç için iflasa tabidir. İİK m. 43 de, TTK gereğince tacir sayılanlar hakkında iflas yolu ile takip yapılacağını düzenler. İİK m. 44 uyarınca, ticareti terk bildirimini takiben, tacir hakkında bir yıl süre ile iflas yolu ile takip yapılabilir. Yani, ticareti terk eden tacirin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, iflasa tabi olmaya devam edeceği söz konusu bir yıllık sürenin başlamaması sonucunu doğurur.
  • Tacir, mal beyanını takiben, iki ay süreyle haczedilebilir mallarını tasarruf edemez (İİK m. 44/3).
  • İİK m. 44’e göre mal beyanında bulunmayan, mevcudu beyanda eksik gösteren veya aktifindeki mal veya kaim değeri haciz veya iflas sırasında göstermeyen, beyanı takiben malları üzerinde tasarruf eden borçlu, zarar gören alacaklının şikayeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (İİK m. 337/a).

İİK m. 337/a önemli bir yaptırımı düzenler. Bu yaptırımın uygulaması için bir takım şartların gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle tacirin İİK m. 44’e uygun olarak mal beyanında bulunmaması, beyanında mevcudunu eksik göstermesi, aktifindeki bir malı veya yerine kaim değeri haciz veya iflas sırasında göstermemesi veya beyanından sonra mallarında tasarruf etmesi gerekir. Özetle, borçlunun İİK’nın ticareti terk hükümlerine aykırı bir davranışının bulunması gerekir. Buna ek olarak, zarar gören alacaklının şikâyeti aranır. Yani bu durumdan ötürü bir alacaklının zarar görmesi ve bu alacaklının şikâyet etmesi gerekir. Nitekim İİK m. 337/a/2 uyarınca, alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Yukarıdaki koşulların gerçekleşmesi durumunda borçlu hapis cezası ile cezalandırılır.

Tasfiye Süreci ve Ticareti Terk

Farklı Mekanizmalar

TTK, ticaret şirketlerinin sona ermesi ve tasfiyesine ilişkin hükümler getirir. Kollektif şirketler bakımından m. 243 ve devamı, özellikle m. 267 ve devamı hükümler, komandit şirket bakımından kollektif şirkete ilişkin düzenlemelere atıf yapan m. 329, anonim şirketler bakımından m. 529 ve devamı, limited şirketler bakımından m. 636 ve devamı ile anonim şirketlerin tasfiye hükümlerine atıf yapan m. 643 bu kapsamdadır[4].

Söz konusu hükümler tasfiye memurlarının görev ve yükümlülüklerini, malvarlığı ve alacaklıların korunmasını, koruma önlemlerini, bilanço düzenlenmesini, malvarlığının paraya çevrilmesini ayrıntılı olarak düzenler. Bu kapsamda özellikle anonim şirketlere ilişkin hükümler arasında yer alan ve limited şirketlere de m. 643 atfı nedeniyle uygulanan bir takım hükümlere vurgu yapılmalıdır:

  • Tasfiye memurlarının önemli miktarda aktifi toptan satabilmesi için genel kurulun kararı aranır (m. 538/2).
  • Tasfiye memuru atandıktan sonra ilk envanteri düzenleyerek genel kurulun onayına sunar (m. 540).
  • Alacaklılara birer hafta ara ile üç ilan ile şirketin sona erdiği bilgisi verilerek alacaklarını bildirmeleri için çağrı yapılır (m. 541).
  • Alacaklılara yapılan üçüncü çağrı tarihinden itibaren bir yıl geçmeden malvarlığı dağıtılamaz. Ancak alacaklılar için bir tehlike bulunmadığı anlaşılırsa mahkeme varlığın bir yıl geçmeden dağıtılmasına izin verebilir (m. 543/2).
  • Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanı sicilden silinir (m. 545).

Bu hükümler ışığında, tasfiye olan tüzel kişi tacirlerin ticareti terk ederek alacaklılara kötü niyetli davranışları ile zarar vermesinin önüne geçmek için bir takım mekanizmaların bulunduğu anlaşılır. Gerçek kişi tacirlerin ticareti terkinden farklı olarak alacaklılara üç ilan yapılması söz konusudur. Mahkemenin aksine izin veren bir kararı olmadıkça, bir yıl süre ile alacakların güvencesini teşkil eden mal varlığı dağıtılamaz.

İİK m. 44’te getirilen düzenleme ile hedeflenen alacaklının korunması, anonim ve limited şirketler bakımından TTK tahtında farklı mekanizmalarla sağlanmaktadır.

Mal beyanında bulunularak beyan tarihini takip eden iki ay boyunca haczedilebilir malvarlığında tasarruf edilmemesi de anonim şirketlerin tasfiye süreci ile tam olarak bağdaşmamaktadır. Zira ilk envanter ile mal beyanında bulunulması halinde, tasfiye memurunun şirketin mal ve haklarını korumak için yapabilecekleri sınırlanır. Öte yandan söz konusu işlemin unvanın sicilden silinmesi aşamasında yapılması mümkün değildir. Unvanın silinmesi ile tüzel kişilik sona erer ve unutulmuş bir malvarlığı bulunmadığı sürece beyan edilecek bir mal söz konusu değildir. Keza iflasa tabi olmaya devam edecek tüzel kişilik de ortadan kalkmıştır.

İİK’nın ticareti terk düzenlemesi ile TTK’nın tasfiyeye ilişkin düzenlemesi incelendiğinde, İİK’nın daha ziyade gerçek kişi tacirlere ilişkin bir düzenleme getirdiği ileri sürülebilir.

Yargıtay İçtihadı

Yukarıdaki açıklamalar ışığında İİK’nın ticareti terk sistemi ile TTK’daki tüzel kişilere ilişkin tasfiye sürecinin birbiriyle uyuşmadığı söylenebilir. Hükümlerin amacı dikkate alındığında İİK m. 44 ile 337/a’daki düzenlemelerin gerçek kişi tacirlere uygulanması gerektiği, tüzel kişilerin bu hükümlere tabi olmayacağı ileri sürülebilir. Nitekim ticaret sicillerinin uygulamasında da tasfiye işlemleri arasında ticareti terk bildirimi ve mal beyanı gibi kalemler bulunmamaktadır. Şifahen yapılan görüşmelerde de böyle bir uygulamanın bulunmadığı, söz konusu bildirim ve beyanın gerçek kişiler tarafından yapılabileceği ifade edilmiştir.

Ancak, Yargıtay içtihadı aksi yönde gelişmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2010/16-75 E., 2010/159 K. sayılı ve 01.06.2010 tarihli; 2011/16-505 E., 2012/28 K. sayılı ve 14.02.2012 tarihli ve 2013/11-821 E., 2014/478 K. sayılı ve 4.11.2014 tarihli üç ayrı kararı bulunmaktadır. Söz konusu kararlarda özetle Yargıtay aşağıdaki mantık silsilesini takip etmektedir:

  • İİK m. 44 “ticareti terk eden tacir” ifadesini kullanmıştır. Gerçek kişi ve tüzel kişi tacir ayrımına gidilmemiştir.
  • Tasfiye yolu ile ortaklık ilişkisi sona erer. Bu da ticareti terk kapsamında değerlendirilir.
  • Şirketi temsil ve yönetimden sorumlu yetkili kişilerin İİK m. 337/a’da düzenlene suçu işleyemeyeceği kabul edilirse, gerçek kişilerin cezalandırılması, ancak aynı fiili işleyen şirket müdürlerinin cezai sorumluluktan muaf tutulması sonucu doğacaktır. Böyle bir ayrımın yasal bir dayanağı yoktur.
  • İİK m. 354 uyarınca bu suç bir tüzel kişiliğin yönetimi ve işlemleri sırasında işlendiyse ceza söz konusu tüzel kişinin müdür veya yetkilileri hakkında hükmolunur. Yargıtay kararlarında incelenen somut uyuşmazlıklarda limited şirket müdürlerinin de bu kapsamda olduğu belirtilmiştir.
  • Bu nedenlerle tüzel kişilerin İİK m. 44 ve m. 337/a’yı ihlal etmesi halinde m. 337/a’daki müeyyide uygulanır.

Sonuç olarak, tasfiye sürecine giren ticaret şirketleri, ticareti terk eden tacir konumunda değerlendirilir ve İİK m. 44 uyarınca mal beyanında bulunmaları, mal beyanını takiben iki ay mallarında tasarruf etmemeleri aranır. Aksi halde, tüzel kişilik sona erse dahi tüzel kişinin müdürleri, koşullarının gerçekleşmesi halinde m. 337/a’daki hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır.

Sonuç

Yukarıda ayrıntılı olarak incelenen ticareti terk ve ticaret şirketlerinin tasfiye süreçleri arasında bir uyumsuzluk olduğu açıktır. Mevcut düzenleme ve Yargıtay içtihadı dikkate alındığında, kanuni düzenlemelerde bir değişiklik olmadığı sürece tasfiye sürecinde, tüzel kişiliğin sona ermesinden önce ticareti terk bildirimi yapılmalı ve mal beyanında bulunulmalıdır.

Esasen uygulamada, tasfiye süreci kanuna uygun olarak işlediği sürece alacaklıların zarar görmesi ve şikâyet etmesi dolayısıyla cezai müeyyide ile karşılaşılması düşük bir ihtimal olarak görülebilir. Ayrıca TTK’da mal varlığının dağıtımına ilişkin de bir takım sınırlamalar getirildiğinden, iki ay boyunca mallarda tasarruf edilememesi de fiiliyatta önemli bir sıkıntı yaratmayabilir. Ancak söz konusu uyumsuzluğun yarattığı sıkıntıların uygulamada farklı şekillerde giderilmesi, sorunun olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle, TTK’da düzenlenen tasfiye süreci dikkate alınarak İİK hükümlerinde değişiklik yapılmasında fayda bulunmaktadır.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.