Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Ve Kuşaklar Arası Devir Yolunda Hukuki Bir Araç: İç Yönerge

Aralık 2015 Ali Sami Er
% 0

İç yönerge, aile şirketleri için kurumsallaşmaya bir geçiş adımı olabilir. Hesap verilebilirlik ilkesi gözetilerek sağlanacak basit bir görev dağılımı, karar alma süreçlerinin farklılaşmasına ve yönetim kurulunun birdenbire icracı bir organ niteliğinden gözetim organı niteliğine kavuşmasını sağlayabilir. Ayrıca, şirketin kuşaklar arası daha planlı bir şekilde devrine de imkan tanıyabilir. Çünkü yönetimi delege etmek zor görünse de, esas zorluk temsil yetkisinin devrinde kendini göstermektedir. Şirket içi ilişkide, adeta patron yarısı olan 2. ve 3. jenerasyondan her bir yönetim kurulu üyesi, dış dünyada şirketin temsilinde çoğu zaman herhangi bir temsil yetkisine sahip değildir. Oysa ki, yönetim ve temsil yetkilerini birlikte düzenleyen iç yönerge ile bir sonraki kuşağa yapılacak devirin alt yapısı da sağlanabilir.

İç Yönerge Nedir?

İç yönerge, şirketin nasıl yönetileceğini ve üçüncü kişiler nezdinde nasıl temsil edileceğini ortaya koyan şirket içi ve şirket dışı olmak üzere sonuçlar doğuran, yönetim kurulunun yaptığı bir düzenlemedir.

İç Yönergede Neler Bulunur?

“Şirketin nasıl yönetileceğinden” kasıt, yönetimdeki görev paylaşımı, hangi yetkilerin yönetim kurulunda olduğu, hangilerinin devredildiği, yönetim görevlerinin tanımları ve iş akışı şemaları ile şirket içi hiyerarşik raporlama yapısını ortaya koyan bir yönetim sürecinin anlaşılır bir şekilde açıklanmasıdır. Aslında, yönetim sürecinin açıklandığı iç yönerge, pek çok şirketin kalite belgesi almak üzere hazırladığı görev tanımlarını kağıt üstünde kalmaktan işlevselliğe kavuşturmaktadır.

“Üçüncü kişiler nezdinde temsil” ise herkesin aşina olduğu imza sirküleri metnine benzemektedir. Buradaki tek fark, temsil yetkilerinin, ilgili yönetim görevlerinin karşısında belirginleşmesidir. Örneğin, finans müdürünün görev tanımı içerisinde yer alan uygun kredilerin araştırılması yönetim, kredi sözleşmesinin imzalanması ise temsil unsurunu oluşturmaktadır. İç yönergeyle verilecek temsil yetkisinin, konu veya parasal tutar doğrultusunda (ör: imzalanacak kredi sözleşmesinin belirli bir limite kadar veya kredinin türüne göre) sınırlandırılması mümkündür.

İç Yönergede Neler Bulunmaz?

Yazının hemen girişinde belirttiğim üzere, iç yönerge kurumsallaşma için bir araç olabilir. Ticaret Sicilleri de bu görüşü destekler nitelikte, sadece görev ve yetkilerin iç yönergede yer alacağını, ama ismen herhangi bir yetkilendirme yapılmayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla, Mağaza Müdürü Ahmet Bey değil de sadece Mağaza Müdürünün temsil yetkileri iç yönergede yer alır. İsmen yetkilendirme ise aşağıda değineceğim üzere, ayrı bir yönetim kurulu (AŞ) veya müdürler kurulu (LŞ) kararıyla yapılır.

İç Yönergede Konu ve Tutar yönünden Sınırlama Yapılabilir mi?

Bu sorunun cevabı hem evet; hem de hayırdır. Eğer belirlenen görevlere iç yönergede yer alabilecek yetkililer atanıyorsa, bu kişiler açısından her türlü sınırlama yapılabilir. Fakat iç yönergede yer alamayacak yetkililer yönünden (ör: temsil yetkisine sahip yönetim kurulu üyeleri) bu şekilde bir sınırlama getirilmesi mümkün değildir.

İç Yönerge Çıkarmak için Alınması Gereken Kararlar Nelerdir?

İç yönerge çıkarılması için öncelikle esas sözleşmede yönetim kurulunun bu konuda yetkili olduğunu düzenleyen bir hüküm bulunması gereklidir[1]. Esas sözleşmede, şu şekilde yer alacak bir hüküm yeterli olacaktır: Yönetim kurulu sahip olduğu yönetim ve temsil yetkilerini kendisi kullanabileceği gibi bu konuda düzenleyeceği bir iç yönerge ile yetkilerini devir edebilir.

Bu hüküm yer almıyorsa, genel kurulun toplanarak esas sözleşmenin temsil ve yönetim yetkilerinin yer aldığı yönetim kurulu maddesini değiştirmesi gerekir. Genel kurulda bu yönde alınacak karar için en az ½ katılım oranı ve toplantıya katılan pay sahiplerinin çoğunluğunun kararı yeterlidir.

Esas sözleşmenin değiştirilmesiyle birlikte, hemen bu karar henüz tescil edilmeden yönetim kurulu aynı gün veya sonraki tarih içeren bir kararıyla, iç yönerge hazırlayabilir.

İç Yönergede Belirlenen Görevlere Atama Nasıl Yapılacaktır?

Söz konusu görevlere anonim şirketlerde atama yönetim kurulu, limited şirketlerde ise genel kurul yani ortaklar kurulu kararıyla yapılacaktır. Bu kararda, mutlaka ilgili kişinin TC kimlik numarası yer almalıdır. Dolayısıyla, iç yönerge kararından hemen sonra yeni bir yönetim kurulu (AŞ) veya genel kurul (LŞ) kararıyla iç yönergede belirlenen görevlere atama yapılacaktır. Ör: Şirketimizin X tarih ve Y sayılı yönetim kurulu kararı doğrultusunda çıkarılan İç Yönergemizde mağaza müdürü yetkilerini taşımak üzere Ahmet Beyin görevlendirilmesine […]

İç Yönergenin Tescil Edilmesi Gerekir mi?

İç yönergenin sadece temsile ilişkin bölümlerinin tescil edilmesi gereklidir. Başka bir ifadeyle yönetim yönünden yapılan düzenlemelerin tescili gerekli değildir. Yönetim yönünden yapılan düzenlemeler o şirkete ait mahrem bilgiler içerebilir. Bu bakımdan, kanun koyucu bu bölümlerin tescilini aramamıştır. Yönetim devrinin ortaya konmasını gerektiren herhangi bir dava söz konusu olduğu taktirde, ancak mahkeme kararıyla ifşa edilebilecek kadar gizli bir belge olarak yıllar boyunca gizli kalabilir.

Temsile ilişkin bölümlerin tescili ise gereklidir. Hemen yukarıda belirttiğim, iç yönergede belirlenen görevlere yapılacak atama kararının da tescili gereklidir.

Yazının bundan sonraki bölümünde, temsil yetkisi açısından iç yönergenin bir takım özelliklerine değinilecektir.

İç Yönerge Tescilinden Sonra Ne Yapılacaktır?

Tescil edilen iç yönerge sonrasında, uygulamada ticari hayatın hızlı seyri için gereken imza örneklerinin Noter vasıtasıyla tasdikidir. Bu tasdik işlemi neticesinde oluşan belge, şirketin imza sirkülerini oluşturmaktadır.

Kimlere İç Yönerge ile Temsil Yetkisi Verilebilir?

Şirkete hizmet sözleşmesiyle bağlı olan herhangi bir çalışan ve genel kurulda kendisine temsil yetkisi verilmemiş olan yönetim kurulu üyeleri iç yönerge ile yetkilendirilebilir. Dolayısıyla, ilk bakışta şirketle arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmayan kişilerin iç yönergeyle yetkilendirilmesi mümkün değildir denilebilir. Fakat bu konuda kanunu lafzi olarak değil de, amacına uygun yorumlayacak olursak, aranılan özelliğin başlı başına bordrolu olmak değil de şirket için devamlı bir hizmet görmek olduğu da söylenebilir.[2] Ticaret sicilleri herhangi bir inceleme yapmadığı için uygulamada, grup şirketlerinde şirketin çalışanı olmayan kişilerin de iç yönergede yetkilendirildiği görülmektedir.

İç Yönergede Sınırlı Temsil Yetkisine Sahip Olmayan Kişiler de Yer Alabilir mi?

Kanunda bu konuda bir yasak olmadığı için şirketi birlikte temsil etmek üzere yetkilendirilmiş kişiler veya şube yetkilileri de iç yönergede yer alabilir. Fakat uygulamada, farklı sicil uygulamaları ile karşılaşmak mümkündür. Böyle bir uygulamanın faydası şirketin temsile ilişkin birden fazla belgeyle kendisini üçüncü kişilere anlatmasının önüne geçmektir. Ayrıca, kanundaki dağınık yapının şirketlere farklı belgeler temsil yetkisini devir etme gibi bir yük getirmemesi ticari hayatın yapısına daha uygundur. Dolayısıyla, müşterek veya münferit temsile ilişkin yönetim kurulu kararı ile iç yönerge uyarınca atanacak yetkililerin aynı kararda olması şirketler için daha pratik olacaktır.

İç Yönerge ile Yetkilendirilemeyecek Kişiler Ne Şekilde Yetkilendirilir?

Şirketlerin çalışanı olmayan bir kişiyi yönetim kurulu kararı veya temsilcileri (ör: yönetim kurulu üyeleri veya iç yönergedeki yetkilileri) vasıtasıyla vekaletle belirli bir işlem için yetkilendirmesi mümkündür. Bu yetkilendirmeler, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilemez. Bunun yanında, genel yetkili bir vekil atanacaksa, bu kişi hukuken ticari mümessil yani ticari temsilci olarak addedilecek ve bu kişinin ticaret sicilinde tescili gerekecektir.

Uygulamada, noterler vekaletle verilen yetkileri incelemekte ve bu sırada, “şirketi en geniş şekilde temsile” gibi ifadelere rastladıklarında vekaleti çıkarmayarak bu hususun tescile tabi bir husus olduğunu ve yönetim kurulu kararıyla alınabileceğini belirtmektedir. Bu bakımdan, noterden çıkarılacak vekaletin mutlaka sınırlı bir işlem için veriliyor olması gerekmektedir.

İç Yönergede Değişiklik Yapıldığı Taktirde Bu da Tescile Tabi midir?

Kanun gereği tescile tabi hususlarda yapılan tüm değişiklikler tescile tabidir. Ancak burada da yine uygulama farklılıkları bulunduğuna dikkat çekmek gerekir. Kimi ticaret sicili müdürlüğü sadece değişikliğin tescilini ararken, kimisi değişikliği içeren iç yönergenin tümünün tescilini aramaktadır[3]. Ana sözleşme değişikliğinde sadece değişen maddenin tescil edildiği gibi, burada da zamanla uygulamanın yeknesaklaşacağı düşünülebilir.

İç Yönergenin Sorumluluk Açısından Etkisi Nedir?

İç yönerge sistemi, şirketi üçüncü kişilere karşı koruyabilecek bir kalkandır. Bu yüzden iç yönergenin mutlaka ticaret sicilinde tescili gereklidir. Şirketin iç yönergede yer alan temsilcileri vasıtasıyla yaptığı sözleşmelerle bağlı olabilmesi için mutlaka temsilcilerin, temsil yetkisine sahip olması gerekir. Aksi taktirde, yetkisiz bir temsilcinin yaptığı sözleşmeden dolayı sözleşmenin karşı tarafı şirketten hiçbir talepte bulunamaz. İşte bu noktada, tescil edilmiş iç yönergenin etkisi kendini göstermektedir. Sözleşmenin karşı tarafı, iç yönergedeki yetkilinin gerçekten yetkili olup olmadığını ilan edilmiş olan sicil gazetesinden teyit edebilir. Kısacası, herhangi bir yetkisiz temsil durumunda, tescil edilmiş iç yönerge sayesinde şirket korunacaktır.

Ne var ki, iç yönerge sistemi, yönetim kurulunu sorumluluk açısından rahatlatan bir araç değildir. TTK m. 371/7. fıkrada yer alan ifade iç yönerge suretiyle yetkilendirilen kişilerin yönetim kurulu ile müteselsilen sorumlu olduğunu belirtmektedir. Bunun anlamı, şirket ile yaptığı bir sözleşmeden dolayı, şirket bir zarara uğrarsa, ortaklar veya alacaklılar bu işlem nedeniyle iç yönergede belirlenen söz konusu işlemde imzası bulunan yetkililere başvurabileceği gibi, dilerse işlemde imzası bulunmayan; ama temsil yetkisi bulunan yönetim kurulu üyelerine de başvurabilir. Bu noktada, yönetim kurulu üyesi sorumluluğunu ilgili yetkiliyi seçmede, bu kişiye talimat verme ve gözetmede özen gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir[4].

Sonuç

İşin özü, yönetim ve temsil yetkilerinin devrine dönük şirkette özgün bir değerlendirmede bulunularak, mevcut imza sirkülerinizin iç yönerge sistemi çerçevesinde dikkate alınmasında büyük fayda vardır. Böylelikle hem şirketin kurumsallaşmasına dönük bir aşama kat edilebilir; hem de aile şirketleri bakımından kuşaklar arası devrin kolaylaşmasını da sağlayacak bir ön çalışma yapılmış olur. Tabi, bu çalışmanın mutlaka sorumluluk hukuku gözetilerek yapılması gereklidir. Yoksa ticareti kolaylaştırmak için düzenlenen basit bir imza sirküleri mahiyetinde konuya yeterince önem verilmediği takdirde, şirket için istenmeyen sonuçlar meydana gelebileceği gibi yetkisini devreden yönetim kurulu üyeleri bakımından da önemli bir sorumluluk doğabilir.

[1] Hukukçu olan okurlarımız için burada TTK’da sadece yönetim devri açısından esas sözleşmede hüküm bulunduğunu hatırlatalım. Dolayısıyla, temsil devri yönünden iç yönerge düzenlenmesi için esas sözleşmede hüküm bulunmasına gerek yoktur.

[2] Yanlı/Okutan Nilsson, s. 12 BATIDER C. XXX Sa. 4 2014.

[3] İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü: “Şirket kayıtlarında tescil ve ilan edilmiş iç yönergede herhangi bir değişiklik yapılması veya mevcut iç yönergeye ilavelerin yapılacak olması halinde, ayrı tarih ve sayı ile düzenlenmiş yeni bir iç yönergenin tescil ve ilan edilmesi gerekmektedir.” http://www.ito.org.tr/wps/portal/tescil-ilan-kurulus?WCM_GLOBAL_CONTEXT=Sirket_Sinirli_Yetkili.

[4] Bununla beraber, doktrinde m. 371/7 uyarınca getirilen sorumluluk düzeninin m. 553 ile bertaraf edilmeyeceği de vurgulanmaktadır. Akdağ Güney s. 22 6552 sayılı Torba Kanun ile TTK m. 371’e Eklenen 7. Fıkraya İlişkin Değerlendirmeler www.arslanlibilimarsivi.com.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.