Anonim Şirket Kanuni Temsilcilerinin Kamu Borçlarından Sorumluluğu

Ocak 2015 Prof. Dr. H. Ercüment Erdem
% 0

Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin kamu borçlarından sorumluluğu ve bu sorumluluğun kapsamının belirlenmesi, uygulamada büyük önem taşır. Zira, anonim şirketlerden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu borçlarının şirket kanuni temsilcilerinden tahsil edilmesi söz konusu olabilir. Bu konu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili maddesi ışığında, bu ayki makalemizde incelenecektir.

Genel Olarak

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (“6183 sayılı Kanun”) Mükerrer 35. maddesi, tüzel kişilerden kamu alacaklarının tahsilini düzenler. Buna göre, tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından, ilgili kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Bu madde uyarınca, kamu alacaklarının anonim şirketten tahsil edilememesi durumunda, tahsil edilemeyen alacaklardan anonim şirketin kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlıkları ile sorumlu olur.

Kanuni Temsilci Kavramı

Anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin kamu borçlarından sorumluluğunda öncelikle kimlerin “kanuni temsilci” kapsamına girdiği saptanmalıdır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 365 uyarınca anonim şirket, yönetim kurulu (“YK”) tarafından yönetilir ve temsil olunur. Bir başka deyişle YK, kanun uyarınca anonim şirketi yönetmek ve temsille görevlendirilmiştir. Bu hüküm ayrıca, kanundaki istisnai hükümlerin saklı olduğunu düzenler. Bu bağlamda, TTK m. 367/1 uyarınca YK, esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç YK üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Böylece YK yönetimi kısmen veya tamamen devredebilir.

YK, TTK uyarınca şirketi yönetmeye ve temsile yetkili organ olduğuna göre YK üyeleri de 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi anlamında “kanuni temsilci”dir. Bu konuda, Yargıtay’ın birçok kararı bulunur[1]. Yargıtay kamu borçlarından sorumlu tutulacak kişinin şirketi temsil ve ilzama yetkili olması gerektiğini vurgular. YK üyeleri, temsil yetkilerini TTK m. 370/2 uyarınca murahhas üyelere ya da murahhas müdürlere devredebilir. Ancak bir YK üyesinin temsil yetkisine sahip olması şarttır. YK üyeleri temsil yetkilerini bu şekilde devretmedikçe, ilgili madde uyarınca sorumludur.

Temsil yetkisinin murahhas üye veya murahhas müdürlere devri halinde, sorumluluk kendisine yetki devri yapılan kişilerdedir. Eğer temsil yetkisi bu şekilde devredilmişse kamu alacaklarının bu kişilerden tahsil edilmesi ve diğer YK üyeleri hakkında işlem yapılmaması gerekir. Danıştay bir kararında, şirketi temsil yetkisinin murahhas üyelere bırakılması durumunda, diğer yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulmasına ilişkin bir ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade eder[2]. Yargıtay da, şirketi temsil yetkisinin YK üyelerinin birine veya birkaçına bırakılması durumunda, diğer YK üyelerinin sorumluluktan kurtulacağına ve temsil yetkisinin bırakıldığı YK üyelerinin müteselsilen sorumlu tutulacağına karar vermiştir[3].

Yukarıda atıf yapılan kararlar incelendiğinde, hem Yargıtay hem de Danıştay’ın, temsil yetkisinin murahhaslara bırakılması durumunda kamu borçlarından dolayı sorumluluğun da bu murahhaslar üzerinde olacağına karar verdiği görülür.

11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği’nde (Seri: A Sıra No: 1) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri: A Sıra No: 5) de, anonim şirketlerde kanuni temsilcilerin kimler olduğu hakkında açıklamalar içerir. İlgili tebliğin “VIII. Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlığı altındaki açıklamalara bakıldığında, “6102 sayılı Kanuna göre şirket esas sözleşmesi ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulu üyelerinden en az birinin bulunması koşuluyla yönetim kurulu tarafından müdür olarak atanmış üçüncü kişiler olacaktır.” ifadesinin yer aldığı görülür.

Ticari Vekiller Bakımından Sorumluluk

Murahhas üye ve murahhas müdür sıfatı olmaksızın kendilerine sadece temsil yetkisi verilen kişilerin kanuni temsilcilerden ayırt edilmesi gerekir. TTK m. 368 uyarınca YK ticari vekiller atayabilir. Bilindiği üzere ticari vekil bir kanuni temsilci olmayıp, 6098 sayılı Borçlar Kanunu m. 551 uyarınca iradi olarak atanan temsilcidir. Ticari vekilin şirketi temsil yetkisi kanundan değil, şirket ile arasındaki sözleşmesel ilişkiden doğar.

Ticari vekil iradi bir şekilde ve bir vekâlet sözleşmesi ile atanmış olduğundan, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi anlamında “kanuni temsilci” olarak değerlendirilemez. Bunun aksinin kabulü durumunda kendisine iradi temsil yetkisi verilen her kişinin, örneğin gümrük işlerini takip için kendisine vekalet verilen gümrük müşavirlerinin ilgili madde uyarınca sorumluluğunun doğması gerekir. Halbuki 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi ile böyle bir sonucun amaçlanmadığı açıktır.

Tahsilat Genel Tebliği’nde (Seri: A Sıra No: 1) Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri: A Sıra No: 5), “VIII. Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlığı altındaki açıklamalar uyarınca, “6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uygulamasında kanuni temsilci;

- Mülga 6762 sayılı Kanuna göre şirket esas sözleşmesi ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alan yetki ile idare meclisi ya da genel kurulca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler,

- 6102 sayılı Kanuna göre şirket esas sözleşmesi ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulu üyelerinden en az birinin bulunması koşuluyla yönetim kurulu tarafından müdür olarak atanmış üçüncü kişiler olacaktır”.

Vergi Usul Kanunu Kapsamında Sorumluluk

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (“VUK”) 10. maddesi, kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenler. Bu maddeye göre, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Bu kişilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.

VUK’nun 1. maddesi, kanunun kapsamını belirler. İlgili madde uyarınca VUK, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanır.

Bu noktada, kamu borcunun vergi borcu niteliğinde olması durumunda, hangi hükümlerin uygulanacağı önem taşır. Danıştay 7. Dairesi’nin 09.06.2003 tarihli ve 2002/4619 E., 2003/3476 K. sayılı kararı uyarınca, VUK 10. madde kapsamına giren ve buna bağlı alacaklarda, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.

VUK bakımından kanuni temsilcinin hangi kişileri kapsayacağı konusunda ise, Danıştay Vergi Daireleri Genel Kurulu’nun bir kararında[4], genel müdür yardımcısı sıfatını haiz bir kişiye 2. Derece ve 2. Grup imza yetkisinin tanınmış olmasının, kişiye kanuni temsilcilik sıfatı kazandırmadığına hükmetmiştir. Görüldüğü üzere VUK kapsamındaki içtihat da, 6183 sayılı Kanun’a ilişkin yaptığımız açıklamalarla paralellik gösterir.

Sonuç

Anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin kamu borçlarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde düzenlenir. Bu madde uyarınca, ilgili şirketlerden tahsil edilemeyen alacaklar, şirketlerin kanuni temsilcilerinden tahsil edilebilir. Kanuni temsilcinin, TTK hükümleri uyarınca şirketi yönetme ve borç altına sokma yetkisine sahip kişiler olarak kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay ve Danıştay kararlarında vurgulanır. Kamu borcunun vergi borcu niteliğinde olması durumunda ise, VUK m.10 uygulanır. Bu maddeye ilişkin içtihatlarda da, kişiye sadece belli bir imza yetkisi tanınmış olmasının, sorumluluk için yeterli sayılmayacağının altı çizilir.

[1] Bkz. Yargıtay 10 Hukuk Dairesi’nin 09.11.2005 tarihli, 2005/9158 E., 2005/11380 sayılı kararı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2011 tarihli, 2010/379 E., 2011/2028 K. sayılı kararı. Kaynak: www.kazanci.com.tr.

[2] Danıştay 11. Dairesi’nin 24.02.2000 tarihli, 1998/4697 E., 2000/745 K. sayılı kararı.

[3] Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 14.06.2011 tarihli, 2011/4753 E., 2011/7389 K. sayılı kararı.

[4] Danıştay Vergi Daireleri Genel Kurulu’nun 13.11.2013 tarihli, 2013/353 E., 2013/546 K. sayılı kararı.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi’nin Tarafları ve Sözleşmelerin Nispiliği

Kural olarak sözleşmeden doğan hak ve borçlar sadece sözleşmenin tarafı olan alacaklı ve borçlu arasında hukukî sonuç doğurur. Bu prensip hukukumuzda “sözleşmelerin nispiliği” olarak adlandırılır. Genel olarak, sözleşmenin tarafları dışındaki üçüncü kişiye bir edimin yerine getirilmesinin üstlenildiği...

Ticaret Hukuku 31.07.2022
Hukuk Postası
Değişen E-ticaret Kanunu Neler Getiriyor?

Dijitalleşen dünyada büyüyen ve gelişen e-ticaretin kuralları değişiyor. Önceleri dijital pazarın odak noktası olarak gösterilen e-ticaret, çok geçmeden dijital ekonominin itici gücü olarak ifade edilmeye başladı. Ancak e-ticaretin büyüme hızı ve kısa süre içinde geçirdiği dönüşüm dikkate alındığında...

Ticaret Hukuku 31.07.2022
Hukuk Postası
Sermaye Şirketlerinde Haklı Nedenle Fesih Davası

Bir şirketin feshi, tescil ile kazanılan tüzel kişiliğin ortadan kalkmasına yol açarak, şirketin sona erme sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkan infisahın, özellikli bir görünümüdür. Hâkimin inşai hükmüyle bir şirketin feshine ve bunun doğal sonucu olarak sona ermesine yol açan bu özel dava türü...


Ticaret Hukuku 30.06.2022
Hukuk Postası
Aile Şirketlerinde Yol Ayrımı

Kontrol veya yönetimin bir ailenin üyelerine ait olduğu şirketler, aile şirketi olarak kabul edilir. Aile üyeleri, şirket kontrolünü sağlayan payları elinde tutabildiği gibi yönetim yetkisini de elinde bulundurur. Aile şirketleri, aile üyeleri için fırsat, güvence ve gelir demektir...

Ticaret Hukuku 30.06.2022
Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.