Birleşme, Bölünme Ve Tür Değiştirmede Yeni Davalar

Ekim 2013 Prof. Dr. H. Ercüment Erdem
% 0

Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) birleşme işlemi ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler getirdi, bölünme işlemini ilk defa düzenledi, tür değiştirme işlemini de kapsamını önemli ölçüde genişleterek ele aldı. Bu düzenlemelerde gerek İsviçre mevzuatı gerekse Avrupa Birliği müktesebatı temel alındı.

TTK, Türk hukukunda önceden bulunmayan çıkma, çıkarma, ayrılma akçesi gibi yeni müesseseleri düzenler, yeni ortaklık hakları getirir. Alacaklıların korunması sistemi değiştirilir ve yeniden yapılandırma işlemlerini engelleyen eski sistem terkedilir. Şirketlerin ölçeklerine göre kolaylaştırılmış usul öngörülür. Böylelikle TTK yeniden yapılandırma işlemlerini ayrıntılı olarak ele alır. Kanundaki düzenlemeler ile bu işlemlerin kolaylaştırılması amaçlanır.

Yeniden yapılandırma işlemleri farklı menfaat sahipleri arasında çıkar çatışmalarına yol açabilir. Bu nedenle TTK bu işlemleri düzenlerken menfaatler arasındaki dengeyi korumak için bir takım yeni dava hakları düzenler. Bu davalardan ilki yeniden yapılandırma işlemi sonucunda ortakların pay ve haklarının sürekliliğinin sağlanmasına yöneliktir. İkinci dava, yeniden yapılandırma işlemine ilişkin kararların iptaline ilişkindir. Üçüncü dava ise söz konusu işleme katılanların kusurları ile verdikleri zarara ilişkin özel bir sorumluluk davasıdır.

Şirket Paylarının ve Haklarının İncelenmesi Davası

Genel Olarak

TTK, birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemlerinde, ortakların hak ve paylarının devamlılığı ilkesini benimser. Kanunun 140, 161 ve 183. maddeleri, söz konusu işlemin niteliğine göre hakların korunmasına ilişkin temel esasları düzenler. Kural olarak ortaklar, mevcut haklarını, birleşen, bölünen veya tür değiştiren yeni şirket yapısına uyarlanmış olarak aynen devam ettirmelidir.

TTK m. 191’de düzenlenen dava ile ortakların haklarının gereğince korunup korunmadığı, TTK’nın hakların korunmasına ilişkin hükümlerin doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenir.

Davanın Tarafları, Konusu ve Yetkili Mahkeme

Haklarının ihlal edildiğini ileri süren her ortak bu davayı açabilir. Kanun bu hakkı yalnızca birleşmede devrolunan veya bölünmede bölünen şirketin ortaklarına tanımamıştır. Gerek devrolunan veya bölünen, gerekse devralan şirketin ortaklarının bu davayı açabileceği savunulur. Bu dava ile ortak olmayı sürdürme hakkının ihlal edildiği, şirket pay veya haklarının uygun bir şekilde tanınmadığı veya belirlenen ayrılma akçesinin uygun olmadığı ileri sürülebilir.

Bu davanın davalısı, yeniden yapılandırma işlemine göre farklılık gösterir. Birleşme işleminde devralan veya yeni kurulan şirket davalıdır. Dava, kısmi bölünme işleminde ortağa tahsis edilen malvarlığını edinen şirkete, tam bölünmede yeni şirkete veya şirketlere karşı açılır. Tür değiştirmede davalı yeni türe dönüşen şirkettir.

TTK m. 191, davacının denkleştirme akçesi talep edebileceğini düzenler. Bu maddede geçen denkleştirme akçesi, birleşme işleminde TTK m. 141/2 uyarınca ortaklara ödenecek denkleştirme akçesi ile karıştırılmamalıdır. Birleşme işleminde değişim oranı belirlenirken küsuratları gidermek amacıyla, ortağın payının gerçek değerinin onda birini aşmaması şartıyla denkleştirme akçesi ödenebilir. TTK m. 191 ile talep edilecek denkleştirme akçesi ise ortağa tanınan pay, hak veya ayrılma akçesinin uygun olmaması sebebiyle talep edilen bir denkleştirmedir.

Davada görevli ve yetkili mahkeme, ilgili yeniden yapılandırma işlemine katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesidir.

Süre

Bu dava, ilgili birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde (“TTSG”) ilan edilmesinden itibaren iki ay içerisinde açılmalıdır.

Birleşme ve tür değiştirme işlemlerinde ilgili kararın TTSG’de ilanı düzenlenmiştir (TTK m. 154 ve m. 198/2), ancak bölünmeye ilişkin hükümler sadece kararın tescilini öngörür. Her ne kadar kanunda açıkça düzenlenmemiş olsa da, TTK m. 35/3 uyarınca, aksi belirtilmedikçe tescili gereken her husus ilan edileceğine göre, bölünme kararının da TTSG’de ilan edileceği kabul edilmelidir.

Dava Giderleri

TTK, bu davanın dava giderlerinin davalı şirkete ait olduğunu öngörür. Kanun koyucu, hakları ihlal edilen ortakların davanın yükünü çekmesinin doğru olmadığı ilkesini kabul eder.

TTK, özel durumların haklı göstermesi halinde giderlerin kısmen veya tamamen davacıya yükletilebileceğini de öngörür. Böylelikle ortakların davayı kötü niyetle açtığı ortaya çıkarsa veya dava reddedilirse giderlerin davacıya yükletilmesi de mümkündür.

Hükmün Etkisi

Bu dava sonucu alınacak karar, davacı ile aynı konumda olan tüm ortaklar hakkında da hüküm doğurur. Ancak kanun hükmün diğer ortaklar bakımından nasıl icra edilebileceğine, davanın diğer ortaklara ihbar edilmesinin gerekli olup olmadığına, aynı konumda farklı ortakların ayrı davalar açması halinde bu davaların nasıl yürütüleceğine açıklık getirmez.

TTK m. 191/4, bu davanın, ilgili birleşme, bölünme veya tür değiştirme işleminin geçerliliğini etkilemeyeceğini düzenler. Bununla beraber, öğretide, bu davanın iptal davası ile birlikte açılmasının gerektiği savunulur. Bu görüşe göre, TTK m. 191 yenilik doğurucu bir davayı düzenler. Davanın yenilik doğurucu sonuçlarının doğabilmesi için iptal davası ile birlikte açılması gerekir. Ancak bu davada denkleştirmeye hükmedilmesi için ilgili birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının iptal edilmesi aranmamalıdır. Nitekim, ilgili kararın iptal edilmesi halinde iptal kararı geçmişe etkili olarak sonuç doğuracağından, ortada denkleştirilmesi gereken bir hak ihlali veya ayrılma akçesi olmayacaktır. Bu nedenle bu görüşe katılmıyorum.

Bu doğrultuda kanımca davacı ortağın ilgili birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararına olumsuz oy kullanma ve muhalefetini zapta geçirme zorunluluğu da yoktur.

İptal Davası

Genel Olarak

Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali TTK m. 445 ve devamı maddelerde düzenlenir. Bu maddeler kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık olmak üzere üç iptal sebebi öngörür. Benzer hükümler limited şirketler için TTK m. 622 ve kooperatifler için Kooperatif Kanunu m. 53’te bulunur.

Ancak yeniden yapılandırma işlemlerine dair kararların iptali TTK m. 192 ile özel olarak düzenlenir. Böylelikle yeniden yapılanma sürecine uygulanan hükümlere aykırılık ayrı ve özel bir iptal rejimine tabi kılınır. Ayrıca özel düzenleme ile kollektif ve komandit şirketlerde kanuna aykırı yapılandırma işlemlerine karşı kanun yolu düzenlenmiştir. Üstelik kolaylaştırılmış birleşmede olduğu gibi, söz konusu kararların genel kurul değil yönetim organı tarafından alınması halinde iptalin mümkün olması için özel düzenlemeye gerek vardır.

Yeniden yapılandırma işlemlerini düzenleyen hükümlere aykırılık sebebiyle iptal davası özel düzenlemeye tabidir. Bu hükme rağmen, TTK m. 134 ila 190’ın ihlali halinde genel hükümlere göre iptal davasının açılıp açılamayacağı öğretide tartışmalıdır.

Davanın Tarafları ve Konusu

TTK m. 192, birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin kararın iptalini düzenler.

İptali talep edilen karara olumlu oy vermeyen ve bunu tutanağa geçirten, yeniden yapılandırma işlemine katılan şirket ortağı davacı olabilir. Bununla beraber, yeniden yapılandırma işlemine ilişkin kararı yönetim organının alması halinde bu şart aranmaz. Genel iptal davasının aksine toplantıya katılmayan ortakların, yönetim kurulu üyelerinin ve yönetim organının bu hükme dayanarak iptal davası açma hakkı yoktur.

Dava, iptali talep edilen kararı alan şirkete karşı açılır. Tam bölünme veya birleşme halinde olduğu gibi, kararı alan şirket infisah ederek ticaret sicilinden silindiyse dava devralan şirkete karşı açılır.

Süre

Pay ve hakların korunması davasında olduğu gibi iptal davası da ilgili kararın TTSG’de ilanından itibaren iki ay içinde açılmalıdır. Hâlbuki genel iptal davasında bu süre üç aydır; hükümler arasında bir uyumsuzluk bulunmaktadır.

Her ne kadar TTK m. 192 ilanın gerekmediği hallerde sürenin tescilden itibaren başlayacağını düzenlemiş olsa da bu hükmün gerekli olmadığı görüşündeyim. Zira, TTK birleşme ve tür değiştirme kararlarının TTSG’de ilan edileceğini açıkça düzenler. Pay ve hakların korunması davasını incelerken de belirttiğim üzere, her ne kadar bölünmeye ilişkin hükümlerde böyle açık bir düzenleme olmasa da bölünme kararının da ilan edilmesi gerektiği ve iki yıllık sürenin ilandan itibaren işleyeceği kabul edilmelidir. Ancak öğretide aksine görüşler de ileri sürülür.

Kolaylaştırılmış birleşmede genel kurul kararının olmaması ve kararın yönetim organınca alınması söz konusudur. Ancak bu halde dahi, Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 126/3 uyarınca yönetim organının kararı da tescil ve ilan edileceği için süre ilandan itibaren işler.

Hükmün Etkisi

İptal davasının sonucunda mahkeme ilgili birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının iptaline hükmederse bu karar geriye etkili olarak hüküm doğurur. Yani ilgili işlem hiç doğmamış gibi tüm sonuçları ortadan kalkar. Özellikle infisah eden şirketler ve davanın görüldüğü süreçte birleşen, bölünen veya tür değiştiren şirketin faaliyetlerini sürdüreceği düşünüldüğünde, iptal kararının etkilerinin ciddi boyutlara ulaşılabileceği açıktır. Bu nedenle TTK birleşme, bölünme ve tür değiştirme işleminin ayakta tutulması ilkesini benimser.

TTK uyarınca, iptal talebine dayanak oluşturan aykırılık, yeniden yapılandırma işlemlerindeki bir eksiklikten kaynaklanıyorsa, hâkim bu eksikliğin giderilmesi için süre verir. Verilen bu süre içerisinde eksikliğin giderilememesi veya giderilmemesi halinde hâkim kararın iptaline karar verir. Mahkemenin gerekli önlemleri alacağı da kanunda belirtilir. Bu önlemler özellikle iptal kararının geriye etki doğurmasının yaratacağı sorunları bertaraf etmeye yöneliktir.

Sorumluluk Davası

Genel Olarak

TTK m. 193, yeniden yapılandırmaya ilişkin işlemlerin kanuna uygun yapılmamasından sorumluluğu ayrı olarak düzenler. Hükme göre yeniden yapılandırma işlemine herhangi bir şekilde katılan tüm kişiler, kusurları ile şirketlere, ortaklara ve alacaklılara verdikleri zarardan sorumludur.

Davanın Tarafları

Yeniden yapılandırmaya ilişkin incelediğim iki davanın aksine bu davayı yalnızca ortaklar değil, bizzat şirket veya şirketin alacaklıları da açabilir.

Davalılar kanunda geniş kapsamlı tanımlanır. Buna göre, birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemlerine herhangi bir şekilde katılan herkes bu davanın davalısı olabilir. Bu hükmün geniş yorumlanması halinde, yeniden yapılandırma işlemine katılan şirketlerin yöneticilerinin yanı sıra, işleme katılan denetçiler, finans kuruluşları gibi diğer danışmanların da davalı olması kabul edilebilir. Ancak üstün tutulması gereken dar yoruma göre, sözleşme ile danışmanlık verenlerden ziyade, organın sorumluluğu esas alınmalıdır. Buna göre yönetim kurulunun, yöneticilerin, tasfiye memurlarının ve müdürlerin sorumluluğu ve davalı olması söz konusudur. Genel kurula katılan ortakların da davalı kapsamının dışında tutulması gerektiği görüşündeyim.

Davanın Konusu

Bu dava ile davacılar, işleme katılan ve kusurları ile zarara sebep olan kişilerden doğrudan zararlarının tazminini talep edebilir. Ancak ortakların dolaylı zararı halinde açacakları dava genel sorumluluk rejimine tabidir. Şirket, TTK m. 193’e göre davacı sıfatıyla yeniden yapılandırma işlemlerinde kendi uğradığı zararın tazmini için sorumluluk davası açabilir. Ancak şirketin zarar görmesi halinde ortak da dolaylı zararı için TTK m. 555 uyarınca dava açarak tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilir. Bu durumda dava giderleri ve avukatlık ücreti davalıya yükletilmezse davacı ve şirket arasında paylaştırılır (m. 555/2).

TTK m. 193 genel sorumluluk rejimini bertaraf etmez. Kurucuların sorumluluğuna ilişkin m. 553 ve 664, belge ve beyanlarda aykırılıktan sorumluluğa ilişkin m. 549 gibi hükümler yine uygulama alanı bulur. Şirketler topluluğuna ilişkin olarak düzenlenen, hâkimiyetin kötüye kullanılmasına ilişkin sorumluluk halleri de (TTK m. 202/2) saklıdır.

Sonuç

TTK, birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemlerinde, işlemden etkilenen farklı tarafların birbirleriyle çatışan çıkarlarını korumaya yönelik yeni davalar öngörür.

Yapılan düzenlemeler ışığında, TTK’nın yeniden yapılandırma işlemlerini özendirdiği görülür. Bununla beraber, zarar görenlerin dava hakları ile korunması amaçlanır. Böylelikle yeniden yapılandırmanın gerçekleştirilmesi ile menfaat sahiplerinin korunması arasında bir denge hedeflenir.

[1] RG, 14 Şubat 2011, S. 27846.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.