Ticari Satış Sözleşmelerinde Sözleşmesel Garantiler ve Sorumsuzluk Anlaşmaları

Temmuz 2018 Prof. Dr. H. Ercüment Erdem
% 0

Giriş

Satış sözleşmelerinde, satılanın alıcıya kanunda öngörülen şartlarda teslim edilmesini ve satılanın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydayı ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmamasını sağlamak amacıyla hukuk sistemleri; satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu ve bunun sonuçlarını düzenleyen hükümler öngörürler. Bu hükümler emredici olmadığından, sözleşme özgürlüğü ilkesi kapsamında, satıcılar, kanunda öngörülmeyen riskleri üstlenerek sözleşmesel garantiler verebilirler ve bununla birlikte sorumluluklarını sınırlandırarak risklerini azaltma yoluna gidebilirler.

Sözleşmesel garantiler ayıp halinde alıcıya kanunda öngörülenden daha kapsamlı, daha hızlı ve daha kolay hukuki çareler yaratılması, değişim veya tamir hakkının daha uzun sürelerle geçerli olması, ayıptan doğan sorumluluğun kanuni şartlarının yerine gelmesinin gerekmemesi, gözden geçirme ve bildirim süresi bulunmaması veya daha uzun olması gibi avantajlar sağlarlar. Bunun yanında, satıcının müşteri çekmesini kolaylaştırırlar, kanunda öngörülen düzen yerine kendi garanti koşullarını kendi belirlemesini ve böylece yükümlülüklerini daha iyi bilmesini sağlarlar ve ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmasına ya da sınırlamasına olanak verirler.

Bu makale, sözleşmesel garantilerin kapsamını açıklar ve özellikle satıcının sorumluğunu ortadan kaldıran ya da sınırlayan hükümlerin geçerliliği ile bu hükümlerin satıcının standart satış şartlarında bulunduğu halleri çeşitli hukuk düzenleri çerçevesinde genel anlamda ele alır. Makalenin konusu tacirler arasında gerçekleşen ticari satışlarla sınırlıdır ve tüketici satışlarını kapsamaz.

Sözleşmesel Garantilerin Kapsamı

Türk hukukunda olduğu gibi Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (“Viyana Satım Antlaşması”) ve diğer birçok hukuk düzeninde, satılanın ayıplı olması halinde alıcının, tazminatın yanı sıra satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme gibi seçimlik hakları vardır. Alıcı, uygulanacak hukukta öngörülen satılanı gözden geçirme ve ayıpları satıcıya bildirme sürelerine uymak zorundadır. İşte bu haklar, satış sözleşmesinde verilen sözleşmesel garantiyle genişletilebilir, tekrarlanabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir.

Tarafların kanunda öngörülen sorumluluk rejimini ortadan kaldırarak sözleşme hükümlerini uygulamak istemeleri halinde, bunu açık şekilde kararlaştırmaları gerekir; aksi halde ayıptan doğan sorumluluk hükümleri varlığını sürdürür ve sözleşmesel garanti taahhüdünden doğan taleplerle yarışır[1]. Bu amaçla, satış sözleşmesinde, kanunda açıkça veya örtülü şekilde öngörülen tüm garanti ve sorumluluk hükümlerinin hariç tutulduğu ve uygulanmayacağı belirtilmelidir. Açıklık olmayan hallerde alıcı lehine yorum yapılması gerekir[2].

Satıcının Sorumluluğunu Sınırlandıran veya Ortadan Kaldıran Hükümler

Sorumluluğu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümlere şunlar örnek verilebilir: satıcının sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran hükümler; alıcıya ödenecek tazminata üst sınır getiren hükümler; tazmin edilecek zarar türünü sınırlandıran hükümler (örneğin dolaylı zararların satıcı tarafından karşılanmayacağı gibi); alıcının seçimlik haklarını sınırlandıran hükümler (örneğin alıcının yalnızca tamirat ya da değişim hakları olup sözleşmeden dönme olanağının verilmemesi); satılanı gözden geçirme ve ayıpları satıcıya bildirme sürelerini veya zamanaşımı süresini kısaltan hükümler. Örneklerden anlaşılacağı üzere, sorumluluğun sınırlandırılması sadece doğrudan doğruya sorumluluğu sınırlandıran anlaşmaları değil, aynı zamanda sorumluluğun tabi olduğu hukuki rejime ilişkin olarak alacaklının hukuki durumunu kötüleştiren anlaşmaları da ifade eder[3].

Öğretide, sorumluluğu tamamen ortadan kaldıran genel bir sözleşme şartının, alıcının makul olarak düşünebileceği ayıpların tamamen dışında kalan ve dürüstlük kuralına göre tahmin etmesinin beklenemeyeceği ayıpları kapsamayacağı savunulur[4]. Satıcının alıcıya satılana ilişkin açıkça nitelik bildirirken aynı zamanda genel olarak sorumluluğunu kaldıran bir anlaşma yapması ise çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturur ve bu durumda sorumluluğu kaldıran hükümler bütünüyle geçersiz kabul edilir[5].

Sorumsuzluk Anlaşmalarının Çeşitli Hukuk Düzenlerinde Geçerliliği

Satış sözleşmelerinde satıcının sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümler “sorumsuzluk anlaşması” niteliğindedir. Sorumsuzluk anlaşmaları çoğu hukuk düzeninde özel olarak ele alınır. Aşağıda bazı ülke hukukları ile milletlerarası sözleşmeler bu kapsamda incelenir:

  • Türk Hukuku: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 221 satış sözleşmelerinde yer alan sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin özel bir hükümdür; bu hüküm uyarınca, satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
  • İsviçre Hukuku: İsviçre Borçlar Kanunu m. 100, borçlunun kendi kast ya da ağır ihmalinden doğan sorumluluğunu konu alan anlaşmaları mutlak anlamda geçersiz sayar.
  • Alman Hukuku: Alman hukuku sorumsuzluk anlaşmaları konusunda daha serbesttir ve Alman Medeni Kanunu m. 276/3 ile borçlunun sözleşmeye bilerek aykırılık yaptığı haller hariç olmak üzere bu tür anlaşmalara izin verir. Alman hukukunda standart şartlarda yer alan sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin özel düzenleme vardır ve aşağıda ayrıca incelenir.
  • İngiliz Hukuku: Haksız Sözleşme Şartları Hakkında Kanun m. 11 sorumsuzluk anlaşmalarının makul olup olmadıklarına dair bir denetimden geçirilmesini öngörür ve bu hükümlere makul oldukları ölçüde izin verir.
  • Viyana Satım Antlaşması: Viyana Satım Antlaşması’nda sorumsuzluk anlaşmaları açıkça düzenlenmez. Bununla birlikte, Antlaşma’nın 6. maddesi tarafların Antlaşma’nın uygulanmamasını kararlaştırmalarına, hükümlerine istisna getirmelerine veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri değiştirmelerine izin verir. Antlaşma m. 7/2 uyarınca da, Antlaşma’da düzenlenen konulara ilişkin olup Antlaşma’da açıkça cevaplanmamış sorular, Antlaşma’nın temelinde yatan genel ilkelere veya bu tür ilkelerin mevcut olmaması halinde milletlerarası özel hukuk kuralları uyarınca uygulanması gereken hukuka göre çözümlenir. Buna göre, taraflar satıcının sorumluluğunu sınırlandırabilir veya kaldırabilirler. Viyana Satım Antlaşması’na Tabi Sözleşmelerde Sorumluluğu Sınırlandıran veya Kaldıran Kayıtlar Hakkında 17 Numaralı Danışma Kurulu Görüşü’nün 4(a) numaralı paragrafında da, Antlaşma’nın uygulama alanı bulmadığı konularda; Antlaşma’nın, sözleşmeye uygulanacak hukukta yer alan kasti veya bilinçli sözleşmeye aykırılık, ağır ihmal, sözleşmenin esaslı bir unsurunun ihlal edilmesi, hakkaniyete aykırılık, makul olmama veya ölçüsüzlük gibi düzenlemelerin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilir.
  • Unidroit İlkeleri 2016 (“İlkeler”): İlkeler’in sorumsuzluk anlaşmalarını düzenleyen 7.1.6 maddesi uyarınca, sözleşmenin amacına göre önemli ölçüde haksız ise, sorumsuzluk anlaşmasına dayanılamaz. Maddenin şerhinde, “önemli ölçüde haksız” kavramına açıklama getirilir ve sorumsuzluk anlaşmasının önemli ölçüde haksız olarak değerlendirilmesi için somut hükmün haksız olması ve tarafların edimleri arasında açık bir dengesizliğe neden olması gerektiği belirtilir. Ayrıca, yine şerhe göre, bir sorumsuzluk şartı tek başına mutlak anlamda haksız olmasa bile, borcun kasti olarak veya ağır ihmal nedeniyle ifa edilmemesi halinde veya alacaklının sorumsuzluk anlaşmasının sonuçlarından uygun sigortayı yaptırarak bile kurtulamayacak olduğu hallerde sorumsuzluk anlaşması geçersiz sayılır.

Standart Satış Şartlarında Yer Alan Sorumsuzluk Anlaşmaları

Uygulamada sorumsuzluk anlaşmalarının genellikle satıcının standart satış şartlarında yer aldığı görülür. Standart satış şartları genel işlem koşulları niteliğindedir. Genel işlem koşulları TBK m. 20’de “bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri” olarak tanımlanır. Bir satış sözleşmesinde bu koşullar genellikle satıcı tarafından oluşturulur ve satış sözleşmesinin eki olarak alıcı tarafından imzalanması istenir. TBK m. 21 uyarınca, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip bunların içeriğini öğrenme olanağı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.

TBK m. 25 de genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını düzenler. Örneğin; alıcının, satın aldığı bilgisayarın ayıplı olması halinde değişim veya tamirat hakkını yalnızca satışı takip eden üç günlük süre içerisinde kullanabileceğine dair bir standart şart geçersiz sayılmalıdır.

TBK m. 25’in koymayı amaçladığı dürüstlük kuralı ölçütünü Alman hukukunda karşılayan ve somutlaştıran hüküm Alman Medeni Kanunu m. 307’dir[6]. Sorumsuzluk anlaşmaları konusunda genel olarak daha serbest bir rejime sahip Alman hukukunda, standart şartlarda düzenlenen sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin olarak özel bir hüküm yer alır. Maddenin ikinci fıkrasının ikinci bendi uyarınca, standart şartlarda, sözleşmenin doğasından kaynaklanan esaslı hak ve yükümlülükler sözleşmenin amacını tehlikeye sokacak ölçüde sınırlandırılıyorsa, söz konusu sınırlandırmanın karşı tarafın hukuki durumunu haksız surette ağırlaştırdığı kabul edilir ve bu şekilde dürüstlük kuralarına aykırı bir ağırlaştırma geçersiz sayılır.

Sonuç

Satış sözleşmelerinde kanunda öngörülen ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin hükümlerin yerine geçmek üzere satıcı tarafından sözleşmesel garantiler verildiğine sıklıkla rastlanır. Sözleşmesel garantiler ile alıcının kanundan doğan sözleşmeden dönme, tamirat, değişim, bedelde indirim gibi seçimlik hakları genişletilebilir, tekrarlanabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Tarafların kanunda öngörülen sorumluluk rejimini ortadan kaldırarak sözleşme hükümlerini uygulamak istemeleri halinde, bunu açık şekilde kararlaştırmaları gerekir.

Satış sözleşmelerinde satıcının sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümler “sorumsuzluk anlaşması” niteliğindedir. Sorumsuzluk anlaşmaları çoğu hukuk düzeninde ve milletlerarası sözleşmelerde özel olarak ele alınır ve genellikle satıcının ağır kusuru, kasti ihlali veya ağır ihmali hallerinde ya da makul veya ölçülü olmadıkları durumlarda geçersiz kabul edilir.

Sorumsuzluk anlaşmalarının satıcının standart satış şartlarında yer alıp genel işlem koşulu niteliği taşıdığı durumlarda ise, dürüstlük kurallarına aykırı olarak alıcının aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olan sınırlandırmalar yazılmamış sayılır. Alman hukukunda bu konuda yer alan özel düzenleme gereği, sözleşmenin doğasından kaynaklanan esaslı hak ve yükümlülükleri sözleşmenin amacını tehlikeye sokacak ölçüde sınırlandıran genel işlem koşulları geçersizdir.

[1] Kapancı, Kadir Berk: 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Satış hukukunda Ayıptan Doğan Sorumluluk ve Sözleşmesel Garanti Taahhütleri, İstanbul 2012, s. 187-188.

[2] Kapancı, s. 25.

[3] Kapancı, s. 24.

[4] Kapancı, s. 25; Aral, Fahrettin: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara 2007, s. 152; Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt I, Ankara 1987, s. 175.

[5] Kapancı, s. 25; Akyol, Şener: Medeni Hukukta Çelişki Yasağı, Prof. Dr. Feyfi Feyzioğlu’nun Anısına Armağan, İstanbul 2007, s. 13 vd.; Gümüş, Alper Mustafa; Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 2008, s. 142; Yavuz, Cevdet: Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, İstanbul 1989, s. 98.

[6] Başalp, Nilgün: Sorumsuzluk Anlaşmaları, İstanbul 2011, s. 207.

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.