Acentelik Ve Tek Satıcılıkta İkale Sözleşmeleri

Haziran 2015 Prof. Dr. H. Ercüment Erdem
% 0

Giriş

Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi sona erdirmenin yollarından biri de ikale sözleşmeleridir. Taraflardan birinin tek taraflı fesih beyanı ile sözleşme ilişkisini sona erdirmesinden farklı olarak, ikale sözleşmeleri tarafların müşterek iradeleriyle sözleşmesel ilişkiyi sona erdirir, tarafların sözleşmesel hak ve borçlarının yerine getirildiğinin tespit edilmesini sağlar ve aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşme sonrası ilişkiyi düzenler.

Taraflar ikale koşullarını, ikalenin yürürlük tarihini ve ikale sözleşmesinin unsurlarını belirlemekte uygulanacak hukukun izin verdiği ölçüde serbesttirler. İkale sözleşmesinin içeriği, sona erdirilecek asıl sözleşmenin özellikleri ve tarafların niyeti dikkate alınarak belirlenmelidir. Tarafların tercihine göre ikalenin yürürlüğü sözleşmenin imza tarihi veya imzadan sonra belirli bir tarih ya da bir olayın tarihi olarak belirlenebileceği gibi, ikalenin geçmişe etkili olarak yürürlüğe gireceği de kararlaştırılabilir.

Her iki taraf da asıl sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini yerine getirdiyse ve diğer tarafın ifalarını yeterli buluyorsa, ikale sözleşmesinde tarafların sona erdirilecek sözleşme tahtındaki görev ve yükümlülüklerinden ibrasına ilişkin bir hüküm öngörülebilir. İbra hükmü uygulanacak hukukun kurallarına aykırı olamaz. Uygulanacak hukuk ve uyuşmazlık çözüm merciinin, sona erdirilecek asıl sözleşmede düzenlenenden farklı şekilde belirlenmesi mümkündür.

Bu Hukuk Postası makalesi acentelik ve tek satıcılık sözleşmelerini sona erdiren ikale sözleşmelerinin özelliklerini ve temel içeriğini inceler. Her iki sözleşme tipine uygulanabilir olan temel prensipleri açıklar ve gereken yerlerde farklılıklarına da değinir.

Stokların Kullanılması ve Geri Alınması

İşin olağan akışı kapsamında acenteler stok bulundurmaz. Tek satıcılık sözleşmelerinin ikalesinde ise, stokların tek satıcı tarafından kullanılmaya devam edilip edilmeyeceği veya sağlayıcı tarafından geri alınıp alınmayacağı tarafların anlaşmasına bağlıdır. Tek satıcı tarafından geri alınması halinde, geri almaya konu malların durumunun (örneğin yeni olup olmadıkları, orijinal paketinde saklanıp saklanmadıkları, vb.) ikale sözleşmesinde açıkça belirlenmesi önem taşır. Geri alım fiyatının belirlenmesine dair esaslar tek satıcılık sözleşmesinde düzenlenmemiş ise, tarafların geri alma fiyatı üzerinde de anlaşmaya varması gerekir. Fiyat belirlenirken malların durumu göz önünde bulundurulur.

Verilerin Yok Edilmesi ve Gizlilik

Acentelik ve tek satıcılık ilişkisi kapsamında genellikle sağlayıcının gizli bilgi ve belgeleri, acente veya tek satıcı ile paylaşılır. Bu nedenle, ikale sözleşmesi söz konusu bilgi ve belgelerin akıbetine ilişkin hükümler içermeli ve bu doğrultuda acente veya tek satıcının uhdesinde bulunan veriler yok edilmeli veya sağlayıcıya iade edilmelidir. Tarafların ikale sonrası gizlilik süresi belirleyebilmesi yürürlükteki rekabet hukuku kısıtlamalarına tabidir. Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz[1]’da kamuya mal olmamış know-how’ın kullanılması ve açıklanmasının süresiz olarak yasaklanabileceği belirtilir. Avrupa Birliği Komisyonu’nun 330/2010 sayılı Tüzüğü[2] (“Tüzük”) de Türk hukukundakine paralel bir düzenleme içerir ve kamuya açık olmayan know-how’ın kullanımı ve açıklanmasına ilişkin olarak tek satıcıya süre bakımından sınırsız bir kısıtlama getirilmesine izin verir.

Rekabet Etmeme Yükümlülüğü

İkale sözleşmelerinde sona erme sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne yer verilebilir. İlgili hükümlerde rekabet yasağına tabi bölgenin kapsamı, ürün veya hizmetlerin neler olduğu ve yasağın süresi mutlaka belirtilmelidir. Rekabet yasağı tek satıcılar için bir yıl, acenteler için ise iki yıldan fazla süreyle getirilemez.

Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”)[3] acentelik ilişkilerini düzenleyen 123. maddesi acenteye uygun bir tazminat ödenmesi şartıyla sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet yasağı getirilmesine izin verir. Madde uyarınca, rekabet yasağı anlaşması yazılı şekilde yapılmalı ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bir belge acenteye verilmelidir. Anlaşma fesih tarihinden itibaren en fazla iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve acentenin kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerle ilgili konulara ilişkin olabilir. Avrupa Birliği Konseyi’nin 86/653/EEC sayılı Yönergesi[4] (“Yönerge”) de acenteye tazminat ödenmesi şartı dışında benzer hükümler içermekle birlikte, ulusal mevzuatların konu hakkında başkaca sınırlamalar getirmelerine olanak tanır. Rekabet etmeme yükümlülüğü öngörülmesi acentelik ilişkileri için genellikle kabul edilen bir uygulamadır.

Tek satıcılık sözleşmelerinin sona erdirilmesi sonrası rekabet etmeme yükümlülüğü öngörülmesi ise kural olarak ne Tüzük ne de Rekabet Kurumu’nun 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği[5] uyarınca mümkündür. Ancak her iki mevzuatta da tek satıcıya şu şartlarla en fazla bir yıl süreyle rekabet yasağı getirilebileceği belirtilir: (i) yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle rekabet halindeki mal ve hizmetlere ilişkin olması, (ii) anlaşma süresince tek satıcının faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve (iii) sağlayıcı tarafından tek satıcıya devredilen know-how’ı korumak için zorunlu olması.

Müşterilerin Devri

Müşterilerin devri konusunda acentelik ve tek satıcılık ilişkileri farklı hukuki düzenlemelere tabidir. Acentelik ilişkisinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, acentenin ilgili bölgedeki müşterilerini müvekkile devretmesi ve geçiş sürecinin sorunsuz ve etkin bir şekilde yürütülmesi için müvekkile destek vermesi gerekir.

Tek satıcılar ise kendi nam ve hesaplarına hareket ettiklerinden, müşterilerini sağlayıcıya devretmeleri beklenmez. Ancak bu durum, ikale sözleşmesinde müşterilerin devrine ilişkin bir düzenleme yapılmasına engel değildir. Böyle bir düzenleme rekabet etmeme yükümlülüğünün bir uzantısı olarak öngörülebilir.

Her iki sözleşme türünde de, acente ve tek satıcıların ilgili bölge içindeki tüm satışlarını, satış tekliflerini, ürünlerin reklam ve promosyonlarını durdurmaları ve sağlayıcıyı temsil etmeyi bırakmaları gerekir.

Sona Erme Sonrası Komisyon

Yönerge uyarınca acentelerin sona erme tarihinden sonra kurulan işlemler için de komisyon isteme hakkı vardır. Ancak bunun için (i) işlemin büyük ölçüde acentenin acentelik ilişkisi sırasındaki çabaları ile ve sona erme tarihinden sonra makul bir süre içerisinde kurulmuş olması; veya (ii) sözleşme sırasında olsaydı acentenin ücret isteyebileceği bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabının acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce müvekkile veya acenteye ulaşmış olması gerekir. TTK m. 113/3 de sona erme sonrası ücrete hak kazanım için aynı koşullara yer verir.

İhbar Süreleri

Bir sözleşmede belirli bir süre yer almıyorsa ya da almasına rağmen her iki taraf da bu sürenin bitiminden sonra sözleşmeyi uygulamaya devam ediyorsa, o sözleşme belirsiz süreli sayılır. Yönerge belirsiz süreli sözleşmelerin sona erdirilmesindeki asgari ihbar sürelerini ihbarın verilme zamanına göre düzenler. Buna göre; sözleşmenin ilk yılı süresince ihbar süresi bir ay, ikinci yılda iki ay ve üçüncü ve devamındaki yıllarda üç aydır. Taraflar daha kısa ihbar süreleri kararlaştıramazlar.

Üye ülkelerin ulusal düzenlemelerinde dördüncü yıl için dört ay, beşinci yıl için beş ay, altıncı ve devamındaki yıllar için altı ay olmak üzere daha uzun ihbar süreleri öngörülebilir. Ayrıca üye ülkeler tarafların bunlardan daha kısa ihbar süreleri kararlaştıramayacağını düzenleyebilirler. Türk hukukunda ise ihbar süresi üç ay olarak belirlenir.

Taraflar yukarıda belirtilenlerden daha uzun ihbar süreleri kararlaştırmakta serbest olduğundan, buna ilişkin bir hüküm ikale sözleşmelerinin önemli unsurlarından biridir. Sözleşmede daha uzun ihbar sürelerine yer verilmesi halinde, müvekkil tarafından uyulması gereken sürenin acente tarafından uyulması gereken süreden daha kısa olamayacağı ve buna dair feragatin geçersiz olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Denkleştirme İstemi veya Zararın Tazmini

Yönerge, üye ülkelere acenteye denkleştirme istemi veya zararın tazminini talep etme hakkı tanınması arasında seçim hakkı sağlar. Buna göre, üye ülkeler mevzuatlarında denkleştirme istemi veya zararın tazmini hükümlerine yer vermelidirler. Acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesinden önce taraflar acentenin zararına olacak şekilde denkleştirme veya tazminat hükümlerinden vazgeçemezler. Acentenin sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren bir yıl içinde denkleştirme veya tazminat istemi hakkını ileri sürmesi gerekir; aksi halde acente bu haklarını kaybeder.

Acenteye (i) sözleşme acentenin kusuru sebebiyle müvekkil tarafından feshedilmişse; (ii) müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan veya acentenin yaşı, maluliyeti ya da hastalığı gibi sonucunda faaliyetlerini devam ettirmesi acenteden makul şekilde beklenemeyecek sebepler dışındaki sebeplerle sözleşme acente tarafından feshedilmişse; veya (iii) acente sözleşme tahtındaki hak ve yükümlülüklerini başka bir kişiye devretmişse, denkleştirme istemi veya zararın tazmini hükümleri uyarınca bir ödeme yapılmaz.

Zararın Tazmini

Sona erme sonucunda acente özellikle normalde hak kazanacağı komisyondan mahrum kalmışsa ve bu sırada müvekkil acentenin faaliyetlerinden kaynaklanan bir menfaat elde etmişse ya da acente müvekkilin önerisi üzerine sözleşmenin ifası için maruz kaldığı masraf ve giderleri geri alamadıysa, uğradığı zararlarının tazminini talep etme hakkına sahiptir.

Denkleştirme İstemi

Yönerge uyarınca acente tarafından ancak şu koşullarda denkleştirme isteminde bulunulabilir: (i) acente yeni müşteriler getirdiyse veya mevcut müşterilerle yapılan işlem hacmini önemli ölçüde arttırdıysa ve müvekkil bu müşterilerle yürütülen işlerden önemli menfaatler elde etmeye devam ediyorsa ve (ii) somut olayın özellikleri ve özellikle söz konusu müşterilerle yapılan işlemlerde acente tarafından kaybedilen komisyon değerlendirildiğinde ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa.

Türk hukukunda da acentenin denkleştirmeye hak kazanma koşulları Yönerge’de sayılanlar ile benzerdir. Ayrıca TTK’nın 122. maddesi ilgili hükümlerin hakkaniyete aykırı düşmediği ölçüde tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hallerinde de uygulanacağını belirtir.

Sonuç

Acentelik ve tek satıcılık sözleşmelerinin sona erdirilmesine ilişkin ikale sözleşmeleri genellikle rekabet etmeme yükümlülüğünü, denkleştirme istemini, stokların durumunu, ihbar yükümlülüklerini ve süreleri düzenleyen hükümlere yer verir. Bu hükümler, sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında, ikaleye konu asıl sözleşmenin nitelikleri ve tarafların niyetine bağlı olarak başkaca konuları içerecek şekilde genişletilebilir. Uygulanacak hükümler ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiği için ikale sözleşmeleri hazırlanırken yerel mevzuat mutlaka dikkate alınmalıdır.

[1] Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz 3 Haziran 2009 tarihinde yayımlandı. Gizli bilgiye ilişkin hüküm Kılavuz’un 40. paragrafında yer alır. Kılavuza ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FBa%C5%9Fvuru+Rehberi%2Fdikey.pdf (erişim tarihi: 09.07.2015).

[2] Avrupa Birliği Komisyonu’nun 330/2010 sayılı Dikey Anlaşma Türlerine ve Uyumlu Eylemlere Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma Madde 101(3)’ün Uygulanmasına İlişkin Tüzüğü 23 Nisan 2010 tarihinde yayımlandı. Know-how’ın gizliliğine ilişkin hüküm Tüzüğün 5/3 numaralı maddesinde yer alır. Tüzüğün İngilizce metnine ulaşmak için bkz. http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:32010R0330&from=EN (erişim tarihi: 09.07.2015).

[3] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[4] Avrupa Birliği Konseyi’nin 86/653/EEC sayılı Üye Ülkelerin Bağımsız Çalışan Ticari Acentelere İlişkin Hukuklarının Koordinasyonuna İlişkin Yönergesi 31 Aralık 1986 tarihinde yayımlandı. Acentelerin fesih sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin hüküm Yönerge’nin 20. maddesinde yer alır. Yönerge’nin İngilizce metnine ulaşmak için bkz. http://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:31986L0653&from=EN (erişim tarihi: 09.07.2015).

[5] 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyet Tebliği 14 Temmuz 2002’de yayımlandı ve aynı tarihte yürürlüğe girdi. Tek satıcıların fesih sonrası rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin hüküm Tebliğ’in 5(b) numaralı maddesinde yer alır. Tebliğ’e ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fTebli%25c4%259f%2fteblig35.pdf (erişim tarihi: 09.07.2015).

Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın bu makale kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz, yayımlanamaz, dağıtılamaz veya başka bir suretle yayılamaz. Kaynak gösterilmeksizin veya Erdem & Erdem’in yazılı izni alınmaksızın oluşturulan içerikler takip edilmekte olup, hak ihlalinin tespiti halinde yasal yollara başvurulacaktır.

Diğer İçerikler

Hukuk Postası
Sermaye Şirketlerinde Haklı Nedenle Fesih Davası

Bir şirketin feshi, tescil ile kazanılan tüzel kişiliğin ortadan kalkmasına yol açarak, şirketin sona erme sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkan infisahın, özellikli bir görünümüdür. Hâkimin inşai hükmüyle bir şirketin feshine ve bunun doğal sonucu olarak sona ermesine yol açan bu özel dava türü...


Ticaret Hukuku 30.06.2022
Hukuk Postası
Aile Şirketlerinde Yol Ayrımı

Kontrol veya yönetimin bir ailenin üyelerine ait olduğu şirketler, aile şirketi olarak kabul edilir. Aile üyeleri, şirket kontrolünü sağlayan payları elinde tutabildiği gibi yönetim yetkisini de elinde bulundurur. Aile şirketleri, aile üyeleri için fırsat, güvence ve gelir demektir...

Ticaret Hukuku 30.06.2022
Hukuk Postası
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak...

Ticaret Hukuku Ağustos 2017
Hukuk Postası
Adi Ortaklıklar

Türk hukukunda adi ortaklıklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca (nihai olarak kazanç elde etme amacına) ulaşmak üzere...

Ticaret Hukuku Nisan 2014
Hukuk Postası
Tüzel Kişilerin Tabiyeti
Ticaret Hukuku Ekim 2012
Hukuk Postası
Genel Kurul Kararlarının İptal Nedeni Olarak Örtülü Kazanç Aktarımı

Anonim şirketlerde örtülü kazanç aktarımı, geniş anlamda şirket malvarlığının ilişkili taraflara aktarılmasını konu alan ve birçok farklı görünümü barındıran bir kavram olarak karşımıza çıkar. Sermaye piyasaları hukukunda kanun seviyesinde ve...

Ticaret Hukuku Şubat 2022
Hukuk Postası
Türk ve Alman Hukukunda Elektronik İmza
Ticaret Hukuku Aralık 2021
Hukuk Postası
Bilgi Sistemleri Yönetimi
Ticaret Hukuku Mart 2018
Hukuk Postası
Genel Kurul Çağrı Davaları
Ticaret Hukuku Ağustos 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Taşıyanın Hapis Hakkı
Ticaret Hukuku Haziran 2021
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Oy Hakkının Donması
Ticaret Hukuku Temmuz 2020
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Veto Hakkı
Ticaret Hukuku Ağustos 2020
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemi Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2020
Hukuk Postası
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri
Ticaret Hukuku Mart 2020
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hacizli Payların Devri
Ticaret Hukuku Temmuz 2019
Hukuk Postası
Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı
Ticaret Hukuku Mayıs 2019
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Organların Eksikliği
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Futbol Kulüplerinin Şirketleşmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
2016 York Anvers Kuralları
Ticaret Hukuku Mart 2019
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Teknik İflasta Yenilikler
Ticaret Hukuku Eylül 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Primli Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2018
Hukuk Postası
Taksitle Satış Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Temmuz 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Haziran 2018
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Gemilerin İhtiyati Haczi
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Pay Rehni
Ticaret Hukuku Mayıs 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Güncellenmiş FIDIC Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Nisan 2018
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Türkiye’deki Hisse Opsiyon Planları
Ticaret Hukuku Haziran 2017
Hukuk Postası
Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Mayıs 2017
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı
Ticaret Hukuku Nisan 2017
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sermayenin Kaybı
Ticaret Hukuku Eylül 2015
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Kefil Olma Ehliyeti
Ticaret Hukuku Şubat 2015
Hukuk Postası
Acentenin Rekabet Etmeme Yükümlülüğü
Ticaret Hukuku Aralık 2014
Hukuk Postası
Özel Denetim İsteme Hakkı
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Pay Devri mi, Malvarlığı Devri mi?
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu
Ticaret Hukuku Ekim 2014
Hukuk Postası
Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih
Ticaret Hukuku Eylül 2014
Hukuk Postası
Sermaye Taahhüdü Yoluyla Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Ağustos 2014
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şarta Bağlı Sermaye Artırımı
Ticaret Hukuku Mart 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi
Ticaret Hukuku Şubat 2014
Hukuk Postası
Hâkimiyet Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Ocak 2014
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisi
Ticaret Hukuku Aralık 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Paysahipleri Sözleşmeleri
Ticaret Hukuku Kasım 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Şubeler Ve İrtibat Büroları
Ticaret Hukuku Ağustos 2013
Hukuk Postası
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Limited Şirkette Çıkma Ve Çıkarılma
Ticaret Hukuku Temmuz 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletmenin Tür Değiştirmesi
Ticaret Hukuku Nisan 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticaret Sicili Yönetmeliği
Ticaret Hukuku Ocak 2013
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Finansal Kiralama Sözleşmesi
Ticaret Hukuku Aralık 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kar Payı Avansı
Ticaret Hukuku Eylül 2012
Hukuk Postası
Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi
Ticaret Hukuku Ağustos 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye
Ticaret Hukuku Haziran 2012
Hukuk Postası
Yeni TTK’da Finansal Yardım Yasağı
Ticaret Hukuku Nisan 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Kurumsal Yönetim İlkeleri
Ticaret Hukuku Mart 2012
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Kuruluşunda Yenilikler
Ticaret Hukuku Şubat 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam
Ticaret Hukuku Ocak 2011
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar
Ticaret Hukuku Kasım 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Faturaya Konan Vade Farkı Kaydı
Ticaret Hukuku Haziran 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Anonim Şirketlere Kayyum Atanması
Ticaret Hukuku Şubat 2010
Hukuk Postası
Hukuk Postası
Çeklerde Sil Baştan
Ticaret Hukuku Aralık 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar
Ticaret Hukuku Haziran 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Ücret
Ticaret Hukuku Mayıs 2009
Hukuk Postası
Türk Hukuku ve FIDIC Kapsamında Ek Süre
Ticaret Hukuku Nisan 2009
Hukuk Postası
Çek Hukukunda İki Yenilik
Ticaret Hukuku Şubat 2009
Hukuk Postası
Anonim Şirketlerin Denetiminde Yeni Düzen
Ticaret Hukuku Şubat 2009

Yaratıcı hukuk çözümleri için iletişime geçin.